Takvim
Mayıs 2011
P S Ç P C C P
« Nis   Haz »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Mayıs, 2011

KADIN VE ERKEKLERE, ÇİN BİLGİNLERİN MUTLULUK REÇETELERİ….

KADIN VE ERKEKLERE, ÇİN BİLGİNLERİN MUTLULUK REÇETELERİ….

 Çinli bilgelerin mutluluk icin KADINLARA 5 önerisi :
 1- Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek olan, aynı zamanda da iyi bir işi olan ERKEK bulman önemlidir.
 2- Esprili, nuktedan ve seni güldürmesini bilen bir ERKEK bulman önemlidir.
 3- Kendisine güvenebileceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir ERKEK bulman önemlidir.
 4- Yatakta iyi olan ve seninle aşk yapmayı seven bir ERKEK bulman önemlidir.
 5- Bu dört özelliği tek ERKEKTE bulamayacağın için varmış gibi davranman çok önemlidir.

Yazının Devamını Oku »

HİÇ YAŞAMAMIŞ GİBİ ÖLMEK !…

HİÇ YAŞAMAMIŞ GİBİ ÖLMEK !…
“Çocukluktan sıkılıp büyümek için acele ediyorlar, sonra yine çocuk olmanın özlemini duyuyorlar.
Para kazanmak için sağlıklarını kaybediyorlar, sonra sağlıklarını kazanmak için paralarını kaybediyorlar.
Gelecekle ilgili edişelenmekten şimdiyi unutuyorlar. Sonra da ne şimdiyi ne geleceği yaşayabiliyorlar.
Deneyim iyi bir öğretmendir diyorlar ama deneyimin faturasını ödemek istemiyorlar.
Hayatlarını kazanmak için eğitim alıyorlar ama yaşam ustası olmayı bilmiyorlar.
Bu nedenle de, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar, hiç yaşamamış gibi ölüyorlar.”

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

ALLAH’A GİTMEZSEN !…

ALLAH’A GİTMEZSEN !…
Adamın biri, her zaman yaptığı gibi, saç ve sakal traşı olmak için berbere gitti.
Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar.
Değişik konular üzerinde konuştular.
Birden, Allah ile ilgili konu açıldı….
Berber: “Bak adamım, ben senin söylediğin gibi, Allah’ın varlığına inanmıyorum”..
Adam: “Peki neden böyle düşünüyorsun ?”
Berber: “Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın..Lütfen bana söylermisin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olurmuydu ?…
Allah olsaydı, kimse acı çakmaz, birbirini üzmezdi…
Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum…..
Yazının Devamını Oku »

SİGARANIN İÇİNDE BULUNAN 3.885 TOKSİK ZEHİRLİ MADDEDEN BAZILARI…

SİGARANIN İÇİNDE BULUNAN 3.885 TOKSİK ZEHİRLİ MADDEDEN BAZILARI…
Amonyak: Temizlik malzemelerinde bulunur.
Angelica root extract: Kansere yol açar.
Aseton: Oje temizleyicisi olarak kullanılır.
Arsenik: Zehir olarak kullanılır. Kanser yapıcı ve ani ölümlere sebep olan çok kuvvetli zehirdir.
Asetik Asit: Asit etkisi gösterir.
Benzen: Boya ve kauçuk maddelerin yapımında kullanılır.
Bütan: Hafif sıvılarda bulunan zehirli bir gazdır.
Yazının Devamını Oku »

AŞŞAĞILIK BİR ADAM, İNANANLARIN KUTSALINI NASIL AYAKLAR ALTINA ALIR ?…

“MİNİ ETEKLE NAMAZ TÜRBANLA ŞARAP”
Ayşe Arman, Ertuğrul Özkök’e, “Hayallerinizin sınırı hangi noktada?” diye soruyor..
Ertuğrul Özkök’ün verdiği iğrenç cevap…
– Sınırı yok! Mini etekle beş vakit namaz kılınacağını, başörtüsüyle içki içilebileceğini düşünen ve buna cüret eden kadınların ülkesini düşlüyorum. Söyle var mı bunda, adaba aykırı, inanca ters düşen bir şey? Ben bunları hayal ediyorum. Umutla bekliyorum. ‘Patavatsızlık’ kelimesine kendimce çok olumlu bir anlam verdim. Göğsümü gere gere “Ben patavatsız bir insanım” diyorum. Övünerek söylüyorum. Sahiciliğimin en sağlam kaynağı bu patavatsızlığım. Çünkü içimden geleni, rahatça söylüyorum.

