Takvim
Eylül 2016
P S Ç P C C P
« Ağu    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

MASAL MASAL MATİDAS !

masal2BİR ÇİN DARBI-MESEL’İ…..

Bir adam okçu olmak istiyormuş…
Bir okçu ustasının yanına çırak olmuş.
Beş yıl geçirmiş orada.
Bir gün ustası demiş ki “Benden öğreneceğini öğrendin, benim bildiğim bu kadar, var git artık sen de usta bir okçusun.”
“Yok” demiş adam, “ben daha fazlasını öğrenmek isterim.”
“Öyleyse falan yerde bir usta var, onun yanına git.”
Adam beş yıl da o ustanın yanında kalmış.
Sonunda o da “Bütün bildiklerimi öğrettim sana” demiş.
Adam “Bu bana yetmez” demiş.
Oradan başka bir ustanın yanına gitmiş… Oradan başka bir ustanın yanına daha…
Sonunda ülkedeki bütün ustalar ona “sen oldun” demişler, “her şeyi öğrendin.”
“Yok” demiş adam, “bu yetmez bana.”
“Peki öyleyse” demişler, “bir dağın başında yalnız yaşayan bir usta var, herkesten çoğunu o bilir, onun yanına git.”
Yazının Devamını Oku »

AHMET NECDET SEZER !..CUHMURİYET TARİHİNİN EN PASİF CUMHURBAŞKANLARINDAN BİRİSİ !..

ahmet_necdet_sezer_dusuncelAHMET NECDET SEZER !..

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 7 yıl 3 ay 12 gün görevde kaldı. Görev süresi boyunca 72 yasa, 7 KHK, 14 Bakanlar Kurulu Kararı, 769 müşterek kararname ve atamalara ilişkin 30 Bakanlar Kurulu Kararı’nı iade etti.

Cumhuriyet tarihinin en pasif Cumhurbaşkanlarından birisi oldu.

Çankaya dışına nadiren adım attı. Basına hiç mülâkat vermedi, fotoğraf ve görüntülerinin çekilmesinden haz etmedi. Zorunlu olmadıkça açılış törenlerine de katılmayan Sezer, ender olarak katıldığı açılış törenlerinde kurdele kesmek için eline makas bile almadı.

2004 yılında Çankaya Köşkü’nde oğlu Levent Sezer’i evlendirdi.

“Miraç Gecesi”ne denk gelen oğlunun düğününde davetlilere “içki servisi” yaptırdı. AK Parti karşıtı yayın yapan Kanaltürk’ün 5 yıldızlı otel resepsiyonuna katılırken, şehit cenazelerine ve Çanakkale kutlamalarına katılmamayı tercih etti.  Yazının Devamını Oku »

POKEMON DELİLİĞİ !..

pokemon
NAMAZA GEL DESEN CAMİYE GELMEZLER AMA POKEMON AVINA CAMİYE GİDİYORLAR !..
Akılla, zekayla, mantıkla, bağlarımızı kopardık..Telefonlarımız akıllı oldu, bizler aptallaştık!..
Bu toplum yavaş yavaş ortak bir deliliğin içine akıyor.
Adeta delirdik. Bu “delirme” hali katman katman dağılıyor toplumun içine.
POKEMON ÇILGINI OLDUK !..
Türkiye’de son günlerde çok sayıda genç sadece Pokemon karakterlerini yakalamak için sokağa çıkıyor..
Artık cami bahçelerinden AVM’lere ve deniz kenarlarına kadar her yer Pokemon avlamak için elinde cep telefonlarıyla yürüyen gençlerle dolmaya başladı.
Akıllı telefonlarla oynanan bu oyun çıkmadan önce, dakikada 3 tweet atılırken, oyun çıktıktan sonra ise dakikada yaklaşık olarak bin 400 tweet paylaşılmış..
***

Yazının Devamını Oku »

SAHTE GÜLÜŞLER ARDINDAN “DOST” SANILANLAR !…

1118821GERÇEK DOSTLAR SEVEN KALPLERDEDİR !…
Dost dediklerimiz vardır, “bittiğimizde” biten…
Arkadaşlar vardır umulmadık anda “omuz veren”..
Bir telefon görüşmesi, bir yorum, bir yazı ile “tanıdıklar” vardır dosttan ileri gönül tahtımıza yerleşen,
Ve “zavallılar” vardır kariyeri, parayı, şöhreti her şey zanneden…
Sahte gülüşlerin ardında ki yüzleri görmek için ya ekonomik olarak mağdur, ya hasta ya da işe ihtiyacınız olacak !
Bir kez sorar sonra kaybolurlar.
Dönüp yaşanmışlıklara bakarsınız, kurulan sofralarda ki kahkahalar gelir aklınıza, yatağınızı verdiğiniz günlerinizi anımsarsınız.

