En Son Yorumlar
    Takvim
    Aralık 2011
    P S Ç P C C P
    « Kas   Oca »
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    262728293031  

    BALIK HAFIZALILARA HATIRLATMALAR…

    İSTİKLAL MAHKEMELERİ…
    Malûm, İstiklâl Mahkemeleri de; “Sanığın idamına, şahitlerin bilâhare dinlenmesine” şeklinde kararlar verilirdi…
    Hatta, bununla da yetinmezler; “İdam” ettikleri bazı sanıkları “idam sehpası”ndan indirirler, sonra kaldırıp, boynuna “yağlı urgan”ı yeniden geçirir ve “ikinci defa idam” ederlerdi!..
    O kadar “sadist ruhluydular ki; “Gömülen sanıklar”ın mezarlarını açtırıp, yeniden “idam sehpasında sallandırdıkları” bile iddia edilirdi!..

    Ankara İstiklal Mahkemesi ise 31 Temmuz 1922’ye kadar görev yaptı. Çerkez Ethem, Atatürk’e suikast, komünist kuruluşlar gibi davalara bakıldı. İkinci dönem İstiklal Mahkemeleri ise 1923-1927 arasında çalıştı. Hilafet ve saltanat yanlıları yargılandı. 1925’de ise Ankara ve Doğu Anadolu’da iki ayrı mahkeme daha kuruldu. Bu mahkemede, Şeyh Said isyanı davasına bakıldı.
    İstiklal mahkemelerinin kararlarıyla 1054 kişi idam edildi. 2 bin 696 kişinin idamları, askerden kaçmamaları şartıyla affedildi. 243 kişiye gıyabında idam cezası verildi. 1786 kişi kalebent ve kürek cezasına çarptırıldı. 11 bin 744 kişi beraat etti. 41 bin 768 kişi ise daha hafif cezalara çarptırıldı.
    Videosu için ….http://vimeo.com/33242625…..(Yakın Tarihe Kısa Bir Bakış)

    NOT: TBMM arşivinde 8 kişilik bir ekip, 914 bin 695 sayfa belge ve 158 eski defterden oluşan İstiklal Mahkemeleri arşivlerini günümüz Türkçesine çeviriyor. Çevirinin tamamlanmasının ardından arşivinin açılıp açılmamasına Meclis Başkanlığı ya da Başkanlık Divanı karar verecek. Ancak, çalışma tamamlanmayıncaya kadar açılması düşünülmüyor. Bu çalışma kapsamında, belgelerin, Türkçeye çevrilmesinin yana sıra teknolojik imkanlardan yararlanarak kayıt altına alınması, arşivlenmesi ve saklanması da mümkün olacak.
    ***
    ANAYASA!…
    1923’te cumhuriyet kurulduğu zaman anayasanın ikinci maddesi şöyle idi:
    “Devletin dini, Din-i İslâmdır.”
    ***
    SENATO !…
    27 Mayıs ihtilalinden sonra “senato” ve bir de “Tabii Senatör” diye bir şey icat etmişlerdi..
    (Matah bir şey olsaydı Atatürk koyardı, öyle değil mi Kemalist koçlar?)
    Darbeciler, Atatürk’ün kurduğu sistemi yıktılar, bir kısmı seçilen ama bir kısmı da “atanan” bir senato yarattılar..
    Böylece bürokrasi, halkın temsilcileri üzerinde denetim kuracaktı, “yüksek tahsilli” senatörler de “ilkokul mezunu bile olabilen” milletvekillerinin “yaramazlık etmelerini” önleyeceklerdi…
    Demokrasi, cahil halka bırakılamayacak kadar ciddi bir işti çünkü!
    Üstelik 1960 darbesini yapan cunta üyeleri bu senatoda “doğal üye” sıfatıyla ve “ömür boyu” koltuk sahibi oldular ki, misli görülmemiş bir rezillikti.
    Sonra, 1980 yılında, kendi evladları olan senatoyu, yirmi yıllık bir deneyden sonra gene kendileri yok etti..

