Takvim
Aralık 2011
P S Ç P C C P
« Kas   Oca »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Aralık, 2011

“DÜN”…”BUGÜN”…”YARIN”…

SENELER BİRBİRİ ARDINA DEVRİLİP GİDİYOR…
Çok zaman önceydi.
O kadar zaman önceydi ki, zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar, güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Derken, zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına, “DÜN” dedi, diğer parçasına “BU GÜN”, öteki parçasına da “YARIN”.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telâşlandı; ama işin ilginç tarafı, tüm telâş ve pişmanlıkları, güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bugününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor; dün de, bugün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi.
Yazının Devamını Oku »

YENİ YILINIZ MÜBAREK OLSUN !…

YENİ YILINIZ MÜBAREK OLSUN !…
Şimdi ben size yılbaşında;
“Kafada konik şapka, ağızda öttürürken uzayan kaynana dili düdükle, ‘düürt zaart zuurt..’ sesleri çıkararak, sinek avlayan kurbağa misali eğlenmek şart mıdır?!..” desem…
“Neden tombala?.. Bütün bir yıl okey, tavla, pişti..vs, oynanır..
Lakin neden yılbaşı akşamı tombala oynamak şarttır?..” desem…
“Neden yeni yıla dansözle girilir?..
Ve bütün gece dansözün çıkacağı o an heyecanla beklenir?..
Yazının Devamını Oku »

BEN, ŞOFÖRÜN ZEKİ ÇEVİK VE BAŞI AÇIK OLANINI SEVERİM !…

BEN, ŞOFÖRÜN ZEKİ ÇEVİK VE BAŞI AÇIK OLANINI SEVERİM !…

 BMW, Mini Cooper gibi markaların Türkiye distribütörü Borusan Oto, ralli şampiyonu ve 24’te ekrana gelen Otomobil Sevdası programının başarılı ismi Burcu Çetinkaya’ya yaz aylarında sponsor olmaya karar veriyor, şartlar belirleniyor.

Otomobil Sevdası’nda Burcu Çetinkaya programda başörtülü ortağı Merve Sena Kılıç ile çeşitli araçları test ediyor.

Ne hikmetse Borusan Oto’nun Marka Müdürü, bu programlar ve gazete röportajından rahatsız olup, başörtülü testin imajlarını bozduğunu söylüyor ve (“türbanlı sürücü”den kıl kapmış olsa gerek) reklamın gösterilmesini engelliyor…

Yazının Devamını Oku »

HEP ÇOCUK KALIN…

BİZİM ZAMANIMIZDA- YILBAŞI KUTLAMALARI…
Televizyonun olmadığı zamanları hayal meyal anımsıyorum.
Ahşap kutularda lambalı radyolarımız vardı.
Orhan Boran, Halit Kıvanç’ın sunduğu yılbaşı programları dinlenirdi.
Türkülerle başlar, gece ilerledikçe Türk sanat müziğinin en güzel şarkıları çalınırdı.
Saat, 24.00 olduğunda kutlamalar ve milli piyango çekilişi heyecanla beklenirdi.
Büyük ikramiye çıkan numara beklenir, ‘Tüh be! Bize çıkmadı,’ sözleri ile yılbaşı gecesi sona ererdi.
O günlerin en büyük yıl başı eğlencesi tombalayı unutmamak gerek.
Heyecanla sayılar takip edilir; ben tombala dedim, sen dedin kahkaları ile zamanın nasıl geçtiği anlaşılmazdı.
Yetmişli yılarda televizyonlar evlerimize girdi. Tombalalar tarihe karışmadı ama az oynanır oldu.
Yazının Devamını Oku »

BALIK HAFIZALILARA HATIRLATMALAR…

İSTİKLAL MAHKEMELERİ…
Malûm, İstiklâl Mahkemeleri de; “Sanığın idamına, şahitlerin bilâhare dinlenmesine” şeklinde kararlar verilirdi…
Hatta, bununla da yetinmezler; “İdam” ettikleri bazı sanıkları “idam sehpası”ndan indirirler, sonra kaldırıp, boynuna “yağlı urgan”ı yeniden geçirir ve “ikinci defa idam” ederlerdi!..
O kadar “sadist ruhluydular ki; “Gömülen sanıklar”ın mezarlarını açtırıp, yeniden “idam sehpasında sallandırdıkları” bile iddia edilirdi!..

