Takvim
Ocak 2012
P S Ç P C C P
« Ara   Şub »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Ocak, 2012

GÜNDEM ÇORBASI (26. OCAK. 2012)

26 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE YAŞANAN OLAYLAR…

HAZIRLAYAN: HALUK CANGÖKÇE

BUGÜN (26 Ocak 2012)
26 Ocak Gregorian Takvimine göre yılın 26. günüdür. Sonraki sene için 339 gün var ( Artık yıllarda 340).

26 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE NELER OLDU ?…

1531 – Lizbon’da (Portekiz) şiddetli deprem; binlerce kişi öldü.
1699 – Osmanlı Devleti İlk Kez Toprak Kaybetti  Karlofça Antlaşması’nı imzaladı. (Osmanlı ordularının 1683 Viyana yenilgisinin ardından cesaretleri artan Avrupa’nın beş devleti (Avusturya, Lehistan, Venedik, Rusya ve Malta) kutsal ittifak oluşturup Osmanlı Devletine savaş açtılar. 1448 II.Kosova yenilgisinden beri Avrupa Devletleri bir araya gelerek Osmanlı Devleti’ne karşı  Haçlı Seferi düzenlemeye cesaret edemiyorlardı. Bu savaş tam 16 yıl sürdü. Sonunda 26 Ocak 1699’da Karlofça Antlaşması imzalanarak savaşa son verildi. Osmanlı Devleti Avrupa topraklarından bir kısmını bırakmak zorunda kaldı. Bu antlaşma ile İlk kez toprak batı yönünde toprak kaybetti.)
1785 – Benjamin Franklin, kızına yazdığı mektupta Amerika Birleşik Devletleri’nin sembolü olarak kartalın seçilmesinden dolayı duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Kendisi hindiyi düşünüyormuş.
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI (22. OCAK. 2012)…

22 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE YAŞANAN OLAYLAR…HAZIRLAYAN: HALUK CANGÖKÇE

BUGÜN(22 Ocak 2012)
22 Ocak Gregorian Takvimine göre yılın 22. günüdür. Sonraki sene için 343 gün var ( Artık yıllarda 344).

22 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE NELER OLDU ?…

1517 – Yavuz Sultan Selim’in Ridaniye Seferi. Osmanlı ordusu Ridaniye Savaşında Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından, halifelik Osmanlılara geçti.
1580 – İstanbul Rasathanesi III. Murat tarafından yıktırıldı.
1771 – Falkland Adaları İspanya tarafından Britanya’ya bırakıldı.
1842 – Baytar Mektebi (Veteriner Fakültesi) açıldı.
1905 – Birinci Rus devrimi başladı. Çar birliklerinin Kışlık Saray’a dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmaları ve Kanlı Pazar diye anılan günde, 500 işçiyi öldürmeleri üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI (18. OCAK. 2012)…

18 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE YAŞANAN OLAYLAR…HAZIRLAYAN: HALUK CANGÖKÇE

BUGÜN (18 Ocak 2012)
18 Ocak Gregorian takvimine göre yılın 18. günüdür. Sonraki sene için 347 gün var ( Artık yıllarda 348).

