Takvim
Ekim 2012
P S Ç P C C P
« Eyl   Kas »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Ekim, 2012

BAYRAMLAR!…

BAYRAMLAR!…

Zenginlerin tatili, fakirlerin bayramı.

Her bayram, yıllar önce insanlar ne çok can verirdi bayram trafiğinde, çok şükür bu bayramda tek bir kişinin burnu kanamadan bayramı bayram yaptık diye başlayan haberleri hasretle bekliyorum.

Henüz o kıvama gelemedik. Kalbimizin darlığı yollarımızın genişliği ile doğru orantılı değil maalesef.

Hiçbir yere sığamayan insanlar yüzünden her yer bize dar.

Evlerimiz büyüyor gönlümüz daralmaya devam ediyor.

Caddelerimiz genişliyor gönlümüz daralmaya devam ediyor.

Fakirin eli dar gönlü geniş. Zenginin parası bol gönlü dar.

Parası olanların ‘zenginleşemediği’ bir dünya hepimize zindan.

Yazının Devamını Oku »

SAATLER NİÇİN İLERİ GERİ ALINIR ?…

SAATLER NİÇİN İLERİ GERİ ALINIR ?…

Birinci Dünya Savaşı süresince birçok ülke saatlerini yılın belli aylarında yeniden ayarlamaya başladı.

Bunun amacı günün aydınlık saatlerini, insanların uyanık oldukları zamana uydurmak, dolayısıyla evlerde ve sokaklarda yanan lambalar için gerekli enerjiden tasarruf sağlamaktı.

Bugün de aynı uygulamaya devam edilmekte, Nisan ayının ilk pazar gününde saatler bir saat ileri, Ekim ayının son pazar gününde ise bir saat geri alınmaktadır.

Diğer bir deyişle ilkbaharda size kaybettirilen bir saat, sonbaharda geri verilmektedir.

Yazının Devamını Oku »

BİR GÜN DE, KİTAP OKUDUM DESELER DİŞİMİ KIRACAĞIM !…

BİR GÜN DE, KİTAP OKUDUM DESELER DİŞİMİ KIRACAĞIM !…

Benim öteden beri “bilmek” ve “anlamak” konusunda derin endişelerim var…

“Bilgi” bahsinde o kadar gerilerdeyiz ki, bazılarımızın hayatı, hayatın farkına varamadan bitiriyor!

Kendimizi eğitip hayatı algılar hale gelelim dediğim zaman ise, vakitsizlikten, parasızlıktan şikâyetler başlıyor.

İş tümüyle “duyumlar”a kalıyor…

“Duydum”dan, “işittim”den, “söyledi”den geçilmiyor!

“Duyumlar” hemen her alan için geçerli…

Dini bilgimiz “duyumlar”dan ibaret!..

Tarih bilgimiz “duyumlar”dan ibaret!..

Yazının Devamını Oku »

FACEBOOK’TA YAŞAYAN ACILARIN KADINLARI…

FACEBOOK’TA YAŞAYAN ACILARIN KADINLARI…

Kronik ergenlik hastalığına yakalanmış bayanlar topluluğudur.

Sürekli aşkta kaybedişleriyle ilgili özlü sözler yazarak ya da ordan burdan bulup buluşturup paylaşarak birilerine ayar verirler.

Mevlana’dan özlü sözler, altın üçgen uzaktan uyumlama eğitiminden inciler..

“Badenur’cuğum bu akşam yine süper paylaşımlar yapıyorsun”, “Öpüyorum canım”, “İzninle alıyorum bitanem”ci kadınlardır bunlar.

Emre Aydın şarkılarını ve sözde Can Yücel şiirlerini paylaşmaktan çekinmezler. Duvarlarında biri olmazsa diğeri mutlaka olur hergün.

Genelde Mevlana`nın sozlerini paylaşmaya dikkat eden insanlardır.

“Ben değil onlar kaybetti” fikrini benimsemişlerdir. “Mutsuz kız” olarak da nitelendirilebilirler aynı zamanda.

“Suskunluğum susturana armağan olsun” cular vardır bir de…

Çogu 28 yaş üstü, evlenmemiş, yalnız ve mutsuzdurlar. Erkekler en büyük düşmanıdır…

Yazının Devamını Oku »

FACEBOOK DÜNYASI !….

FACEBOOK DÜNYASINDA Kİ “BİZ” LER!…

Kimimiz kuzu postluna bürünmüş, tam bir kurt,

Kimimiz her şeye karşı, yorumlarıyla dünyayı kurtarır,

Kimimiz tam bir Atatürkçü, her daim vatan kurtarır..