    NOT: İlk darbe geldiği gibi gitmedi. Kendilerince ‘Bir kurtuluş savaşı’ destanı yazsalar bile, küçük hesaplar, büyük ihtiraslar, en önemlisi de devlet içinde devlet olmak vardı.
    27 Mayıs’ta kurulan devlet, halkın özlemlerini değil, devletin bir zümreye teslimini yansıtıyordu. 

    Şimdi yeni bir anayasa istemiyorslar, kamuoyu baskısından çekindikleri için istermiş gibi yapıyorlar ama engellemek için de her türlü numarayı çekmeye hazırlanıyorlar… Anladık…
    Peki biriniz çıkın da şu senato konusunda iki laf edin yahu!
    Olsun mu, olmasın mı?
    Olsun derseniz, “Atatürk niçin yapmamıştı” diye sorarız, olmasın derseniz “öyleyse siz niçin koymuştunuz” diye sorarız, şenlik olur.
    ***
    SİVAS OLAYLARI!…
    Bazıları; Sivas olayları konusunda bir inceleme yapmadan, konu ile ilgili hiç bir kitap okumadan, Sivas olaylarında “37 aydınımız yanarak can verdi” diye takdim ederler…
    Amaçları, Sivas olayı üzerinden, dindarlara yönelik baskı ortamı sürsün..
    Sivas olayı, farklı anlatılamasın. Olayın gerçek yönleri, ifade edilemesin.
    Sivas olaylarını “37 aydınımız yanarak can verdi” diye takdim edenlerde de, aynı Fransa tavrı yok mu?
    “Hayır, orda ölen insanlarımızın hiçbirisinde, yanık izi yoktur.
    35’i dumandan boğularak ölmüştür. 2’si ise ateşli silahla öldürülen göstericilerdir” denildiğinde, hemen toplu susturma harekatı başlatıyorlar:
    “Utanmaz!
    Yobaz!
    Katil!..
    Hem öldürdüler, hem de ‘yanarak değil, boğularak’ diye karşı çıkıyorlar..
    Boğularak ölmüş olsalar ne değişir ki?”
    Bir şey değişmiyorsa, gerçeği söylesenize..
    “Dumandan boğuldu” desenize..
    Niye yalan söylüyorsunuz?
    Aynen Fransa’nın, “her savaşta yaşanan ölüm”leri, “soykırım” gibi göstererek, olayı istismar etmesindeki gibi.
    Sivas’ta tabii ki bir savaş olmadı..
    Ama, olayı dramatize etmek isteyenlerin iddia ettiği gibi, kimse de “yanarak” can vermedi
    Üstelik ölenlerin “aydın”lığı da, ayrı bir palavra..
    İçlerinde 14-16 yaşlarında gençler vardı. Çoğu 18-24 arası yaş grubundandı.
    Bunları “aydın” diye tanıtıp istismara kalkışmak, Fransa’nın tavrını tekrarlamak değil mi?..
    Sivas olaylarını farklı iddiaları dile getirerek anlatanlara, “Yobazlara bakın.
    Hem yakıyorlar, hem de suçu hafifletmeye çalışıyorlar” diye saldırmak, Fransız uyanıklığı değil mi?
    ****
    CHP’NİN YARGIÇLARI!…
    Yargıdan şikayet eden CHP’nin çok namlı yargıçları vardı.
    Bunlardan en meşhuru Kel Ali’dir.
    İstiklâl mahkemesi hâkimi olarak az masumun hayatını karartmamıştır. …
    Bunların içinde “fikir suçluları” da vardır.
    Hani gazeteci Balbay mevzuu var ya.
    Bakın Kel Ali bir fikir suçlusunu, İskilipli Atıf hocayı nasıl mahkum etmiştir.
    İskilipli Atıf Hoca bir İslâm âlimi. Hakkında en ayrıntılı bilgi, 1950’lerde meşhur hukukcularımızdan Prof. Ebulula Mardin’in iki ciltlik muhteşem Huzur Dersleri kitabında bulunmaktadır. Üstelik kitap İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından yayınlanmıştır.
    Hoca’nın Firenk Mukallitliği ve Şapka kitabı 1924’de Maarif Vekaleti’nin onayı ile yayınlanır.
    Bu, Hoca için öldürücü bir kitaptır!
    1926’da şapka devrimi yapılır ve ardından da devrimi pekiştirmek için idamlara girişilir.
    Dünyanın bugün en komik devrimi olarak literatüre geçen şapka devriminden önce yazılmış bir kitaptan ötürü, kitabın yayınından 18 ay sonra Âtıf Hoca idam edilir.
    Hükmü veren Kel Ali riyasetindeki mahkemedir. “Her ne kadar kitap 1924’te yayınlanmışsa da inkılap ruhuyla hiçbir zaman imtizaç etmez.”
    Bu gerekçe yetmez mi? Boş ver hukukun temel prensiplerini filan!
    Atıf Hoca, Kel Ali tarafından idama mahkum edilir. Cesedi şimdi park yapılan Cebeci mezarlığına atılır.
    Kel Ali’nin hayatı ondan sonra milletvekili ve bakan olarak geçer. Öldükten nice sonra bir CHP’li belediye başkanı Ankara’da bir parka onun adını verir.
    Bugün Ankara’da Yeni Mahalle’de “Kel Ali” parkı var.
    Gel de yanma, nerede şimdilerde CHP’nin adına park yapacağı böyle hakimler!
    ***
    BU İŞLER BÖYLE!..
    Ne hazin tecellidir ki, Hindistan’dan Hilafet fonu için, Kurtuluş savaşına destek maksadı ile gelen paralar, İş Bankası’nın kurulmasında, birilerinin hesabına hisse olarak yatırılmıştır.
    CHP aslında bugün, bir yandan laikçi geçinirken öte yandan İş Bankası hisselerini yönetir gibi gözükürken, Hilafet fonunu yönetmektedir..
    Bu durum, ne dine, ne hukuka, ne ahlaka sığar ama, gel gör ki, laik Türkiye’de bu işler böyle!