18 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE NELER OLDU ?…

  532 – İstanbul’da Büyük Bir İsyan Çıktı 30 Bin Kişi İdam Edildi…(Bizans İmparatorluğunun  başkenti Konstantinepolis (İstanbul)’de düzenlenen at yarışları sırasında Bizans İmparatoru Justinianus’a karşı, büyük bir ayaklanma çıktı. Ayaklanma sırasında İstanbul’un neredeyse yarısı yandı. İmparator Justianus ayaklanmayı beş gün sonra 18 Ocak 532 tarihinde ancak kontrol altına alabildi. Ayaklanmadan sorumlu tutulan yaklaşık otuz bin kişi hipodromda idam edildi. Bu ayaklanma Bizans Tarihinde Nika Ayaklanması olarak geçmektedir)…
1910 – Çırağan Sarayı yandı. Saray 1865’te Sultan Abdülaziz tarafından inşa ettirilmişti.
1911 – İlk defa bir uçak, bir geminin güvertesine iniş yaptı.
1912 – Kaptan Robert Scott Güney Kutbuna ulaştı. Bunu başaran ilk insan olmayı hayal ediyordu ancak Roald Amundsen ondan yaklaşık bir ay önce bunu başarmışt
1916 – İngilizlerin Gelibolu yarımadasını boşaltmaları üzerine, 5. Ordu Karargahı Çanakkale’den Lüleburgaz’a alındı.
1927 – ABD Senatosu Lozan Antlaşmasını Reddetti..(Lozan Antlaşması ABD’de iç politika malzemesi haline getirilmişti. Antlaşma üzerindeki tartışmalar 1923 yılında başlamış ve 18 Ocak 1927 tarihine kadar devam etmişti. Bu tarihte senatoda yapılan oylamada 34’e karşı 50 oy ile Lozan Antlaşması reddedildi. Türkiye ABD’ye fazla bir tepki göstermed
1931 – Cumhuriyet Gazetesi’nin düzenlediği ‘ Türkiye Güzellik Kraliçesi’ yarışmasını Naşide Saffet Hanım kazandı.
Yazının Devamını Oku »

OĞLUM BARIŞ İÇİN YAZDIM….

Yeni evlenen oğlum için …

KAHVE TANELERİ…
Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş.
“Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum” demiş.
Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı “Olur” demiş çekine çekine…
Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
“Şimdi. İstediğim her şeyden iki tane vereceksin bana” demiş oğluna.
Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş…
Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.
Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş.
Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış.
Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.
Yemek masasında üç tabak duruyormuş.
Yazının Devamını Oku »

TARİHTEN BİR YAPRAK…

ATATÜRK’ÜN EMRİ İLE İSMET İNÖNÜ ÖLDÜRÜLECEKTİ…
Atatürk ile İnönü arasında yıllarca süren bir iktidar mücadelesi olduğu bilinir.
Hatta bu mücadeleyi Atatürk’ün kazandığı, bunun içinde İnönü’nün öldürülmesini istediği, bundan dolayı resmi vasiyetinde onun çocuklarına da tahsilleri için pay bıraktığı söylenir.
Bu husus doğrumudur?
Yoksa sadece bir söylenti mi?
Araştırmalar bu hususun doğruluğunu göstermektedir.
Biraz gerilere Milli mücadelenin başlangıcına gidelim.
İstanbul’un işgalinden sonra, miralay İsmet, ülkenin durumundan ve kurtuluşundan ümitsizdir.
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI (17. OCAK. 2012)…

HALİ PÜRMELALİMİZ !…
72 milyon insanın yaşadığı kocaman bir ülkede yaklaşık 4 milyon gazete satılıyor?
Halkın büyük çoğunluğu gazetecilere inanmıyor, güvenmiyor ve sevmiyor.
Gazete ve TV’ler ‘öteki’ veya ‘yandaş’ diye bölündü.
Hepsinde aynı haberler var.
Yorumlar objektif değil, tribünlere oynanıyor.
Popülizm son noktada.
Çoğu, sanki gazeteci değil de fanatik taraftar, partizan-militan gibi.
Gazetecilik değil gizli politika yapılıyor, ideoloji reklamları yapılıyor.
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI (16. OCAK. 2012)…

DUA EDİN Kİ ACI ÇEKMEYEYİM !…
Rauf Denktaş; “camiye gidin dua edin. Dua edin ki, fazla çekmeyeyim” demiş eşine..
Çok mu çekmiş, az mı çekmiş Allah (c.c) bilir sadece..
Tek bildiğim, Denktaş’ın, ölüm döşeğindeyken, dua edecek mümin aramış olması etrafında..
Ne acı değil mi?
Cuma günüydü dua istediğinde. KKTC’deki kaç camide kaç Müslüman saf tutmuştu acaba?
3 kişi mi, beş kişi mi?
MÜSLÜMAN KKTC HALKI NEREDE?
Neden peki?
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI (11. OCAK. 2012)…