“Şeytan” bile şaşkına dönmüştür. “Şeytan” bile bir insanın bu denli “şeytanlaşabileceğini” öngörememiştir.
Ama oldu. Hayaldi gerçekleşti!

Yazının Devamını Oku »

NE ZAMAN AMATÖR RUHLA SPOR YAPAN SPORCULARA DESTEK OLACAĞIZ?…

NE ZAMAN AMATÖR RUHLA SPOR YAPAN SPORCULARA DESTEK OLACAĞIZ?…
Kimi performans, kimi de sağlığı için spor yapar. Ama Türkiye’de derin ayrışan iki olay var.
Biri medyanın tek ilgilendiği sporu futbol..Diğeri medyanın yüzde 5 gibi düşük ilgilendiği amatör spor branşları.
Gazetelerin spor diye ayırdıkları sayfaları futbol haberleri ile doludur. Futbolun her şeyi vardır bu sayfalarda…
Aleks’in donunun rengi!, Ferrari’nin hangi bayanla aşk yaşadığı! haberleri ve daha nice ipe sapa gelmez “önümüzdeki maçlara bakacağız”haberi!..
Ama bu sayfalarda, mercekle aradığınız amatör spor branşlarından ancak yüzde beşini bulursunuz. 
Bir yüzücünün  kırdığı rekorun haberine yer vermezler veya günler sonra yer doldurmak için haber yaparlar…
Ancak, Türkiye’de, sporun birçok branşıyla ilgilenen, izleyen, merak eden milyonlar var. Bunlara haksızlık yapan, adaletsiz davranan medya var.
Televizyonların spor programları ve haber bölümlerine bakıyorsunuz, haber ve sunuşlar futbolla başlayıp, futbolla bitiyor.
Her yedi bin kişiye bir doktor, her bin kişiye bir futbol yorumcusu düşer bu ülkede..
Yazının Devamını Oku »

NAMAZIN FİZİKİ FAYDALARI…

NAMAZIN FİZİKİ FAYDALARI…
Mısır’ın başkenti Kahire’de bulunan Ulusal Işın Teknolojisi Merkezi’nde yapılan bir bilimsel araştırma, secde etmenin insanı kanserden koruduğunu ortaya çıkardı.
Araştırmayla ayrıca secdenin hamile kadınlar için de oldukça yararlı olduğunu ve ceninin şekil bozukluğuna uğramasını engellediğini, bunun yanında yine birçok bedensel ve psikolojik hastalıklara iyi geldiği tespit edildi.
Işın Teknolojisi Merkezi Bölümü Başkanı Biyoloji profesörü Muhammed Ziyaeddin Hamid, bu çağda insanların her yönden elektromanyetik dalgalara maruz kaldığını ve bu nedenle daha fazla ışın aldığını belirterek, vücutta biriken bu yükün mutlaka dışarı atılması gerektiğini bildirdi.

Yazının Devamını Oku »

EVLENME VE EVLİLİK ÜZERİNE…

BİR BABANIN EVLENECEK OĞLUNA ÖĞÜTLERİ….
Baba evlenmek üzere olan oğluna önerilerde bulunuyormuş.
“Gel mutfağa gidelim. Sana anlatacaklarım var.”
Mutfağa girince baba, ocağa aynı büyüklükte üç tencere koymuş, hepsini suyla doldurup, üçünün de altını yakmış:
“Şimdi istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana.”
Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş.
Adam iki havucu birinci tencereye, iki yumurtayı ikinci tencereye, iki kavrulmamış kahve çekirdeğini de üçüncü tencereye koymuş.
Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Sonra da tencereleri indirip ateşten, oğlunu yemek sofrasına buyur etmiş.
Masada üç tabak duruyormuş. Havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara, ayrı ayrı koymuş.