Ankara İstiklal Mahkemesi ise 31 Temmuz 1922’ye kadar görev yaptı. Çerkez Ethem, Atatürk’e suikast, komünist kuruluşlar gibi davalara bakıldı. İkinci dönem İstiklal Mahkemeleri ise 1923-1927 arasında çalıştı. Hilafet ve saltanat yanlıları yargılandı. 1925’de ise Ankara ve Doğu Anadolu’da iki ayrı mahkeme daha kuruldu. Bu mahkemede, Şeyh Said isyanı davasına bakıldı.
Yazının Devamını Oku »

UYUYUN AMA ÖLÜNCE UYANMAK VAR !…

YAZIK AMA ÇOK YAZIK…
Anlamakta güçlük çekiyorum…
Nedendir bu İslamiyet düşmanlığı ve İnançlı insanları karalama ve aşağılama?.
Nedir gençlerimizin bu din korkusu ve inanca ve inananlara düşmanlıkları?
Bence, İslam’a ilişkin bu yanlış İmgenin yayılmasında baş rolü, (bazı) cahil hocalarımız!; basın yayın organları ve malesef internet oynuyor..
Sokaktaki adam için İslam eşittir “fanatlzm” ya da “yobazlık”, veya “bağnazlık”…
Tüm basın fotoğraflarında, Müslümanlar çatık kaşlı, öfke saçan bakışlar ve sıkılı yumruklarla temsil ediliyor.
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI !…(26.12. 2011)

ŞİKE !…
Bakan Kılıç’ın meselesi ne, bir anlasak!
Hey gidi 3 Temmuz öncesi günler hey!..
Hatırlıyor musunuz o günleri?
Tv tartışmalarında ne zaman “temiz futbol” meselesi masaya yatırılsa…
Ünlü yorumcularımız hiç duraksamadan ortaya atılır ve derdi ki…
“Milan gibi, Juventus gibi, Marsilya gibi takımları küme düşürebilecek kararlılığa sahip değilsen, temiz futboldan hiç söz etmeyeceksin!”
Nasıl da adil, tarafsız ve dürüsttüler! Kolaydı tabii!
Şimdi çoğuna bakıyorum da…
Lafı eviriyor, kıvırıyor, eziliyor, büzülüyorlar.
Hepsi aynı iddiayı sakız yapmış çiğniyor: Büyük kulüpleri küme düşmeyle cezalandırırsan futbol ölürmüş…
Yahu, zaten ölmüş futbol! Para dönüyor diye “canlı” mı sandınız?
Ama anlamak da gerek!
“Şurada güzel güzel ekmek tezgâhını kurmuşuz, bozmayın” diyecek değiller ya!
Yazının Devamını Oku »

KARA BIYIKLI BİZ TÜRKLER…

BİR TÜRKÜ NASIL TANIYABİLİRSİNİZ…
*Ancak bir Türk şiddetli yağmur yağarken ceketinin yakasını kaldırarak yağmurdan korunacağını sanabilir.
*Başka yerde bu fiyata bulamazsın. Şöyle bir dolaş tekrar bana geleceksin” diyen birini görürseniz bilin ki bir Türk esnafla karşı
  karşıyasınız.
*Yağmurlu günlerde bir şemsiyenin altına beş altı kişi sığmaya çalışıyorsa lafı uzatmaya gerek yok çünkü onlar öz be öz Türk’tür.
*Gözlüğünün camını silmek için önce ağzının içine sokup hohlayan daha sonra da gömleğinin kenarıyla iyice ovuşturarak silen kişi tabii ki
  Türk’tür.
*Halıya düşen sigara külünü parmağının ucunu tükürükleyip mıknatıs ucu gibi hiç dağıtmadan alma başarısını sadece bir Türk gösterebilir.
Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER (6)…

Ruznamemde ki bazı sözler davulcu yellenmesi gibi kaybolup gidecek, hiç kimsenin umurunda olmayacak, çünkü “günü geçti”…
Ama ben yine de faydalı olur düşüncesi ile Ruznamemdekileri sevenlerim ve dostlarımın beğenisine sunuyorum…
***

İŞTE GELDİK İŞTE GİDİYORUZ..
Zulm ile abad olunmaz.
Bu dünya etme bulma dünyasıdır..
İşte geldik-gidiyoruz.
Bu dünyanın bir de öbür tarafı var..
Asıl büyük hesaplaşma orada olacak.
***
İMTİHANDAYIZ!…
Gerçek şu ki, hepimiz “bozulma” sürecinin çocuklarıyız.
Dindar Müslümanlar olarak dünyevileştiğimiz de tartışma götürmez bir gerçek.

Yazının Devamını Oku »

MENEMEN OLAYLARINA TARİHİN PENCERESİNDEN BAKIŞ…

MENEMEN OLAYLARI …

Aralık ayındayız ya, bol bol Menemen efsaneleri dinleyeceğiz..

