En Son Yorumlar
    Takvim
    Nisan 2011
    P S Ç P C C P
     123
    45678910
    11121314151617
    18192021222324
    252627282930  

    Nisan, 2011

    BİR DOST TAVSİYESİ – Birilerinin enerjini alıp gitmesine izin verme..

    BİR DOST TAVSİYESİ…

    Birilerinin enerjini alıp gitmesine izin verme…

    *Çevrene pozitif enerji yayan biriysen eğer daha dikkatli ol…

    Kafalarında yarattıkları saçma bir dünyayı senin kafana geçirerek enerjini çalmalarına izin verme…

    *Hayatta sadece sorunları olduğunu düşünenleri anlamak zorunda bırakma kendini…

    Hayatın gerçek bir mucize olduğunu, şiir gibi güzellikleri bağrında taşıdıgını, hayatın her insana bir şekilde gülümsediğini anlamayanlarla uğraşma… Yazının Devamını Oku »

    TAKSİME CAMİ NİÇİN YAPILAMAZMIŞ?…

    TAKSİME CAMİ NİÇİN YAPILAMAZMIŞ?…

    Çünkü “yürüme mesafesinde yeterince dini tesis” varmış.
    Minicik Ağa Camii var, bir de taa Şişli’de “burjuva camii”, başka hatırlayamadım.
    Bir de Maksem’in hemen arkasında “lumpen mescidi” var tabii. Sokak aralarını bilemem, çetelesini tutmadım.
    Aya Triada var, elde zulmetmeye ortodoks cemaat kalmadığı için boş duruyor, çevrede binlerce Müslüman yaşıyor, büyük cami yok.
    Yaptırmıyorlar.
    “Dini simge” olduğu için!
    Çünkü Sinan çok öngörülü bir adam, Süleymaniye’yi dört yüz elli sene sonra AKP’ye oy getirsin diye inşa etmiş. Yazının Devamını Oku »

    LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI…

    LOZAN HADİSESİ…

    Resmi tarih dışında bir şey yazmak, söylemek yasak..
    Kazım Karabekir’in anlattıkları ile Mustafa Kemal’in anlattıkları örtüşmüyor..
    Rıza Nur hatıratında tamamen başka şeyler söylüyor. Şeyhülislam Mustafa Sabri efendinin anlattıkları da farklı, Ali İhsan Sabis paşanın anlattıkları da.

    Yıllardır bir “Gizli Lozan” tartışmasıdır gider, ama kimse bu konuda ağzını açıp bir şey söylemez.
    “Lozan zafer mi, hezimet mi” tartışır dururuz.
    “Çanakkale geçilmez” diye nutuklar atarız da, Mondros mütarekesi nasıl imzalandı kimse sormaz..
    Hem de 3 yıl 2 ay gibi bir zamanda. Bu kadar zamanda biz Etibank’ı bile tasfiye edememişken, nasıl oldu da koca bir imparatorluk tasfiye edildi?
    Çoğu kişi, Çanakkale savaşının İngiltere’nin saldırısı ile başladığını düşünür ama mesela İttihat Terakkicilerin Braslav ve Goben’i alıp Rusya’yı topa tuttuğundan bahsetmez.
    Çanakkale ile birlikte Kafkas cephesinde, Filistin cephesinde eş zamanlı yaşanan olayları birlikte ele almaz..

    Yazının Devamını Oku »

    YSK’YA SAHİP ÇIKIYORDUNUZ, NE OLDİ ŞİMDİ ?…



    Önceki gün akşamından itibaren Türkiye bambaşka bir gündemle meşgul olmaya başladı.
    Fındık kabuğunu doldurmayan bir tartışma..
    367’yi çıkarmıştı birileri..
    Şimdi de, 367 benzeri bir başka karar çıktı..
    Bu kafa ile gidildiği müddetçe de, daha çoook 367 kararları çıkar..
    Oysa çözüm basit idi.
    AK Parti’nin önerdiği yargı reformuna, CHP’siyle, BDP’siyle uygulamalardan rahatsız olan herkes destek verseydi, önceki günkü karar çıkmazdı.
    Kararı veren Yüksek Seçim Kurulu, eski sistemin bugünkü uzantılarından birisi.
    Kim bu YSK üyeleri?
    Yazının Devamını Oku »

