Takvim
Kasım 2011
P S Ç P C C P
« Eki   Ara »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Kasım, 2011

GÜNDEM ÇORBASI…(28 KASIM 2011)

CHP’NİN VUKUATLARI SORGULANIYOR!…
Yıllardır kurdukları ve korudukları sistem sallanmaya başladı.
Dokunulmazlar, tabular oluşturulmuş ve onların etrafına kalın zırhlar örmüşlerdi.
Küçük çocukların kafası, daha 5-6 yaşlarındayken uydurulmuş tarihi bilgilerle dolduruluyor, sistem kendi doğrularını her yerde herkese dayatıyordu.
Koruma kanunları adı altında düzenlemeler yapılıyor, birçok insan bu gerekçe ile eziyete uğratılıyordu.
Ama şimdi Dersim üzerinden çok şeyler tartışılıyor, çok şeyler sorgulanıyor.
“İstiklâl Mahkemeleri” sorgulanıyor, “İskilipli Atıf Hoca cinayeti” sorgulanıyor, “Şeyh Said’in idamı” sorgulanıyor.
Kısacası, “devleti kuran parti” olmakla övünen CHP’nin “vukuat”ları sorgulanıyor!..

Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI!…(26 KASIM 2011)

GEÇMİŞİ BİLMEK!…
Herkes geçmişini bilmek ve onunla yüzleşmek ister.
O yüzden, Başbakan Erdoğan’a “Durup dururken eski defterleri niye açtın” eleştirisinde bulunanlar büyük bir hata yapmaktadır.
Bireyler gibi, toplumlar da geçmişlerini öğrenme hakkını bilmek, karşı karşıya kaldıkları zorlukların hikayesini öğrenmek durumundadır.
Bir isyan üzerinden bir kentin yerlebir edilmesi, insanları mağaralarda imha edilmesi gerçekse bunu bilmek sadece bu kültürün yok olan kuşaklarının değil, o toplumda yaşayan herkesin hakkıdır.
Sonuç itibariyle, etnik kimlikleri Zaza, inanç kimlikler Kızılbaşlık olan bu insanlar, yeni kurulan rejim tarafından çıbanbaşı olarak görülmüş ve her yolun mübah görüldüğü bir yöntemle halledilmişlerdir.
O dönemde Stalin’in Rusya’da, Hitler’in Almanya ve Avrupa’da, Mussolini’nin İtalya’da yaşattığı büyük vahşetler, hem kendi kamuoyları, hem de dünya kamuoyu tarafından biliniyorsa, Türkiye halkının da o tarihlerde bu topraklarda neler yaşandığını bilmesi gerekir. Gerçekler zaman zaman rahatsız edici olabiliyor ama rahatsız edici gerçeklerden kaçarak bir yere varamazsınız.
Yazının Devamını Oku »

ALTERNATİF TARİH YARATMAK!…

ALTERNATİF TARİH YARATMAK!…
Bazıları! birilerini koruma adına gerçekleri çarpıtıp, alternetif tarih yaratıyorlar..
Bu alternatif tarihin temelinde Atatürk’ü bu işten temiz çıkarmak var.
Son dönemde yapılan tarih çalışmaları ve politik havanın değişmesiyle ikna ediciliği azalsa da özellikle bir kuşak şuna inandırıldı:
Atatürk’ün Dersim’de olan bitenden haberi yoktu.
Zaten çok hastaydı, ona sormadan yaptılar. Seyit Rıza’yı da o Elazığ’a gelmeden çabucak astılar. O, duysa asılmasına izin vermezdi.
Peki, kim yaptı bu katliamı?
Bu alternatif tarihe göre 1937’nin ekim ayında İnönü ile arası açılınca Atatürk’ün başbakanlığa getirdiği Celal Bayar.
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI!…(24 KASIM 2011)

DERSİMİ YAPAN ANLAYIŞ HER ŞEYİ YAPAR!…
Dersim’de gerçekleşen açıkça bir insanlık suçudur.
Çünkü ortada propagandası yapıldığı gibi büyük bir isyan yoktur. İsyan, katliamı kılıfına uydurmak için yaratılmış bir yalandır.
Bugün bile CHP’nin sahip çıktığı, okullarda okutulmaya devam eden bir yalan.
Devletiniz sizi hem öldürdü, hem de yalanlarla büyüttü.
Bugün çok kızdığımız Beşar Esad’ın Suriye’de yaptıkları Dersim’le kıyaslanamaz bile.
Aslında Dersim bir halkın kökünü kurutmak amacıyla yapılmıştır.
Kocaları dağa çıkmak zorunda kaldığı için mağaralara sığınan kadınlar ve çocuklar, ya bu mağaraların ağzına briket örülerek veya mağaralarda dumanla boğularak vahşice öldürülmüştür, bu muameleden kurtulanlar ise süngü ucunda can vermiştir.
Tek tip insan yaratma çabasının akıl ve insanlık dışı bir uygulamasıdır ve ısrarla üstü örtülmüş, halktan gizlenmiştir.
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI!…(22 KASIM 2011)

