Takvim
Haziran 2011
P S Ç P C C P
« May   Tem »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Haziran, 2011

ERGENEKON DAVASI ÜLKENİN NAMUSUDUR !…

ERGENEKON DAVASI ÜLKENİN NAMUSUDUR !…
Hrant Dink, Rahip Santoro, Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin, Malatya Zirve Yayınevi baskınında katledilen biri Alman uyruklu 3 kişi…
Bunlar bildiğimiz cinayetler.
Ayrıca intihar süsü verilerek öldürülen polis ve subaylar, PKK’nın üstüne atılan general cinayetleri, katliamlar var.
Cinayetlerin bir kısmının Ergenekon Terör Örgütü ile bağlantısı tespit edildi, yargının önünde hesabı soruluyor.
Türkiye’yi korku ve kanla vesayet rejimi altında tutanlar, tutmaya devam etmek için örgütlenenlerin foyası ortaya çıktı.
Derin Devlet şimdi elemanlarına sahip çıkıyor, bu davayı ısrarla çürütmeye uğraşıyor.
Bu işi medyada Hürriyet Gazetesi üstlenmişti. Manşetleri, yorumları ile bu davanın inandırıcılığını kaybetmesi için elinden geleni yaptı. Yayın yönetmeni değişikliğiyle birlikte bu politika bırakıldı.
Ama siyaset ayağında CHP işlevini sürdürüyor. Bugün Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay’ın tahliyesi üzerinden yürütülen kavga aslında Ergenekon Davası’nı çökertme kavgasıdır.
Yazının Devamını Oku »

EN YAŞLI ÜYE SIFATI İLE OKTAY EKŞİ YARIN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNE (MALESEF) BAŞKANLIK EDECEK…

EN YAŞLI ÜYE SIFATI İLE OKTAY EKŞİ YARIN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNE (MALESEF) BAŞKANLIK EDECEK…
Oktay Ekşi, eskiden, yani “gazetecilik” ve “başyazarlık” yıllarında Meclis’i darbeyle korkutmayı, Meclis’te çoğunluğu oluşturan parti liderlerine Menderes’in akıbetini hatırlatmayı çok severdi.
Neredeyse iki yazısından biri bu konuyla ilgiliydi.
Yazısının sonunu da mutlaka, “Bakın, sonunuz Menderes gibi olur haaa… Demedi demeyin” anlamına gelen bir cümleyle bağlardı.
Bugün, darbeyle korkuttuğu Meclis’e başkanlık etmeye hazırlanıyor.
Bu “ironik durumlara” bakarak, demokrasimizin ilerlediği, en darbecimizin bile meşru siyasete yöneldiği, bunun da parlamenter sistemimiz adına olumlu bir adım sayılması gerektiği sonucuna varabilir miyiz?
Nerden baktığınıza bağlı…
Yazının Devamını Oku »

STOCKHOLM SENDROMU !…

STOCKHOLM SENDROMU!..
Bay Kılıçdaroğlu; “AK Parti’ye oy veren yüzde 50” için, yani “Türkiye’deki iki kişiden biri” için demiş ki;
“Halk, Stockholm Sendromu’na yakalanmışsa, biz ne yapabiliriz ki?”
Bay Kılıçdaroğlu, AK Parti’ye oy veren yüzde 50’lik kitleyi “Stockholm Sendromu”na yakalanmakla suçluyor.
Stockholm Sendromu nedir, bilir misiniz?..
Adını, 38 yıl önce Stockholm’deki “başarısız bir soygun girişimi”nden alan, sonrasında da ilişkiler temelinde, sosyoloji ve psikiyatri literatürüne giren bir kavramdır bu…
Kavrama adını veren olay şudur:
1973 yılında Stockholm’de Kreditbanken adlı bankaya giren soyguncular, polis tarafından kuşatılınca dört banka çalışanını rehin alarak, altı gün boyunca direnir…
Altı gün sonunda, polis operasyon yaptığında ise beklenmedik bir durumla karşılaşır. Rehineler, kurtarılmaya aktif biçimde direnir ama, kurtarılırlar. Sonrasında rehineler, mahkemede soyguncu aleyhine ifade vermekten kaçınır.
Dahası, aralarında para toplayıp soyguncuların savunmasına yardımcı olurlar…
Kurbanın kendisini, baskıcının yerine koyup olayları onun gözünden görmesini anlatan Stockholm Sendromu, bugün savaş esirleri, aile içi şiddet mağdurları gibi farklı durumlarda bir anahtar kavram olarak kullanılıyor.
Kısaca ifade etmek gerekirse;
Yazının Devamını Oku »

