En Son Yorumlar
    Takvim
    Aralık 2011
    P S Ç P C C P
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    262728293031  

    Aralık, 2011

    “ŞİKE”….(VAAAAAH TÜRKİYEM VAAAAAAH!)…

    “ŞİKE”…
    Bana kalırsa şu şike işini biraz eşeleyin, bakın bakalım bu işin arkasından ne çıkar..
    Sakın Ergenekon çıkmasın?..
    İşe bakar mısınız, durup dururken bir şike yasası çıkardılar, daha yasanın mürekkebi kurumadan bir daha değiştirdiler.
    Önce 2 yıllık cezayı beş yıla, ardından da beş yıllık cezayı bir yıla indirdiler..
    Peki bu nasıl oldu..
    Bu konuda söyleyecek sözü olan var mı?
    Ayıp ya hu, insaf yahu!
    Bana sorarsanız şike yasası tam bir ŞİKE oldu!
    Yazının Devamını Oku »

    BOŞA GEÇEN ZAMANA, EMEKLERE, HARCANAN KUŞAKLARA YAZIK!.

    CAHİL YETİŞTİRME FABRİKASI!…
    Câhillik ikiye ayrılır: Basit cahil, okula gitmemiş, okuma yazma bilmeyen bir yıldızlı cahil…
    Mürekkep cahil: Bunlar okumuştur ama yine de cahil kalmıştır, üstelik cahillikleri katmerli olmuştur. İki yıldızlıdan beş yıldızlıya kadar…
    Vatandaş Türkiyeli, ana dili Türkçe ve 1928’den önce basılmış kitapları okuyamıyor.
    Mesela eline 1928’den önce yayınlanmış Çalıkuşu romanını veya Ömer Seyfeddin hikayelerini veriniz, aval aval bakıyor. Ha Çince ha Türkçe.
    Adam veya kadın üniversite bitirmiş, yüksek lisans çalışması, sonra doktora yapmış ama Yakup Kadri’nin 1915’te yayınlanmış yazılarını okuyamıyor.
    Bunlara siz aydın, bilgili, okur-yazar kimseler mi diyorsunuz?
    Vatandaş lise diploması almış, mantık bilmiyor.
    Ülkesinin, devletinin, halkının tarihini doğru dürüst bilmiyor. Tarih diye balığın tırmandığı kavak masalları ve mavalları okutulmuş ona.
    Yazının Devamını Oku »

    ŞİKE ÜZERİNE DERLEMELER VE ŞİKE DE KAFA KARIŞTIRAN SORULAR… !..

    ALINDAKİ KARA LEKE …”ŞİKE!”…
    Meclis daha 8 ay önce verdiği karardan dönen bir tavırla, bu güne kadar olmayan bir işe imza atmıştır.
    AK Partili, CHP’li, MHP’li milletvekilleri..
    Bu ne kıvraklık Allah aşkına, bu ne yüksek manevra kabiliyeti?
    Neden caydınız birkaç ay önce sahip çıktığınız yasadan şimdi?
    Kim korkuttu, ne değiştirdi sizi?
    Çekindiğiniz kimlerdi ya da neydi?
    Hangi şeydi, şike noktasında bir araya getiren hepinizi?
    Yoksa şike yasası, sizin için yalnızca bir fantezi miydi?
    Operasyonlar başlayınca çiçeği burnunda yasayı, vicdanınızla aynı klozete fırlatıp sifonu çektirtecek kadar hayati olan şey neydi?
    Siz değil miydiniz daha nisan ayında bu yasayı onaylayanlar, ne değişti?
    Yazının Devamını Oku »

    ŞİKE!….

    MECLİS ŞİKE YAPTI!…
    Adaletten, insaftan, merhametten, doğruluktan ayrılmayan bir meclise sahip olduğunuzu anladınız mı?
    Şikeci siyaset, veto edilen yasada ısrar ederek şikeciliği dolandırıcılık kapsamından çıkarttı..
    Bence artık siyasetin güvenilirliği bitti.
    Kimse artık beni siyasetin doğruluğuna inandıramaz.
    Demek ki her şeyin bir fiyatı varmış.
    Şike’de Devlet başkanları’nın restini görmek, AKP’nin mezarını kazdı…
    Teknoloji, insanı insanın kurdu haline getirirken hayvanlaştırıyor da…
    Yazının Devamını Oku »

    DİN İNANÇ VE FELSEFE ÜZERİNE KARIŞIK DERLEMELER..