Yazının Devamını Oku »

GEREKSİZ İNSANLAR!

01testere_dGEREKSİZ İNSANLAR!

Gereksiz insanlar vardır, kimi zaman hayatımızda, ne haz verirler, ne zevk alırlar.

Merhabasından hayır gelmeyen merhabası bile zarar olan insanlardır. Çevreye bir tutam serpilmiş ama ayarı fazla kaçmıştır.

İstenmeyen tüy (bildiğin kıl) gibidirler, her yerde numunelik bulunur.

Kendisini her haltı bildiğini zanneden varlıklardır.

Aslında unların ne kendisine, ne çevresine, ne de ülkesine bir hayrı yoktur…

Kibirlenen, kendini bir şey sanan insan türüdür.

Yüzünüze bile bakmayan ama işi düştüğünde ananızdan babanızdan daha yakınmışçasına hareketler sergileyen insanlardır.

Çoğunlukla insanın karşısına iş hayatında çıkarlar. Gereksizlik adeta üzerlerinden akmakta olduğu için, selam, günaydın vb. muhabbetlere girmek bile gereksiz olur.

Dünyaya ya da ülke hiçbir faydası yoktur ve hiçbir şeyi de beğenmez. Klavyenin başında herşeyi eleştrir. Teknolojiyi , ekonomiyi, diğer insanları.. Yazının Devamını Oku »

“İÇKİ” ÜZERİNE DERLEMELER…

içki....“İÇKİ”…

Önce siz bir içki alırsınız.

Sonra içki bir içki alır.

Sonra da içki sizi alır.

 

“İÇKİ” ÜZERİNE SÖYLENMİŞ GÜZEL SÖZLER…

İçki bütün kötülüklerin anasıdır…(Hz. Muhammed)

Sarhoşluk kusur yaratmaz, kusurları açıya vurur…(Seneca)

İçkinin üstesinden gelirim sanırsan, içki senin hakkından gelir…(Amerikan sözü)

Keçi şarap içmiş, dağda kurt aramaya çıkmış…(Türk sözü)

İçki dolu her kadeh lanetliktir, içindeki de şeytan…(William Shakespeare)

Yazının Devamını Oku »

700 YILLIK ALTIN ÖĞÜT…

OSMAN GAZİ VE ŞEYH EDİBALİŞEYH EDEBALİ’NİN, OSMANLI DEVLETİNİN KURUCUSU ve
DAMADI OSMAN GAZİ’YE VASİYETİ….

Ey oğul, artık Bey’sin!
Bundan sonra öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana.
Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize, hoşgörmek sana.
Anlaşmazlıklar bize, adalet sana.
Haksızlık bize, bağışlamak sana…

Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma; insanı yaşat ki devlet yaşasın. Yazının Devamını Oku »

ZENGİNLİK VE FAKİRLİK…

XENGİNLİK YARIŞIZENGİNLİK VE FAKİRLİK…

Çok güzel bir hikâye..
Kendisini fakir gören insanların, aslında ne kadar zengin olduklarını da gösteriyor okuyacaklarınız. 
Her şey hangi zaviyeden bakıldığına bağlı. 
Hepimiz başkalarının servetine göz koymaktansa, sahip olduğumuzun farkına varsak, belki daha aydınlık bir dünyada ve daha mutlu yaşayabiliriz.
Yazının Devamını Oku »

DUYGULARI GEÇERSİZ KILAN YAKLAŞIMLAR..

ERKEK VE KADINFARKLI BİR ŞEKİLDE HİSSETMENİZ İÇİN ZORLAMA….

Aşağıda verilen örneklerin hepsi kişinin duygularını ifade etmesine karşı geliştirilen “Geçersiz Kılma” çabalarıdır.