DERTSİZ İSENİZ, DERT SİZSİNİZ!…

Dertsiz iseniz, dert sizsiniz!
Hikâyem; herkes, birisi, herhangi biri ve hiç kimse adlı dört kişi hakkında…
Yapılması gereken önemli bir iş vardı.
Ve herkes, birinin bu işi yapacağından emindi.
Gerçi işi, herhangi biri de yapabilirdi.
Ama hiç kimse yapmadı!..
Birisi, buna çok kızdı.
Çünkü iş, herkesin işiydi.
Herkes, herhangi birinin bu işi yapabileceğini düşünüyordu.
Ama hiç kimse, herkesin yapamayacağının farkında değildi!..
Sonunda, herhangi birinin yapabileceği işi hiç kimse yapmadığı için iş ortada kaldı ve herkes, birisini suçladı.
Siz, siz olun;
“Hiç kimseye” havale etmeyin sorumluluğunuzu…
Varsayın ki; “hiç kimse” gitmedi oy kullanmaya, ama “siz” gidin!..
Unutmayın;
Eğer “dertsiz” iseniz, “dert sizsiniz” demektir!..

 

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

YARIN “OY” KULLANIRKEN!…

YARIN “OY”  KULLANIRKEN!…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “yalan”ları ve “çark”ları gelecek gözlerimin önüne.
* Meselâ, Bay Kılıçdaroğlu 11 Mayıs’ta Yalova mitinginde, “Denizli’de bir bebek sokağa bırakıldı. Polisler bebeğe sahip çıktı, adını Yunus koydular” demişti… Oysa söz konusu bebeğin, ailesi tarafından; engelli olduğu için Çocuk Esirgeme Kurumu’na verildiği ve bebeğin isminin Yunus değil, Yağmur, erkek değil kız olduğu ortaya çıkmıştı…
* Seçim meydanlarında ve katıldığı canlı yayınlarda “YÖK’ü kaldıracağım” diyen Kılıçdaroğlu, 35 dakika sonra kendi kendini tekzip etmiş ve “Bedelli askerlikten elde edeceğimiz geliri YÖK’e devredeceğiz” demişti…
* Kılıçdaroğlu, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın; yeğeni için ÖSYM Başkanı’ndan torpil istediği iddialarını ortaya atmış ama; Yazıcı’nın yeğeni bile olmadığı ortaya çıkmıştı…
* Seçim meydanlarından sataştığı Kürşad Tüzmen’i karşısında görünce çark eden Kılıçdaroğlu, yine meydanlara çıkınca “Gelip bana yalvardı” demişti. Tüzmen, “Yiğitsen karşıma çık. Lafı atıp kaçma” demiş, ancak Kılıçdaroğlu oralı bile olmamıştı…
Daha, bunun gibi nice yalan!..

Yazının Devamını Oku »

ALAYIMIZ BİDON KAFALIYIZ NETEKİM!….

ALAYIMIZ BİDON KAFALIYIZ NETEKİM!….
22 Temmuz 2007 günü sabah erkenden sandık başına gittim; oyumu büyük bir kararlılık, hatta hırsla AK Parti’ye verdim ve bu tercihimden ötürü kesinlikle pişman değilim.
Tarihî bir gün, tarihî bir an ve tarihî bir karardı benim için. Akşam saatlerinde bir baktık, milletin ‘alayı birden’ aynı tepki ve kararlılıkla koşmuş sandığa.
Haftasına kalmadı “Göbeğini kaşıyan adam” edebiyatı yayılıverdi.
Sırf bu buluşun sahibini haklı çıkarmak için o gün, gömleğimden birkaç düğme çözüp göbeğimi kaşıdım, sonra da aynaya bakıp bidon kafalı olup olmadığımı kontrol ettim. Evet, biraz benziyordu galiba bidona, “Bu adam işi biliyor arkadaş” diye gülümsedim. “Nasıl da biliverdi bidon kafalı olduğumu…”
Bilirsiniz, partici filan değilim ama bidon kafalıyım ya, şânıma halel gelmesin diye yarın da AK Parti’ye oy vereceğim nasipse. Ne zaman önümde bir sandık sûreti belirse aklıma hemen halkını kısa bacaklı, bidon kafalı, göbeğini kaşıyıp duran kırolar gibi gören zihniyet geliyor. Sırf illet olsunlar, millete hakaret edebiyatına yeni sayfalar ilâve etsinler, cuntacılara medhiye düzüp, kaatillerine bir kere daha âşık olsunlar diye yapacağım bunu.
Bu akşam inadına, Sezen Aksu’ya “Sazan” yakıştırması yaparak espri kabiliyetini isbat eden adamın inadına bir güzel Sezen Aksu dinleyeceğim.
Gün gerekçe günü değildir, gün, suyun akarını bulma günüdür. Bu su akarına gider beyler…
Türkiye’nin seçimi hayırlı olsun.