     SÖZDE HERKEZ MÜSLÜMAN. ACABA KURAN’A GÖRE VARMI….
    Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol…
    Yalandan uzak dur…
    Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart…
    Kibirli olma, alçak gönüllü davran…
    Kendini fazla abartma…
    Vazgeçilmez olmadığını kabul et…
    Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster…
    Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme…
    Ön yargılarla hayatı kendine zehir etme…
    Yazının Devamını Oku »

    “İT” LEŞEN TÜRKÇE!…

    TÜRKÇEYİ KOLAYLAŞTIRIYORLARMIŞ!…
    1930’larda Türkçe dünyânın en zengin ve âhengli dillerinden biriydi.
    Ama o “eski” kelimelerin atılmasıyla bugün artık üçyüz kelimelik bir mahalle arası lehçesine tahavvül etmişdir.
    300 kelimeyle de ne edebiyât olur ne bilim ne felsefe …
    Öztürkçe denilen maskaralık benliğinden firâr edenlerin hezeyânıdır!
    Bakınız; alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuh, defisiter gibi tam oniki kavramın bugünki içler acısı lehçemizdeki tek karşılığı “açık” olmuşdur!
    Tepe tepe kullanalım!
    “Gitti” yerine “gitdi”, “tehdit” yerine “tehdid” vs. yazmam ise öyle telaffuz edilmesi için değil her sekiz on yılda bir imlâ değiştirmeyi barbarlık olarak telâkkıy etdiğim içindir.
    Yazının Devamını Oku »

    BALIK HAFIZALI TOSUNLARA!….

    LAİKLİK ELDEN GİDİYOR DU !…
    19 Eylül 2003’te, bir kısım öğretim üyesi ve rektör, gizlice Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’un makamına gitti.
    Onlar, “gizli” sanıyorlardı ama meğer Jandarma Genel Komutanlığı’nda bütün görüşmelerin notları tutulmuş, Eruygur, darbe teşebbüsüyle suçlanınca, bu notlar da ele geçti.
    Orada, rektörler, (Şimdi birkaçı Ergenekon sanığı) “Laiklik elden gidiyor; Kubilay olmaya hazırız” gibi konuşmalar yapmış.
    Ayrıca, gene o toplantıda, “Anıt Kabir’e yürüyelim, Ata’ya şikâyet edelim” kararı alınmış.
    Nitekim 25 Ekim’de (2003) o yürüyüş gerçekleşti.
    Hatta herkes, Türk Solu’nun açtığı “Ordu göreve” pankartının yanında, Kemal Gürüz ve Kemal Alemdaroğlu’nun fotoğraflarını hatırlar.
    Bütün bunlar suç mu değil mi, bu tarafını bilemem ama en azından katsayının ne kadar büyük bir mücadele sonucunda kaldırıldığını göstermek açısından önemli.

     

    Yazının Devamını Oku »

    KANDİL’Lİ, KANDİL’SİZ!…

    DUT YEMİŞ BÜLBÜLLER!…
    Şu sıralar Kandil dağı dumanlı!
    Mehmetçikler yürüyüş türküsünü şöyle değiştirmiş:
    Kandil dağı dumandır
    Yaylalar yaylalar!
    “Kandil’in dumanı, yoktur PKK’nın imanı!” Kandil’i duman alınca, Pekeke uzantıları da sis içinde kaldılar.
    Mevsimsiz dut yediler, ağızlarını bıçak açmıyor.
    Sırrı, Hasip, Emine ve diğerleri, altı ay önce, “çok kötü şeyler olacak” makamında nakaratlanıyorlardı.
    Yazının Devamını Oku »

    GÜNDEM ÇORBASI!…(6 ARALIK 2011)

