En Son Yorumlar
    Takvim
    Ocak 2012
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031  

    GÜNDEM ÇORBASI (22. OCAK. 2012)…

    22 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE YAŞANAN OLAYLAR…HAZIRLAYAN: HALUK CANGÖKÇE

    BUGÜN(22 Ocak 2012)
    22 Ocak Gregorian Takvimine göre yılın 22. günüdür. Sonraki sene için 343 gün var ( Artık yıllarda 344).

    22 OCAK’DA DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE NELER OLDU ?…

    1517 – Yavuz Sultan Selim’in Ridaniye Seferi. Osmanlı ordusu Ridaniye Savaşında Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından, halifelik Osmanlılara geçti.
    1580 – İstanbul Rasathanesi III. Murat tarafından yıktırıldı.
    1771 – Falkland Adaları İspanya tarafından Britanya’ya bırakıldı.
    1842 – Baytar Mektebi (Veteriner Fakültesi) açıldı.
    1905 – Birinci Rus devrimi başladı. Çar birliklerinin Kışlık Saray’a dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmaları ve Kanlı Pazar diye anılan günde, 500 işçiyi öldürmeleri üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.
    1919 – Türk Kuvvetleri, Batum’u boşalttı.
    1919 – Bir İngiliz birliği, Konya’ya girdi
    1921 – Çerkez Ethem birlikleri tamamıyla yenildi.
    1932 – İlk Türkçe Kur’an, Hafız Yaşar (Okur) tarafından Yerebatan Camii’nde okundu.
    1939 – Columbia Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı uranyum atomunu parçalamayı başardı.
    1942 – İmla Kılavuzu’nun tüm okul ve işyerlerinde kullanılması hakkında genelge yayımlandı.
    1946 – Ampul satışları serbest bırakıldı.
    1948 – Hükümet Edirne’de Bir Çok Caminin Mülkiyetini Yahudilere Sattı .(İktidarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Hükümeti Edirne’de başta Balaban Camii olmak üzere on üç camiinin mülkiyetini açık arttırma yoluyla 22 Ocak 1948’de Yahudilere sattı. Edirne başta olmak üzere bir çok yerde satılan cami, mescit gibi vakıf eserlerden bazıları yeniden inşa edilmeye çalışılmaktadır)
    1965 – Yeni Seçim Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Yeni Seçim Kanunu milli bakiye sistemini ve birleşik oy pusulası kullanımını öngörüyor.
    1970 – Gümrüklerde bulunan ve kararname ile ‘istisnai’ olarak ithaline karar verilen mallardan yüzde yüz oranında damga vergisi alınacağı açıklandı.
    1970 – Boeing 747 ilk kez Londra’ya uçtu.
    1982 – Avrupa Topluluğu, Türkiye ile ilişkilerini dondurma kararı almıştır.
    1984 – Kullanıcı dostu grafik ara yüzü ve faresi ile bilgisayarı kullanıcılara sevdiren ilk ticari bilgisayar olan Apple Macintosh, ünlü “1984” televizyon reklam kampanyası ile tanıtılmaya başlandı.
    1987 – Türkiye-Yunanistan Uyum Antlaşması Avrupa Topluluğu (AT) adına parafe edildi.
    1987 – Yüksek Sağlık Şurası, tüp bebek uygulamasının Türkiye’de de başlatılmasını kararlaştırdı.
    1988 – Nazım Hikmet’e vatandaşlık haklarının geri verilmesi için kampanya başlatıldı.
    1989 – Sovyetler Birliği’nde ilk kez “Uluslararası Güzellik Yarışması” düzenlendi. Yarışmada Türkiye’yi temsil eden Meltem Hakarar birinci seçildi.
    1990 – İstanbul’da büyük gazetelerin fiyatları 500 liradan 600 liraya çıktı.
    1990 – Sovyet lideri Gorbaçov, Kızıl Ordu askerlerinin ayaklanmayı bastırmak üzere Azerbaycan’a yollandığını açıkladı.
    1991 – Bir Irak scud füzesi İsrail’e düştü,üç kişi öldü.
    1992 – İstanbul’da doğalgazın evlere dağıtımına başlandı.
    1996 – Gazeteci Metin Göktepe’yi öldürdükleri iddiasıyla biri emniyet amiri 24 polis gözaltına alındı.
    1996 – Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu. Partinin genel başkanlığına Doç. Dr. Ufuk Uras seçildi.
    1997 – Amerika Birleşik Devletleri senatosu, Madeleine Albright’ın ülkenin ilk kadın dışişleri bakanı olarak atanmasını onayladı.