    HADİ BAKALIM GÖSTERİN MAHARETİNİZİ !…

    HADİ BAKALIM GÖSTERİN MAHARETİNİZİ !…
    Kılıçdaroğlu yanlısı gazeteler de benzeri bir tavır içindeler…
    “Devrimin ateşi her yanı sardı” gibilerden manşetler atıyorlar, özgürlüğe susamış Mağrip insanıyla “kendi insanımız” arasında paralellikler kuruyorlar, ucuz “ima”larda bulunuyorlar, “tecahül-ü arif” sanatını konuşturuyorlar…
    Kısacası, terbiyesizleşiyorlar.
    Mısır ve Tunus halkı “özgürlük” için ayaklanıyorsa, benzeri bir hareket bizde neden olmasınmış… Demek istedikleri özetle bu.
    Bizde de oldu yavrum…
    Bizdeki “Mısır” ve “Tunus” tecrübeleri, daha “sofistike” tarafından sizin iktidarınız döneminde (hani “altın çağ” tesmiye ettiğiniz tek parti döneminde) yaşandı.
    Bu halk ayaklanmadıysa, biraz da “efendiliğinden” ayaklanmadı ve önüne konulacak sandığı bekledi.
    Oy pusulasını görünce de icabınıza baktı. Taşa sopaya gerek kalmadı yani…
    Madem bu iktidardan kurtulmak istiyorsunuz…
    Çok çalışacaksınız…
    Darbelerden, cuntalardan, omzu kalabalık efradından medet ummayacaksınız.
    Halkın değer tercihlerine küfretmeyeceksiniz.
    Daha da önemlisi, toplumun önüne yeni hedefler koyacaksınız.
    Hadi bakalım önünüzde iki ay var, gösterin maharetinizi.

    HOKKABAZLAR !…

    HOKKABAZLAR !…
    Adam sabahtan akşama kadar, senin 7 ceddine küfür ediyor.
    Sen, sadece ibret alınması için, alkolden ölen bir vatandaşın halini tasvir etmeye kalktığında,
    “Ölülerin arkasından konuşulmaz. Hadis-i Şerif var” diyorlar..
    Mesela; adam hergün baldır bacak resimleri yayınlayan, adeta fuhuş bülteni gibi çıkan gazetede yazı yazıyor..
    Kendi sayfasındaki ahlaksızlara tek kelime edemiyor.
    Senin gömleğindeki küçücük lekeyi, (sen leke olarak kabul edip, düzeltmeye çalıştığın halde) gözüne gözüne sokmaya kalkışıyor!
    “Böyle Müslümanlık olur mu?” diye sana din öğretmeye kalkışıyor!
    Mesela; adamın kendi patronu, vergi kaçırmaktan yargılanıyor..
    Hergeleliğini itiraf eden o adam, patronuna tek kelime edemiyor..
    Yazının Devamını Oku »

    YÜKSEK SEÇİM KURULU KARARLARI !…

    YÜKSEK SEÇİM KURULU KARARLARI !…
    YSK’nın kararından sonra, özellikle AK Parti ve Hükümet, “hedef tahtası”na oturtuldu… Bu kararı sanki “Hükümet” aldırmış gibi, herkes Hükümet’e yükleniyor.
    El insaf!.
    “YSK’dan en çok çeken” partilerden biri de AK Parti değil midir?..
    Hele hatırlayın:
    * AK Parti’yi kurarak, “halktan büyük teveccüh” gören Tayyip Erdoğan, “YSK engeli”ne takılıp, “2002 seçimleri”ne giremedi!..
    * Aynı YSK, “2009 seçimleri”nde de “vatandaşların kimlik numarası” ile ilgili “sorun” çıkardı… Malûm; nüfus cüzdanlarında “kimlik numarası” bulunmayanlar oy kullanamadı!..
    * Meclis; “halk oylaması” sürecini “60 gün”e indiren bir karar aldı ama YSK, “hayır” dedi ve süreyi “120 gün” olarak uyguladı!..
    Yazının Devamını Oku »