    Biz, birilerinin işine geldiği biçimde yazılmış bir tarihi okuyarak büyüdük.
    Kimilerine alkış tutup kimilerini lanetledik.
    Kısacası aldatılmış, tufaya getirilmiş bir kuşağız bizler….
    Ama günümüz ve gelecek kuşaklar gerçekleri öğrenmek zorunda, eğer birlikte, barış içinde yaşamak istiyorsak tabi…H:C.
    ———————————————————————
    BÜTÜNÜYLE HESAP SORMAK…
    SON bir asırlık tarihimizde çok büyük zulümler olmuştur.
    Halka, vatana, devlete büyük hıyanetler edilmiştir.
    Zulüm… Hıyanet… Bunları, birtakım yalancılardan başka kim inkar edebilir?
    Türkiye halkının temel insan hakları ihlâl edilmiştir.
    Uyduruk mahkemelerin zalimâne kararlarıyla çok insan asılmış, zindanlarda çürütülmüştür.
    Nice vatandaşımız yargısız öldürülmüştür.
    Yakın tarihimizde millî kimlik ve kültürümüz ayaklar altına alınmıştır.
    Yazının Devamını Oku »

    GEÇMİŞ TARİHE BİR BAKIŞ!….

    İSTİKLAL MAHKEMELERİ VE İSTİKLAL SAVAŞI KAHRAMANLARININ AKİBETLERİ…
    Bizzat İstiklâl Mahkemeleri üyelerinin anılarından ve resmî belgelerden öğrendiğimize göre, İstiklâl Mahkemeleri devleti temsil eden isimlerle doğrudan temas halinde çalışıyordu.
    Bu mahkemeler yönetime teslim olmayan, övgü yağdırmayan herkesi ya bizatihi “düşman”, ya da “potansiyel düşman” olarak görüyordu.
    Farklı inanmak, farklı düşünmek, farklı yaşamak isteyen herkese bir “kulp” takılıyor, önce zindanla, ardından idamla tanıştırılıyordu.
    Yani hükümete “kayıtsız-şartsız teslim” olmayan herkes açısından “büyük tehdit”ti.
    Rejimin adı “Cumhuriyet”ti, ama korku kol geziyordu.
    Yazının Devamını Oku »

    FUTBOL GÜNDEMİ!…

    RIDVAN DİLMEN….
    Rıdvan Dilmen, vetoya çok sert tepki göstermiş.
    Sırasıyla parlamentoya, Cumhurbaşkanı’na, kamuoyuna saydırmış…
    Cumhurbaşkanı Gül’e mektup yazarak “Bu yasayı onaylamayın” diyen Şamil Tayyar’a da ağır ifadelerle dalmış, hedef göstermiş..
    Rıdvan Dilmen’i seviyoruz, yorumlarını beğeniyoruz, belagatine hasta oluyoruz ama Aziz Yıldırım sevgisini anlamakta güçlük çekiyoruz.
    Kendince “mağdur” ilan ettiği başkanını sahiplenebilir, Kulüpler Birliği’nin önerisiyle çıkan yasanın maksadını aşan uygulamalara yol açtığını düşünebilir bu konuda yorum yapabilir, varsa itirazlarını dile getirebilir…
    Yazının Devamını Oku »

    KOZMİK ADAM!…

    DEMİREL..
    1993’te Cumhurbaşkanı olana dek Demirel, Adnan Mendereslerle, Turgut Özallarla birlikte anılıyordu:
    “Milli iradenin” büyük temsilcisi…
    Sağ siyasetin has evladı…
    Ancak Cumhurbaşkanı olduktan sonra Demirel milli iradeye ihanet etti.
    Vesayetçi askerlerin safına geçti.
    28 Şubat (1997) darbe sürecini bizzat yönetti…
    Bunun bir siyasi sürçme olmadığını bugün artık net biçimde biliyoruz:
    Döndürdüğü diğer dolaplar caba…
    Yazının Devamını Oku »

    HAKSIZ KANUN ÇIKARILAMAZ!…

    HAKSIZ KANUN ÇIKARILAMAZ!…
    Fenerbahçe’yi, özellikle de Başkan “Aziz Yıldırım’ı kurtarma kanunu” beni eski devirlere götürdü…
    Eskiden de arada bir böyle haksızlıklar olur, ama hocaların uyarısıyla derhal o yoldan dönülürdü.
    “İbret-i âlem için” birini paylaşmak istiyorum.