“KOCA KOCA ADAMLAR MI KAÇACAK?”…
Biliyorsunuz, “Ergenekon sanıkları”nın “tahliye” talepleri, şu iki sebeple reddediliyor: “Yurt dışına kaçabilirler!.. Dışarı çıkınca delilleri karartabilirler!”
Sanıkların avukatları da; “Koca koca adamlar mı kaçacak?.. Bu ne komik bir gerekçedir?” diyorlardı!..
Ancak, “Mustafa Bakıcı olayı” göstermiştir ki; bu koca koca adamlar önce “GATA”ya giderler, sonra da “attaa”ya!..
Gerek avukatlar, gerek “Ergenekon avukatlığı” yapan siyasiler ve medya mensupları diyorlardı ki; “Bu adamların ne suçu var ki?..
Eğer suçları varsa da, tutuksuz yargılayın ki, kendilerini daha iyi savunabilsinler!”
Gördük işte, “tutuksuz” yargılayınca; bir yolunu bulup, anında “firar” ediyorlar!..
“Suçsuz” oldukları meselesine gelince…
Sormak gerekmez mi, madem “suçsuz”lar o halde niye “firar” ediyorlar?..
Yazının Devamını Oku »

HADİ SÖYLEYİN ŞİMDİ YERLERİNİ YURTLARINI!…

HADİ SÖYLEYİN ŞİMDİ YERLERİNİ YURTLARINI!…
Tümgeneral Mustafa Bakıcı firar etti ya..
Ergenekon sempatizanı medyanın bu durumu nasıl açıklayacağını çok merak ettim…
Ama hala tık yok…
Ergenekon, Balyoz ve Andıç Davaları’na karşı savaş açan o cengaverlerin sesi soluğu çıkmıyor…
Zamanında az kafa ütülememişlerdi!…
Davaları değersizleştirmek, kafaları bulandırmak için can havliyle mücadele ettiler… Ve bu mücadeleyi en saçma sapan argümanlarla, akıllara ziyan açıklamalarla yaptılar…
Hatırladıkça gülerim…
Ne diyorlardı;
“Koskoca general, koskoca profesör, koskoca gazeteci, koskoca bilmem ne..!…, toplumun en saygın kişileri, en üst makamlarda yıllarca görev yapmış koskoca bilmem kim.., nasıl olur da…..”
Yazının Devamını Oku »

ŞİKE!…

“ŞİKE” ÜZERİNDE İDEOLOJİK BİR GEZİNTİ!…
Meclis’teki partiler ortak bir karar almışlar.
Kanun yapacaklar ve şike cezasını düşürecekler.
Kolay gelsin deriz ve tanrıları tuttuklarını altın eylesin…
Futbol, meslek halini alışını müteakip spor olmaktan çıktı… Şimdi futbol, ustası ender bulunur bol kazançlı bir meslek…
Madrabazlığın pabucunu dama attıracak yoğunluktaki ahlâk krizinin bu sektöre sirayetini önlemek isteyen kanun koyucumuz, şike yapmayı yasaklamış.
Sekiz on yıllık kadar olsa gerek, bir mahpusluk cezasını uygun görmüş…
Şimdi halkın temsilcisi mebuslarımız, kendi aralarındaki geçimsizliklerini bir yana koymuşlar, şike cezasını hafifleterek kaldırmayı kararlaştırmışlar.
Niye, dersiniz bu bonkörlük…
Futbol kulüpleri, üzerlerindeki vergi, sigorta ve prim ağırlığından şikâyet ediyorlar.
Yazının Devamını Oku »

