En Son Yorumlar
    Takvim
    Eylül 2011
    P S Ç P C C P
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    2627282930  

    Eylül, 2011

    UCUZ BİR İSTİSMAR!…

    UCUZ BİR İSTİSMAR!…
    İnternet andıcı tutuklu sanığı Albay Ziya İlker Göktaş, savunması sırasında, izleyicilerin olduğu bölüme dönüp, annesini ayağa kalkmaya davet ediyor…
    İzleyici sıralarındaki başörtülü ve pardösülü kıyafetiyle Göktaş’ın annesi, oğluna el sallıyor..
    Sonra tutuklu albay konuşmasına devam ediyor:
    “TSK sanki bir şeylerin karşısındaymış gibi gösteriliyor. Biz bunlara çok alınıyoruz. İşte annemi görüyorsunuz. Asıl psikolojik harekat yapılıyorsa TSK’ya karşı yapılıyor!”….
    Ne kadar ucuz bir istismar değil mi?
    Ne kadar büyük bir fecaati, ne kadar rahatça ifade eden, çarpıtma bir söylem tarzı değil mi?
    “Bak benim annem de başörtülü” diyerek, annemizdeki örtünün istismarına kalkışıyoruz.. Yazının Devamını Oku »

    DERLEMELER…

    AĞLAMAK İÇİN GÖZDEN YAŞ MI AKMALI?…
    Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
    Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
    Sevmek için güzele mi bakmalı?
    Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
    Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
    Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
    Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
    Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
    Solması için gülü dalından mı koparmalı?
    Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
    Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
    Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı? Yazının Devamını Oku »

    AYKIRI TAVSİYELER…

    AYKIRI TAVSİYELER…

    İnsanlar çoğu kez akılsız, mantıksız ve ben merkezli davranırlar;
    Sen yine de onları affet.

    Eğer iyi niyetliysen ve insanlar seni bencillik ve gizli amaçlar gütmekle suçluyorsa;
    Sen yine de iyi niyetli ol.

    Eğer başarılıysan, sahte arkadaşlar ve gerçek düşmanlar kazanırsın;
    Sen yine de başarmaya devam et.

    Eğer dürüst ve açık yürekliysen, insanlar seni aldatabilir;
    Sen yine de dürüst ve açık yürekli ol. Yazının Devamını Oku »

    BİLGİSAYAR VE İMAN…

    BİLGİSAYAR VE İMAN…
    “Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah’ın varlığının en açık delillerinden biridir.”
    “Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir.
    Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafindan yapılmış olduğunu söyler .
    Meselâ Darwin kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki:
    “Bu Alet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.”Darwin bile ‘çüş lan deve’ der.”
    “Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor …
    Bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır.”
    Birbirlerine benzemezler. Yazının Devamını Oku »

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR TURU…

    BİR TAVSİYE….”ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR TURU” …Yazan : HALUK CANGÖKÇE

    Bu yıl alışkanlık haline getirdiğimiz Akdeniz ve Ege kıyılarını bırakıp, kendimizi Karadeniz’in en güzel yaylalarına attık.
    Dokuz günlük Ramazan bayramı tatilinde, Sarp sınır kapısına kadar gidip, tüm Karadeniz’i şehir şehir görme fırsatı bulduk.
    Uğruna nice şarkıların yazıldığı, aşıkların, nefretle sevgi ile yazdığı türkülerin her yerde tınladığı, ‘Sikinti yok’ lafını her yerde işiterek…

    Benim çocukluğum ve gençliğim Sansun’da geçti..Giresun’a kadar olan sahil şeridini biliyordum.
    Ancak Giresun’dan sonrasını sadece resimlerden ve televizyon ekranlarından görmüştüm.
    O zamanlarda bana; Karadeniz’in Giresun’dan sonra başladığını söylerlerdi de de inanmazdım… Yazının Devamını Oku »

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(6. GÜN)