    Bir gün Kanuni’nin süt kardeşi Şeyh Yahya Efendi (Beşiktaşî) tekkesine gitmektedir…
    Nereden çıktığı belli olmayan bir papaz, atının yularına yapışıp durdurur Şeyh Efendi’yi:
    “Bu da adalet mi yani?” diye bas bas sorar;
    “doğru düzgün defter bile tutulmuyor, ölülerimizden dahi haraç isteniyor.
    Sen ne biçim Padişah hocasısın bre koca kavuklu?”
    “Nedir, ne oldu?”
    Yazının Devamını Oku »

    KÖŞE YAZILARINDAN ALINTILAR…

    “KOMİNİST” ZEKERİYA SERTEL’İN  ANILARINDAKİ ZULÜM ÇEMBERİ…
    Gülhane Parkı’nda eşi ve çocuğuyla piknik yapan Zekeriya Sertel’in karşısına bir polis dikiliyor ve emniyete götürülüyor.
    Eşi Sabiha Hanım’la birlikte çıkardığı “Resimli Ay” Dergisi’nde yayınladığı yazılar sebebiyle o da “itaatsızlar” safında sayılmış ve defteri dürülmek üzere gözaltına alınmıştır.
    Sertel ailesinin Gülhane’de yaptığı piknik yarım kaldı. Zekeriya Bey’i alıp Ankara’ya götürdüler.
    İstasyonda arkadaşı Cevat Şakir’le (Halikarnas Balıkçısı) karşılaştı. Onu da almışlardı.
    Yazının Devamını Oku »

    NOT DEFTERİMDEN SEÇMELER…

    NOT DEFTERİMDEN ŞEÇMELER…
    Derler ya, “Hayat en iyi öğretmendir, zaman en iyi müfessirdir” diye, öyledir…
    İnsan hayat boyu bir şeyler öğrenir. Buna “tecrübe” diyorlar…
    Fakat zaman içinde öğrendiklerinin çoğunluğunu unuttuğu, ya da doğru analiz edemediği için sık sık hatalarını tekrarlar.
    Unutmamanın yolu not tutmaktan geçer.
    Şahsen ben öyle yapıyorum.
    Hafızama fazla güvenmediğim için önemli deneyimlerimi not alıyorum.
    Bir bakıma kendi “ruzname”mi (günlüğümü) oluşturuyorum.
    Yazının Devamını Oku »

    GÜNDEM ÇORBASI!…(2 ARALIK 2011)

    BİRAZ PAYLAŞIMCI OL YAHU!…
    Aç mısın, sefil misin, fakir misin, miskin misin, yoksul musun, gelirin haysiyetli bir hayat sürmeye yetmiyor mu, doymuyor musun, iyi ısınmıyor musun, sıkıntılar içinde misin?
    Çok kötümser, çok karamsar, çok ümitsiz olma…
    Bak iyi şeyler de var. Onlara bak, onlar seni sevindirsin, açlığını doyurmasa da gönlünü doyursun, dıştan ısıtmasa da içten ısıtsın seni.
    Bak senede kaç gün geceleri şenlikler yapalıyor, maytaplar atılıyor semaya. Pat küt çat pat aaaa bir maytap gökte patlıyor şemsiye gibi rengarenk ışıklar dört bir yana saçılıyor.
    Hah hah ha hoh hoh hih hih hih…
    İstanbul’daysan geceleyin Boğaz köprülerine bir bak. Lazer ışıklarla gelin tacı gibi ışıl ışıl. Bak da gönlün doysun, için ısınsın, biraz mutlu ol.
    Yine İstanbul’da bir cumartesi akşamı Beşiktaş’tan Ortaköy’e git, yollar nasıl tıkalı, lüks arabalar peş peşe… Yazının Devamını Oku »