Bazıları; Tarihi gerçekleri bilmeden, Menemen konusunda bir inceleme yapmadan, konu ile ilgili hiç bir kitap okumadan, her sene 23 Aralıkta aynı sakızı çiğneyecekler!…

———————————–

“Mürtecilerin cumhuriyeti yıkma girişimi”

“Gericiler Menemen’de ayaklanıp, Kubilay’ı şehit ettiler.

“Menemen’de ayaklanan dinciler, üzerlerine gönderilen yedek subay Kubilay’ı kesti!”

————————————-

Amaçları, 81 yıl önceki Menemen olayı üzerinden, dindarlara yönelik baskı ortamı sürsün..

Yazının Devamını Oku »

AMUDA KALKARAK BAKMAK !…

KULAKLARI BETONLU TOSUNLAR!…
“Gerçek”ler bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmasına rağmen, hâlâ “Odunum” demeye, hâlâ ilk dediklerinde ısrar etmeye devam ediyorlar!..
Görmüyorlar!.. Duymuyorlar!..
Ya “göz”lerinin üzerine “perde” çektirdiler, ya da “gözlük”lerine, “kurşun geçirmez bir zırh” kaplattılar!..
“Kulak”ları desen, tam sağır!..
Merak ediyorum;
Kulak deliklerine “kurşun” mu döktürdüler, yoksa “beton”mu?..
Bir insan, gelişmelere “açık” olur…
“İddia ettikleri” konularda bir gelişme olursa, ona göre tavır takınırlar!..
Ama; “gözlükleri zırhlı, kulakları betonlu” bu zevat; hâlâ bırakıldıkları yerde otlamaya devam ediyor!..
Ne görüyorlar, ne duyuyorlar!..
Söyleyin Allah aşkına;
Bu “beton veya kurşun heykel”lerin sözlerine, siz inanıyormusunuz?..
Şahsen ben inanmadım!..
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI !…(20.12. 2011)

ARAPÇA ÖĞRENME!…
Cumhuriyet gazetesinde bir ilan..
“İlköğretim’de çocuğu olan Anne-babalar” diye başlık atmışlar…
İlk cümlesinde ise, “Dördüncü sınıftaki çocuğunuza ‘ARAPÇA’ öğretilecektir” ifadesi yer alıyor.
Yok canım..
“Bir dil, bir insan. İki dil, iki insan.. Çocuklarının bir dil daha öğrenmesini isteyenler, ilköğretim müdürlüklerine müracaat etsinler” demiyorlar, ilanın devamında..
Tam aksine, yobazlıklarını ele veriyorlar..
Cehaleti ne kadar sevdiklerini ifşa ediyorlar..
Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER (5)…

BİZİM ZAMANIMIZDA – AŞK…
Eskiden ilk aşkımızı yüreğimizde besler gözlerimizle yaşar tatlı sözlerimizle onu yüceltirdik…
Anlatacağımız her kelimeyi usulca seçer defalarca tekrarlar öyle heyecanla mektuplara yazardık…
Postacımız vardı hergün postacı geliyor diye umutla onu beklerdik…
Yüreğimizden akanları şiir gibi mektup yapar cevabını şimdiden özler öyle yollardık…
Pencerelerde ve okul yollarında günlerce gelecek postacımızı bin bir gözle beklerdik…
Gelen mektuplarımızı heyecanla okur onları kitaplarımızda saklardık…
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI !…(18.12.2011)

REYTİNG ŞİKECİLERİ!…
Sizi gidi ‘masum’ reyting şikecileri…
Yalanınızı sevsinler sizin… Demek “toplum böyle istiyordu”, öyle mi?
Hepsi beri gelsinler bakalım…
Ne diyorlardı yıllardır, “Toplum böyle istiyor, reytinglere bakınız”.
Bir dönemin reyting patronu Can Tanrıyar “üç yılını bu meseleye vermiş birisi olarak “gerekli belgeleri de emniyete teslim etme” mutluluğu içerisinde “vicdanını aklamaya” çalışıyor şimdilerde…
Artık bir ayağı çukurda olanların, hatıratını kaleme alırken itiraflarda bulunmasına benzetiyorum Tanrıyar’ın bu durumunu…
Bu toplum, reyting uğruna nelere “seyirci” yapılmadı ki?

Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER (4)…

BABANIZ YAŞIYORSA……
Babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur.
Bu harika.
İnsan babası ölünce büyüyor çünkü.
Yalnız başına kalıyorsunuz o zaman artık.
Çocukken her şeyi bilen, herkesten güçlü olan babamız biz büyüdükçe küçülüyor.
Zamanını tamamlamış ve geçmişte kalmış bir yaşlı olarak kendi köşesinden bize bakıyor.
Uzakta olsa da, bize dokunamasa da…
Usandıracak kadar ayrıntılı sorularla hayatı öğrendiğimiz, her şeyi bilen babamızın sorularıysa biz büyüdükçe artık bize sıkıcı gelmeye başlıyor.
Müdahale etmese, soru sormasa ne iyi olur dediğimiz zamanlar çok oluyor artık.

Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER (3)…

HUZUR ARANIYOR !…
Çoğumuz huzursuzuz!..
Çünkü huzur kaynaklarımız kurutuldu…
Zikrin, fikrin ve şükrün rahatlatıcı etkisinden uzaklaştık…
Üstelik dert ortağımız bile yok…
Dostluklar güvensiz, arkadaşlıklar çıkar eksenli, komşuluklar tutarsız…
Artık evlilikler bile “anlaşmalı” yapılıyor: “Boşanma halinde mal varlığının şu kadarı kadının, şu kadarı erkeğin…
” Yuva mı kuruluyor, şirket mi, belli değil!
Sükûnet bulamıyoruz…
Doğal olarak, başta “depresyon” ve “panik atak” olmak üzere çeşitli “ruh hastalıkları” tarafından, ruhumuz kemiriliyor!..
Bunalıyoruz! Oysa eskiden böyle değildik…
Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER (2)…

HAYAT!…Charles Eguone ‘den…
Hayat çetele tutmak degildir…
Hayat;
Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de degildir.
Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın, kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat, ayakkabılarin, saçın, derinin rengi de değildir.
Nerede yasadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslinda hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.
Hayat;
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven, mutluluk, şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat;
Kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir.

Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER (1)…

AŞK VE BENZERLİK!…
Aşk ve bekleyiş…
Benzerler birbirlerine. Hatta çoğu zaman aynı madalyonun iki yüzüdürler.
Roland Barthes sorar kendine:
“Âşık mıyım? Bekliyorsam, evet!”
Bir şeyi veya birini özlemle beklerken başka her şey anlamını ve elle tutulur değerini yitirir ya, aşk da öyle değil midir?
“Bekle beni, gelmeyeceğim” adlı hikâyemi hatırladım şimdi!
Ürpertici bir sözdür bu!
“Seni beni sevmeye mahkûm ettim” demek gibi bir şey…
***
İSTATİSTİKİ VERİLER…
Bir kadının gelecek endişesi evlenene kadar sürer.
Bir erkeğin gelecek endişesi evlenince başlar.
Başarılı bir erkek eşinin harcayabileceğinden daha fazla geliri olandır.
Yazının Devamını Oku »

AHMAKLIK VE APTALLIKLARA ÇANAK TUTMAK!….

KİRLİ BİR DÜNYA…
Magazin dünyası, “kirli” bir dünya…
Bu dünyada; kimin elinin, kimin cebinde olduğu belli değil…
Bu dünyada; “seviyeli beraberlik” adı altında, “bir gecelik ilişkiler” yaşanıyor.
Rezillik, müptezellik diz boyu!..
Ahlâk-mahlâk hak getire!..
Öyle bir dünya ki;
“Parlak neon ışıkları” ile ışıl ışıl aydınlatılıyor ama o ışıkların altında “karanlık işler” dönüyor!..
“Fuhuş”un haddi hesabı yok!..
“Uyuşturucu” desen gırla!..Gerek “magazin dünyası”nda yaşanan “müptezellik”ler, gerek ekranlarda yayınlanan “dizi film”ler, sadece “para ve şöhret” için yapılmıyor.

Yazının Devamını Oku »

“TSK” …

BİR ZİHNİYET ÖRNEĞİ!..
Tezlerine göre: “Türkiye’de askeri ve bürokratik vesayet kırılmış, demokratikleşme önünde engel kalmamış, demokrasi yerleşmiş.
Hal böyleyken iktidarın herkesle kavgalı görüntü vermesi hoş bir şey değil.
Geniş çaplı bir barışma projesi kapsamında süren davalar bitsin, af çıksın yeni operasyon da olmasın.
Bu fikri pompalayanlar nerede yaşıyorlar bilmiyorum ama benim gördüklerim, duyduklarım hiç öyle değil.
Şu iktidar bir zayıflasa, Erdoğan’a bir şey olsa” diye ellerini ovuşturanlar hayli fazla.
Unutmamak gerekir ki kişilere bağlı iyileşmeler, onlar gittikten sonra beter olur. Türkiye tarihi bunun örnekleriyle dolu.
İşte size çok taze ‘bir zihniyet’ örneği.
Önceki gün Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Batman Hava Üssü’ne gitti. Protokol kuralları gereği kendisini en üst düzeydeki komutanın karşılaması gerekiyordu.
Yazının Devamını Oku »