En Son Yorumlar
    Takvim
    Ocak 2012
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031  

    GÜNDEM ÇORBASI (10. OCAK. 2012)…

    TARİHTEN DERS ÇIKARTMAK !…         

    Tarihten kısa bir ders…….

    “Tarih bilmeyen siyasetçi, pusula okumayı bilmeyen kaptana benzer; İkisi de gemiyi karaya oturturlar.”

    Cevdet Paşa’nın bu tespitine bayılıyorum. Paşa’nın tespitinin, hayatın her alanına yansımalarını da yaşıyorum.

    Maneviyat önderi Şeyh Edebali’nin, aşiret beyliğine seçilen Osman Gazi’ye öğütlerini hatırlayalım..

    Bu öğütler, aynı zamanda, yüreklere, “Devlet-i ebed müddet” kavramını ilham edip muazzam bir imparatorluk inşa eden dinamizmin de kaynağı olmuştur.

    Şöyle diyor Şeyh Edebali:

    • “Ey oğul, beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana; (Belli makamları millet adına işgal edenler milletin kıblesine, yahut siyasi tercihine öfkelenme hakkına sahip değildirler).

    • “Güceniklik bize, gönül almak sana; (Halk yüksek makamda oturanlara zaman zaman gücenebilir, halkın böyle bir hakkı vardır; ama yüksek makamlarda oturanların halka gücenmek gibi bir hakları yoktur).

    • “Suçlamak bize, katlanmak sana; (Halk ayrıntılı düşünmediği için yöneticisini haklı-haksız suçlayabilir, yönetici buna katlanmalı, halkını suçlamamalıdır).

    • “âcizlik bize, yanılgı bize, hoşgörmek sana; (Halk aciz de görünse güçlüdür, bürokrat güçlü gibi görünse de âcizdir. Elinden başka bir şey gelmediği için halk zaman zaman şikâyet eder, yakınır; yönetici yakınmamalı, halkın yakınmalarını giderecek tedbirler almalıdır. Yüksek makamlarda oturanlar halkı hor görmemeli, hoş görmelidir).

    • “Geçimsizlikler, çatışmalar, uyuşmazlıklar bize, adâlet sana; (Yüksek makamlarda oturanlar geçimsiz olmamalı, halkı çatıştıracak söz ve davranışlardan sakınmalı, çevresiyle çatışmamalı, herkese laf yetiştirmemeli, uyumsuzluk göstermemeli, herkese lâf yetiştirmemeli, herkese adâletle yaklaşmalıdır).

    • “Kötü söz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlama sana; (Yönetici kötü söz sarf etmemeli, dedikodu yapmamalı, affedici olmalıdır).

    • “Ey oğul!.. Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz; (Yönetici kararlılığını her fırsatta vurgulamakla birlikte, sabrı elden bırakmamalıdır; her şeyin bir zamanı olduğunu aklından çıkartmamalıdır).

    • “Şunu da unutma: İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın! (İnsanlar devlet için değil, devlet insanlar içindir; bu sebeple devlet vatandaşı kendine hizmetkâr yapmamalı, kendisi tüm varlığı ve gücüyle vatandaşa hizmet etmelidir. Böyle devletlere “çağdaş devlet” denir).

    • “Ey oğul, yükün ağır işin çetin, gücün kula bağlı; (Sonuçta devleti insanlarla yöneteceksin. Bu yüzden işin zor, yükün ağırdır. çünkü bazı insanlar dönektir, bazıları ikiyüzlüdür, bazıları zorbadır, bazıları umursamazdır, bazıları sorumsuzdur, bazıları haindir; canını sıkma, yoluna devam et).

    • “Allah yardımcın olsun!”

    Amiiiiin! Allah hepimizin yardımcısı olsun.

     

    Şimdi de Osman Gazi’nin, oğlu Orhan Gazi’ye ölüm döşeğinde iken söylediklerine göz atalım:

    • “Bak oğul, Allah’ın emirlerine aykırı işler işlemeyesin.” (Ama şimdilerde Başsavcılar fena halde kızıp davalar açıyor!).

    • “Bilmediklerini ulemadan sorup öğrenesin.” (Eyvah! Bizim Başbakan şu başörtüsü meselesini “ulemaya sorun” dedi diye, ne kıyametler kopuyor).