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(6. GÜN)
    Bugünkü program yine çok güzel..
    6.Gün: OF UZUNGÖL- TRABZON: Sabah kahvaltımızın ardından Of Çaykara üzerinden1300m yükseklikte bulunan Uzungöle varış. Göl etrafında yürüyüş sonrasında yöresel öğle yemeği Yol üzerindeki kiremitli köprüde fotoğraf molası sonrasında Trabzon a hareket.. 13.yy Bizans kilisesi olan Ayasofya Müzesi`ni ve fresklerin gezilmesi. Fatsa’ya varış.. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde
    ————————————————————————————————————————————————
    “UZUN GÖL”..
    Trabzon’a 99 km ve Çaykara ilçesine 19 km uzaklıkta, deniz seviyesinden 1090 m yükseklikte bulunuyor Uzungöl…Dik yamaçları ve muhteşem orman örtüsü ile Alplerin güzelliğini geride bırakmıyor Uzungöl inanın.
    Vadinin ortasında bulunan ve yamaçlardan düşen kayaların Haldizen deresinin önünü kapatmasıyla oluşmuş…Gölün”Uzungöl” olarak anılmasından sonra, çevreye de aynı ad verilmiştir. Özellikle yakınındaki “Şerah” köyünün yöreye uygun tarzda yapılmış eski ahşap evler, doğanın güzelliğini tamamlar özellikte..

    “AYASOFYA MÜZESİ”..
    Trabzon Ayasofya Kilisesi İstanbul’un Latinler tarafindan işgal edilmesinden sonra kaçan ve Trabzon’da 1204 yılında yeni bir devlet kuran Kommenos ailesinden Kral I. Manuel (1238- 1263) tarafından 1250- 1260 yılları arasında yaptırılmış olan manastir kilisesi. Ayasofya adı “Kutsal Bilgelik” anlamina geliyormuş. 1868 I. Dünya Savaşı yıllarında Ruslar tarafından işgal edilen Ayasofya, askeri karargah, hastane, depo ve savaştan sonra yine cami olarak kullanılmış. Kuzey, batiı ve güneyinde revakli üç kirişi bulunmaktadir. Yapı ana kubbenin üzerine degişik tonozlarla örtülmüş ve çatıya farklı yükseltiler verilerek kiremitle örtülmüş..
    Üstün bir işçiliğin görüldüğü taş plastiklerde Hıristiyan sanatının yanı sıra Selçuklu Dönemi İslam sanatının da etkileri görülüyor..
    Binanın en görkemli cephesi güneyi.. Burada Adem’le Havva’nın yaratılışı kabartma olarak bir friz halinde anlatılmış..
    Trabzon Ayasofya Müzesi, Trabzon’un Yenimahalle semtinde bulunan tarihi müze..Fatih Sultan Mehmed’in 1461 yılında Trabzon’u fethiyle camiye çevrilmiş ve vakıf eseri olmuş..

    ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR  (6.GÜN) ………RESİMLER
    http://www.facebook.com/media/set/?set=a.10150290336197842.342905.787072841

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ DEVAM EDECEK…

    Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
    http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ ..(7. ve SON GÜN)

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ ..(7. ve SON GÜN)
    Bir haftalık “Şehir Şehir Karadeniz ve Yaylalar” Turunun bugün son günü..Ankara’ya dönüş yolculuğuna başlıyoruz..Turun ikinci günü Samsun’ un simgesi sayılan, Atatürk heykelini görecek ve toplu resim çektireceğiz…
    Bugünkü program şöyle…
    7.Gün: AMASYA-ÇORUM-ANKARA-: Sabah kahvaltımızın ardından Amasya’ya hareket. Amasya’ya varış. Öğle yemeği- saraydüzü kışlası. Amasya Müzesi Hazeranlar Konağı II. Beyazıt Külliyesi’nin gezilmesi. Amasya minyatürünün gezilmesi  Efsanelere konu olan Ferhat ile Şirin Su Kemerleri’nin görülmesi Çorumda leblebi alışverişi için mola. Ankara’ya hareket. Gerekli molalarla Ankara’ya varış.
    ———————————————————————————————-“AMASYA”…
    Amasya şehrini ilk kuranlar Amazonlar’mış. Amazon kraliçesi Amasis, Karadeniz kıyılarından aşağı inmiş, Amasya’nın bulunduğu yeri beğenerek bir şehir kurmuş, adına ” Amasis şehri” demek olan “Amaseia” demişler. Bir söylentiye göre de, bir zamanlar buradaki dağlarda elmas madeni işletilirmiş, bundan dolayı şehre “Elmasiye” denmiş, bu ad zamanla Amasya olmuş. Şehrin adının Amasya’yı fetheden Danişmend Ahmed Gazi’nin karısı “Ümmü Asiye” den geldiğini, Ümmü Asiye’nin Amasya’da oturduğunu söyleyenler var. Fakat, Amasya, Danişmend Gazi’nin burayı fethinden önce de “Amasea” adıyla tanınan, bilinen bir şehir… Yazının Devamını Oku »

