Takvim
Kasım 2017
P S Ç P C C P
« Eki    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

‘Her Telden’ Kategorisi Arşivi

“RUZNAMEM”DEN SEÇMELER…(5)

”İNSAN İNANDIĞI ŞEYLER UĞRUNA MUHTEŞEM HATALAR YAPABİLİR” …
Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz.
Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında…
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.
Gözyaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak…
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır.
Sınırsız ve nihayetsiz;”Ölmek var, dönmek yok”tur.
Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını…
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya…
Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz:
“Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa…”
Başkalarını örnek göstermeye, “Bak onlar nasıl yaşıyor” demeye başlarsınız.
Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız.
Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER (4)…

BABANIZ YAŞIYORSA……
Babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur.
Bu harika.
İnsan babası ölünce büyüyor çünkü.
Yalnız başına kalıyorsunuz o zaman artık.
Çocukken her şeyi bilen, herkesten güçlü olan babamız biz büyüdükçe küçülüyor.
Zamanını tamamlamış ve geçmişte kalmış bir yaşlı olarak kendi köşesinden bize bakıyor.
Uzakta olsa da, bize dokunamasa da…
Usandıracak kadar ayrıntılı sorularla hayatı öğrendiğimiz, her şeyi bilen babamızın sorularıysa biz büyüdükçe artık bize sıkıcı gelmeye başlıyor.
Müdahale etmese, soru sormasa ne iyi olur dediğimiz zamanlar çok oluyor artık.

Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER (3)…

HUZUR ARANIYOR !…
Çoğumuz huzursuzuz!..
Çünkü huzur kaynaklarımız kurutuldu…
Zikrin, fikrin ve şükrün rahatlatıcı etkisinden uzaklaştık…
Üstelik dert ortağımız bile yok…
Dostluklar güvensiz, arkadaşlıklar çıkar eksenli, komşuluklar tutarsız…
Artık evlilikler bile “anlaşmalı” yapılıyor: “Boşanma halinde mal varlığının şu kadarı kadının, şu kadarı erkeğin…
” Yuva mı kuruluyor, şirket mi, belli değil!
Sükûnet bulamıyoruz…
Doğal olarak, başta “depresyon” ve “panik atak” olmak üzere çeşitli “ruh hastalıkları” tarafından, ruhumuz kemiriliyor!..
Bunalıyoruz! Oysa eskiden böyle değildik…
Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER (2)…

HAYAT!…Charles Eguone ‘den…
Hayat çetele tutmak degildir…
Hayat;
Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de degildir.
Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın, kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat, ayakkabılarin, saçın, derinin rengi de değildir.
Nerede yasadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslinda hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.
Hayat;
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven, mutluluk, şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat;
Kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir.

Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER (1)…

AŞK VE BENZERLİK!…
Aşk ve bekleyiş…
Benzerler birbirlerine. Hatta çoğu zaman aynı madalyonun iki yüzüdürler.
Roland Barthes sorar kendine:
“Âşık mıyım? Bekliyorsam, evet!”
Bir şeyi veya birini özlemle beklerken başka her şey anlamını ve elle tutulur değerini yitirir ya, aşk da öyle değil midir?
“Bekle beni, gelmeyeceğim” adlı hikâyemi hatırladım şimdi!
Ürpertici bir sözdür bu!
“Seni beni sevmeye mahkûm ettim” demek gibi bir şey…
***
İSTATİSTİKİ VERİLER…
Bir kadının gelecek endişesi evlenene kadar sürer.
Bir erkeğin gelecek endişesi evlenince başlar.
Başarılı bir erkek eşinin harcayabileceğinden daha fazla geliri olandır.
Yazının Devamını Oku »

BOŞA GEÇEN ZAMANA, EMEKLERE, HARCANAN KUŞAKLARA YAZIK!.

CAHİL YETİŞTİRME FABRİKASI!…
Câhillik ikiye ayrılır: Basit cahil, okula gitmemiş, okuma yazma bilmeyen bir yıldızlı cahil…
Mürekkep cahil: Bunlar okumuştur ama yine de cahil kalmıştır, üstelik cahillikleri katmerli olmuştur. İki yıldızlıdan beş yıldızlıya kadar…
Vatandaş Türkiyeli, ana dili Türkçe ve 1928’den önce basılmış kitapları okuyamıyor.
Mesela eline 1928’den önce yayınlanmış Çalıkuşu romanını veya Ömer Seyfeddin hikayelerini veriniz, aval aval bakıyor. Ha Çince ha Türkçe.
Adam veya kadın üniversite bitirmiş, yüksek lisans çalışması, sonra doktora yapmış ama Yakup Kadri’nin 1915’te yayınlanmış yazılarını okuyamıyor.
Bunlara siz aydın, bilgili, okur-yazar kimseler mi diyorsunuz?
Vatandaş lise diploması almış, mantık bilmiyor.
Ülkesinin, devletinin, halkının tarihini doğru dürüst bilmiyor. Tarih diye balığın tırmandığı kavak masalları ve mavalları okutulmuş ona.
Yazının Devamını Oku »