CAHİL TOSUN!, BU KADAR ÖFKEYİ NASIL, NEREDE VE NE ZAMAN BİRİKTİRDİN?…

CAHİL TOSUN!, BU KADAR ÖFKEYİ NASIL, NEREDE VE NE ZAMAN BİRİKTİRDİN?…
Sultan Abdülmecid’le, halife Abdülmecid’i ayırd edemeyen “Yaşı kâmil, aklı zail, bakışı cahil;
Skolastik, dogmatik, jakoben, militer, pozitivist zihniyetin temsilcisi cahil Tosun” kitap okumasını sevmiyorsan, Google’den “Sultan Abdülmecid”  ve “Halife Abdülmecid”i tıkla da gerçekleri öğren!…

Bazıları, “hata”ları ortaya konulmasına rağmen; “Özür dilerim, bir yanlışlık oldu” deme erdemini göstermek yerine, hâlâ “Odunum” demeye devam ediyor.
Tosunum! önce okuyup öğreneceksin, ondan sonra ukalalık edeceksin.

Sepetinde pamuğu kalmamış fikir fukarası, saati durmuş, cumhur düşmanı jakobenlere çok acıyorum…
Beslemekten yorulmadığı cehaletlerinden nefret ediyorum.
Bu kadar öfkeyi nasıl, nerede, ne zaman biriktirdiniz?…H.C

Gerçi sizinin kusurunuza bakılmaz !
Yediklerinizden içtiklerinizden gri hücre fakiri olmuşsunuz, beyniniz olmuş jöle.
Allah şifanızı versin…

Yazının Devamını Oku »

OSMANLI KADAR TEPENİZE TAŞ DÜŞSÜN!…

OSMANLI KADAR TEPENİZE TAŞ DÜŞSÜN!…
Bazı tosunlar genellikle İslâmiyeti de Osmanlılığı da küçük düşürmeye gayret etmekden marazî bir zevk alırlar ve işte tam bu yüzden bizzat küçük düşdüklerini fark etmezler.
Efendim, Sultan Vahîdeddîn Kasımın bilmem kaçında İstanbul’dan kaçmış, bu sempozyumcular ise toplantıyı işte tam o güne koyarak gizlice Osmanlıya hayranlıklarını ve monarşiyi geri getirme hayallerini çaktırmadan ifâde etmişler.
Fakat bizim CHP’li “Zehir Hafiyeler” elbet kül yutmamışlar. Ne yazık ki o târih Vahîdeddîn’in kaçdığı târih bile değilmiş, ama olur artık o kadar.
Behey Tokmak Kafalılar, eğer maksad bu idiyse o zaman sempozyumu 10 Kasıma denk getirip Atatürk’ün can verdiği gün o sarayda Osmanlıyı tekrar diriltmek daha “sembolik” olmaz mıydı?
Yazının Devamını Oku »

ŞİKE VE KİRLENEN FUTBOLUMUZ!…

ŞİKE VE KİRLENEN FUTBOLUMUZ!…
Türkiye’de hâlâ eski Türkiye alışkanlıklarının sürdürülmesi canımı fena halde sıkıyor…
Nüfuzlular geçmişte Türkiye’de her badireden kurtarıldılar.
Başları ne zaman kanunla derde girse, o kanunlar delindi, esnetildi, değiştirildi.
Nice nüfuzluların kanunun pençesinden kurtarıldığına şahit oldu bu topraklar.
Herkesin kanun önünde eşit olduğu bir döneme doğru gidilirken, dört parti birden anlaşıp, Şike yasasını değiştiriyorlar.
Yasa öngörülen şekilde değiştirilirse Aziz Yıldırım hapisten yırtacak.
Şike suçu normal suçlardan daha ağır olmalı.
İçinde hem hırsızlık hem de dolandırıcılık var.
Puanlar çalınıyor, buna bağlı yayın gelirleri, federasyon gelirleri çalınıyor.
Bahis ve benzeri olaylara bunun yansıması ise dolandırıcılık.

Yazının Devamını Oku »

HİÇBİR KONUDA ANLAŞAMAYAN PARTİLER, ŞİKE’DE ANLAŞTILAR!…

HİÇBİR KONUDA ANLAŞAMAYAN PARTİLER, ŞİKE’DE ANLAŞTILAR!…
‘Şike’de anlaştılar!
Meclis’te grubu bulunan 4 siyasi parti, bir uzlaşmaya varıp, sporda şike yapanların cezalarının azaltılması yönünde kanun değişikliği teklifi vermişler..
Gıpta ettim kendilerine..
Aynı partiler, yıllardır TBMM çatısı altında birlikte görev yapıyorlar..
Ne komik ihtilaflara imza attılar. Ne kadar basit konularda uzlaşma sağlayamadılar..
Başörtü yasağını kaldırmak mı dersiniz..
Yüksek yargıyı; bir mezhebin mensuplarının lokali haline getiren seçim sistemini değiştiren Anayasa değişikliği mi dersiniz..
Yazının Devamını Oku »