Kimimiz s…r çeker, kimimizle restleşir,

Kimimiz bir küsüp, bir barışır…

Kimimiz kimimize kızıp!, arkadaş listesinden çıkarır..

Kimimiz sadece kes yapıştırıcı veya paylaşımcı,

Kimimiz, hiç bir güzelliği paylaşmaz, yazdıkları topu topu bir kaç kelime!..

Yazının Devamını Oku »

“HAYIRLI CUMALAR” SÖZÜNDEN RAHATSIZ OLMAK!…

“HAYIRLI CUMALAR” SÖZÜNDEN RAHATSIZ OLMAK!…

Epey zamandır sosyal iletişim ağı Facebook’ta hoşuma giden bir şey yapılıyor..

Anlamlı veya özel günlerde, tanıyan tanımayan herkes birbirine iyi dileklerde bulunuyor..

Özellikle Cuma günleri her bir profilden, “Hayırlı Cumalar” temennilerinin yükselmesi ve o temenni iletisinin altına iliştirilen yorumlar müthiş bir insani bağ oluşturuyor..

Böylesine masum, böylesine temiz bir paylaşımdan rahatsız olmak mümkün mü? “Normal olan bireyin” rahatsız olması mümkün görünmüyor tabi ki…

Ama gelin görün ki, birileri bu güzel temennilerden bile rahatsız oluyor…

“Bu ülkenin bayramı tatilleri yetmezmiş gibi, şimdi de “Hayırlı”- “Mübarek” gibi sıfatlarla Cuma günlerini kutlama modası çıktı.” diye saçmalıyorlar…

Okumayı romandan, veya tırışka hikayelerden ibaret sanan, varoluşun nedeni okumamış, araştırmamış veya araştırmaya tenezzül etmemiş bu insanlar, Cuma’ya neden “mübarek gün” denir, “Cuma üzerine kaç ayet indirilmiştir, diğer günlerin böyle bir ayetle taçlandırılma durumu var mıdır yok mudur?” diye öğrenme zahmetine girmiyorlar..

Yazının Devamını Oku »

BUGÜN HAYAT ÇOK GÜZEL!….

BUGÜN HAYAT ÇOK GÜZEL!….

Hayata hiç isyan etmeyin.

Öncelikle şunu kabul edin, hayat adil değil.

Hiçbirimiz, hiçbir canlı eşit yaratılmadı. Başımıza gelenler de eşit değil.

Önce hayatın adil olmadığını kabul etmelisiniz.

 “Guguk Kuşu” filminde Jack Nichoson akıl hastanesinde; çok ağır bir mermer  havuzu kaldırabileceğine dair diğer hastalarla iddiaya girer.

 Yüklenir ve  havuzu kaldırmaya çalışır, kaldıramaz.

Diğer hastalar onunla alay ederken bir şey söyler:

  Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER….(8. Ekim. 2012)

AH ŞU MÜSLÜMANLAR!…

“Müslümanlık henüz kendi rönesansını ve reformunu yaşamadı.”

“O yüzden Müslümanlar tahammülsüz, kolay cinayet işliyor, kızgınlığını hemen birilerini öldürerek gösterme, palayla kafa kesme, intikam alma gibi işler yapıyorlar…”

Oysa Hristiyanlar…

Onlar reformlarını, rönesanslarını yaptılar.

Tahammülsüz değiller, kolay cinayet işlemiyorlar, kızgınlıklarını hemen birilerini öldürerek göstermiyorlar, palayla kafa kesmiyor, intikam alma gibi işler yapmıyorlar…” diye buyurmuş hazret!..

O zaman sormak lazım bu kafaya!…

Mesela Hiroşima nedir acaba, ya Nagazaki? (ABD’nin Japonya’ya attığı atom bombalarıyla yüz binlerce insanı yakıp yok etmesi ne?)

1.5 milyon insanı Cezayir’de nasıl katlettiler?

“Haçlı Savaşları”ndan bu yana “İslâm toprakları”na saldıran,

 Müslümanları katleden ve hatta öldürdüğü

Yazının Devamını Oku »

ESKİDEN VE ŞİMDİ!…

ESKİDEN BÖYLEYDİ ”

Çember çevrilir, su musluktan içilir, ağaçlara tırmanılırdı…

Bebekler bezden, silahlar tahtadan, resimler kömür karasından yapılırdı…

Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulur, saatli maarif okunurdu ..

Komşuda pişen bize, bizde pişen komşuya düşerdi ..

Geceler ayaz, sokaklar karanlık, yıldızlar parlak olurdu…

Turşu, salça, mantı evde yapılır, karpuz kuyuda soğutulurdu…

Yazının Devamını Oku »