En Son Yorumlar
    Takvim
    Mayıs 2011
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031  

    AŞŞAĞILIK BİR ADAM, İNANANLARIN KUTSALINI NASIL AYAKLAR ALTINA ALIR ?…

    “MİNİ ETEKLE NAMAZ TÜRBANLA ŞARAP”
    Ayşe Arman, Ertuğrul Özkök’e, “Hayallerinizin sınırı hangi noktada?” diye soruyor..
    Ertuğrul Özkök’ün verdiği iğrenç cevap…
    – Sınırı yok! Mini etekle beş vakit namaz kılınacağını, başörtüsüyle içki içilebileceğini düşünen ve buna cüret eden kadınların ülkesini düşlüyorum. Söyle var mı bunda, adaba aykırı, inanca ters düşen bir şey? Ben bunları hayal ediyorum. Umutla bekliyorum. ‘Patavatsızlık’ kelimesine kendimce çok olumlu bir anlam verdim. Göğsümü gere gere “Ben patavatsız bir insanım” diyorum. Övünerek söylüyorum. Sahiciliğimin en sağlam kaynağı bu patavatsızlığım. Çünkü içimden geleni, rahatça söylüyorum.

    “Şeytan” bile şaşkına dönmüştür. “Şeytan” bile bir insanın bu denli “şeytanlaşabileceğini” öngörememiştir.
    Ama oldu. Hayaldi gerçekleşti!

    Bir insandan şeytana bile pabucunu ters giydirecek bir şeytan türedi.
    Alın size “evrim”in belgesi!
    İnsanın şeytana dönüştüğünün belgesi mi?
    İşte Ertuğrul Özkök, örneği.
    Şeytan, karşısında şapka çıkarmıştır yeminle.
    Ruhunun her hücresinin, beynindeki her atom parçacığının nasıl bir “şeytanlaşma evrimi” yaşadığını hayal bile edemediğimiz bir gazeteci.
    Hayaldi ama gerçekleşti.
    20 yıl “statükonun bekçiliği” görevini icra etti, devrildi ama statükoya kölelelikten vazgeçmedi.
    Her fırsatta adından söz ettirmeyi, gündemde yer etmeyi, ortalığı provoke etmeyi müthiş bir “adanmışlık” içinde ifa etti.
    O “Büyük Şeytan” payesini hak etti.
    Son olarak ne mi etti?
    Mecmua Dergisi’ne bir röportaj verdi.
    Röportajdaki imza Özkök’ün “eseri” Ayşe Arman’a aitti.
    Özkök “kutsal” olan, “mukaddes” olan, “yüksek değer” olarak addedilen ne varsa her birini ayaklarının altında çiğnedi.
    Alenen Müslümanların kutsal değerleriyle alay etti.
    Bunu da 21. yüzyılın en büyük “muhakeme kanseri” olan “oksimoron” silahıyla becerdi.
    Özkök artık “oksimorondan” beslendiğini açık etti.
    “Büyük Şeytan” oksimoronla insanları zehirlediğini gösterdi.
    “Hayallerinizin sınırı hangi noktada?” diye sordu Arman, “Büyük Şeytan” bakın ne dedi:
    “Sınırı yok! Mini etekle beş vakit namaz kılınacağını, başörtüsüyle içki içilebileceğini düşünen ve buna cüret eden kadınların ülkesini düşlüyorum.
    Söyle var mı bunda, adaba aykırı, inanca ters düşen bir şey?
    Ben bunları hayal ediyorum. Umutla bekliyorum.
    Bir kadın başörtüsü niye takar?
    Müslüman olduğu için.
    Peki bir Müslüman neden içki içmez?
    Çünkü kutsal kitap emreder.
    Çünkü Allah yasaklar.
    Bir başörtülü Müslüman kadının içki içmesini Özkök “İnanca ters düşen bir şey mi var bunda?” diye gerekçelendirdi.
    İşte “oksimoron” zehiri.
    Bir başörtülü Müslüman kadın inancı gereği içki içmez. Bu yasakta da kıyamete kadar asla bir “gevşeme”, “esneklik” olmaz.
    Özkök İslam’ın kutsal değerleriyle alay eder gibi davranmakla, kutsal alanda provokasyon yapmakla tehlikeli sularda yüzüyor.
    Mesela şu sözleri:
    “Cenazemi kiliseden kaldırsınlar imamlar dua etsin.”
    Kutsal alana nasıl “fil gibi” girdiğini göstermiyor mu bu cümleler?
    Daha net söyleyelim: Cami duvarına işemiyor mu?
    İnanan insanların sinir uçlarına dokunarak neyi amaçlıyor?
    Kutsal değerler üzerinden “özgürlük ahkamı” kestiğini sanıyor ama herkes Özkök’ün nasıl bir oyun çevirdiğini gayet iyi biliyor.
    20 yıl boyunca Hürriyet’in tepesinde toplumun sinir uçlarıyla “oynayan” statükonun tetikçisi, belli ki huyundan vazgeçmemiş görünüyor.
    Ama unutulmasın ki bu oyunda “şeytan” hep yenilen taraf olacak!
    Bu iğrenç herife son bir sözüm olacak…
    ALLAH BELANI VERSİN..

     

    Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
    http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

    Yanıt Yazın