BAŞARIYI DESTEKLEMEK DÜRÜSTLÜK VE FAZİLETTİR…

RECEP TAYYİP ERDOĞAN…
Türkiye yaklaşık on yıldır çabalıyor.
Bu süre içinde taşlar bir bir yerine oturtuldu.
Daha önce yapılamayanlar yapıldı.
Orduyu asli görevine döndürme, hukuku siyasetten arındırma, devlet kurumlarına işlerlik kazandırma, enflasyonu düşürme, ekonomiyi canlandırma, Türkiye’yi IMF’ye muhtaç durumdan kurtarma, devlet televizyonuna Kürtçe yayın yaptırma, nihayet İsrail’i özür ile yalnızlık arasında tercihe zorlama ve tüm bu konularda dik duruş gösterme gibi, birkaç yıl öncesine kadar tasavvur dahi edilemeyen şeyler hayata geçirildi…
Dolayısıyla Türkiye’yi güçlü kılan bu politikaların sahiplerini takdir ve tebrik etmek gerekmez mi?
Yazının Devamını Oku »

“BEN SENİN CEMAZİYELEVVELİNİ BİLİRİM”…

“BEN SENİN CEMAZİYELEVVELİNİ BİLİRİM” SÖZÜ NEREDEN GELİYOR ?…
‘Ben senin cemâziyelevvelini bilirim’ deyimini sık sık duyarsınız.
Gördüm ki bu meşhur deyimin anlamının bilen pek yok. Sizin için araştırdım:

Cemaziyulevvelin halk arasındaki kullanımıdır. Bir kişinin geçmişiyle ilgili olumsuzluklarını anlatmak anlamını içerir.
Özellikle kişinin geçmişteki kötü hallerine bu deyimle vurgu yapılır.
Bu deyim; ben senin geçmişini bilirim, anlamında kullanılır.
Bu meşhur deyimin bir de hikayesi vardır:
Osmanlılarda arşivciliğe büyük önem verilir ve devlete ait her belge titizlikle saklanırdı.
Şimdiki gibi dosyalama düzeninin olmadığı o dönemde devlet dairelerinde bu iş için çuvallar kullanır ve her aya ait biriken belgeler bir torbaya doldurarak korunur üzerine evrakların ait olduğu ayın adı yazılırdı. Sene sonunda on iki tane olan evrak torbaları arşive kaldırılırdı.
Arşive kaldırılan belgelerin birbirine karışmamasının ve arandığı zaman kolay bulunabilmesinin sağlanması için torbaların üzerine iri yazı ile ait olduğu ayın adı yazılır, bundan sonra torbalar mahzene indirilip, orada sıraya konulurdu.
Yazının Devamını Oku »

İNTERNET GAZETELERİNDEN BAŞLIKLAR…

İNTERNET GAZETELERİNDEN BAŞLIKLAR…
Şok şok şok!..
Flaş flaş flaş…
Şamar gibi cevap…
Tokat gibi soru…
Polemik kızışıyor…
En iyi ve taze lüferi hangi lüks lokantada yiyebilirsiniz?..
Külde pişmiş kremalı ve kekik ballı ayva tatlısı…
Elmalı puding…
Ballı tavuk…
Portakallı Pekin ördeği…
Yazının Devamını Oku »

MAAŞININ BENİM PAYIMA DÜŞENİ BOĞAZINDA KALSIN!…

MAAŞININ BENİM PAYIMA DÜŞENİ BOĞAZINDA KALSIN!…

Besili teknik direktör Hiddink’in naylon aslanları, Türk milletine ekran başında kahır çektirdiler.
Bu milletin milyonlarca euro’sunu alıp da iki yıl süresince Türkiye’de sadece 2 ay kalan göbekli teknik direktör hayallerimizi çöpe attı.
Utanmaz adam.
O aldığı maaştan benim payıma düşeni kendisine helal etmiyorum.
Haram olsun.
Dünyanın bilmem neresinde o paraları yerken, benim payıma düşen kısmı inşallah boğazında kalsın.
Bir çift söz de futbolculara…
Bu Arda, Volkan, Emre, Gökhan’a yıldız demek, Hakan Şükür, Lefter, Cemil Turan, Turgay Şeren gibi bu ülkenin gerçek yıldızlarına yapılan büyük bir haksızlık değil midir?