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(5. GÜN)

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(5. GÜN)
    Yine görselliğin bol olduğu bir gün bizi bekliyor. Program şöyle…
    5.Gün: FIRTINA VADİSİ-TAR DERESİ-PALOVİT-ZİLKALE-RAFTİNG-ÇAMLIHEMŞİN-AYDER:
    Sabah kahvaltımızın ardından Fındıklı’da Çağlayan Köyünün ziyareti ve sonrasında Ardeşen üzerinden dünyada korunması gereken 200 ekolojik bölgeden bir tanesi olan Fırtına Vadisine giriş. Yolumuz üzerindeki Ülkemizin en çok yağmur alan ve çay üretim merkezi olan Rize’ye hareket Çamlıhemşin’de(VİCE) verilecek kısa molanın ardından Fırtına Vadisi’ne varış. Şen yuva(Çinçiva).  Kemer Köprüsü Sarp kaya kütlesi üzerinde kurulu olan ve konumu ile insanı hayretler içerisinde bırakan Zil kale’nin ve akabinde Köprüsünün görülmesi, Sarp yamaçları ile şelaleler Vadisi olarak bilinen Palovit Vadisinin takiben Palovit şelalesinin görülmesi… Fırtına deresi kenarındaki restoranda Öğle yemeği akabinde rafting yapmak için serbest zaman. Tar Deresi’ne varış. Yörenin en yüksekten akan Göksu (Bulut) şelalesinin görülmesi deniz seviyesinden 1450m yüksekte bulunan Ayder Yaylasına varış. Gelintülü Şelalesi, Kalegon mevkiinin gezilmesi ve serbest zamanın ardından Otelimize hareket. Akşam yemeği sonrası otelde yöresel bir çalgı olan tulum eşliğinde horon.
    ————————————————————————————————————————————————
    “FINDIKLI ÇAĞLAYAN KÖYÜ”…
    Çaglayan Köprüsü (Fındıklı), Köyün merkezinden geçen Abu Deresi üzerinde kurulmuş. Bölgedeki yaygın taş köprülerden birisi.. Tek bir kemer gözünden oluşuyor. Son yillarda kullanılmayan köprünün korkulukları yıkılmış. Yapıldığı tarih bilinmemektedir. (1901 yılında inşa edildiği söylenmektedir)…
    Eski adıyla Çinçiva Köprüsü bölgenin en eski taş köprülerinden birisi imiş Tek bir kemerle Fırtına Deresini geçyor. Köyün yaşlıları 1699 tarihli bir kitabenin, 1946 yılındaki bir selde kaybolduğunu söyledi bana. Yazının Devamını Oku »

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(4 GÜN)

