Takvim
Temmuz 2011
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Temmuz, 2011

GENELKURMAY BAŞKANI VE KUVVET KOMUTANLARININ EMEKLİLİKLERİNİ İSTEMESİ ÇOK İYİ OLMUŞTUR…

Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının emekliliklerini istemesi çok iyi olmuştur…

Bu subaylar, hem darbe planlarını biliyorlardı hem de başarısızlardı. Türkiye’de Hantepe saldırısı gibi kaç saldırı oldu düşünün?

Kaç tane Mehmetçiğimiz şehit oldu düşünün. Binlerce çocuk şehit oluyor bunların kılları kıpırdamıyordu. Heron’lar var, gece görüş sistemleri vardı kullanılmıyordu..

“YAŞ zirvesi öncesi tutuklu generallerin terfi ettirilmesine çalıştılar. Ama bu konuda yapacak birşey yok. Kanun, yönetmelik açık. Tutuklu olan bir subay bir de terfi mi ettirilecek? Bu, kanunen imkansızdır.

Mahkemeler, savcıların öne sürdüğü savları önemli buldular ki bu generalleri tutukladılar. Tutuklu generallerin tutukluluk hallerine defalarca itiraz edildi, neden tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmadılar? Demekki mahkemeler haklarındaki savları çok önemli görüyor.

Yazının Devamını Oku »

“İÇKİ” ÜZERİNE DERLEMELER…

İÇKİ…
Önce siz bir içki alırsınız.
Sonra içki bir içki alır.
Sonra da içki sizi alır.

“İÇKİ” ÜZERİNE SÖYLENMİŞ GÜZEL SÖZLER…
İçki bütün kötülüklerin anasıdır…(Hz. Muhammed)
Sarhoşluk kusur yaratmaz, kusurları açıya vurur…(Seneca)
İçkinin üstesinden gelirim sanırsan, içki senin hakkından gelir…(Amerikan sözü)
Keçi şarap içmiş, dağda kurt aramaya çıkmış…(Türk sözü)
İçki dolu her kadeh lanetliktir, içindeki de şeytan…(William Shakespeare)
İçki içen kişinin yaptığı iyilikler ve cömertlikler, içkinin hesabına yazılır…(Thomas Navarro)
İçki kadehinde, denizde boğulanlardan çok daha fazla insan boğulmuştur…
İçki, ortadan aklın nöbetçiliğini kaldırır ve böylece, ayık iken gizleyecek kadar kurnaz olduğumuz alametleri göstermeye bizi mecbur eder…(Henry Fielding)
Akıllı adamların tek içkisi sudur…(Thorea)

Yazının Devamını Oku »

CEHENNEM ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER…

CEHENNEMDE ÇALINMASI BEKLENEN ŞARKILAR…
Mazhar Alanson – Yandım
Kayahan – Allah’ım Neydi Günahım
Orhan Gencebay – Batsın Bu Dünya
Müslüm Gürses – Son Pişanlık
Çelik – Dongi Dongi… Cehennemde çalmasına gerek yok. Nerede çalınırsa orayı Cehenneme çeviriyor zaten..
Nalan – Afffettt Yanıyorum Affettt..
Banu Alkan – Neremi Neremi…
Megadeath – Welcome To Hell
Sertab Erener – Yanarım Yanarrrııııımmm, Ne Yapsam Yanarııııımm, Yanarııım Yanarııım, Gün Geçer yanarım
Metin Milli –  Sensiz Cennet Bile Sürgün Sayılır…
Almora’nın cehennem geceleri isimli şarkısı – Kendim Ettim Kendim Buldum…
Feridun Düzağaç – Alev Alev
İbrahim Tatlıses – Yanıyorum Söndürelim mi? tabi tabi
Çıktı Ateşim. İndirelim mi? tabi tabi
Kayahan – Cehennemde yansın bu dilim bir yemin ettimki dönemem..
Beni Yak, Kendini Yak…
Şaka Değil Yanıyorum Tutmayın Beni
Zeki Müren – Yangınlardayım…

Yazının Devamını Oku »