Yazının Devamını Oku »

“EVET”LERİNİZ KADAR ZENGİNSİNİZ…

“EVET”LERİNİZ KADAR ZENGİNSİNİZ…..

Aşağıdaki soruların, kaçına “Evet” diyorsunuz…
“Evet”leriniz ne kadar çoksa, o kadar zenginsiniz demektir…
Siz hiç, 14 sene x 365 gün aynı heyecanla, evinizin kapısını çalıp, hep aynı sıcak bakışla karşılaştınız mı..?
Siz hiç, tabakta kalan bir pirzolayı birbirinize yedirmek için kavga ettiniz mi…?
Siz hiç, koca 24 saatin aynı saatinde, aynı dakikasında ve de, aynı saniyesinde, sevdiğinize telefon açıp, telefonun, sizin için meşgul çaldığını duydunuz mu…?
Siz hiç, birbirini daha evvel tanıyamamanın üzüntüsünü, ömür boyu yaşadınız mı…?
Siz hiç, gecenin bir vaktinde uyanıp, sevginin içgüdüsü ile yanağınıza yaslanmış bir yanak hissettiniz mi…?
Siz hiç, birbirinize seni seviyorum demeden, ölesiye sevdiğinizi, sevildiğinizi hissettiniz mi…?

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

“SANAT” ÜZERİNE SÖYLENMİŞ GÜZEL SÖZLER…

“SANAT” ÜZERİNE SÖYLENMİŞ GÜZEL SÖZLER…
Sanat ve sanatçıdan yoksun bir toplumun canlılığı olmaz…(Atatürk)
Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir…(Atatürk)
Sanat benim; bilim biziz…(Claude Bernard)
Sanat bir karşı yazgıdır…(Malraux)
Sanat görüneni yinelemek değil, görünebirlik sağlamaktır…(Paul Kleen)
Sanat hem bir coşma, hem bir yadsıma işidir…(Albert Camus)
Sanat insanın en yüce görevidir, çünkü dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalışan düşünce temrinidir…(Rodin)
Sanat kainatın içindedir. Sanatkar bunu oradan çıkarabilendir…(Albrecht Durer)

Yazının Devamını Oku »

NESLİ TÜKENMEKTE OLAN İNSANLAR…

NESLİ TÜKENMEKTE OLAN İNSANLAR…
*Emniyet şeridini kullanmayan kamyon şoförü…
*Ayakta yolcu almayan dolmuş şoförü…
*Sigara içmeyen şehirler arası otobüs şoförü…
*Siz istemeden fiş veren küçük esnaf…
*Tartıda hile yapmayan esnaf
*Arabasının üzerine bavullarını saran Almancılar…
*Bu kıyafet size yakışmadı diyen tezgahtar…
*Emniyet kemeri takan taksi şöförü…
*Trafikte küfür etmeyen araç şoförleri…
*Kadınların dişilikten daha çok insan olduklarını düşünen erkekler…
*Şarkıları, müzikleri ile sözlerini bağdaştırarak söyleyen şarkıcılar (günümüzde bu olay” altı şişhane üstü kasımpaşa” niteliğinde)…
*Verdiği üç kuruşu vergi zannetmeyen esnaf-tacir…
*Yalan söylemeyen politikacı(böyle bir şey hiç oldumuydu ki)…
Yazının Devamını Oku »

BİZ TÜRKLER, NE İDİK NE OLDUK…

BİZ TÜRKLER, NE İDİK  NE OLDUK…

FAZİLETLİYDİK…
Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.
Avrupa’da Akıncı korkusu; 153 yılında Viyana’daki St. Stephen Katedrali’nde Osmanlı Akıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak haber vermekle vazifeli bir memuriyet ihdas edilmiştir. Bu memuriyet ancak 1956 yılında, Viyana Belediye Meclisince “Artık bir Osmanlı tehdidi kalmadığından bu vazifenin lüzumu yoktur.”diye bir karar alınarak iptal edilmiştir.
 