A. Turan Alkan’dan derleme..

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

KILIÇTAROĞLU’NUN “AİLE SİGORTASI” YALANI!…

KILIÇTAROĞLU’NUN AİLE SİGORTASI YALANI!….
(İnanmayan CHP’nin İnternet sitesinden görebilir)

GENEL MÜDÜR OLDUĞU KURUMA ÜÇ TANE BİLGİSAYAR ALAMAYAN ÜLKEYİ NASIL YÖNETECEK?…
Önceki akşam, bir özel tv kanalında, Kemal Kılıçdaroğlu şöyle anlatıyordu aile sigortasını:
“Ben eski hesap uzmanıyım. Yıllarımızı verdik bu konuda. Faik Öztrak hazinede yıllarını verdi. Merkez Bankası’nda, BDDK’da görev yapmış arkadaşlarımız var. Bu raporu hazırladıktan sonra bizim gibi düşünmeyen akademisyenlere de sorduk. Onun üzerine bunu kamuoyuna açıkladık.
600 lira en düşük rakam. Çocuk sayısına göre de bu değişebilecek.”
Seçime şunun şurasında üç gün kaldı.
Yazının Devamını Oku »

NE DURUYORSUN HEMEN İSTİFA ET!…

NE DURUYORSUN HEMEN İSTİFA ET!…
“AKP iktidar olursa, Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner istifa edecekmiş”.
O zaman hemen etsin.. Ne bekliyor ki. AK Parti’nin iktidar olup olmayacağı değil, anayasal çoğunluğa sahip olup olmayacağı konuşuluyor..
Koşaner bırakıp gidecek olursa çok kolay unutulacak bir isim olacak.. Doğrusu başbakanın çok da üzüleceğini sanmıyorum.. Hiçbir makam da doldurulamaz değildir.. Aslında böyle bir niyeti varsa, bugünden istifa etmesi, belki kendisi için daha iyi bir tercih olacaktır..

Akıl hocaları kimse..
Şecaat arz ediyorlar.. Evren’in kurduğu derin yapılanma ve Şahinkaya’nın yolsuzluk dosyaları açıldığında göreceğiz onların bu şanlı direnişini ve Ergenekonculara vefa jestlerini.. Özür dilemek varken hâlâ başka vadilerde dolaşıyorlar..
Bu kadar darbe oldu, bu kadar muhtıra yayınlandı, bu kadar faili meçhul var, bu kadar kan ve gözyaşı, adamlar inadım inat diyor..
Biliyorum darbecilik bir hastalık ve ne yazık ki şifası da zor. İşte Evren, Şahinkaya örneğinde olduğu gibi..

Yazının Devamını Oku »

MİZAH’ DA TÜRKİYE’NİN DÜNYADA Kİ YERİ!…

 

MİZAH’ DA TÜRKİYE’NİN DÜNYADA Kİ YERİ!…
İnternet üzerinden yapılan bir kamuoyu araştırmasında, 15 ülkeden 30 bin kişiye dünyanın en soğuk esprilerine sahip ülkeleri soruldu; birinciliği Almanya, ikinciliği Rusya, üçüncülüğü Türkiye aldı.
Lakin haksızlık bu.
Almanya’yı Rusya’yı falan bilmem ama sokaktaki adamından aydınına kadar Türkiye’nin esprileri oldukça sıcaktır.
Bu araştırmaya katılanlar ya Türkleri tanımıyor, yada KILIÇTAROĞLU’nun söylediği veciz sözlerinden haberleri yok..
Kılıçdaroğlu bir televizyon programında, ben anketlere hiç inanmam dedikten 20 saniye sonra, anketlere göre oylarımız yükseliyor demişti.
Yazının Devamını Oku »

İKİ TÜR NEŞ’E…

M. Şevket Eygi’den güzel bir alıntı..

İKİ TÜR NEŞ’E….