DÖRT BİN YIL ÖNCE ÇÜRÜK BİNA YAPANLAR ÖLDÜRÜLÜRDÜ…

DÖRT BİN YIL ÖNCE ÇÜRÜK BİNA YAPANLAR ÖLDÜRÜLÜRDÜ…

Günümüzden 4 bin yıl önce yapılan inşaatın çökmesi sonucu insanlar ölürse, sorumluları da öldürülürdü…

Ülkemizde yaptıkları inşaatlar yıkılıp binlerce insanın ölümüne sebep olanlar, ağır bir ceza almazken, günümüzden yaklaşık 4 bin yıl önce Babil’de çürük inşaat yapanlar en ağır cezalara çarptırılırlardı…

 GÖZE GÖZ, DİŞE DİŞ…

Milattan Önce 2 bin yılı civarında Mezopotamya’da hüküm süren Babilliler’in en meşhur kralı Hammurabi’ydi. Milattan Önce 1792-1750 yılları arasında 42 yıl hüküm süren Hammurabi, Babil’i büyük bir başkent, Mezopotamya’nın en kutsal şehri haline getirmişti.

Hammurabi, tahta çıktıktan sonra merkezi idareyi sağlamlaştırmak için ülkesinin dört bir yanına memurlar tayin etti. Bu memurların uygulayacağı yönetmenlikler ve kanunları çıkardı. Babil hükümdarının kanunları saray halkı ve rahipler dışındaki toplumsal bölünmenin sınırlarını belirtiyordu.

Babil’de kanunlarla her şey bir düzene bağlanmıştı. Hammurabi Kanunları, iş antlaşmaları, borçlar, evlilik, tecavüz, hırsızlık, cinayet, yaralama, kölelik, fiyatlar, gümrük tarifeleri, ticaret vs. gibi konulara ait hükümler ihtiva etmekteydi.

Yazının Devamını Oku »

BİR “DENSİZ”..HAKKI DEVRİM…

BİR “DENSİZ”..HAKKI DEVRİM…
Peygamberimizi “Kabile şefi”, Kur’an’ı “Muhammed’in sözleri” diyen Hakkı Devrim, Türkiye’nin gözünün içine baka baka Peygamber Efendimiz’e kin kustu.
“Kabile şefi” ifadesi ancak peygamberimizi hiç mi hiç tanımayan bir cahilin,”Muhammed’in sözleri” ifadesi ise Kur’an’ın hiç yaprağını açmamış bir ukalanın sözleri olabilir.
Hakkı Devrim gibi adamlar! Darwin’in evrim teorisine inanırlar ama bu yaratık! kendi inandığı evrimi tamamlamayıp o eski haliyle kalmış.
Hani bir söz vardır “ilmi olmayan cahilin şeriinden Allah’a sığınırım” diyen demekki insanın okumuş yada aydın olması kafasındaki aydınlık kadardır…
Bazı kalın kafalı, geri zekalı, edep yoksulu, para karşılığı inanmadığı şeyleri zırvalayan yaratıklara şunu nasıl anlatmalı:

“Kutsallara dil uzatılmaz”.
Hz. Muhammed ve İslam da bu toplumda milyonlarca insanın kutsalıdır.
Ya inanırsın veya inanmazsın. Ama birinin kutsalına dil uzatamazsın…
Dini, gelişimini, toplum hayatındaki yerini tartışabilirsiniz ama insanların inançlarına saygı sınırını aşmamaya özen göstermek koşuluyla.

Kırmızı fes yeşil cepken insan olmaz celebi,
Tahsil cehli götürür eşeklik ebedi..

İlim adamıyım der, araştır mason çıkar
Dört makale yazmışsa dördü de fason çıkar
Hele bir araştır bak aslını-astarını
Büyük dedesi Yorgi, babası Mişon çıkar.

Sabahleyin manşetler okunur teker teker.
Kimisinden yağ akar, kimisinden bal-şeker…
Biri katran kaynatır, fitne-fücur birisi,
Cinsini sevdiğimin hepsi cinsine çeker..

Rabbım bizi ayrı tut görkemli ahmaklardan
Yolumuzu farklı kıl kafası çatlaklardan
Şu garib ülkemizi ve masum neslimizi
Koru çakma kahraman ve çaput bayraklardan.