    2000 – Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu’nun ölümü ile ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu’nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkûm etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı’nın ise beraatine karar verildi.
    2006 – Mersin’de 4,0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
    2006 – BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Yemen açıklarında kaçakları taşıyan bir teknenin alabora olması sonucu ilk belirlemelere göre 22 kişinin öldüğünü bildirdi.
    2006 – Profesyonel basketbol ligi olan NBA’in şu andaki en iyi oyuncusu olan Kobe Bryant Toronto Raptors karşısında 81 sayı atarak NBA tarihinin Wilt Chamberlain’den (100) sonra bir maçta en çok sayı atan oyuncusu oldu.
    2007 – Bağdat’taki bombalı saldırılarda 73 kişi öldü, 138 kişi yaralandı.
    2007 – Vikipedi Altın Örümcek 2006 “En İyi İçerik” ödülünün sahibi oldu.
    2007 – Bolu Tüneli’nin sağ tüpü açıldı.
    2008 – Ümraniye’de ele geçirilen el bombalarıyla ilgili soruşturmada emekli Tuğgeneral Veli Küçük, avukat Kemal Kerinçsiz, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sözcüsü Sevgi Erenerol, Susurluk davası hükümlüsü Sami Hoştan’ın da aralarında bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı.
    ***
    KISA BİR MASAL YAŞIYORUZ… 
    İnsanlar, ne kadar varlıklı, ne kadar kuvvetli-kudretli olurlarsa olsunlar, ancak midelerinin alabildiği kadarını yiyebilirler.
    Başka bir deyişle, herkesin serveti yiyebildiği kadardır! Gırtlağı geçtikten sonra, zeytin ile havyarın da hiç bir farkı yoktur.
    Kaç otomobilleri olursa olsun, aynı anda bütün otomobillerine binemezler (o gün için diğer otomobilleri kendilerinin değildir).
    Kaç evleri, villaları filan olursa olsun, hepsine aynı anda oturamazlar (sadece o an içinde bulundukları ev kendilerinindir).
    Görkemli sarayının yaldızlı salonuna gömülmüş yahut üç milyon liralık otomobiliyle mezara konmuş birini ne gördüm, ne de duydum.
    Servet, şöhret, makam, mevki, unvan, rütbe kabir kapısında bitiyor…
    Saraylar, köşkler, hanlar, yatlar, lüks otomobiller, uşaklar, hizmetçiler, rütbeler, makamlar, mevkiler, tac-ü tahtlar geride kalıyor…
    Herkes ölüm yolculuğuna yapa yalnız çıkmak zorunda kalıyor…
    Sonrası musalla taşına uzanma ile kısa bir niyyettir: “Er kişi—yahut hatun kişi—niyyetine”…
    Orada kimseye ayrıcalık yoktur: Hiç bir imam “kral niyyetine… kraliçe niyyetine” cenaze namazı kıldırmaz!
    Ve mezar: Hatırlayın ki, her kralın, sultanın, imparatorun, padişahın, başkanın, paşanın, şöhretlinin, zenginin mutlaka bir yerlerde bir mezarı var.
    Yani bütün her şey altmış-yetmiş yılla sınırlı: Ne kadar yaşarsanız, ancak o kadar kralsınız.
    Yaşadığımız altmış-yetmiş yılın da yarıya yakını uykudur. Yani hayatı yaşayamadan geçen zamandır… Yirmi küsur yılı, neyin ne olduğunu pek fark edemeden yaşanan çocukluk-gençlik dönemidir.
    Açıkçası yetmiş yıllık ömrün elli yılı yaşanmadan biter. Geriye onbeş, yirmi yıl kadar kalır ki, onun bile büyük bir bölümü tekrar yaşamayı istemeyeceğimiz sıkıntılarla, dertlerle, çilelerle, yokluklarla geçer.
    Bir ömür içinde, insanın yeniden yaşamayı isteyeceği kaç gün var dersiniz?
    Bütün bu çabalar, bu kırıp dökmeler, baskılar, ideolojik dayatmalar ve bu koşturmacalar birkaç yıl için: O birkaç yılı bile “adam gibi” yaşayamıyoruz.
    “Adam gibi yaşamak” demek, sınırlı zamanı yaradılış hikmetine uygun olarak değerlendirmek demektir… Ama nerdeee? Öncelikle gafletimiz, ardından ihtiraslarımız buna izin vermiyor!
    Daha daha yükselmek için bir birimizin yüreğine basarken, yüreğimiz toprağa dönüşüyor.
    Mâdem ki, dünya kısacık bir masal, bir birimizi kırmak yerine sevmeye ne dersiniz?