30 AĞUSTOS VE LOZAN; İKİSİ DE ZAFER İSE, O ADALAR NİYE YUNAN’DA ?…

BURNUMUZUN DİBİNDEKİ ADAYI YUNAN’A VERMEYİ Mİ KUTLUYORSUNUZ ?… 
Lozan andlaşmasının yıldönümündeyiz.
İçeriği hiç tartışılmayan, ne kazandığımız, ne kaybettiğimiz konuşulmayan bu andlaşma üzerinden, dindar insanlara saldırı kampanyasının yine içindeyiz.
Etkinlikler düzenleniyor. Konferanslar veriliyor.
Kutlama ilanları ile, insanların bilinçaltına “Lozan bir zaferdir” mesajı dikte ettirilmeye çalışılıyor.
Bu arada da -ne ilgisi varsa- dindarları tahkir de, elden bırakılmıyor.
Lozan çerçevesinde düzenlenen etkinliklerin hepsinin haber içeriklerine baktım.
Hiçbirisinde, Lozan ile kaybettiklerimiz konusunda, hiçbir bilgi yok… Bir ipucu bile yok…
O zaman buyrun, biz bir nebzecik, konuya eğilelim.. İlkokul tarih bilgisi kabilinden, Lozan’da neler kaybettik, başlıklar halinde birer birer sıralayalım..
Ki, Lozan’ı zafer olarak tanıtan birisi ile karşılaşırsanız, kaybettiklerimizi yüzüne vurasınız.
Önce bir tespit yapalım..
Yazının Devamını Oku »

ŞEYH EDEBALİ’DEN HARİKA NASİHATLER…

BAK DOSTUM…

Ömrünce nasihatımdır sana. Kulağın aç, dinle beni…

Cahil ile dost olma: İlim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün.

Saygısızla dost olma: Usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün.

Aç gözlü ile dost olma: İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün,

Görgüsüzle dost olma: Yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.

Kibirliyle dost olma: Hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.

Ukalayla dost olma: Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün.

Namertle dost olma: Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün.

Yazının Devamını Oku »

EMNİYET DEVREYE GİRERSE !…

EMNİYET DEVREYE GİRERSE !…
Emniyet devreye girerse!…  Terörle mücadelede Emniyet daha etkin bir şekilde devreye girecekmiş…
Nasıl?..
Bir.., bundan böyle MİT aldığı istihbaratı anında Emniyet ile paylaşacakmış…
İki…, Emniyet ayrıca terör örgütlerinin eleman temin etme yollarını tıkamak için ‘bilgilendirme ve önleme’ faaliyetlerine katılacakmış…
Neden?…

Yazının Devamını Oku »

“KOLAY” VE “ZOR” ÜZERİNE DERLEMELER…HALUK CANGÖKÇE”

ZORLAR VE KOLAYLAR…
Hayatta zor işler, kolay işler var,
Bunları ayıran insan olmak zor.
Bilgiçlik taslamak, konuşmak kolay,
Az ve öz konuşup susan olmak zor.
Akıl vermek kolay, iş bozmak kolay,
Bozuğu onaran insan olmak zor.
Niyet etmek kolay, başlamak kolay,
Bir işi bitiren insan olmak zor.
Almak kolay, benlik, bencillik kolay,
Alan insan değil, veren olmak zor.
Merak kolay, olay seyretmek kolay,
Yazının Devamını Oku »

ZIT GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERE TAHAMMÜLSÜZLÜK !…

ZIT GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERE TAHAMMÜLSÜZLÜK !…
Şu bir gerçek ki, insanlar kendi düşüncelerine, kendi görüşlerine zıt görüş ve düşüncelerin ortaya atılmasına kolay kolay tahammül edemiyorlar.
Kendi doğrularına alternatif getirilmesinden hoşlanmıyorlar.
Hele bir de iç politika penceresinden dünyaya bakıyor, iç politikayı da sadece taraftarı oldukları partinin perspektifinden değerlendiriyorlarsa…

 

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

BİZİM ZAMANIMIZDA…

MASALLARIMIZ ÇALINDI ÖNCE…
Maviye çıkardı çocukluğumuz. Ne yana dönsek umut, kime tutunsak vefa…
Çaldılar ceplerimizden çocukluk ruhumuzu.
Öksüz kaldı saksıda çiçek, bedende ruh, şiirde kelime…
Attila İlhan’ın “o eski heyecan ölür” dediği dizeye sarılıyorum sımsıkı. Ölmemeliydi heyecan. Profesyonelleşmemeliydi insan. Amatör kalmalıydı sevgi. Düzene alışmaktı çünkü profesyonellik, eyvallah çekmekti her şeye. Oysa amatörlük sıkı işçilik demekti. Gözyaşı demekti, emek demekti.
Masallarda gizliydi cesaret. İmkânsız denen şeyin aldatmacadan ibaret olduğunu öğrenirdik arabesk günler besteleyenlere inat.
Artık her şey bitti derken bir peri beliriverirdi başucumuzda. Elinde sihirli bir değnek, dokunurdu ve dileğimiz anında gerçekleşirdi.