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(4 GÜN)
    4.Gün: Programımız şöye…ÇAYELİ-HOPA-SARP-BORÇKA-KARAGÖL: Sabah kahvaltımızın ardından Ulu Önder Atatürk`ün vasiyetinin bir kısmını yazdığı Atatürk Köşkü `nü ziyaret ve sonra yol üzerinde geleneksel tahta tezgâhlarda dokunan bir Rize Bezi Fabrika Satış Mağazası`nda alışveriş imkânı. Sürmene’de ünlü Sürmene bıçakları hakkında bilgilendirme ve alışveriş ve Arhavi, Hopa üzerinden hareketle Sarp Sınır Kapısının görülmesi. Buradan Borçka’ya hareket Minibüslerle Karagöl’e hareket. Göl etrafında yürüyüş ve fotoğraf çekimi Borçka’ya hareket. Borçka’da bekleyen aracımızla otelimize hareket. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde.
    ————————————————————————————————————————————————
    “ATATÜRK KÖŞKÜ”…
    Trabzon’un Soğuksu tepesinde(merkezden 8 km) çam ağaçlarıyla çevrili bir bahçe içerisinde yer alıyor. Art Nouveu tarzındaki zarif konak kentin ileri gelenlerinden Konstantin Kapogiannidis için yapılmış..
    Yapının inşaatı 1903 yılında tamamlanmış. Avrupa mimari tarzında inşa edilen köşk bodrum katıyla beraber 4 katlı taş bir bina…
    Cephe özellikleri ve mekan düzenlenmesi modern. İç bölmelerde tuğla malzeme kullanılmış.. Ahşap doğramaların işçliği iyi. İç tesisatında o zaman için yeni sayılabilecek kalorifer, lavabo, ve banyo gibi tesisat kullanılmış.. Döşemeler karo mozaik, tavanlar ampir tarzda alçı süslemeli . İçerisinde orjinal Çin, Japon ve Austurya vazoları, o zaman son derece modern bir müzik dolabı, Osmanlı usulü sedef kakmalı sehpa, Avrupadan getirilmiş mobilyalar, heykeller v.s bulunmakta…
    Sahibi ailesiyle birlikte mübadele zamanı (1923) Yunanistan’a gitmiş..1923 den sonra hazineye kalmış.
    Atatürk ilk kez 15-17 Eylül 1924 tarihinde Trabzon’u ziyaretinde Belediye ve Genel müfettişliğe uğradıktan sonar Soğuksu çevresine otomobille kısa bir gezintide bukunmuş  ve bu gerzinti sırasında , Köşkü görüp orada bir sure dinlenmiş ve köşkü çok beğenmiş… Yazının Devamını Oku »

    12 EYLÜL 1980 DARBESİ…

    12 EYLÜL 1980 DARBESİ…
    “Şartların oluşmasını bekleyen” darbeci generaller, bir gece ansızın geliverdiler.
    O gelişleriyle birlikte Türkiye bugün içinde boğuştuğu hukuk batağına savruldu.
    O gelişleriyle işkencehaneler, idam sehpaları kuruldu, hukuk dışı infazlar başladı.
    Memleket üç-beş generalin eline kalıverdi.
    Önce insanları, sonra hukuku katlettiler.
    Mahallelerin bile cepheleştiği, kardeşin kardeşe silah çektiği bir kontrollü kaos süreci bu topluma yaşatılmıştır.
    Müesses nizamın savunucularının yarattıkları anarşi ortamından milleti çıkarma afyonunun millete yutturulduğu günü ifade ediyor.
    31 yıldır görmezden gelinecek olan, on yıllar sürecek karanlık bir düzenin uygulamaya konulduğu tarihtir.
    Milletin tepesine binen “balyoz”lardan birisidir.

     12 EYLÜL 1980  NİN ANAYASA VE DÜZENİ SAYESİNDE…  
    * Darbeyle birlikte 650 bin kişi gözaltına alındı.
    Yazının Devamını Oku »

    DÜNYANIN BAŞKA BİR YERİNDE BÖYLESİ YOKTUR…

    DÜNYANIN BAŞKA BİR YERİNDE BÖYLESİ YOKTUR…Meclis’in etrafındaki askerî binalar..
    Dünyanın başka bir yerinde böylesi yoktur…
    Ortada Parlamento; etrafında askerî binalar… Genel Kurmay Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlıkları… Yetmedi… Meclis kompleksi içinde bir tabur… Meclis salonunda da asker locası… Pek çok kötü hatırası olan “asker locası”…
    Bana inanmıyorsanız Google Earth’ten bakın da durumu görün…
    1990 yılının sıcak bir yaz gününde, yabancı bir arkadaşımla Kızılay’dan yukarı çıkarken, bu kallavi binaları gören arkadaş, “Bunlar müze mi?” diye sormuştu. “Yok, askerî binalar.” diye cevap verince, “Hepsi mi?” diye şaşırarak sormuştu.
    Ne yalan söyleyeyim, yabancı arkadaşın şaşırması, aklımı başıma getirmişti. Daha sonraları, askerî binaların TBMM’nin hemen yanında olmasının, bildiğimiz askerî vesayetin sonucu olduğunu anlamıştım. Yazının Devamını Oku »

    FARKLARIMIZ KAYBOLDU !…

    “Esir” olmakla “ecir” olmak arasında sıkışan insan
    Henüz düşünceler kontrol edilemiyor, ama modern iletişim imkânları kullanılarak, insan, istenilen istikamette şartlandırılabiliyor. Bu yüzden aynı filmleri izleyen, aynı şarkıları dinleyen, aynı sanatçılardan hazzeden, aynı kitapları okuyan, aynı yerleri gezen, aynı şeyleri yiyip içen ve aynı şeyleri giyen bir topluluğa dönüştük.