DÜRÜSTTÜK…
Bir zamanlar Londra Ticaret Odası’nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: TÜRKLERLE ALIŞVERİŞ ET YANILMAZSIN!
İnsanları yücelten iki büyük mezyet vardır: Erkeğin cesur, kadının iffetli olması. Bu iki meziyet yanında bir meziyet daha vardır. Vatana herşeyini feda edecek kadar bağlı olmak. Bunlar büyük kahramanlığı, elem ve kedere karşı koymayı doğurur. İşte Türkler bu çeşit kahramanlardır. (Napolyon Bonapart)

Yazının Devamını Oku »

HAYATIN GERÇEKLERİ !…

Prens Charles olmak zor. Bakkala gidip birşeyler alınca anasının resmini vermek zorunda!…

Erkekte dekolteye cüzdan deriz! Ne kadar açarsan o kadar talep görürsün!…

Yazının Devamını Oku »

KOYDU MU OTURTAN BAŞBAKAN!…

KOYDU MU OTURTAN BAŞBAKAN!…
Başbakan’ın koydu mu oturtanına alışın
Ne diyorlardı televizyon ekranlarında…
Genelkurmay Başkanı’nın koydu mu oturtanını severim…
Haklıydılar…
Zira yıllarca koydu mu oturtan genelkurmay başkanları ve “Ya Genelkurmay Başkanı ya şimdi bana koyarsa” diye korkan başbakanlara alıştılar.
Bunların ağababalığını da Süleyman Demirel yaptı.
Başbakana ‘’Pezevenk’’ de dediler, huzurunda ayağa kalkmama hakkını da kendilerinde gördüler.
Cumhurbaşkanı’na ‘’Sayın Cumhurbaşkanım’’ değil de, ‘’Cumhurbaşkanı’’ deme cüreti ve saygısızlığını gösterdiler. Ve şimdi ilk kez artık bunu yapamayacaklarını gördüler, ‘’Paşa paşa topuk selamı’’ vermeye başladılar.

BİZ BALDIRIÇIPLAK BİR NESİLDİK!…

Biz baldırıçıplak bir nesildik. Babalarımız açlık, kıtlık içinde yaşamışlar..
Tek parti dönemi..
Savaş yılları, kaç kaç günleri..
Hepimizin suratında egemenlerin şamar izi var, avuçlarımızda sopa izi.
Hepimizin gömlekleri ensesinden yırtıktır!..
Birileri boynumuza, “yular takar gibi” kravat taktı.
Güya uygarlaşacaktık. Mektepte boynumuzda plastik, sabit düğümle, boyuna lastikle geçirilen kravatlar vardı..
Onun için ben hâlâ kravat takamam. Kravata karşı olduğumdan değil, o bakış açısından, o üslubtan, o aşağılamadan nefret ediyorum..
O zaman köylüler kasket, memurlar, öğrenciler asker şapkasına benzer bir şapka, zenginler, asilzadeler ise fötr şapka takardı!..
Bizim ağabeyler de o yıllarda fötr şapkaları ile dolaşırlardı..
Sokakta Hitler bıyıklı bir sürü adam görürdünüz 50’lerde.
Bizim tahsil yıllarımızda bir genç ancak liseye başlayınca başındaki saçla tanışabilirdi.
Yazının Devamını Oku »

KULAĞIMIN ! BÜYÜK GAZETECİLERİ…

 AK Parti karşıtı, eli maşalı, partizan medya, incir çekirdeğini doldurmayan göstergeler yoluyla Kılıçdaroğlu’nun yelkenini şişirmek üzere üfüre üfüre akciğer yetmezliğinden son ruhunu vermek üzere!
Yok efendim Kılıçdaroğlu daha fazla reyting almışmış…
Yok efendim Kılıçdaroğlu daha fazla alkışlanmışmış…
Yok efendim Kılıçdaroğlu’nun meydanları daha kalabalıkmış…
Yok efendim Türkiye’de yeni bir Karaoğlan rüzgarı esiyormuşmuş…
Yok efendim Kılıçdaroğlu yeri görü inletiyormuşmuş…
Yazının Devamını Oku »