Yazının Devamını Oku »

HANİ AKP KENDİ İSTİKBALİ İÇİN KIBRIS’I SATACAKTI ! HANİ KIBRIS’TAKİ TÜM HAKLARIMIZDAN VAZGEÇİYORDUK ! …

K. KIBRIS’I SATACAKLARDI !, ELEKTRİĞİ SATTILAR !…
K. Kıbrıs’ı satacaklardı elektriği sattılar! Ulusalcıların, üç-beş yıl önce söylediklerini hatırlıyor musunuz?
Ulusalcıların yanı sıra, kendilerini ulusalcı takımdan saymayan MHP’li yöneticilerin de söylemi aynı idi..
“Kıbrıs satıldı..”
“Kıbrıs’ta Türk kalmayacak…”
“Kıbrıs’tan çıkarılmamız an meselesi..”
“Dinci iktidar, Kıbrıs’taki Türk varlığını, Batı’ya peşkeş çekti..”
Yıllar geçti..
Kıbrıs’ta satılan hiçbir şey yok.
Kuzey Kıbrıs’ta eksilen hiçbir şey yok.
Ne bir toprak parçası.
Ne bir çakıl taşı..
Tam aksine, artılar var..
Kendi kendine yeten (anavatandan gideni de, kendisinden sayın artık) bir Türk kesimi var.
“Kuzey Kıbrıs’ta satılan bir şey yok” dedik ama.
Galiba yanlış söyledik.
Kuzey Kıbrıs’ın satılan bir şeyi var..
Elektriği..
Yazının Devamını Oku »

ORDU REFORMDAN GEÇMEZSE !…

Görevdeki generallerin birçoğu, varolan yapıların ve uygulamaların sakıncalarını, daima halı altlarına süpüregeldiler bu güne kadar, “Bana mı kaldı dertsiz başıma dert açmak”, diyerek.
Hiç kimse “Şu konuda da yanılmışız meğer”, demedi, bir gün olsun. Gerçek bir denetimin olmadığı, özeleştirinin de gelişmediği bir otoriterizmin dünyasıdır, çünkü orası.
Övgülerin ve böbürlenmelerin havalarda uçuştuğu, eleştirilere fırsatların tanınmadığı o ortamlarda, sadece işbaşındaki generallere yaslanarak, asla reform yapamazsınız, bilmiş olun.
En önce, bir kongre mi toplar, bir bilim ve araştırma kurulu mu oluşturur, ne yaparsınız bilemem; ama ilkin, geleceğin Türkiye’sinin “İç ve Dış Güvenlik Konsepti”ni oluşturmalı ve buna bağlı olarak, yurdumuzun “Askerî Savunma Doktrini“ni bütün boyutlarıyla yeniden tanımlamalı ve tasarlamalısınız.
Yazının Devamını Oku »

ÖNEMLİ OLAN PAŞALARIN SAYISI DEĞİL İŞLEVİ…

“SALDIRININ  SORUMLUSU BAŞBAKANDIR” DİYEN TOSUNLARA EN GÜZEL CEVAP..

– Bizim orduda 365 general var. Peki koskoca Almanya’nın ordusunda general sayısı ne kadar? Alman ordusunda amiraller de dahil 29 general bulunuyor. Peki amiraller de dahil 29 general olması Alman ordusunun savaş kabiliyetini zaafa mı uğratıyor? Malumunuz ABD askerleri Türk subaylarının başına çuval geçirip onları ite kaka götürdüklerinde ordumuzun 365 generali de görev başındaydı. Çünkü o zamanlar Balyoz gibi soruşturmalar henüz başlamadığı için hiçbir general, amiral tutuklanmamıştı. Peki ABD askerleri Türk subaylarının başına çuval geçirdiklerinde, ordumuzun onurunu dünya alemin gözü önünde paspas gibi çiğnediklerinde, görev başındaki 365 generalin biri bile buna karşı sesini çıkarttı mı? Bırakın bunu, 365 generalin tamamı görev başındayken “Bunlar bir avuç çapulcu; bunları bir kaşık suda boğarız” dedikleri PKK’yı yok edecek bir başarı sağlandı mı? Bunu da bırakın, PKK saldırısı sonucu 17 şehit verildiği bir günde, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Aydoğan Babaoğlu Antalya’da tatil yapıp golf oynamadı mı? Yazının Devamını Oku »