    Farklarımız kayboldu…
    Farklarımız kayboldukça renklerimiz de kayboldu…
    Farklarımız ve renklerimiz güzelliğimizdi, güzelliğimiz kayboldu.
    Bunun adı: “Moda!”
    Yaşasın populizm!.. Yazının Devamını Oku »

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR TURU” HİKAYESİ…(3. GÜN)

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” Turumuzun bugün üçüncü günü..Şansımızdan yağmur yok. Zigana’ları tırmanıp, “KARACA” Mağarasını ziyaret edeceğiz. Daha sonra da Sumela Manastırını göreceğiz.
    3.GÜN Programı şöyle…
    SUMELA MANASTIRI-ZİGANA-GÜMÜŞHANE KARACA MAĞARASI: Sabah kahvaltımızın ardından Giresun’a hareket  açık olması durumunda Giresun Kalesi’nin görülmesi Yolumuz üzerinde bulunan eşsiz güzelikteki Harşit Vadisi manzaralarını fotoğraflayarak Kürtün üzerinden Göz kamaştırıcı zengin oluşumların bulunduğu ve oluşum yoğunluğu bakımından dünyanın en güzel 2. Mağarası Karaca Mağarası’nın ziyaret edilmesi.Zigana bir zamanlar ülkemizin en uzun karayolu tüneli olan Zigana tünelini görülmesi. Öğle yemeği sonrası ve Hamsi köy manzarası eşliğinde devam eden yolculuğumuz sonrası Altındere Milli Parkındaki Sümela Manastırı`na(Meryem Ana Manastırı) hareket. 300m orman içerisinden zigzaglar çizen yoldan manastıra varış isteyen konuklarımız medivenlerden isteyenlerde dolmuşlarla(ekstra) manastıra çıkabilirler Akşam yemeği ve konaklama otelimizde . Yazının Devamını Oku »

    “ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR TURU” HİKAYESİ…(2. GÜN)

    Gezimizin 2. gün programı şöyle…

    2.Gün: SAMSUN-TERME-BANDIRMA-FATSA-ORDU-YASON-BOZTEPE: Sabah kahvaltımızın ardından Samsun’a hareket. Samsun’da ilk adım Anıtı, Bandırma Vapuru, görüldükten sonra termede öğle yemeği sonrasında Ordu’ya hareket. Yason Burnunu gezileri sonrası Perşembe ilçesini takiben Ordu’ya varış Ordu Boztepeden muhteşem ordu manzarasını izledikten sonra Otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde

    ———————————————————————————————

    *SAMSUN “İLK ADIM ANITI”…
    İlk İlkadım Anıtı 19 Mayıs 1919’de Atatürk’ün Samsun’a ilk ayak bastığı yerde 19 Mayıs 1969 yılında yapılmış.
    Anıtın öndeki üçlü figürü, Atatürk ve beraberindekilerin Samsun’a, Bandırma Vapurundan inerek kıyıya ilk ayak basışlarını simgelerken Kurtuluş Mücadelesinin buradan başlatıldığını ifade etmekte..
    “İlk Adım” anıtı. Mustafa Kemal’in Milli Mücadeleyi başlatan ve bir ülkenin kaderini değiştirecek olan, Samsun şehrine ilk adımını temsil ediyor bu anıt. Meydanda Atatürk’ün Samsun halkıyla ilgili görüşlerinin yazılı olduğu tabelalar var.