    DERİN PROVOKASYON !…

    BEDRİ’YE BIÇAK, DERİN PROVOKASYON !…  
    Herhangi bir “sansasyonel” eylemde, hep şu soru sorulur: “Bu, kimin yararına?”
    Öyle ya; sözkonusu eylemde bir “kazanan” vardır, bir de “kaybeden!”
    Peki, YSK’nın önceki gün açıkladığı “veto” kararından “zarar” gören kimdir, “faydalanan” kim?..
    Sorunun cevabına geçmeden önce, “Bedri Baykam’a saldırı” olayına değinmek istiyorum.
    Yazının Devamını Oku »

    BÜYÜKLERE MASALLAR…

    MASAL EKSİKLİĞİ…Nasıl ki, kanda demir, çinko ya da kalsiyum eksikliği olunca; yapısal bir sorunun varlığından bahsedilirse çocukta…

    “Masalsızlık” da, hatta daha beter olarak, noksanlıklara işaret eder, benzer şekilde…

    Yatılı okullara konup, “masal gerçeklikleri”nden uzaklaştırılan körpecik çocukların “muhayyile”leri gelişmezse;

    Tıpkı kireçlenmedeki gibi, yaşlandıkça yüreklerinin ufukları da taşlarla örülür ve duyarsızlaşırlar, giderek…

    Kalkın bakın kitaplıklarınıza…

    Bir tanecik bile “masal kitabı”nız yoksa eğer, eskiden kendiniz okumuşsunuz da şimdi torunlara vereceğiniz;

    Yazının Devamını Oku »

    MARATON HİKAYESİ 3…( MEİS – KAŞ YÜZME MARATONU )…

     

     

     

     

     

     

    Meis Adasından, Kaş’a bakış..

     

     

    MEİS – KAŞ YÜZME MARATONU…

    26 Haziran 2010 Cumartesi…

    13.cü’sü yapılacak olan, KAŞ / Likya Festivali programında bulunan, “MEİS / KAŞ YÜZME MARATONU” Yarın saat 9.30 da Meis Adasından verilecek start ile başlayacak ..

    Ben bu yarışmaya, yaklaşık 1 senedir hazırlanmaktayım. Şimdiye kadar yaptığım antrenmanlarla toplam, 280 Km. yüzmüşüm..

    Pazar günü yapılacak olan maratonda, yüzülecek mesafe beni hiç korkutmuyor, ancak, 3 günden beri devam eden 23 nat’lık fırtına, gözümü bir hayli korkutmakta..

    İnşallah yarın hava düzelir de güzel bir derece yaparım.. Yazının Devamını Oku »

    KADIN GİBİ KADIN…

    KADIN GİBİ KADIN…
    Bir kadın, ne kadar güzel, kültürlü, zarif, dürüst ve hoş olursa olsun, hırçın, huzursuz ve asabiyse, son derece iticidir.
    Hangi erkek, böyle bir kadınla birlikte olmak ister?
    Yanınızda, lüzumsuz el kol hareketleriyle, asabi mimiklerle, dişlerini sıkarak konuşan, her an patlamaya hazır bir bomba ile ne kadar huzurlu ve mutlu olabilirsiniz?
    Şık giyinmek de önemlidir ama, zerafet, daha önemlidir.