 HALUK CANGÖKÇE  12 KASIM 2011

 

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

HUYLARI BU!…

Huyları bu, kendilerine ters gelen bir görüş ortaya attınız mı derhâl “satılmış” sıfatını yiyorsunuz.
Kişi âlemi kendi gibi bilirmiş, demek ki bunlara “münâsib” bir meblâğ tevdî etdiniz mi saf değiştirmekden hiç pervâları olmayacak.
Ancak seviyelerine bakdıkça fiyatlarının pek de yüksek olabileceğine ihtimâl vermiyorum..

 

KÖR CEHALET ÇİRKEFLEŞTİRİR İNSANLARI…
Duyduğum, dokunduğum, gördüğüm, tattığım, kokladığım için var bu dünya..
Farkında olduğum için..
Kendim yazdım, kendim oynadım en başından beri..
O yüzden ki bir dünya yarattım, roller verdim sahnedekilere..
Sevdim; sevgilim, dostum dedim..
En derinimde hissettim; annem, kızdım da kıyamadım; babam dedim..
Geçer dediklerimi geçirdim..
Biter dediklerimi bitirdim..
Nefret ettiklerimi sildim, geçtim..
Gün oldu; silkindim, yeter dedim..
Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana..
Farkında olduğum için var oldunuz, vazgeçtiğim için bugün yoksunuz..
Bu nasıl bir cüret ki; bir başka hayata müdahil olma, umarsızca sorgulama, pervasızca yargılama hakkını bulur insan kendinde..
Haddinizi aşmayın ey faniler..
Ben yok olmayı kabullenirken, kar taneleri mütemadiyen ayak izlerimi kapatmaktayken, güneş bile her gün batarken, sizdeki ne arsızlıktır;
silinmeyi dahi kabul edemiyorsunuz bir başka faninin zihninden..
Mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, yerin üstündeki bu şatafat da neyin nesi oluyor acep?
Uğraştırmayın da dağılın hadi..
Dağılın ve gidin, ama bilin..
Kör cehalet çirkefleştirir insanları!
Suskunluğum asaletimdendir…
Her lafa verecek bir cevabım var…
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye…

 
Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

ATATÜRK VE 10 KASIM DAN 10 KASIMA ATATÜRK’Ü HATIRLAYAN “DÜZMECE ATATÜRK’CÜLERE” BİR SORU…

“ATATÜRK”…
Atatürk başarılı bir siyasetçi ve devlet adamı, muzaffer bir komutandır.
Kendisine şükran ve minnet borçluyuz.
Borcumuzu ifa etmenin en gerekli yollarından biri, onun adı etrafında sonradan üretilmiş Atatürkçülük adı verilen ideoloji ile kendisinin yakından uzaktan bir alâkası olmadığını göstermek ve hatırlatmaktır.
Bugün 10 Kasım. Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 73. yıldönümü.
Türkiye bugün daha güçlü ve itibarlı, daha müreffeh bir ülke.
Demek ki emaneti sağlam ellerde.
Nur içinde yatsın.

10 KASIM DAN 10 KASIMA ATATÜRK’Ü HATIRLAYAN “DÜZMECE ATATÜRK’CÜLERE” BİR SORUM VAR!..
Atatürkçü ve Kemalist olduklarını söyleyen ve sadece 10 Kasım ve bayramlarda Atatürk’ü, ezberledikleri kalıplaşmış ifadelerle anan düzmece Atatürk’çülere” soruyorum…
“Ey facebookta ki sanal kahramanlar, günü birlik cumhuriyetciler” ..
İki Atatürk resmi, üç anlamlı cümleyle reklam yapacağınıza “ben bu yıl ülkem için ne yaptım diye sorun kendinize.”
“Bakalım verebilecek bir cevabınız var mı?”…

Yazının Devamını Oku »

VAHŞİCE KATLEDİLEN KÜLTÜREL MİRASIMIZ!…

VAHŞİCE KATLEDİLEN KÜLTÜREL MİRASIMIZ!…
Türkiye yirminci yüzyılda kültürel katliamın en vahşi şekilde yaşandığı bir ülke olmuştur.
Yüzyıl önce bizim kültürümüzün parçası olan bir çok unsur, şimdi ortadan kaldırılmış durumda…
Mimarî eserlerimizin çoğu tahrib edildi. Kalanları da güya korumaya çalışıyoruz. Bin yıl kullandığımız, kütüphaneler dolusu eserler yazdığımız alfabe yok edildi. Kütüphanemiz sıfırlandı. Yani hafızamız sıfırlandı!
Binlerce yıllık mûsıkimize karşı savaş açıldı. Hat, tezhip klasik sanatlar bitirildi.
Yazının Devamını Oku »