    ALINTI : Yavuz Bahadıroğlu
    ***
    GÜZEL SÖZLER….

    HAYYAM’DAN…..
    Geldimse bu dünyaya ne bulmuş dünya
    Gitsem de eğer, kıymeti eksilmez ya !
    Bir kimse çıkıp da anlatıp söylemedi
    Gelmekte ve gitmekteki hikmet ne ola?

    EFLATUN’A SORMUŞLAR…
    “İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir?..
    “Eflatun sıralamış:
    “Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler.
    Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Sağlıklarını geri almak için para öderler.
    Yarından endişe ederken bugünü unuturlar, dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar.
    Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.”

    Sıra gelmiş ikinci soruya;
    “Peki sen ne öneriyorsun?”
    Bilge yine sıralamış:
    “Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılası gereken tek şey kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
    Önemli olan; hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.”

    KARMA GÜZEL SÖZ VE BEYİTLER…
    Zengin olmuşsun HİÇ,
    Fakir olmuşsun HİÇ,
    Kefende çep yok HİÇ,
    Madem ki bu dünya HİÇ,
    Sen de durmadan YE İÇ….

    Zengin babayı, asi EVLAT,
    Orta halli memuru, süslü AVRAT,
    Fakir çiftçiyi, KURU İNAT,
    Varlıklı esnafı, HOVARDALIK,
    En güzel lokantayı, PİSLİK,
    Batırır.

    Adem oğlunun bedeninde 5 cevher vardır ki.!
    1- Öfke, AKLI,
    2- Haset, DİNİ,
    3- Tamah, HAYAYI,
    4- Gıybet, SALİH AMELİ,
    5- Çeşnici kebap’da, AÇLIĞI,
    Giderir…
    ***
    TÜRK İNSANININ BİR ŞEY SATARKEN EN ÇOK KULLANDIĞI EN KLASİK SÖYLEMLER…
    • Yürüme mesafesinde
    • 4 lastik yeni
    • Alana şimdiden hayırlı olsun
    • Fazla söze gerek yok
    • Ciddi alıcılar arasın
    • Sıfırdan farksız
    • Bakmadan geçme
    • Keyifli daire
    • İlk gelen alır
    • İstediğiniz servise gösterebilirsiniz
    • Yakıtta cimri
    • Kuruş masrafı yok
    • Bilenler bilir
    • Full artı full
    • Boya takıntısı olanlar aramasın
    • Doktordan değil hastasından
    • Takas fiyatı farklıdır
    • Keyfekeder satıyorum
    • Daha dolusu yok
    • Kılcal çizik

     Siz siz olun elinizdekini iyi fiyata satmak istiyorsanız bu listeden mutlaka faydalanın.