DÜNYAYI SEN Mİ DEĞİŞTİRECEKSİN ?…

DÜNYAYI SEN Mİ DEĞİŞTİRECEKSİN ?…
Çok duyarsınız: “Dünyayı sen mi değiştireceksin?” derler…
Herkesin iki dünyası var aslında: Biri “afâki”, diğeri “enfüsi”…
“Enfüsi dünya” önemli bizim için: Kendi iç dünyamız…
Herkes kendi iç dünyasını değiştirebilir…
Daha mutlu, daha huzurlu yaşamak için işe kendi dünyamızdan başlamamız gerekiyor…
Bunun için de hayatta zaten var olan ve bize özenle sunulan mucizeleri fark etmemiz, bazen de keşfetmemiz yeter.
Yani dünyaya değişik pencereden de bakmayı öğrenmeliyiz. Kısacası, dünyayı değiştirmek isteyen, kendini değiştirsin!
Bu da yetmezse, dua ne güne duruyor?
Diz çöküp el açmak, inanmayanlar dışında, kime zordur?..
“Ya Rabb!..” demeli, “Bize gökkuşağında saklı sınırsız renk cümbüşünü, yıldız sağanağındaki haşmeti, topraktaki bereketi, mehtaptaki huzuru, her karanlığın sırrına saklanmış aydınlığı göster…”
Yazının Devamını Oku »

BİZİM ZAMANIMIZDA…

ESKİDEN KİMLER VARDI, NELER VARDI ?… 
ESKİDEN Osmanlı terbiyesi görmüş çok değerli, çok vasıflı insanlar vardı. Onlar gittiler ve yerleri dolmadı.
Eskiden beyefendiler, hanımefendiler, büyük beyler, büyük hanımlar, küçük beyler, küçük hanımlar vardı.
Eskiden iffet vardı, kaç-göç vardı, hayâ, mürüvvet, vefa, merhamet vardı.
Üstad Necip Fazıl vardı.
Profesör Ali Fuat Başgil vardı.
Hasan Basri Çantay vardı.
Eskiden İstanbul kültürü ve medeniyeti vardı.
İstanbul âdâb-ı muaşereti vardı.
Eskiden bu şehirde en fazla kullanılan kelimeler evet efendim, teşekkür ederim efendim, estağfirullah efendim idi.
Aha oha yuha muha gibi böğürtüler hoş görülmezdi.
Eskiden şiir vardı, aruz vardı, ebced hesabıyla tarih düşürmek vardı.

Yazının Devamını Oku »

“SÖZ” ÜZERİNE DERLEMELER !…HALUK CANGÖKÇE

Sözler, tutmak için verilir…(Swift)

Söz vermek için yürek, sözü tutmak içinde insan gerek…

Söylenen sözlerin doğruluğu, yapılan işlerin yanlışlığını düzeltmez…

Söylenmediği müddetçe söze sen hakimsin, bir kere söylendi mi, o sana hakim olur…(Şeyh Şadi Şirazi)

Söylediklerinizi duyurmak için hiç kimseyi kolundan tutmayın, çünkü insanlar sizi dinlemeye istekli değillerse, onları tutağınıza çenenizi tutmanız daha iyi olur…(Lord Hesterfield)

Söylemesi en kısa olan iki kelime vardır ki en ziyade tetkike ihtiyaç gösterir: evet ve hayır…(Pythhagoras)

Söylenmesi gereken şeyi, söylenmesi gereken kişiye ve sadece gerektiği zaman söylemelidir…(Andre Maurois)

Söyleyecek yalan bulamayanlar için kalan son çare gerçektir…(Marcel Lenoir)

Yazının Devamını Oku »

TÜRKİYE’Yİ NEDEN KONUŞMUYORLAR ?…

TÜRKİYE’Yİ NEDEN KONUŞMUYORLAR ?…

“Artık, Avrupalılar Türkiye’yi konuşmaktan pek hoşlanmıyorlar” …

”Çünkü Türkiye’yi hep, kötü yönleriyle konuşmaya alışmışlar. Yani ekonomik açıdan Avrupa’nın hasta adamı olacak, ne bileyim, askerler darbe yapmış olacak veya Kıbrıs gibi konularda ipliği pazara çıkarılacak…

Vay siz Kürtler’e şunları-bunları yapıyorsunuz, işkencecisiniz falan denilecek…

O zaman çok seviyorlar Türkiye hakkında konuşmayı…

Ama son dönemde bu şanslarının ellerinden alındığını görüyorlar…

Türkiye kanadından hep iyi haberler geliyor buraya ve Avrupalı siyasetçiler de çareyi Türkiye’yi görmezden gelmekte buluyor…”

“Aslında Avrupalı’nın istediği karikatür Türkler…

Yazının Devamını Oku »

FUTBOL VE ŞİKE…

FUTBOL= Az sayıda insan büyük paralar kazanırken, çok sayıda yoksul insan top peşinde koşan 22 insana baktığı uğraş. H.C