NOT DEFTERİMDEN SEÇMELER…

NOT DEFTERİMDEN ŞEÇMELER…
Derler ya, “Hayat en iyi öğretmendir, zaman en iyi müfessirdir” diye, öyledir…
İnsan hayat boyu bir şeyler öğrenir. Buna “tecrübe” diyorlar…
Fakat zaman içinde öğrendiklerinin çoğunluğunu unuttuğu, ya da doğru analiz edemediği için sık sık hatalarını tekrarlar.
Unutmamanın yolu not tutmaktan geçer.
Şahsen ben öyle yapıyorum.
Hafızama fazla güvenmediğim için önemli deneyimlerimi not alıyorum.
Bir bakıma kendi “ruzname”mi (günlüğümü) oluşturuyorum.
Yazının Devamını Oku »

ABUK DAVRANIŞLAR !…

İNTERNET DÜNYASINDA, HAYATI KISALTMAK ADINA YAPILAN, GICIK OLDUĞUM ABUK DAVRANIŞLAR…
Tamam yerine………TMM
Selam terine………..SLM
Beğendim yerine….:)))
Naber yerine…….nbr
Allaha emanet ol yerine….aeo (Allah’ın ismi bile kısaltmalı)
Bye bye yerine….bb
Kendine iyi bak yerine….kib
İyi yerine…..ii
Aleykum selam yerine….as
Hoşgeldin yerine ….h.g
Klavyeden nefret eden, ne kadar kısaltırsam o kadar kafi diyen “Tosunlar”  harflere düşmanmısınız be!…..

 


Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

HADİ LEYN !…

Wikipedia: “Ben herşeyi bilirim”.

Google: “Ben herşeye sahibim”. Yazının Devamını Oku »

GEREK DUYMA !…

GEREK DUYMA !…
Necip Fazıl vapurla Karaköy’e geçerken, yanına biri yaklaşıp:
“Üstad”, diye sormuş “Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik.”
…Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
“Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya” cevabını vermiş..
Allah rahmet eylesin üstad seni de anmış olalım, Ruhuna el Fatiha…

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

BİR TAVSİYE…OĞUZ ATAY ‘IN, “TUTUNAMAYANLAR” ROMANI…

Kitap okumakla, manavın beni aldatmasına engel olamıyorum bir türlü.
Manava inanmadığım halde beni aldatıyor namussuz.
Ya inandığım dostlarımın beni aldatmasını önlemek: Büsbütün imkansız bu.

 

OĞUZ ATAY ‘IN, “TUTUNAMAYANLAR” ROMANI…
Sokaktaki kalabalığın gürültüsü ile Yalnızlığımın yüzüme çarptığı ve kendimi Kitapçıya attığım bir gün tanıştım bu kitapla, gülkurusuvari renkte bir kapak üzerinde ürkmüş, dalgın ve düşünceli bir adam yüzüydü benden bakışlarını kaçıran. Kitap ve yazar adı tanıdıkdı aslında, babamın kitaplığının ‘’ el değdirilmesi yasaklar’’ bölümünde yetmişli yıllardan kalan, siyah ciltli ve başköşede oturan, bende hep soğuk ve yukarıdan bakan bir kitap izlenimi uyandıran bu kitabın ciltsiz haline ilkkez bu kadar ilgiyle dokunmuştum.İnsanı ilk cümlelrinden itibaren saran, uzaklara, kendi içimizdeki hep yalnız bıraktığımız ‘’ BEN ‘’ e götüren, etkileyici bir roman kanımca.
Roman 724 sayfa, yazarı tarafından karmaşık anlatım teknikleriyle işlenmiş, iç ve dış konuşmalarla donatılmış. “Sonun Başlangıcı”, “Yayımcının Notu” ve “Turgut Özben’in Mektubu” isimli üç özel bölüm ile başlamakta, romanın iskeleti okuyucuya anlatılmakta, kurgudaki boşluklar doldurulmaktadır. Roman dört bölüm, yirmi bir alt bölümden oluşuyor, ruh çözümlemeleri ve konuyu desteklemek için gelişen olay parçacıklarının yoğun ayrıntıları var…H.C

Yazının Devamını Oku »

KARIŞIK DERLEMELER… HALUK CANGÖKÇE

DERLER !…
Çok hızlı yaşarsın, yavaş git derler.
Yavaş yaşarsın, ölü gibisin derler.
Orta halli yaşarsın, monotonsun derler.
Gülersin, ne gülüyo bu deli gibi derler.
Ağlarsın, bunalım derler.
Susar dinlersin, dilini mi yuttun derler.
Konuşursun, sus bi artık derler.
Çalışırsın, amele derler.
Yatarsın, beleşçi derler.
Kısacası derler de derler…
İnsanı candan ederler sonra anlarsınki gelmiyor artık geriye geçen günler.
Ona buna kulak vermeye bir son ver, yoksa onun bunun lafına baktı böyle oldu derler.

  Yazının Devamını Oku »