    İnsan yaratılış itibarıyla hantal olabilir.
    Öyle ölçülü, öyle güzel yürüyen toplu hanımlar vardır ki; onların yürüyüşlerini bile seyretmek, ruha huzur verir.
    Hele onlarla yürüyüşe çıkmak, ne kadar mutlu eder insanı! Yere basışlarındaki yumuşaklık, adımlarındaki acelesiz huzurlu tempo ruhu rahatlatır.
    Zerafet, kadını şiirleştirir.
    Öne yıkılacakmış gibi, asker gibi, omuzları düşük, kambur, boynu, başını taşıyamıyormuşcasına bükülmüş, sallanarak veya sürüklenerek, ya da paldır küldür yürüyen bir kadın düşünün! ..
    Ne kadınlar vardır; tesettürlü de olsalar, süzülür gibi, danseder gibi yürürler.
    Bir bardak su verirken, bardağı değil, dünyaları uzatırlar, insana! ‘Hizmet’ önemli değildir.
    ‘Sunuş’ önemlidir. Yumuşak, hoş bir hareketle, gözlerinin içi gülerek, saygı ve sevgi dolu bir bakışla uzatılan bardağın içindeki, her ne ise, mutluluğa dönüşür.
    Yazının Devamını Oku »

    BİZ KADINLAR VE BİZ ERKEKLER…

    BİZ KADINLAR VE BİZ ERKEKLER…

    Bir kadın “kadınların erkeklerden üstün olan özelliklerini” yazmış bir “erkek” de ona yanıt vermiş çok hoş olmuş ama;

    Kadın: Kişiliğimiz kullandığımız arabanın beygir gücü ile doğru orantılı olarak değişmiyor…
    Erkek: Sizin kişiliğiniz beraber olduğunuz erkeğin cüzdan gücü ile değişiyor…

    Kadın: Kırzmızı ışıkta yanımızdaki arabanın bizden önce çıkması yada bir aracın bizi sollaması hiçbirşey ifade etmez…
    Erkek: Bizim için de çevremizde diğer hemcinsimizin sahip olduğu mücevherat veya üzerindeki pahalı giysi hiçbirşey ifade etmez…

    Kadın: Kas olacak diye bir zorunluluğumuz yok…
    Erkek: Selülitler olmayacak gibi bir zorunluluğunuz var ama…

    Kadın: Aşık oluyoruz…. (korkmadan)
    Erkek: Biz de oluyoruz…. (azıcık ödümüz patlıyor ama sebep olanlar utansın)

    Kadın: Evde, banyoda, kıl-tüy dökmeyiz…
    Erkek: Küvetteki, lavabodaki, yatakdaki ve yemekteki saçların çoğu size ait…

    Kadın: Her sabah tıraş olmak zorunda değiliz…
    Erkek: Valla ben tıraş olmayı ağda yaptırmaya tercih ederim şahsen…

    Kadın: Biribirimizin ağzını yüzünü kırdığımız sporlar yapmıyoruz…
    Erkek: Vahşi bakışlarla birbirinizin gözünü oyduğunuz kıskançlık , haset, çekememe sporlarıyla yeterin ce uğraşıyorsunuz…

    Yazının Devamını Oku »

    MARATON HİKAYESİ 2….( MEİS – KAŞ YÜZME MARATONU )…

    MARATON HİKAYESİ 2….
    Yıllar önce yaptığım bir Akdeniz gezisinde Kaş’a gitmiştim..
    Evlerinde kaldığım Kaş’lı dostlarımın evi, Kaş’ın sırtlarında, tüm beldeyi gören bir konumdaydı..

    Bu şirin ilçeyi tepeden seyrederken, dikkatimi çeken ilk şey, tam karşıda ki ada oldu..
    Bir buz dağı gibi önümde duran bu adanın bir Yunan adası olduğunu söyledi beni misafir eden dostlar..
    Bu adanın isminin Meis olduğunu o zaman öğrenmiştim..(Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki adı “Megis”miş)
    Dingin havalar da Meis adasından horoz sesleri duyuluyordu, araya sınır çizgisi bile sığmıyor.
    Meis “göz”demekmiş, yani Kaş’ın gözü oluyor, o kadar yakın. Yazının Devamını Oku »