    Hadi hayırlı satışlar…
    ***
    KLASİK TÜRK YALANLARI…
    Aaa, sana en az beş e-mail gönderdim, almadın mı?
    Adama biii çaktım…
    Aslında çok yakın arkadaşız…
    Bak yemezsen arkandan ağlar sonra. 
    Bana yan bakan daha anasının karnından doğmadı…
    Ben bi arkadaşa bakıp çıkıcam…
    Ben, senin bildiğin kızlardan değilim…
    Hakemler hakkında konuşmak istemiyorum ama üç puanımız gaspedilmiştir.
    Bu maçı unuttuk, önümüzdeki maçlara bakacağız…
    Bütün kadınlar güzeldir…
    Yemek yapmasan da olur, iki yumurta kırsak bile yeter bana.
    Çok lezzetli ama ikinciyi almayayım; kilo yapıyor.
    Dövüyorsam, kızıyorsam senin iyiliğin için.
    Eskiden çok koştu peşimden.
    Formu doldurun biz sizi ararız ..
    Gözüm varsa, gözüm çıksın..
    Her rengin altına giden bir ürün seçtiniz.
    İki oda evimiz olsun yeter…
    İzlenme rekorları kıran son bölümüyle tekrar karşınızda.
    İzlenme rekorları kıran son bölümüyle tekrar karşınızda.
    Koskoca medya yalan söyleyecek değil ya!
    Koskoca medya yalan söyleyecek değil ya!
    Meyve getirim, yiyin..Ay yok hiç birşey getirme.. Allah aşkına,otur yaaa….
    Ne yaptıysam seni sevdiğim için yaptım.
    Para kazanmak için çalışmıyorum; işimi seviyorum.
    Sen benim kim olduğumu biliyormusun…
    Seni benden daha çok seven bulunmaz…
    Sensiz yaşayamam..
    Şarjım bitmek üzere…
    Şimdiye kadar beraber olduğum en iyi kadınsın…
    Türk Milleti Çalışkandır!…
    Türkiye’ nin en çok izlenen haber bülteni!
    Yalanım varsa namerdim…
    Yeni bir ilişkiye hazır değilim…
    Zamanında buraların hepsi dedeminmiş.
    ***
    TÜRKLERİN GÜLDÜREN ANONSLARI…
    – Çılgınca karlı bir İstanbul, yerler buz tutmuş; 74 model, hayli eski bir vosvosun içinde, nerdeyse camlar bile açık, yolu görmeye çalışıyoruz.
    Polis otosu, anonsla durumu götürmeye çalışıyor ve birden:
    “Vos Vos .. Vos Vos.. sen neyine güvendin de çıktın?”

    – Yer: Erzurum- İspir…Bagdat Caddesinde bir polis arabası;
    “Fege sıfır yirmi dokuz… Fege sıfır yirmi dokuz… Parkedilir mi oraya beyfendi…
    Ordan geçen bir başka polis arabası;
    “Beyfendi deyişini yerim senin Nuri”!

    – Bir Ulusoy anonsu;
    “Sayın yolcularımız, bilmem ne tesislerine ulaşmış bulunmaktayız. Tuvaletler restoranın hemen yanındadır. Afiyet olsun

    – 2004 yazı, İstanbul Poyraz Köy Plajı;
    “Dikkat, dikkat! 5 yaşında bir erkek çocuğu bulunmuştur. Ailesinin danışmaya gelmesi rica olunur.
    “Dikkat..dikkat!. 5 yaşında bir erkek çocuğu bulunmuştur, ailesinin danışmaya gelmesi rica olunur. ağlama yavrum, ağlama”

    – Kilyos’ta bir plaj.
    “Lütfen dikkat…Sayın müşterilerimiz,lütfen duşlarda sabun kullanmayınız.
    15 saniye sonra:
    “Ulan adama bak, hala şampuanlanıyor ya..Hişş ..Kese veriyim mi kese?