FUTBOL VE ŞİKE…..
-Futbol derken ne büyüklükte bir ekonomiden söz ediyoruz?
– 500 milyar dolarlık dev bir endüstri…
Bu işten nemalananlar ise sadece yayın tekelleri değil. Örneğin uluslar arası giyim tekelleri reklam için futbol yıldızlarına büyük servetler aktarıyor. Bunu yaparken, bir yandan da üretimlerini yapmak için sürekli daha ucuz işgücü arayışında. Emekçiden esirgediklerini, bir dakikayı bulmayan reklam çekimleri için rahatlıkla harcayabiliyorlar. Böylece, en düşük ücreti vererek yoksulluğa mahkûm ettiklerine sınıf atlamanın yolu ve imkânları da kapanmamış oluyor! Yani aralarından bir-ikisine kapılar her zaman açık, hep birlikte kurtulmak istememeleri şartıyla!
Yazının Devamını Oku »

TARİH BİLMEYEN SİYASETÇİ, PUSULA OKUMAYI BİLMEYEN KAPTANA BENZER…

 Geçmişten geleceğe…
“Tarih bilmeyen siyasetçi, pusula okumayı bilmeyen kaptana benzer; ikisi de gemiyi karaya oturturlar.”
Cevdet Paşa’nın bu tespitine bayılıyorum. Paşa’nın tespitinin yansımalarını, hayatın her alanında yaşıyorum.
Geleceğin pusulası geçmiş, yani tarihtir! Bu yüzden iyi bir devlet adamı, yahut siyasetçi, bir tarihçi kadar olmasa da, tarihi nirengi noktalarıyla bilmek zorundadır.
İbret alabilmek için, önce bilmek gerekir!
Bence her siyasetçi, Şeyh Edebali’nin, aşiret beyliğine seçilen Osman Gazi’ye öğütlerini sık sık okumalı, hatta şerh edip kendine uyarlamalıdır…
Çünkü bu öğütler, aynı zamanda, yüreklere “Devlet-i ebed müddet” kavramını ilham edip muazzam bir imparatorluk inşa eden dinamizmin de kaynağıdır.

Yazının Devamını Oku »

KARIŞIK DERLEMELER… HALUK CANGÖKÇE

DERLER !…
Çok hızlı yaşarsın, yavaş git derler.
Yavaş yaşarsın, ölü gibisin derler.
Orta halli yaşarsın, monotonsun derler.
Gülersin, ne gülüyo bu deli gibi derler.
Ağlarsın, bunalım derler.
Susar dinlersin, dilini mi yuttun derler.
Konuşursun, sus bi artık derler.
Çalışırsın, amele derler.
Yatarsın, beleşçi derler.
Kısacası derler de derler…
İnsanı candan ederler sonra anlarsınki gelmiyor artık geriye geçen günler.
Ona buna kulak vermeye bir son ver, yoksa onun bunun lafına baktı böyle oldu derler.

  Yazının Devamını Oku »

İNTERNET’DEKİ SON FENERBAHÇE GEYİKLERİ VE FENERBAHÇE’NİN YENİ SEZON FORMASI..

İNTERNET’DEKİ SON FENERBAHÇE GEYİKLERİ ..

* Fenerbahçe Spor Kulübü’nde yapılan aramalarda polis herhangi bir Türkiye Kupası izine rastlamadı

* Şok. Şok. Şok. Aziz Yıldırım’ın evinde Türkiye Kupası bulunmuş…

* 2. Fenerbahçe Cumhuriyeti’nin ilk adımları bunlar…

* Şampiyon yapacak takım bulunamayabilir. Masum olan ilk taşı atsın…

* Operasyonun Beşiktaş adliyesinde sürdürülmesi soruşturmaya gölge düşürüyor…

* Oynadığınız en iyi oyun “Masa Başı” oyunlarıydı, onu da elinize yüzünüze bulaştırdınız…

* Bugün Kadıköy’de stat çevresinde toplanacak Fenerbahçe taraftarından tek bir tezahürat bekliyorum. “Kümede kal Fenerbahçe”…

* Fenerbahçe’de rekor! Bu yılki sevinç 2 dakika degil 2 AY !!!…

* Emenike olsun, Bülent Uygun olsun, Aziz Yıldırım olsun; emniyete getirilen herkes pürneşe, gülümsüyorlar falan. ya “hayat güzeldir” filmindeki babanın çocuğu kandırdığı gibi bunları da kandırmışlar, oyun oynadıklarını sanıyorlar; ya da gerçekten oyun oynanıyor…

Yazının Devamını Oku »