    “CHP’nin tarihi onurumuzdur” diyen Kılıçdaroğlu elbette “eski defterler”in kapağına bile bakamaz.
    Kılıçdaroğlu “CHP tarihi onurumuzdur” dediğine göre 28 Şubat’tan dolayı özür dilemek de haliyle Sayın Başbakanımıza düşüyor.
    Yalnız küçük bir sorun var:
    Okuduğu bir şiir yüzünden hapse atılan belediye başkanından nasıl özür dileyecek, doğrusu bilemiyorum.
    ***
    CUMHURİYET MİTİNGLERİNİ ÖZLEMEDİNİZ Mİ?…
    Neydi o tantana!
    Ergenekon’un seçilmiş hükümeti cumhurbaşkanı seçtirmeden alaşağı etme eylemleri büyük şehirlerin meydanlarına taşmıştı.
    Ankara’da, İzmir’de, İstanbul’da milyonların toplandığı söyleniyordu.
    Mitinglerde 367 garabetini icad eden yargıçlara destek veriliyordu.
    Altı ay sonra seçim oldu.
    CHP’nin inşaatına su taşımak için yapılan mitinglerin hâsılası umulanın çok altındaydı.
    Millet Ergenekoncu zihniyete dur demiş, cumhurbaşkanının nasıl seçileceğinin işaretini vermişti.
    O zamanın çömez Kemali şimdi CHP genel başkanı.
    Partinin başındaki 2. Kemal o.
    Birincisi Mustafa Kemal idi.
    CHP’de birinci Kemal’in açtığı parantezi ikincisi kapatıyor.
    Ondan sonra ortada CHP diye bir şey kalmayacak!

    Artık “Cumhuriyet mitinglerini” yeniden tedavüle sürmeyin. Hem enerji kaybedersiniz, hem gülünç olursunuz…
    ***
    Eğer söylenecek sözünüz varsa ekleyin..
    Eğer söylenecek sözünüz yoksa sözleri okuyun..
    Okumaya da zamanım yok diyorsanız..
    O zaman PAYLAŞ ın birileri mutlaka okur…

    Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
    http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

    Yanıt Yazın