    BU DA GEÇER YA HU…

    BU DA GEÇER YA HU…

    Sultan Mahmut bir gün tüm vezirlerini toplayıp, bana bir yüzük yaptırın ve üzerine öyle bir şey yazdırın ki ona her baktığımda, hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim diye buyurmuş…
    Vezirler toplanmışlar dört bir yana haber salmışlar.
    Sonunda bir gün bir yüzükle sultanın karşısına çıkmışlar, yüzüğü vermişler.
    Sultan Mahmut tamam işte bu demiş…
    Yüzüğün üzerinde;
    “Bu da geçer ya hu” yazıyormuş…
    Hattatlar bu lafı çok sevmişler ve eserlerinde sıkça kullanmışlar.
    Günümüzde bile Latin harfleriyle yazılıp, duvarlara asılmıştır.

     

    Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
    http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

    KEMAL KILIÇTAROĞLU “LAKAPLARI”…Derleme: HALUK CANGÖKÇE

     

     

     

     

     

     KEMAL KILIÇDAROĞLU “LAKAPLARI”…

    Tüm lakaplar, yazılı ve görsel basından alınıp derlenmiştir..

    “Etro Kemal”
    “Çakma Kemal”
    “Tornistan Kemal”
    “Kemal Tornistanoğlu”
    “Pinokyo”
    “Gandi”
    “Çakma Gandi”
    “Dandi”
    “Gandi Kemal”
    Yazının Devamını Oku »

    EVVEL ZAMAN İÇİNDE, KALBUR SAMAN İÇİNDE…

    EVVEL ZAMAN İÇİNDE, KALBUR SAMAN İÇİNDE…

    “MAHALLE”

    Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok güzel bir ülkede mahalleler varmış.
    Bu mahallelerin çocukları birbirlerini çok severlermiş.
    Dışarıdan gelen parolalı bir ıslığa uçarak aşağı iner, beraber olacakları anları iple çekerlermiş.
    Kavga etseler de kin tutmaz, her gün yeniden dünyalar kurarlarmış.
    Herkeste paylaşma duygusu, sevgi ve arkadaşlarını kollama duygusu yavaş yavaş gelişirmiş.
     

    Yazının Devamını Oku »

    TÜRK USULÜ BAŞARININ FORMÜLÜ…

    TÜRK USULÜ BAŞARININ FORMÜLÜ…

    İşe Coşku ve Heyecanla Sarılınca…..ALLAH, ALLAH, ALLAH
    Canımızı Sıkarlarsa……………………..FESUPHANALLAH
    Daha da sıkarlarsa……………………….HASBİNALLAH
    Taahhüt Edersek…………………………VALLAH BİLLAH
    Şaşırırsak…………………………………. ALLAH ALLAH
    Kendimize Güvenirsek…………………EVELALLAH
    Azmedersek……………….. …………….ALİMALLAH
    Eğer İşi Başaramazsak………………….HAY ALLAH
    İşi Başarıyla Bitirince……………………MAŞALLAH
    Tekrar Denemek istermisin?………….MAZALLAH
    İşten Vazgeçersek………………………..EYVALLAH
    İşe Başlarken………………………………BİSMİLLAH
    İşe Başlamadan Önce……………………İNŞALLAH
    Sonuna Kadar Gitmek İstersek……….YA ALLAH
    Pes Edersek………………………………..İLLALLAH

    TÜRKİYE HAKKINDA 25 GERÇEK…

     TÜRKİYE HAKKINDA 25 GERÇEK…
    Her şey bizim için olacak değil ya! Türkiye hakkında bizim bildiğimiz fakat yabancılara tuhaf gelen gerçekleri paylaşalım.