1-Gülümse

2-Mutlu ol

3-Neşelen

4-Unut artık

5-Büyü artık

6-Ağlama

7-Üzülme

8-Endişelenme

9-Şikayet etme

10-Gülme

11-Kızma Yazının Devamını Oku »

ARKADAŞLIKTAN UZAKLAŞMA ZAMANI …

cube-61-7217fc40-cd34-4d1d-97fd-3ee2e9735471ARKADAŞLIK DA YAŞAM GİBİDİR…

Hepimiz birileriyle arkadaş oluruz. Hatta birden bire sıkı fıkı oluruz. Herşeyi sakınmadan anlatır, paylaşırız. Bir süre sonra bir soğukluk girer araya. Sadece kısa sohbetlerde buluşuruz. Öyle zaman gelir ki ayrılmak şart olur.

Elif Şafak diyor ki: Bazen biriyle fena halde arkadaş oluyorum, sonra biraz tanıyınca geçiyor… Siz de yaşadınız mı böyle durumlar?

Arkadaşlık da hayat gibi dinamiktir. Arkadaşkardan biri evlenir, diğeri hala bekardır. Biri iyi iş bulur, diğeri işsizdir. Biri kariyer yapar, diğeri evde oturup çocuklarını büyütür. Birine Allah “yürü ya kulum” der, diğeri kıt kanaat geçinir. Biri dünyayı seçer, diğeri ahireti. Bunun gibi değişimler arkadaşlar arasında çekişmeler doğurabilir. Ancak bu değişimler oldukça sağlıklıdır. Oldukça doğaldır. Hepimiz büyüyoruz. Hepimiz olgunlaşıyoruz. Ve doğal olarak değişiyoruz. Yeni ilgi alanları geliştiriyoruz, yeni yaşam biçimlerine ilgi duyuyoruz.

Arkadaşlar arasında farklılaşan bakış açısı bazen de ayrılıklara neden oluyor. Kızım okuladaki arkadaşlıklarını ve aralarında geçen sorunları benimle paylaştığında ona birkaç öneride bulunuyorum. Beni pek dinlemiyor ama belki dinleyen birileri çıkar diye burada paylaşıyorum: Yazının Devamını Oku »

PARA ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER..

PARAPARA !..

“İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan korkulur” demiş üstat Necip Fazıl Kısakürek.

“Para her kapıyı açar” diyenlerin, para için çalmayacakları kapı yoktur” demiş bir diğeri

Ancak şu unutulmamalıdır ki, para her kapıyı açar ancak kilitleyemez.

Para ile insan ilişkisi aynen şöyledir: insan paranın sahtesini yapar, para da insanın. Para her şeyi yapar ama insanı yapamaz.

Para insanı değiştirmez, sadece maskesini düşürür..

Para her şey değildir. Ama önem sırasında oksijenin altında yer alır. Para her şey yapmaya teşvik eden bir melek ya da şeytandır.

Bir Türk Atasözü “Para mutluluk getirmez”  der. Gerçekten de, para sizi mutlu etmez, çünkü mutluluk da zengindir. Para ile satın alınan mutluluk daha fazla paraya venilir. Yazının Devamını Oku »

EVLENMEYİ DÜŞÜNENLER BU YAZIYI MUTLAKA OKUYUN…

EVLENMEYİ DÜŞÜNENLERE YOL GÖSTERECEK BİR YAZI…
İnsanların, uymak zorunda kaldığı bazı davranış biçimleri vardır. 
İster toplumsal miras deyin ister sorumluluk deyin; Evlenmek, aile olmak, çocuk sahibi olup, onları iyi yetiştirmek, onları hiçbir şeyden mahrum bırakmamak, topluma faydalı insanlar olarak yetiştirmek, gibi…..
Gençken, kendini yaşama öylesine kaptırıp gidiyorsun ki, ne zamanın ne de yaşamın nasıl hızla akıp gittiğinin anlayamıyorsun. 
Fakat, mutsuz bir evlilik yapmışsan, hayat çekilmez oluyor…
Ve bir an geliyor, balatalar patlıyor. İşte o zaman,”Peki ben ne olacağım?” diye soruyorsun….
Bu yüzden, kısa heyecanlara kapılıp, mantıktan yoksun, sadece duygularınla hareket edip, evlenmeye karar vermeden önce, doğacak sonuçları, mantık süzgecinden geçirmek ve öyle karar vermen lazım..
Evliliklerim boyunca karılarıma ve çocuklarıma karşı bütün sorumluluklarımı yerine getirmeme rağmen, ben mutlu olamadım. 