11 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE YAŞANAN OLAYLAR…HAZIRLAYAN: HALUK CANGÖKÇE

BUGÜN (11 Ocak 2012)
11 Ocak Gregorian takvimine göre yılın 11. günüdür. Sonraki sene için 354 gün var (Artık yıllarda 355).

11 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE NELER OLDU ?…

  630 – Müslümanların Mekke’yi fethi.
1055 – Theodora, Bizans İmparatorluğu tahtına oturdu. Makedonyalılar hanedanının son hükümdarı olacaktı.
1454 – Büyük İstanbul yangını
1569 – İlk piyango çekilişi Birleşik Krallık’ta yapıldı.
1693 – Etna yanardağı (Sicilya) faaliyete geçti.
1820 – Paslanmaz çelik ilk kez üretildi.
1861 – Alabama, Birleşik Devletlerden ayrıldı.
1878 – Süt ilk defa şişelenerek satıldı.
1905 – Mustafa Kemal Harp Akademisi’nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu.
1921 – Birinci İnönü Muharebesi’nin sonu. Yunan kuvvetleri geri çekildi.
1922 – Kanada’nın Toronto şehrinde bir hastanede yatan 14 yaşındaki diyabet hastası Leonard Thompson, İnsülin zerkedilerek bu hastalığı tedavi edilen ilk hasta olma ünvanını kazandı. Zaten ertesi yıl insülinin eldesine yönelik kullanışlı bir yöntem buldukları için Toronto Üniversitesi’nden bir ekip Nobel ödülü aldı.
1929 – Türkiye’de eski yazılı kitapları yeni harflere çevirmek için Dil Encümeni bünyesinde bir komisyon kuruldu.
1929 – Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde çalışma süresi 7 saate indirildi.

Yazının Devamını Oku »

TARİHTEN BİR YAPRAK…

TARİHİMİZİ BİLMEK !…
Yakın tarihimiz bize bir masal biçiminde anlatıla geldi.
Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında neler yaşandı, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları arasında neler oldu yeni yeni su yüzüne çıkıyor.
Yıllar boyu Kazım Karabekir’den Dr. Rıza Nur’un anılarına kadar dönemi anlatan her çalışma sansürlendi, yasaklandı.
Halbuki tarihi doğru bilmeden sağlıklı bir gelecek kuramayız.
***
FEVZİ ÇAKMAK PAŞA NE YAPTI NE BULDU ?..
Mareşal Fevzi Çakmak,Atatürk ve İnönü ile Kurtuluş Savaşı yıllarında birlikte oldu. İnönü`nün Köşk`e çıkardı. Ya sonrası.
Fevzi Çakmak adı, üzerinde yaşadığımız coğrafyada, 20. yüzyılın en büyük komutanlarından biri olarak tarihe geçti.

Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI (10. OCAK. 2012)…

TARİHTEN DERS ÇIKARTMAK !…         

Tarihten kısa bir ders…….

“Tarih bilmeyen siyasetçi, pusula okumayı bilmeyen kaptana benzer; İkisi de gemiyi karaya oturturlar.”

Cevdet Paşa’nın bu tespitine bayılıyorum. Paşa’nın tespitinin, hayatın her alanına yansımalarını da yaşıyorum.

Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI…(9. OCAK. 2012)

TARİH ÜZERİNE …
Resmi tarih dışında bir şey yazmak, söylemek ülkemizde yasaktır..
Kazım Karabekir’in anlattıkları ile Mustafa Kemal’in anlattıkları örtüşmüyor..
Rıza Nur hatıratında tamamen başka şeyler söylüyor.
Şeyhülislam Mustafa Sabri efendinin anlattıkları da farklı.
Ali İhsan Sabis paşanın anlattıkları da.
Yıllardır bir “Gizli Lozan” tartışmasıdır gider, ama kimse bu konuda ağzını açıp bir şey söylemez.
“Lozan zafer mi, hezimet mi” tartışır dururuz.
“Çanakkale geçilmez” diye nutuklar atarız da, Mondros mütarekesi nasıl imzalandı kimse sormaz..
Hem de 3 yıl 2 ay gibi bir zamanda. Bu kadar zamanda biz Etibank’ı bile tasfiye edememişken, nasıl oldu da koca bir imparatorluk tasfiye edildi?
Çoğu kişi, Çanakkale savaşının İngiltere’nin saldırısı ile başladığını düşünür ama mesela İttihat Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER…

ELEŞTİRİYİ SEVMİYORUZ…
İnsan, kusurunu kabul etmek istemiyor.
Kendine bile itiraf etmekten korkuyor.
Hep övülmek, hep takdir edilmek istiyor.
Kusuru söylendi mi, bin dereden su getirerek kendini savunmanın yollarını arıyor.
Hatayı sebeplere, vesilelere, araçlara yüklüyoruz.
Eleştiriyi de bu yüzden sevmiyoruz?
Zamanla anladım ki, her doğruyu söylemek doğru değil.
Yalan mı söylemeliyiz peki?
Hayır, yalan da söylememeliyiz.
En iyisi susmak sanırım.
Tabi mümkünse…
Bu konuda deneyimlerim, gözlemlerim var, doğrucu olmamdan ötürü kimi arkadaşlarımı kaybettim.
Yazının Devamını Oku »

BİRAZ PAYLAŞIMCI OL YAHU !…

BİRAZ PAYLAŞIMCI OL YAHU !…
Aç mısın, sefil misin, fakir misin, miskin misin, yoksul musun, gelirin haysiyetli bir hayat sürmeye yetmiyor mu, doymuyor musun, iyi ısınmıyor musun, sıkıntılar içinde misin?
Çok kötükmser, çok karamsar, çok ümitsiz olma…
Bak iyi şeyler de var.
Onlara bak, onlar seni sevindirsin, açlığını doyurmasa da gönlünü doyursun, dıştan ısıtmasa da içten ısıntsın seni.

Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI…(4. OCAK. 2012)

ULUDERE’DE NE OLDU ?…
Uludere olayı, kimsenin onaylaması mümkün olmayan bir olay: Çoğu çocuk ve genç olmak üzere otuzbeş vatandaşımız öldü.
Elbette bu olay “Afedersiniz bir yanlışlık yaptık” türünden geçiştirecek bir olay değil. Nitekim de geçiştirilmedi:
Önce devletin kaymakamı (kışkırtmalar sonucu az daha linç ediliyordu), sonra da bakanlar yakınları ölen ailelere başsağlığına gittiler, Başbakan ve yardımcısı (Bülent Arınç) üzüntülerini dile getirdiler. Yüksek miktarda tazminat ödeneceği açıklandı. Ayrıca da sorumlular hakkında soruşturma açıldı. Ancak soruşturma tamamlandığında tüm detayları öğreneceğiz.
Biliyorsunuz, daha önce bu tip olaylarda (meselâ Kıbrıs Harekâtı sırasında Kocatepe muhribimizin kendi uçaklarımız tarafından batırılmasında) yapıldığı gibi, olayın üzeri örtülmeye çalışılmadı. Anında haberdar olduk. Bu, Türkiye’nin “açık rejim” kararlılığını vurgulayan ve yabana atılmaması gereken bir gelişme…
Buna benzer “hata”ları geçmişte günler, aylar, hatta yıllar sonra ancak öğrenebilirdik. Bazılarını ise hiç öğrenemezdik. Üzeri örtülür ve unutturulurdu. Ölen de öldüğüyle kalırdı.
Yazının Devamını Oku »