ŞEYTANİ DÜNYA NEŞ’ELERİ…
İçki içip sarhoş olup dağıtanların neş’eleri.
Zinakarların şehevi neş’eleri.
Lüks, israf ve sefahat düşkünlerinin aldatıcı ve sonu acı neş’eleri.
Gurur ve kibirden ileri gelen sarhoşluğun verdiği neş’e.
Uyuşturucu neş’eleri.
Tıka basa abur cubur yemenin sözde neş’eleri.
Riyaset (başkanlık, makam mevki) neş’eleri.
(Başkanlığın ateşten bir gömlek olduğunu iş işten geçtikten sonra anlayacaklardır.)
Paranın, zenginliğin verdiği neş’e.
Çılgınca mal yığmanın, para iddihar etmenin neş’esi.
Evet bunlar hep şeytani ve cehennemi neş’elerdir.

MANEVİ VE RUHANİ NEŞ’ELER…
Mübarek Ramazan Müslümanlar için manevi ve ruhani neş’eler ayıdır.
Allah için aç kalmada, susuzluk çekmede, halsiz düşmede çok büyük neş’eler vardır. Anlayana…
Güzel sesli bir hafızın okuduğu Kur’anı dinlemekte derin neş’eler vardır.
Yazının Devamını Oku »

SEVGİLİ DOST…

Sevgili DOST…

Ömrünce nasihatımdır sana…

Kulağın aç, dinle beni…
Cahil ile dost olma; İlim bilmez, irfan bilmez, Söz bilmez, üzülürsün…
Saygısızla dost olma; Usul bilmez, adap bilmez, Sınır bilmez üzülürsün…
Aç gözlü ile dost olma; İkram bilmez, kayde bilmez, Doymak bilmez, üzülürsün…
Görgüsüzle dost olma; Yol bilmez, yordam bilmez, Kayde bilmez, üzülürsün…
Kibirliyle dost olma; Hal bilmez, ahval bilmez, Gönül bilmez, üzülürsün.
Ukalayla dost olma; Çok konuşur, boş konuşur, Kem konuşur, üzülürsün…
Namertle dost olma; Mertlik bilmez, yürek bilmez, Dost bilmez, üzülürsün…

YALLAH GANDHİ YALLAAAH!!!…(SABAH – Hikmet Genç)

YALLAH GANDHİ YALLAAAH!!!…(SABAH – Hikmet Genç)

( Bizim gazetenin manşeti sürpriz kalsın!..)

ZAMAN:
AK Parti 3. kez iktidar!…
( Sade ve abartısız bir manşet… Lakin ara başlıklar ‘biz demiştik!..’ tadında olur…)

HÜRRİYET:
AKP …
CHP …
MHP …
Bağımsızlar …
( Seçim sonuçlarını verirler… Fazla yorum olmaz… ‘Şu kadar milyon seçmen, kaosa oy verdi!!…’ gibi travmatik bir manşet de atılmaz!..
Biraz candaş mahcubiyeti, biraz da ‘bakalım bu dönem bize ne getirecek?.. Bekleyelim de görelim..’ havası hissedilecektir Hürriyet’te…)

Yazının Devamını Oku »

İĞRENÇ YARATIK; MAİLLERİN, MAİL KUTUMA ZARAR VERİYOR!…

İĞRENÇ YARATIK; MAİLLERİN, MAİL KUTUMA ZARAR VERİYOR!…
Gerek kişisel sitemde, gerekse çeşitli gruplara yazdığım makale ve yazılarıma; “Bu tip provakatör şeyler yazma” diyerek beni tehdit etme cüretini gösteren saygısız insan!…
Benim her yazıma, iğrenç maillerinle cevap vermek zorunda değilsin..
Zira yolladığın bu iğrenç maillerin, mail kutuma eziyet ediyorlar…
Şunu bir kez daha belirteyim…
Fikri zikri ne olursa olsun, ağzını bozmayan insanların en kıyıcı eleştirilerine bile saygım sonsuzdur.
Kusura bakma ama sen “Deli Emin” kadar bile kişilikli değilsin.
Yazının Devamını Oku »

ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKMAK!…

ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKMAK!…
Hani, “haddini aşan” insanlar için “çizmeden yukarı çıkma” deriz ya, bu sözün “hikâye”sini bilir misiniz…
Her “deyim”in, her “atasözü”nün bir hikâyesi olduğu gibi, “çizmeden yukarı çıkma” sözünün de bir hikâyesi vardır ve şöyledir:
19. yüzyılda, “Fransız ressam”larından Delacroix, Paris’te bir resim sergisi açmıştı.
Sergiyi gezenlerden bir kişi, büyükçe bir “şövalye tablosu”nun önünde uzun süre durarak, yakından-uzaktan ciddi ciddi seyreder, beğenmediğini belirten bir biçimde de başını sallarmış.
Bu durum, “ressam”ın ilgisini çekmiş, vatandaşın yanına gelerek sormuş;
“Bu tablo ile çok ilgilendiğiniz belli oluyor.”
“Evet” demiş adam;
Yazının Devamını Oku »

