En Son Yorumlar
    Takvim
    Kasım 2012
    P S Ç P C C P
    « Eki   Ara »
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    2627282930  

    BALKAN SAVAŞLARI…

    BALKAN HARBİNİ NASIL KAYBETTİK?..

    Balkan Savaşları’nın üzerinden yüz yıl geçmesine rağmen Osmanlı’nın bu savaşları neden kaybettiği hala tartışılır.

    Balkan harbinin üzerinden yüz yıla yakın bir zaman geçti ancak toplumsal şuurda yarattığı ağır kırılmadan dolayı, hiç unutulmadı. Tarihin tozlu sayfalarına terk edilemedi. Öyle ki sonuçları bakımından, Balkan coğrafyasında yüzyılların sonu oldu. Osmanlı Devlet’i, Balkan Harbinin sonunda Rumeli’den çekilirken beş asırlık varlığı da sona eriyordu.

    BALKAN SAVAŞLARI’NDA SUÇLU KİM…

    Peki Balkan Harbi’nde neler yaşanmıştı? Şimdiye kadar Balkan Savaşları hakkında birçok eser yayınlandı ve herkes suçluyu bulmak istedi. İşte bu noktada Kurtuluş Savaşı’nın en önemli isimlerinden biri olan Fevzi Çakmak’ın söyledikleri çok önemli bir yer edinmektedir.

    FEVZİ ÇAKMAK TARİHE NOT DÜŞÜYOR…

    Mareşal Fevzi Çakmak Balkan Savaşı’nın ardından 10 yıl geçtikten sonra genç Cumhuriyetin Genel Kurmay Başkanı sıfatıyla Harp Akdemileri’nde Balkan Savaşı’na tanıklık etmiş biri olarak çok ciddi eleştirilerde bulunur ve yarına dönük mesajlar verir.

    Sonrasında burada yaptığı konuşma kitap haline getirilir ama pek ilgi çekmez.

    BALKAN HARBİ NAMUS LEKESİDİR…

    Mareşal Çakmak, Balkan Harbini yalnız bir askeri mesele değil, “namus lekelerinin sürüldüğü” bir olaylar zinciri olarak ele alır. Ordunun temel disiplin ilkesinin, bireysel siyasi tercihlerinin öne çıkarılmasıyla nasıl alt üst olup bozulduğunu, işlevini tamamen kaybetmesini anlatıken öfkesini saklamaz: “1’nci Tümen, 1912’de İstanbul’dan Arnavutluk’a geldiğinde, o vakte kadar görülmemiş bir disipline, düzene sahipti. Bu düzenli tümen, iç siyasetle uğraşan birkaç subayın kışkırtmasıyla çürüdü, inancı bozuldu. Askerler subaylarını, subaylar komutanlarını tanımamaya başladı. O düzenli birlik rezil oldu…”

    SİYASET ORDUYA KARIŞINCA…

    Çakmak, Balkan Harbi öncesinden siyasi iradenin zayıflığının orduya da sirayet ettiğini anlatır. 1912 Haziran’ında iktidara gelen Gazi Ahmet Muhtar Paşa hükümeti ordunun önemli bir kısmını oluşturan 1908 girişli nizamiye askerlerini terhis etti.

    70 BİN ASKER TERHİS EDİLDİ…

    Seferberlikten önce Trakya ve Makedonya’daki askeri kuvvetimiz düşmanlarımızın iki katıydı. 70 bin asker terhis edilince barış zamanında düşmanlarımıza karşı mevcut olan üstünlüğümüzü kaybettik.Zeki Paşa anılarında şöyle anlatıyor “Ordu ve halk arasında Makedonya’nın Arnavutluk’un bağımsızlığı bir oldubitti gibi kabul edildiğinden dolayı, harbin lüzumsuzluğuna bile inananlar vardı.