YAKIN TARİHE KISA BİR BAKIŞ !…

AMERİKA HAYRANLIĞI VARDI BİR ZAMANLAR!…  
Türkiye’nin kalbini kazanmak için 1944 yılında vefat eden Washington Büyükelçimiz Münir Ertegün’ün kemikleri mezarından çıkarılıp bir tabuta kondu ve 1946’da Missouri zırhlısıyla İstanbul’a yollandı. 
Missouri zırhlısı bir simgeydi; Japonlar bu gemide kayıtsız şartsız teslim olmuşlardı.
Neyse, Missouri geliyor diye İstanbul’un Boğaza bakan binaları boyandı, genelevlerde kadınlar doktor muayenesinden geçirildi, çocuklara “on üç, on dört, on beş Amerika kardeş” tekerlemesi ezberletildi okullarda öğretmenlerince.  
Missouri gitti ardından gene çocuklara belletildiğince Marshall Amca geldi.
Tek Parti sonrasında da Amerika hayranlığımız artarak sürdü.
Faturası ne oldu bu kardeşliğin bize? 
Yazının Devamını Oku »

AZ YAŞA, ÇOK YAŞA, AKİBET ER GEÇ GELİR BAŞA !…

“DÜN GİBİ”…
Türkiye’nin en uzun yaşayan insanı ve yabancı kaynaklara göre ise dünyanın en uzun yaşayan birkaç kişisinden birisi olan Zaro ağa, 160 yıllık ömrünün son günlerinde, hasta yatağın da yatarken, sevenleri ziyaretine gelmiş…
Ve ağaya, 160 yıllık ömrünün nasıl geçtiğini sormuşlar..
Ağa buğulu gözlerle boşluğa bakmış ve dudaklarından şu kelimeler dökülmüş..
“Dün gibi”….
Toprağa verilirken, torununun torunlarından biri şöyle bağırıyordu:
“Hoy hooy öldü babam! Dünyasına doyamadan gitti!”

Eyüp Sultan Camii arkasından, Kaşgari dergâhına çıkarken Meşhur Piyer Loti Kahvesi’nin sola doğru kıvrılan dik yokuşundaki kabristanda, başlığı Osmanlı dönemine ait Hamidi fesli bir mezar taşı bulunur.
Yazının Devamını Oku »

ZAMAN NE ÇABUK GEÇİYOR…

ZAMAN NE ÇABUK GEÇİYOR…
Zaman, ne çabuk geçiyor.
Daha dün mahalle arasında plastik top peşinde koşan minicik birer çocuktuk.
Büyüyünce yapacağımız şeylerin hayaliyle erittik zamanı ve büyüdük.
O günlerden hafızamızda tatlı anılar kaldı. Mahalle arasında, sokaklarda ya da ekilmemiş tarlalarda top peşinde koşarken yaşanmış anılar…
Çocukken sokakta top oynamayanımız yoktur heralde. Tabi şimdi çocuklar sokaklarda futbol oynayabilecek tenha yerler, yada boş arsalar bulamıyorlar..
Ama bizim nesli ve öncesi bol bol bu yerlerden bulabiliyordu.
Küçüklüğümüzde aklımızda kalan en önemli anlar mahalle arasında top oynadığımız zamanlardı.
Erkek çocukların vazgeçilmez tutkusu olan futbol bundan 50 yıl öncesine kadar farklı bir anlam taşırdı.
Toprak, beton, çamur dinlemeden iliklerimize kadar hissettiğimiz mahalle futbolunun, gülümseten, kendine özgü kuralları vardı…
Takım ruhunun, yardımlaşmanın, paslaşmanın ilk öğrenildiği faaliyetlerdi toprak sahalarda oynanan futbol maçları.
Yazının Devamını Oku »