Yazının Devamını Oku »

BUGÜN “CUMA” BİLİYORSUN!…

bayram-egepehlivanBUGÜN “CUMA” BİLİYORSUN!…
Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu.
Gel seni camiye götüreyim, dedim.
Bugün Cuma biliyorsun.
Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun, dedi.
Müslüman olduğun halde seni namaz kılmaktan alıkoyan sebep nedir..?
Ne bileyim olmuyor işte, dedi.
Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar diye endişe ediyorum.
Gayri ihtiyari gülmeye başladım.
Herhalde şaka yapıyorsun, dedim.
Bunun için cami terk edilir mi..?
Ciddi söylüyorum, dedi.
Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.

Yazının Devamını Oku »

“ASLINDA”….

YAZI YAZMA“ASLINDA”….
Aslında bazen, hayatına girenleri düşünmeyi bir kenara bırakıp, kimlerin çıkması gerektiğini düşünmek gerek..
Aslında düşünmeye bile gerek yok. Ben kendimi biliyorsam, kendini bilmezlerin hakkımda söylediklerinin ne önemi olabilir..
Aslında bir insana yeni hiçbir şey öğretemezsiniz. Siz ona yalnız kendi içinde bir şeyler keşfetmesine yardımcı olabilirsiniz…
Aslında bütün kadınlar tatlı sözleri sever; ama iltifatların yalan mı gerçek mi olduğunu anlayacak kadar da zekiler…
Aslında büyük sevgi, sevilen şey hakkında bilgi sahibi olunmasıdır…
Aslında en zoru, kayıp oyunu kazanmaktır…
Aslında hayat, ondan bıkılamayacak kadar renklidir: Ama insan ille de siyah-beyaz görme eğilimindedir…
Aslında hayatın en güzel anı; her şeyden vazgeçtiğinde, seni hayata bağlayan birinin olduğunu düşündüğün andır…
Aslında herkes sevdiği insana bakarmış gibi hayata baksa; Belki de hayat, bu kadar acı vermekten vazgeçerdi insanlara… Yazının Devamını Oku »

 “AKYAR BARAJINDA BİR BALIK AVI”

 _DSC0014“AKYAR BARAJINDA BİR BALIK AVI”

 

Senelerce denizlerde zıpkınla av yapmış, oltayla balık tutmuştum ancak tatlı su avcılığı hakkında pek malumatım ve tecrübem yoktu.

Bu nedenle dostum Macit Kurtuluş’un hafta sonu yapacakları balık avı davetini büyük bir heyecanla kabul ettim..

Gideceğimiz yer, Ankara’ya 101 km, Kızılcahamam ilçesine 23 km uzaklıkta bulunan Akyar Barajı’ydı.

 

Bir saatlik bir yolculuktan sonra baraj gölündeydik..Barajın suları bir hayli çekilmişti. Dik bir yamaçtan aşağıya yürüyerek inip kampımızı kurduk.

Suların çekilmesiyle, daha önce baraj suları altında kalıp sadece temelleri kalan evlerin temel taşları masamız oldu.

Odun ateşinde demlenen çayımızla yaptığımız kahvaltıdan sonra, dostlar oltalarını, ben ise fotoğraf makinemi alıp çevreye dağıldık..

İlk dikkatimi çeken şey, baraj sularının altında kalmayan evleri ile yamaçta bulunan köy oldu.. Yazının Devamını Oku »