    Yazının Devamını Oku »

    ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR TURU HİKAYESİ..(1. GÜN)

    CİTTUM, CEZDUM, CELDUM…

    Gözümüzün alabildiği kadar yeşil, çağlayan şelaleler, dereler, çeşit çeşit kuşların kanat çırpmasıyla Karadeniz…
    Uğruna nice şarkıların yazıldığı, aşıkların, nefretle sevgi ile yazdığı türkülerin her yerde tınladığı, ‘Sikinti yok’ lafını her yerde işiterek…
    Bu yıl alışkanlık haline getirdiğimiz Akdeniz ve Ege kıyılarını bırakıp, kendimizi Karadeniz’in en güzel yaylalarına attık. Yazının Devamını Oku »

    BAŞKALARINI BEKLERSENİZ, TA GERİLERDE KALIRSINIZ…

    BAŞKALARINI BEKLERSENİZ, TA GERİLERDE KALIRSINIZ…

    Hiç kimse geri dönemez ve parlak geçmişini geri getiremez. Ancak şu andan itibaren herkes yeni bir başlangıç yapabilir ve parlak bir sona ulaşabilir…

    Dünyada ki olumsuzluklardan asla etkilenmeyen ve sadece insanların iyi yönlerini görenlere bir melek denebilir…

    Kardeşlik, bir acının çığlığını duymaktır ki bir tebessüm gibi bütün dillerde aynı anlama gelir…

    Bütün zamanınızı eksiklerinizi gidermek için harcayınız, böylece başkalarını eleştirmek için zaman bulamazsınız…

    Eğer beyin geçmişteki problemlerle meşgul ise, şu andaki sevinçlerin farkında olamaz…

    Güçlü olmak, her şeyden önce dürüst olmak ve açıkça,  yapmacıksız olarak bunu göstermektir…

    Yazının Devamını Oku »

    “İSLAM” ASLİ HAYATIN TA KENDİSİDİR…

    “İSLAM”  ASLİ HAYATIN TA KENDİSİDİR…
    İnsan, dağların taşların kabullenmediği emâneti üstlenme sorumluluğu taşıyor.
    İnsan, önemini ve değerini anlarsa uhdesindeki sorumluluk şuuru uyanır. Nefs muhasebesi yapar.
    Rızıklar da nimet, ama akıl daha büyük bir nimet. İman, sevgi, mutluluk, sıhhat de öyle.
    Çoluk çocuğumuz yanı başımızda, huzur ve güvenliğimiz yerinde, karnımız tok ve sırtımız pek ise kendimizi dünyanın en mutlu insanı olarak görmeyi alışkanlık haline getirmeye bakmalıyız. Yukarıda zikredilen hadis, kurtuluş ve mutluluğun ilk şartı olarak Müslümanlığı, sonra yetecek kadar helal rızka sahip bulunmayı ve daha sonra da kanaatkârlığı göstermektedir.

    Yazının Devamını Oku »

    ZORLAR VE KOLAYLAR…

    ZORLAR VE KOLAYLAR…
    “Yıkmak, herkesin işi olabilir;  yapmak yalnız gücü ve aklı olanların işidir…

    Hayatta zor işler, kolay işler var,
    Bunları ayıran insan olmak zor.
    Bilgiçlik taslamak, konuşmak kolay,
    Az ve öz konuşup susan olmak zor.
    Akıl vermek kolay, iş bozmak kolay,
    Bozuğu onaran insan olmak zor.
    Niyet etmek kolay, başlamak kolay,
    Bir işi bitiren insan olmak zor.
    Almak kolay, benlik, bencillik kolay,
    Alan insan değil, veren olmak zor.
    Merak kolay, olay seyretmek kolay,
    Bakan insan değil, gören olmak zor.
    Kazanç kolay, servet, zenginlik kolay,
    Vicdanlı, namuslu patron olmak zor.
    Yazının Devamını Oku »

    İNSANLIK..“Hep masanızda olması gereken bir yemek”

    İNSANLIK..“Hep masanızda olması gereken bir yemek”

    Bir bardak dolusu gülümseme ile başlayın,
    Bir kap dolusu dostluk ilave edin…
    Bir tutam yumuşaklık, biraz da nezaket tozuyla kabartın…
    Bir kaşık ümit, bir büyük porsiyon yardımlaşma,
    Çok miktarda ılım, bir tutam alçak gönüllülükle çırpın…
    Kuvvetlendirmek içi,n bir çorba kaşığı güvene ihtiyacınız olacak..
    Bir sadakat kasesi içinde, bir ölçü inanç, iki ölçü aklıselim ve, Bir kaç damla hoşgörüyü azar azar ilave edin, sevgi ile karıştırın…
    İki kaşık gülücük, bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ekleyin…
    Şevk ile hiç durmadan karıştırın ve şükran ile tatlandırın…
    Yemeğin adı mı?
    İnsanlık !…

    Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
    http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”