    • “Farklı inançlara mensup olanları hoş tutasun.” (Siyasetçi ve bürokrat, herkesin “farklı” olma hakkını saygıyla karşılamalı, kimseyi kendisi gibi olmaya zorlamamalıdır. Ancak bu vasiyet bugünkü Türkiye için pek geçerli değildir. Zira farklı kıyafetlere serbesti tanıma yanlısı olan iktidar partisi bu yüzden dava edilmiştir).

    • “Askerlerine in’amı, ihsanı eksik etmeyesün kim, insan ihsanın kulcağızıdır.” (Yönetici, başta askeri sınıf olmak üzere, tüm çalışanların hakkını, hukukunu gözetmeli, rahat geçinmelerini sağlamalıdır)

    • “Zalim olmayasun.” (Zulüm âbâd olmaz. Zulm ile âbâd olan akıbeti berbad olur)

    • “Alemi adâletle şenlendiresun…” (Adalet yolundan ayrılmayasın)

    • “Bizim mesleğimiz Allah yoludur, maksadımız İ’la-yı kelimetullahdır. Dâvamız kuru kavga ve cihangirlik dâvâsı değildir.” (Bunu duymasınlar sakın! Maazallah Osman Gazi’ye de kapatma dâvası açarlar!)

    Osman Gazi’ye göre, idareci şan-şöhret için değil, Allah rızası için çalışmalıdır…

    İşte bu anlayış Osmanlı padişahlarını anlamsızca ve amaçsızca yakıp yıkan bir Cengiz Han, bir Hülagü Han, bir Timur Han olmaktan korumuş, inşacı ve imarcı yapmıştır.

    Bilim, hukuk, iktisat, siyaset ve tarih alanlarında eserler veren Ahmed Cevdet Paşa, Osmanlı Devleti’nde yetişmiş son âbide şahsiyetlerinden biridir…

    “Mecelle”si ile altı ciltlik “Tarih-i Cevdet”i bir insanı kıyamete kadar hatırlanmaya değer kılacak mükemmeliyette eserlerdir.

    Elbette niyetim birkaç cümlede Ahmet Cevdet Paşa gibi çok yönlü bir deryayı anlatmak değil, bir tespiti münasebetiyle hatırlamak, hatırlatmak ve rahmet kabilinden anmaktır.

    Gerek ilmiye, gerekse siyasiye alanlarında aldığı tüm görevlerin hakkını vererek yükselen, hiçbir şekilde makamın mahkümü olmayan, tam tersine makamlara hükmeden bu zatın çağları aşan bir tespiti var:

    “Tarih bilmeyen siyasetçi, pusula okumayı bilmeyen kaptana benzer; İkisi de gemiyi karaya oturturlar.”

    Cevdet Paşa’nın bu tespiti bugünkü problemlerimizin kaynağına da işaret etmektedir… İktidarı, muhalefetiyle yöneticilerimiz tarihten ibret almayı bilmiyor… İbret almayı bilmiyorlar, çünkü ibret alabilecek seviyede tarih bilmiyorlar. Bu yüzden de “gemi” sık sık karaya oturuyor.

    Yolcu gemisi müthiş bir fırtınanın koynunda yalpalarken, kaptan aniden ölmüş. Kaptansız kalan geminin tayfaları, “Ne de olsa Karadeniz uşağıdır, bu işlerden anlar” düşüncesiyle, bizim Temel Reis’i kaptan köşküne çıkarmışlar, gemiyi ellerine teslim etmişler…

    Rüzgâr delice esmekte, dalgalar git gide kabarmakta, gemi fındık kabuğu gibi sallanıp savrulmaktadır.

    Temel Reis gemiyi rotasında tutmak için gereken aletleri kaptan köşkünde göremeyince, gemicilerden istemiş: “Uşaklar, pusula getirin…”

    “Yoktur Temel Reis” demişler.

    “Bari harita getirin…”

    “Yoktur.”

    “Hiç olmazsa iskandil getirin, derinlik ölçelim…“

    “O da yoktur.”

    Ellerini çaresizlikle iki yana açmış Temel Reis: “Bari uşaklar Kelime-i Şahadet getirin, batıyoruz!”

    Geleceğin pusulası geçmiştir! Geçmiş, yani tarih. Bu yüzden iyi bir devlet adamı, yahut siyasetçi, bir tarihçi kadar olmasa da, tarihi nirengi noktalarıyla bilmek zorundadır.

    Allah hepimizin yardımcısı olsun.