SANAL ORTAM, ARKADAŞLIK VE CAN DOSTLAR…

5708936_largeSANAL ORTAM, ARKADAŞLIK VE CAN DOSTLAR… 

Arkadaşlarımız, dostlarımız: Kendimizi emanet ettiğimiz kişiler… 
Önce arkadaşlıktan başlayalım…
Rivayet ne kadar doğrudur bilinmez ama: eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış. 
Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş.
Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi arka-taş olarak söylenmeye başlamış. Ve bundan, arkadaş şeklinde dilimize yerleşmiş….
Bugün bile güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir “ARKADAŞ”..…
Günlük hayatımızda çok önemlidir…
Paylaşacağımız, konuşacağımız belki de tartışacağımız kişilerdir arkadaşlarımız…
Yakınlıkları ise derecelendirilir. Ve sonunda can-dostlar oluşur…
Hani hastanız olur, hastalanırsınız. Dara düşersiniz. Şaşırırsınız. Gecenin bin yarısında arar yada kapısını çalarsınız. İşte can-dostlardır bunlar…
Hani bazen, başınıza gelen bir olaydan dolayı “Tanrı tarafından imtihan oldum” deriz. Arkadaşlık ve dostluk konusunda da böyledir.
Gerçek dostlar darda ortaya çıkar. Zira diğerleri kaçmıştır…
Zamanın değişimine ayak uydururken; sanal ortamda da arkadaşlar ediniriz. Arkadaşlıklar kurarız…
Ve hepimizin bir çok arkadaşı olduğu gibi hiç tanımadığımız kişilerle de arkadaş oluveririz…
Bu sıradandır. Sıradanlıktır. Sıradan arkadaşlıktır…
Elbette ki bundan bahsederken kötü niyetli kişilerin, sapıkların, dolandırıcıların da bazen arkadaş kıvamında sizinle yakınlık kurabileceğini unutmayın…
Çarşıda karşılaştığımız kişilerin bir kısmına selam verip geçerken bir kısmıyla da tokalaşır ayaküstü sohbet ederiz…
Sanal ortam da böyledir. Arkadaşlarınızın bir kısmının paylaşımlarını okuyup geçerken diğer kısmıyla iki satır sohbet edip hal hatır sorarsınız…
Birinci grubu (yani selamlaşıp yada paylaşımlarını okuyup geçtiklerimizi) çıkarırsak diğer kısımda kalan (o sohbet ettiğimiz) arkadaşlıkların da bir kısmıyla zamanla da olsa bir ilerleme olmadığı gibi bir selam ve paylaşımları için iki satır yorumdan sonrasına gerek görmeyiz…
Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi…Zira ortak yanlar çok azdır…
Bir de ukalalıktan vazgeçmeyenleri de bu kategoriye alıveririz…
Dolayısıyla kalan kısım iyi arkadaşlarımız yada “dost” dediklerimizdir…
Elbette bu da zamanla farklılaşabilir. Yani dostlarımız da daha sonra kategorilere ayrılır.
Politik olsun, edebi olsun, iş konusunda olsun, okuldan olsun, sevgi olsun, inanç olsun vs.. bir noktada buluşmak yeterli…
İşte bunlara “dostum” demekten onur duyarız…
Sıradan dostluklarda ise bir gün umursamazlık başlar… Her ne kadar görüşüldüğünde özlem, sitem ve sevgi dolu sözcükler sarf edilmiş olsa da:
Zamanla arayıp sorulmaz ve birkaç cümle hatta hal hatır bile esirgenir…
Günlük hayatta görmezden gelindiğinizi, sanal ortamda ise MSN listesinden silindiğinizi görürsünüz… (Bu bence aynıdır.) Hatta, MSN listesinden silmek “seni arkadaşlıktan sildim” demektir.
Buradan silindiğinizi görmek “Başkasıyla konuşuyorum/görüşüyorum sana zaman ayıramam” – “Benim girdiğimi ve girdiğim saati görme” – “Şu an sana tahammül edemem” – “Sana güven sorunu yaşıyorum” Vs.. Demek değil midir?
Tıpkı arkadaşlarınız ve dostlarınız tarafından görünmezden gelmek gibi…
Bu kişileri de çıkardığımızda arkadaşlıktan can-dostluğa giden yolun listesinde sanırım geriye ya tek kalıyorsunuz yada bir kişi. Hadi olmadı can dostum dediğin 3 – 5 kişi… (Hani dişi ağrıdığında dişinizin ağrıdığı!)
Yazının Devamını Oku »

“AYET”/ “SURE” / “CÜZ” NEYE DENİR?..

cumagun15_d“AYET”NEYE DENİR? ..

Ayet Kelimesinin Sözlük Anlamı: Apaçık alamet, işaret ve nişandır.

Ayet’in ıstılah mânâsı; Kur’an sureleri içinde yer almış olan, başı ve sonu belli cümlelerdir

KUR’AN’DA TOPLAM KAÇ AYET VARDIR?

Kur’an’da toplam kaç ayet var; 6.666 mı, 6.236 mı?

Kur’anı bize hep 6.666 ayettir diye öğrettiler. Halk arasında da  en çok bu görüşe rağbet edilmiştir.

Kur’an ayetlerinin sayısı hakkında ulema arasında da farklı görüşler ortaya çıkmıştır.