     1. Noel Baba Türkiye’de yaşamıştır ancak Türkler Noel’i kutlamaz.
     2. Kişi başına en çok cami düşen ülke Türkiye’dir.
    3. Türkler her öğünde ekmek yer.
    4. Amerikalılar’ın aksine çoğu Türk (evet çoğu demek zorundayız) makarnayla ekmek yemez.
    5. Türkler telefonu ‘Efendim?’ diyerek açar. Bu ifade yabancılara özellikle tuhaf gelmektedir çünkü kelime kökeni ‘efendi’ bir tür hiyerarşi belirtir. Yazının Devamını Oku »

    DARBECİ REFLEKS…

     

    DARBECİ REFLEKS..
    Askeri yapı hâlâ darbeci, muhtıracı refleksten kurtulmuş değil.
    Geçmişte darbelerin nasıl yapıldığı, karanlık olayların nasıl tezgâhlandığı hiçbir dönemde bu kadar net ortaya serilmemişti.
    Buna rağmen hâlâ o kesimlerin pervasızlığı sürüyor.

    BUGÜN DAHİ ÜLKE DARBECİLERİN TEHDİDİ ALTINDADIR…
    Kusura bakmayın, kimse, “Bu çağda ne darbesi” diyerek, aptal rollerine yatmasın.
    Bugün dahi ülke, darbecilerin tehdidi altındadır..
    Halkın % 75’inin serbest olmasını istediği başörtüsü, hala bu ülkede sorun ise, bunun sebebi, darbecilerin aktif rolünden başka bir şey değildir!

    BAHAR TEMİZLİĞİ II…

     

    BAHAR TEMİZLİĞİ II…
    Neden bazı insanlar yayılmacı bir ruha sahip oluyorlar?
    Yalnız kendilerini düşünüyor, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlar.
    Başkalarının haklarına saygı göstermiyor, sadece kendileri önemliymiş sanıyorlar.
    Ego mu bu yoksa gerçekten başkalarının haklarına tecavüz ettiklerinin farkında mı değiller?
    Her zaman haddimi bildim, neyin yapılıp, neyin yapılmayacağını da.
    Çıkar için kimseyle görüşmedim.
    Kimse benim için çıkarcı diyemez, çıkarı için benimle arkadaşlık yaptı diyemez.
    Böyle insanları da yaşamımdan uzak tutmaya çalıştım daima.
    Çeşitli nedenlerle görüşmeye devam etmek zorunda kaldıklarımı da 10 yıl önce, askısından çıkardım attım.
    Bazı insanlarsa dertlerini anlatırlar size, dinlersiniz onları sabırla, teselli edersiniz, yol gösterirsiniz zaman, zaman.
    Ağlarlar omzunuzda. Bütün negatif enerjilerini size yükleyip; rahatlarlar.
    En kötüleri de bunlardır.
    İki yüzlüleri.
    Sevgisizleri.
    Sizi kıskananlar da var.
    Herşeyinizi.
    Güzelliğinizi.
    Varlığınızı.
    Zevkinizi.
    Bir şeyler karalamanızı bile
    Bilgisel birikimlerinizi hatta.
    Kendileri okuyup, geliştirmezler kendilerini, zor gelir, gezmeyi televizyon seyretmeyi okumaya tercih ederler ve sizi kıskanırlar.
    Bir de eskiden arkadaş olup da uzun yıllar görüşmedikleriniz vardır.
    Aynı okulda okumuşsunuzdur, aynı eğitimi almışsınızdır, aileleriniz aynı sosyal seviyededir ama onun kültürü diplomasını aldığı günde kalmıştır.
    Konuşacak bir şey bulamazsınız onunla ya da paylaşacak bir aktivite.
    O kişiyi askıdan atmamamız, arada sırada görüşmeniz daha iyi olur.
    Çünkü onun bir suçu yoktur durumundan dolayı, becerememiştir yaşamını düzenlemeyi.
    Kötü anlarıma ortaklık edenlere her zaman minnet duymuşumdur.
    Belki kötü anlarını hatırlamamak içindir ama ben kendi rahatım için onları feda edemem.
    Benim için onlar çok değerlidir. Dolabımın başköşesine asılmaya layıktırlar.
    Askıdan çıkardıklarınızı sizi üzdükleri veya rahatsız ettikleri için affedin, kendinizi de affedin ki:
    Ruhunuz rahat etsin.
    Kendinizi her zaman affedin ve hafifleyin.
    Askılarınızda iyi insanlar olması dileğiyle.