TRT’NİN DEĞİŞMEYEN SPİKERİ ÖMER ÜRÜNDÜL’ÜN İLGİNÇ MAÇ YORUMLARI!…

TRT’NİN DEĞİŞMEYEN SPİKERİ ÖMER ÜRÜNDÜL’ÜN İLGİNÇ MAÇ YORUMLARI!…

*8-0 lık İngiltere maçında 5. yada 6. golden sonra spiker:
“Evet sayın seyirciler İngilizlerin bir atağını daha gol yiyerek savuşturduk”.
8. golden sonra:
“Maç bitti hala gol yiyoruz. Olacak iş değil”…

Spiker: 62. dakikada meksikanın 3 oyuncu hakkını kullanmasına ne diyosunuz?
Ömer Üründül: Evet…

*Spiker: “Maç 2-0 bitti, ne diyorsunuz sayın Üründül?”.
Ömer Üründül: Iııı…
*”Kazanmaları için gol atmaları lazım…(Ömer Üründül)

Yazının Devamını Oku »

HER ÇÖZÜM ONDA!…AYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON!

HER ÇÖZÜM ONDA!
Görüyorsunuz işte;
“İktidara gelebilmek” için her yolu meşru görüyor… “Yalan” da söylüyor, “çark” da ediyor!.. “İftira” da atıyor, “hakaret” de ediyor!..
“Vaat” derseniz, gırla!..
“Çiftçiye ucuz mazot” onda, “emeklilere bol maaş” onda!.. “Yoksula 600 TL maaş” onda!.. Gençlere “9 ay askerlik” onda!..
Her şey onda!..
Tek çare o!..
Hakkari’ye gidip; “Yerel yönetimlere, aynen Avrupa’daki gibi özerklik getireceğiz” deyip, “Apo ile aynı ağzı kullanmak” onda, ama Ardahan’a gidip; “Özerklik nereden çıktı?.. Ben öyle bir şey demedim” deyip, “kıvırmak” yine onda!..
Trabzon’a gidip; “Trabzonspor’u da biz şampiyon yaparız” demek onda!.. Dün Iğdır’da, meydanda toplanan kalabalığa “Sevgili Ardahanlılar” deyip, “Çillervari” bir “çam devirmek” yine onda!..
Öyle ya, onun adı Kemal!..
Her şeyi o bilir,
Her çare onda!..
Yazının Devamını Oku »

HAYAT NE GARİP BU GÜNLERDE….

HAYAT NE GARİP BU GÜNLERDE….
*  Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı !…
*  Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz..!
*  Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı !…
*  Diplomamız bol ama sağduyumuz az!…
*  Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı !…İ
*  İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı!…
*  Sorumsuzca para harcıyoruz, ama az gülüyoruz!…
*  Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz !…
*  Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz!…
*  Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz !…
*  Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik!…
*  Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve… bol yalan söylüyoruz !…
*  Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik!…

Yazının Devamını Oku »

AYIPLARIM GÖNÜL SENİ…

Ayıplarım gönül seni
Hal bilmeze hal sorarsın
Yanında bülbül dururken
Kargalardan gül sorarsın
Nerden düştüm gizli derde
Aşkın gözümüzde perde
Nalbant olmayan şehirde
Aşk atına nal sorarsın
Hak nazar eylemiş göze
Odur yol gösteren bize
Kulağı sağır dilsize
İklim iklim yol sorarsın
Pir Dede’yi beğenmezsin
Ne söylüyor dinlemezsin
Kendi kusurun görmezsin
Elin eksiğin ararsın…

Pir Dede

 

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

ERTUĞRUL ÖZKÖK NE İLK NE DE SON ÖRNEK!…

ERTUĞRUL ÖZKÖK NE İLK NE DE SON ÖRNEK!… 
Hürriyet yazarı Özkök özlemlerini (!) şöyle sıralıyor:
Mini etekle namaz!
Başörtüsü ile şarap!
Kilise de cenaze merasimi!
Kilisedeki cenaze törenini de bir imamın idare etmesi!
Özkök’ün bu özlemlerini (!) duyduktan sonra “Bugüne kadar zuhur etmiş binlerce şaşkından biri daha” deyip geçebilirdik!
Ama geçmedik!
Geçmedik ama bu lafları ciddiye de almadık!
Zira biliyoruz ki Özkök türünün ne ilk örneği ne de son örneği olacak!
Yazının Devamını Oku »