En Son Yorumlar
    Takvim
    Kasım 2014
    P S Ç P C C P
     12
    3456789
    10111213141516
    17181920212223
    24252627282930

    Kasım 9th, 2014

    SANAL ORTAM, ARKADAŞLIK VE CAN DOSTLAR…

    5708936_largeSANAL ORTAM, ARKADAŞLIK VE CAN DOSTLAR… 

    Arkadaşlarımız, dostlarımız: Kendimizi emanet ettiğimiz kişiler… 
    Önce arkadaşlıktan başlayalım…
    Rivayet ne kadar doğrudur bilinmez ama: eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış. 
    Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş.
    Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi arka-taş olarak söylenmeye başlamış. Ve bundan, arkadaş şeklinde dilimize yerleşmiş….
    Bugün bile güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir “ARKADAŞ”..…
    Günlük hayatımızda çok önemlidir…
    Paylaşacağımız, konuşacağımız belki de tartışacağımız kişilerdir arkadaşlarımız…
    Yakınlıkları ise derecelendirilir. Ve sonunda can-dostlar oluşur…
    Hani hastanız olur, hastalanırsınız. Dara düşersiniz. Şaşırırsınız. Gecenin bin yarısında arar yada kapısını çalarsınız. İşte can-dostlardır bunlar…
    Hani bazen, başınıza gelen bir olaydan dolayı “Tanrı tarafından imtihan oldum” deriz. Arkadaşlık ve dostluk konusunda da böyledir.
    Gerçek dostlar darda ortaya çıkar. Zira diğerleri kaçmıştır…
    Zamanın değişimine ayak uydururken; sanal ortamda da arkadaşlar ediniriz. Arkadaşlıklar kurarız…
    Ve hepimizin bir çok arkadaşı olduğu gibi hiç tanımadığımız kişilerle de arkadaş oluveririz…
    Bu sıradandır. Sıradanlıktır. Sıradan arkadaşlıktır…
    Elbette ki bundan bahsederken kötü niyetli kişilerin, sapıkların, dolandırıcıların da bazen arkadaş kıvamında sizinle yakınlık kurabileceğini unutmayın…
    Çarşıda karşılaştığımız kişilerin bir kısmına selam verip geçerken bir kısmıyla da tokalaşır ayaküstü sohbet ederiz…
    Sanal ortam da böyledir. Arkadaşlarınızın bir kısmının paylaşımlarını okuyup geçerken diğer kısmıyla iki satır sohbet edip hal hatır sorarsınız…
    Birinci grubu (yani selamlaşıp yada paylaşımlarını okuyup geçtiklerimizi) çıkarırsak diğer kısımda kalan (o sohbet ettiğimiz) arkadaşlıkların da bir kısmıyla zamanla da olsa bir ilerleme olmadığı gibi bir selam ve paylaşımları için iki satır yorumdan sonrasına gerek görmeyiz…
    Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi…Zira ortak yanlar çok azdır…
    Bir de ukalalıktan vazgeçmeyenleri de bu kategoriye alıveririz…
    Dolayısıyla kalan kısım iyi arkadaşlarımız yada “dost” dediklerimizdir…
    Elbette bu da zamanla farklılaşabilir. Yani dostlarımız da daha sonra kategorilere ayrılır.
    Politik olsun, edebi olsun, iş konusunda olsun, okuldan olsun, sevgi olsun, inanç olsun vs.. bir noktada buluşmak yeterli…
    İşte bunlara “dostum” demekten onur duyarız…
    Sıradan dostluklarda ise bir gün umursamazlık başlar… Her ne kadar görüşüldüğünde özlem, sitem ve sevgi dolu sözcükler sarf edilmiş olsa da:
    Zamanla arayıp sorulmaz ve birkaç cümle hatta hal hatır bile esirgenir…
    Günlük hayatta görmezden gelindiğinizi, sanal ortamda ise MSN listesinden silindiğinizi görürsünüz… (Bu bence aynıdır.) Hatta, MSN listesinden silmek “seni arkadaşlıktan sildim” demektir.
    Buradan silindiğinizi görmek “Başkasıyla konuşuyorum/görüşüyorum sana zaman ayıramam” – “Benim girdiğimi ve girdiğim saati görme” – “Şu an sana tahammül edemem” – “Sana güven sorunu yaşıyorum” Vs.. Demek değil midir?
    Tıpkı arkadaşlarınız ve dostlarınız tarafından görünmezden gelmek gibi…
    Bu kişileri de çıkardığımızda arkadaşlıktan can-dostluğa giden yolun listesinde sanırım geriye ya tek kalıyorsunuz yada bir kişi. Hadi olmadı can dostum dediğin 3 – 5 kişi… (Hani dişi ağrıdığında dişinizin ağrıdığı!)
    Yazının Devamını Oku »