     

    Alıntı : Yavuz Bahadıroğlu

    ***

    10 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE YAŞANAN OLAYLAR…HAZIRLAYAN: HALUK CANGÖKÇE

     

    BUGÜN (10 Ocak 2012)

    10 Ocak Gregorian takvimine göre yılın 10. günüdür. Sonraki sene için 355 gün var ( Artık yıllarda 356).

     

     

    10 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE NELER OLDU ?…

     

      905 – Mısır’da Kurulan İlk Türk Devleti Tolunoğulları Sona Erdi.

    1595 – Padişah III. Murat, 49 yaşında öldü. III. Mehmet tahta çıktı.

    1863 – Dünyanın ilk metrosu olan Londra metrosunun ”Metropolitan” adı verilen ilk hattı açıldı.

    1903 – Makedonya’daki Osmanlı yönetimine karşı gelişen şiddet olayları nedeniyle Sadrazam Sait Paşa azledildi, yerine Rumeli Islahat Komisyonu Başkanı Mehmet Ferit Paşa getirildi.

    1915 – Kafkasya Cephesinde Türk Ordusu Geri Çekildi. (Enver Paşa’nın emrinde ki Türk kuvvetleri aralık 1914’te Ruslara karşı büyük bir harekat başlatmıştı. Ancak iyi planlama yapılmamış olması nedeniyle soğuk ve açlıktan büyük kayıp verildi. Bu nedenle taarruz başarısızlığa uğradı ve 10 Ocak 1915 tarihinde Türk ordusu geri çekildi)

    1919 – İngilizler, Bağdat’ı işgal etti.

    1919 – Türk birlikleri, Medine’yi teslim etti.

    1919 – Medine müdafaası sona erdi. Medine’deki Osmanlı garnizonu silah bırakan son muharip kuvvet oldu. I. Dünya Savaşı fiilen sona erdi.

    1921 – TBMM’nin Kurduğu Düzenli Ordu İlk Zaferini Kazandı ‘’I.İnönü Zaferi’’ . (Eskişehir yönüne doğru saldırıya geçen Yunan ordusu İnönü mevzilerini geçemedi ve 10 Ocak 1921 tarihinde geri çekildi. I.İnönü savaşı olarak tarihe geçen bu savaş TBMM’nin kurduğu düzenli ordunun ilk zaferi oldu.)

    1926 – Heyet-i Fesadiye davası sonuçlandı. Aslında üç ayrı dava söz konusuydu. Çerkes Ethem ‘in Kuva-yı Seyyaresi ‘nin Bolşevik Taburu Komutanı İsmail Hakkı Bey ; boşandığı eşini öldürten Miralay Osman ; Kürt isyanıyla birlikte Ankara muhitinde bir isyan hareketi giriştiği gerekçesiyle Kırşehir Milletvekili Rıza Bey idama mahkûm oldu.

    1936 – İkinci beş yıllık sanayi planının ilkeleri Ankara’da yapılan ‘endüstri kongresinde’ görüşülerek kabul edildi.

    1944  – Nuri Demirağ’ın fabrikasında üretilen yolcu uçağının uçuş denemesi Yeşilköy’de yapıldı.

    1945  – Teşrinievvel, teşrinisani, kanunuevvel ve kanunusani aylarının adları, ekim, kasım, aralık ve ocak olarak değiştirildi. (Anayasa dilinde yeni Türkçe kelimelerin kullanılması kabul edildi.)

    1951 – Hasankale- Horasan demiryolu ulaşıma açıldı.

    1961 – Milli Birlik Komitesi’nin kabul ettiği yasa ile arazi ve bina vergileri artırıldı.

    1965 – Maliye Bakanlığı otomobil permisi satışını yasakladı.

    1972 – 15 idam kararını bozan Askeri Yargıtay İkinci Dairesi, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam kararlarını onayladı.

    1975 – İstanbul’da hızı saatte 107 kilometreyi bulan fırtınada iki kişi öldü.

    1978 – Sovyetler, Soyuz kapsülü içinde iki kozmonotu, Salyut VI laboratuarıyla buluşmak üzere uzaya yolladı.

    1979 – İran Şahı Rıza Pehlevi, ülkesini terk ederek, ailesiyle Mısır’ın Assuan kentine gitti.

    1983 – Türk Hava Yolları’nın Afyon uçağı Ankara’da düştü: 47 yolcu öldü.

    1984 – Alpaslan Türkeş’in tahliye istemi 21. kez reddedildi

    1984 – Kürtaj yasal hale geldi.