Bu farklılığın bazı sebepleri vardır.

Bunlar; bazı âlimlerin Kur’an’da ayet sonu olarak kabul ettiği yerleri diğerlerinin kabul etmemesi, sure başlarında yer alan besmelelerin ve hurûf-u mukattaa’nın ( ayrılmış münferit harflerin) müstakil birer ayet sayılıp sayılmaması vs. dir…

Basra, Kufe, Mekke ve Medine ekolüne mensup âlimler, ayet sayısı konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Yazının Devamını Oku »

FEVZİ ÇAKMAK VE KAZIM KARABEKİR NASIL UNUTTURULDU ?…

FEVZİ ÇAKMAK PAŞAFEVZİ ÇAKMAK VE KAZIM KARABEKİR NASIL UNUTTURULDU ?…

Yıllarca İstiklal Savaşı tek cepheli savaş gibi gösterildi. Varsa yoksa Batı Cephesi. Karambolde Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir unutturuldu? Tarihçi Mustafa Armağan unuturulan paşalar dosyasını Haber 7’ye açtı:Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ‘Karabekir Açılımı’nda söyledikleri önemliydi önemli olmasına ama resmi tarihimizde İstiklal Savaşının Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü yere göğe sığdırılamazken, Şark Cephesinin efsane komutanı Karabekir Paşa’nın önce unutturulup aradan bu kadar uzun bir süre geçtikten sonra hatırlanmasının garipliğine de bir şekilde değinmek gerekir. 

Soru şudur: 

Şimdiye kadar kimler engelledi ki, Genelkurmay Başkanlığı ancak ölümünün 62. yıldönümünde onu anma cesaretini gösterebildi? 

Yıllar yılı İstiklal Savaşı tek cepheli bir savaş gibi gösterildi, durdu. 

Varsa yoksa Batı Cephesi… Varsa yoksa şanlı komutan İsmet Paşa’nın Birinci ve İkinci İnönü “zaferleri”. 

Yazının Devamını Oku »

HER SEÇİM SONUCU YAYINLADIĞIM DEĞİŞMEZ YAZIM..

SEÇİM SANDIKLARIHER SEÇİMDE NAL TOPLAYACAKSINIZ…

Çok partili düzene geçtiğimiz 1950 yılından bu yana CHP hemen her seçimden yenik çıkmayı başarabilmiş, böylece de “yenilen pehlivan güreşe doymaz” sözünün ne kadar doğru olduğunu kanıtlamış bir siyasi partidir? Dünyada da sürgit ana muhalefet olarak kalmayı becerebilmiş tek siyasi kuruluştur!
Ve her yitirdiği seçim sonrası artık ezberlediğimiz mazeretleri birbiri ardına sıralar durur:

Hatay’ı Suriyelilerle doldurdular, AKP’ye ve Tayyip’e oy versinler diye!..
Dağdaki çoban da oy kullanacak!…
Araştırma yaptım Tayyip ancak %35 alır!..
Sandık başında bir sürü okuma yazma bilmeyen insan gördüm, bilmem ki bunlar nereye oy attılar!…

Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEM DEN SEÇMELER…

imagesCAGGBL8M

NE KADAR APTALMIŞIM Kİ…!..

Her sakallıyı dedem sanmışım…
Yıllarca kendime çekerek açmaya çalıştığım kapı, meğer iterek açılıyormuş…
Allah’a sığınmak gibi mükemmel bir duygu var iken, sana sığınmaya çalışmışım…
Zamanında sevmemem gereken insanları sevip gözyaşı dökmüşüm…
Sevdigin kadar sevilirsin sözüne çok inanmışım…
Onun da beni sevdiğini sanmışım…
Bazı hayvanları insan sanmışım…
Herkesi kendim gibi sandım…,
Yine aynı hatayı yaptım. Birdaha asla ‘gerçekten’ inanmam güvenmem derken İnan dedi İNANDIM güven dedi GÜVENDİM…
Her karşıma çıkanı insan sanmışım…

FARZET Kİ!..
Farz et ki yazdıklarımı anlayabildin.
Ya anlayamadıkların?
Ya yazıp da sildiklerim?
Ya yazamadıklarım? …

BİZİM ZAMANIMIZ DA SİYAH ÖNLÜK VARDI!…
İlkokulda önlüklerimiz siyahtı.
Yazının Devamını Oku »