BİR ANKARA KLASİĞİ; “KEMAL K”…

BİLGİSAYARLI ÇOBANIN OYU BU DURUMDA NE OLACAK ?…
Vatandaş çoban, Kemal Kılıçdaroğlu’nu çok fena işletti, adamcağızı madara etti.
Belki de çobanları adam yerine koymayan Kemalistler’den bir tür intikam almak istemiştir…
Arap’ın intikamı gibi, çobanın intikamı.
Fakat bu dağdaki çoban değil, bilgisayardaki çoban.
“Evindeki bilgisayardan” göndermiş o sahte elektronik mektubu, uyumayın.
Evinde bilgisayarı var.
İktidar yandaşı olsak, şimdi “çobanlar bilgisayar kullanıyorlar, memleket ne kadar ilerlemiş” derdik.
Fakat ortaya çıkan bazı pratik sorunlar kafamızı kurcalıyor.
Dağdaki çobanın oyu, bardaki mankenin oyuyla bir değildir, onu öğrendik de…
Bilgisayardaki çobanın oyu bu durumda ne olacaktır, kaç sayılmalıdır?
Örneğin dağdakine bir oy, mankene iki oy, “siber dolandırıcıya” da bir buçuk mu yazacağız?

Yazının Devamını Oku »

BİZ BİLMEYİZ, ALLAH BİLİR…

BİZ BİLMEYİZ, ALLAH BİLİR…
Sonuçta bu dünyada yaptıklarımız ya da yapmamız gerekirken yapmadıklarımızla,
Ya da, söylediklerimiz ve söylememiz gerekirken söylemediklerimizle,
Ya kendi cennetimize sırtımızda tuğla taşıyor olacağız,
Ya da kendi cehennemimize sırtımızda odun taşıyor olacağız..
Her şey Allah’ın iradesi içindedir. Biz rızasını diliyoruz.. Nimet verdiklerinin yoluna ulaşmak istiyoruz, gazaba uğrayanların değil..
Bırakın insanları, yolları açın, herkes kendi akıbetine doğru yol alsın.. Birileri kendi cennetine ulaşsın ki, ben de kendi cennetime ulaşayım..
Necip Fazıl Kısakürek’nın dediği gibi;
“Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın / Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın”.
Yoksa imtihan nasıl olacak!
Bu dünyada bize hayır gibi gelen şeyde şer, şer gibi gelen şeyde Allah hayır murat etmiş olabilir..
Biz bilmeyiz Allah bilir.
Bu dünyada tartışıp durduğumuz şeylerin hakikatini Allah bize gösterecektir..
Görelim Mevlam neyler. Sen sanma ki gayreyler. Neylerse güzel eyler.
Selâm ve dua ile.

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

TSK NASIL KURTULUR?

TSK NASIL KURTULUR?
18 Mayıs 2011 Çarşamba   Ordumuz ilâmâşallah manşetlerden inmek bilmiyor.
Yeni Çaldıranlar, Niğbolular, Sakaryalar, Dumlupınarlar dolayısıyla olsa âmennâ diyeceğiz.
Oysa kan, evet, yine dökülüyor ama neden olduğu meselesi biraz çapraşık.
Bakınız tam seçimlere çok az kala, ortalıkda görünür hiçbir mücbir sebeb yokken yine ortalık kan gölüne döndü.
Eski Romalılardan bu yana kullanılan bir sual vardır böyle durumlar için: Cui bono? Kime yarar?
Bu sualin cevâbını günlerdir pek çok meslekdaşımız zâten sarih bir şekilde veriyor:
Yazının Devamını Oku »

YAŞLANIYORUZ…

YAŞLANIYORUZ…

Bugün üniversite öğrencilerinin çoğunluğunu 1986 doğumlular ve daha küçükler oluşturuyor.
‘Gençlik’ onlara deniyor.
Onlar için “Soğuk Savaş” bir bilgisayar oyunu.
AIDS doğduklarından beri var.
CD doğduklarında vardı. Michael Jackson onlar doğduğunda beyazdı.
Bülent Ersoy onlar doğduğunda kadındı… 
Eski filmlerde Ajda Pekkan’ı görseler tanımazlar.
Küçük Emrah’ı, Emrah’ın gayrimeşru oğlu sanıyorlar.
Rıdvan Dilmen onlar için sadece bir TV spor yorumcusu ve ona neden ‘şeytan’ dendiğini bilmiyorlar.

Yazının Devamını Oku »