    – Seyyar sebze satıcısının kamyonetinden gelen ses:
    “Domates var… Soğan var….Patlıcan var… (2 saniyelik duraksama) …Biber de var.

    – Bu anons, Şanlıurfa’nın bir ilçesinde;
    İlçe merkezine dikilen fidanların, ertesi gün kırılmasından dolayı, belediye hoparlöründen yapılmıştır.
    “Dikkat dikkat! belediyemizin diktiği ağaç fidanlarını kıran, hayvansa zaten hayvandır”.
    “Çocuksa, hayvan cocugidir. Eğer büyükse havyan ogli hayvandır.”
    ***
    TÜRKLER’DE Kİ, “ETKİ” / “TEPKİ” ….
    Klasik tepki: “Sıraya geç kardeşim.”
    Realist tepki: “Sıra var.”
    Sürrealist tepki: “Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay’da bak bir daha yapabiliyorlar mı?”
    Romantik tepki: “Beyefendi galiba sırayı görmediniz.”
    Modern tepki: “Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa’da…”
    Postmodern tepki: “Sırana geç lan ayı!”
    Uzlaşımcı tepki: “Acelesi olmasa öne geçmezdi, üzmeyin garibi…”
    Devrimci tepki: “Altyapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez.Devrim olunca herkes hizaya gelecek.”
    Kaderci tepki: “İki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür.”
    Felsefeci (septik kuşkucu) tepki: “Ön ve arka kavramları görecelidir. O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir.”
    Kantçı tepki: “Efendim, algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa,adam yok olur.”
    Kötümser varoluşçu tepki: “Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adam da ölecek.”
    İyimser varoluşcu tepki: “Sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor.”
    Hümanist tepki: “İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz.”
    ***
    TÜRKLERİN GÜLDÜREN KAMYON ARKASI YAZILARI
    Hayat tesbih misali, bazen çekip bazende salliceksin…
    Aşk bir havuzdur içine ancak aptallar düşer fakat beni ittiler…
    Ben Çayırağası, o Hıyarağası…
    Cahiller cesur olur, enteller ise asker kaçağı…
    Benim rahat etmediğim yerde, kimse ıstirahat edemez…
    Boynuzlanmak uzun eşek oynamaya mani değildir!…
    Dereceye girmek için çok çalıştım, hastalandım derece bana girdi…
    Batıya okul-Yol, Doğuya jandarma-Karakol…
    İzmir güzelse sebebi sensin…
    Deli gibi sevdim..Manyak gibi evlendim…
    Hadi len ostirik..
    Küsuratım bile olamazsın…
    Dünya ahiret bacımsın uzayda yakalarsam karışmam…
    Güzellik geçici ise sana niye geçmemiş…
    Sen bana baktın, ben sana; şimdi beraber beş çocuğa bakıyoruz…
    Sen bana baktın, ben sana; şimdi beraber beş çocuğa bakıyoruz…

    Dahada varda, baymıyım…

    ****

    Hayat susarak güzel olsaydı, ağzımı bağlar ölünceye kadar susardım.
    Hayatta konuşarak mutlu olsaydık mutluluktan bıkana kadar konuşurdum ama hayat öyle bişey ki;
    Sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda ise susmadın diye kahreder…(Haluk Cangökçe)

    Eğer söylenecek sözünüz varsa ekleyin..
    Eğer söylenecek sözünüz yoksa sözleri okuyun..
    Okumaya da zamanım yok diyorsanız..
    O zaman PAYLAŞ ın birileri mutlaka okur…
    Kişisel sitem: http://halukcangokce.com e-mail adresine bu gün itibariyle 172.505 kişi giriş yaptı…
    Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
    http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

    Yanıt Yazın