    OSMANLI ORDUSU SAYICA ÜSTÜNDÜ ANCAK…

    Bir savaşın kazanılmasında nicelik değil nitelik önemlidir. Çakmak olayı şöyle anlatır “Müttefiklerin subay sayısına oranlanırsa bizim ordunun subayları ikibuçuk kat fazladır. Bizim Ordu bütçesi, Bulgar Ordu bütçesinin dört, müttefiklerin Ordu bütçelerinin toplamının iki katıydı.

    DİSİPLİNSİZLİK ORDUYU BİTİRDİ…

    Orduların ayakta durmalarını sağlayan temel unsur; disiplindir. Balkan harbinde ordunun mahvolmasının en büyük sebebi, disiplinsizlik olmuştur. Disiplinsizlik önce zihinlerde başlamış, ardından eylem halinde hayata geçmiş ve bütün unsurları sarmıştır.

    TEK KURŞUN ATILMADAN SELANİK TESLİM EDİLDİ…

    Namus lekelerinden en büyüğü tek kurşun atılmadan Selanik’in teslimi olmuştur. İşkodara’da Esat Toptani Paşa’nın şahsi bir siyasi hesapları uğruna Hasan Paşayı katlettirip, burayı Karadağlılara sunması tarihin en acı sayfalarından birini teşkil etmektedir.

    DİLENEN ASKERLER VE KORKUNÇ MANZARA…

    Balkanlardan geri çekilirken açlık ve sefalet manzarası korkunçtu. Askerler sokaklarda dileniyor, çamurların içinde düşüp kalkıyorlardı. Hepimiz ağır ağır açlığa sürükleniyorduk. Bunun neticesinden Başkomutanlığa ateşkes yapılması teklifinde bulunduk.

    500 YILLIK TOPRAKLARA VEDA…

    19 Haziran 1913 tarihi, Mareşal Fevzi Çakmak’ın askerlik hayatında unutmadığı günlerden birisidir. “19 Haziran 1913 sabahı Karadeniz gemisi, akşama doğru da Gülcemal vapurundaydım. Batı Rumeli’de 500 yıllık Türk hakimiyetine veda ettik. Güneş batarken Arnavutluk kıyıları da yavaş yavaş gözümüzün önünden siliniyordu. Atalarımızın asırlar boyunca kanlarıyla suladığı eski ve yeni şehitlerimizin gömüldüğü vatan parçasının terk edilmesi kalplerimizde giderilmeyecek acılar, hasretler meydana getiriyordu…”

    OSMANLI’YI DIŞ GÜÇLER DEĞİL, İÇ GÜÇLER BİTİRDİ… Osmanlı coğrafyasının her yöresinde; Osmanlı’yı dış düşmanlar, dış güçler bitirmedi. Osmanlı’yı önce iç düşmanlar, iç güçler bitirdi.?

    Mesela Balkanlar’ın ipini İttihat ve Terakkiciler çekmiştir.

    Resmi tarih böyle yazmasa da Balkan tarihleri ve namuslu her Balkan okumuşu bunu böyle bilir.?

    İttihat ve Terakkicilerin hazırladığı; “parçala, böl ve yut” politikasını dış güçler sahiplenmişler ve Ruslarla Bulgarlar başta olmak üzere tüm düşman çevreler, Osmanlı’nın Balkanlar’da parçalanması için el birliği etmişlerdir. Eğer Osmanlı Balkanlar’da dayanabilseydi, parçalanmasaydı veya çekilmeseydi, bugün hangi şartlarda olursa olsun, sınırlarımız bu kadar küçülmeyecekti.

    Bu ifadeleri, Balkanlar’ın kütüphanelerinde bulunan tarih kitaplarında, romanlarında, hikâyelerinde ve namuslu tarihçilerin eserlerinde bulabilirsiniz…

     

    NOT: Fotoğraflarda, idama mahkum edilen bir esir Balkan Türk’ünün infaz öncesi son isteği yerine getiriliyor…(Askerin son isteği, abdest almak için bir kap su ve namaz kılmak)

     

    —–

    Çeşitli Makale ve Yazılarım için: 

    http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

    Yanıt Yazın