    1985 – Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nda (TRT) “anı, devrim, özgürlük, ulus” gibi 205 sözcüğün kullanılması yasaklandı. Bu sözcüklerin “Türkçe’nin yapı ve işleyişine ters düştüğü” ileri sürüldü.

    1988 – Yurtdışında basılan 440 yayının ülkeye girmesi yasaklandı.

    1991 – Amerika Birleşik Devletleri, Irak’a hava akınları ve füze saldırısı başlattı.

    1995 TBMM Televizyonu kuruldu ve oturumlar canlı olarak TRT – 3’ten yayınlanmaya başladı.

    1996 – Avrasya feribotu, 4 silahlı kişi tarafından Trabzon Limanı’nda kaçırıldı.

    1998 – Anayasa Mahkemesi, Refah Partisi’nin kapatılmasına karar verdi.

    1999 – Susurluk davası kapsamında da aranan Haluk Kırcı yakalandı. Haluk Kırcı Ankara Bahçelievler’de 7 Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi gencin öldürülmesiyle ilgili davada 7 kez idam cezası almıştı.

    www.bidibidi.com

    2001 – Faizler yüzde 50’nin altına düşünce, İMKB 11 bin puanı da aştı.

    2002 – Malatya Erhaç’tan havalanan 2 adet F-4 uçağı çarpıştı. Pilotlar kurtuldu.

    2006 – Mehmet Ali Ağca, askerlik işlemlerini yaptırmak üzere avukatı Mustafa Demirbağ ile GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine gitti. Demirbağ, muayene sonucu Ağca’ya askerliğe elverişsiz raporu verildiğini bildirdi.

    2009 – Ünlü şair Nazım Hikmet’in Türk vatandaşlığından çıkarılmasına ilişkin kararın yürürlükten kaldırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı.

    ***

    BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ ?…

    * Çevresinde on milyonlarca vatandaşın yaşadığı Marmara denizinin açık bir lağıma dönmüş olduğunu!…

    * On iki yıllık ilköğretim ve lise tahsili esnasında, 1926’dan önceki Türkçeyi okuyup yazamayan milyonlarca cahil gencimizin olduğunu!…

    * Binlerce kadın hukukçunun, başları örtülü olduğu için avukatlık, hakimlik, savcılık yapamadıklarını…

    * Fitnesiz fesatsız, itsiz uğursuz, mafyasız, rüşvetsiz, haramsız, sarhoşsuz, vukuatsız, trafik kazasız, insanlarının birbirinin meleği olduğu, toplu taşıma vasıtalarında gençlerin yaşlılara yer verdiği huzur ve saadet dolu günlerin artık hayal olduğunu…BİLİYORMUSUNUZ?…

    ***

    GÜZEL SÖZLER…

    FUZULİ’DEN…

    Mey biter saki kalır,

    Her renk solar haki kalır.

    Diploma insanın cehlini alsada,

    Hamurunda varsa eşeklik; baki kalır..

     

    EFLATUN’DAN…

    Elinden geldiğince her şeyi hoş gör,

    Olanlara boş ver, haline şükret.

    Geleceğe bakma, geçmişi düşünme,

    Bu günü iyi geçir,

    Zamanını berbat etme…

     

    ÖMER HAYYAM’DAN…

    Ehil insana canım feda olsun;

    Ayağı öpülse öperim onun.

    Bir de git ehil olmayanla konuş:

    Cehennem ne imiş görmüş olursun.

     

    Hz.MEVLANA’DAN…

    Yüz’de ısrar etme, “Doksan da olur”.

    İnsan dediğinde, “Noksan da olur”…

    Sakın büyüklenme, “Elde neler var”.

    Bir ben varım deme, “Yoksan da olur”.

    Hatasız Dost Arayan, Dosttan da olur….

    ***

    Hayat susarak güzel olsaydı, ağzımı bağlar ölünceye kadar susardım.

    Hayatta konuşarak mutlu olsaydık mutluluktan bıkana kadar konuşurdum ama hayat öyle bişey ki;

    Sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda ise susmadın diye kahreder…(Haluk Cangökçe)

     

    Eğer söylenecek sözünüz varsa ekleyin..

    Eğer söylenecek sözünüz yoksa sözleri okuyun..

    Okumaya da zamanım yok diyorsanız..

    O zaman PAYLAŞ ın birileri mutlaka okur…

     

    http://halukcangokce.com e-mail adresini şimdiye kadar, 165.160 kişi ziyaret etti…

    Çeşitli Makale ve Yazılarım için:

    http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

    Yanıt Yazın