Takvim
Temmuz 2017
P S Ç P C C P
« Haz    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

‘Köşe Yazılarından Alıntılar’ Kategorisi Arşivi

ATATÜRK’ÜN MAL VARLIĞI !…

ATATÜRK’ÜN MAL VARLIĞI !…

İster inan, ister inanma, Mustafa Kemal’in mal varlığına ilişkin belgeler yeni çıkıyor ortaya.

Ömrü boyunca askerlik yapan biri bu serveti nasıl elde etti derseniz, o başka bir şey..

Mustafa Kemal hakkında kim ne biliyor ki! Anne babasından tutun da oğlu, kardeşi var mı? Doğum tarihinden ölümüne kadar her şey bir sır perdesi arkasında gizli..

Mustafa Kemal’in maaşının 2006’daki karşılığının 620.000 lira olduğunu biliyor musunuz? Bugün herhalde 750.000 liraya ulaşmıştır..

Bu görünen maaşı, ayrıca “tahsisatı mahsusa” da var. Onun dışında özel yasaya çıkartılarak verilen paralar da. Onun dışında mesela İş Bankası’nın kuruluşunda kullanılan Hindistan Müslümanlarının Hilafet Fonu’ndan gönderilen paralar da var..

Mustafa Kemal’in mal varlığına gelince binlerce dönüm arazi, fabrikalar, çiftlikler, vesaire vesaire.. Gazinin tavuk çiftliği de var, şarap fabrikası da. Bira fabrikası da var, gazoz fabrikası da, deri fabrikası da..

Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI (12. ŞUBAT. 2012)…

ÖRTME, KAPATMA, UZLAŞMA, ÇÖZ !…
Gördüklerimi, duyduklarımı, okuduklarımı, fotoğrafın parçalarını bir araya getirir, bir sonuca varabilirim. Bu da benim analizim olur.
O halde son günlerin en çok sorulan “Neler oluyor” sorusunu da bu çerçeveden bakınca şöyle cevaplayabilirim:
Sadece olması gereken oluyor!
Yapması gerekenler yapmadıkları zaman başka bir kurum devreye girip yapılması gerekeni yapıyor!
Siz, eşiniz, dostunuz, aileniz hakkında, şahsınız hakkında, partiniz hakkında bir kötü söz, bir tenkit, bir nadanlık olduğunda aslan kesiliyorsunuz, ne gerekiyorsa hemen yapıyorsunuz. Bütün yetkilerinizi kullanıyorsunuz. Mutlaka intikamınızı alıyorsunuz.
Ama… Ülkeye ve millete kastetmiş oluşumlarla ilgili gelişmelerde olayların üstünü örtüp, uzlaşmacı bir profil çiziyorsunuz.
Oysa asıl yapılması gereken, nefsani davranmaktan ziyade bütün ülkenin hukukunu korumak, bu ülkeye, bu millete kasteden nadanların üzerine gitmektir.
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI !…(26.12. 2011)

ŞİKE !…
Bakan Kılıç’ın meselesi ne, bir anlasak!
Hey gidi 3 Temmuz öncesi günler hey!..
Hatırlıyor musunuz o günleri?
Tv tartışmalarında ne zaman “temiz futbol” meselesi masaya yatırılsa…
Ünlü yorumcularımız hiç duraksamadan ortaya atılır ve derdi ki…
“Milan gibi, Juventus gibi, Marsilya gibi takımları küme düşürebilecek kararlılığa sahip değilsen, temiz futboldan hiç söz etmeyeceksin!”
Nasıl da adil, tarafsız ve dürüsttüler! Kolaydı tabii!
Şimdi çoğuna bakıyorum da…
Lafı eviriyor, kıvırıyor, eziliyor, büzülüyorlar.
Hepsi aynı iddiayı sakız yapmış çiğniyor: Büyük kulüpleri küme düşmeyle cezalandırırsan futbol ölürmüş…
Yahu, zaten ölmüş futbol! Para dönüyor diye “canlı” mı sandınız?
Ama anlamak da gerek!
“Şurada güzel güzel ekmek tezgâhını kurmuşuz, bozmayın” diyecek değiller ya!
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI !…(20.12. 2011)

ARAPÇA ÖĞRENME!…
Cumhuriyet gazetesinde bir ilan..
“İlköğretim’de çocuğu olan Anne-babalar” diye başlık atmışlar…
İlk cümlesinde ise, “Dördüncü sınıftaki çocuğunuza ‘ARAPÇA’ öğretilecektir” ifadesi yer alıyor.
Yok canım..
“Bir dil, bir insan. İki dil, iki insan.. Çocuklarının bir dil daha öğrenmesini isteyenler, ilköğretim müdürlüklerine müracaat etsinler” demiyorlar, ilanın devamında..
Tam aksine, yobazlıklarını ele veriyorlar..
Cehaleti ne kadar sevdiklerini ifşa ediyorlar..
Yazının Devamını Oku »

“TSK” …

BİR ZİHNİYET ÖRNEĞİ!..
Tezlerine göre: “Türkiye’de askeri ve bürokratik vesayet kırılmış, demokratikleşme önünde engel kalmamış, demokrasi yerleşmiş.
Hal böyleyken iktidarın herkesle kavgalı görüntü vermesi hoş bir şey değil.
Geniş çaplı bir barışma projesi kapsamında süren davalar bitsin, af çıksın yeni operasyon da olmasın.
Bu fikri pompalayanlar nerede yaşıyorlar bilmiyorum ama benim gördüklerim, duyduklarım hiç öyle değil.
Şu iktidar bir zayıflasa, Erdoğan’a bir şey olsa” diye ellerini ovuşturanlar hayli fazla.
Unutmamak gerekir ki kişilere bağlı iyileşmeler, onlar gittikten sonra beter olur. Türkiye tarihi bunun örnekleriyle dolu.
İşte size çok taze ‘bir zihniyet’ örneği.
Önceki gün Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Batman Hava Üssü’ne gitti. Protokol kuralları gereği kendisini en üst düzeydeki komutanın karşılaması gerekiyordu.
Yazının Devamını Oku »

ŞİKE ÜZERİNE DERLEMELER VE ŞİKE DE KAFA KARIŞTIRAN SORULAR… !..

ALINDAKİ KARA LEKE …”ŞİKE!”…
Meclis daha 8 ay önce verdiği karardan dönen bir tavırla, bu güne kadar olmayan bir işe imza atmıştır.
AK Partili, CHP’li, MHP’li milletvekilleri..
Bu ne kıvraklık Allah aşkına, bu ne yüksek manevra kabiliyeti?
Neden caydınız birkaç ay önce sahip çıktığınız yasadan şimdi?
Kim korkuttu, ne değiştirdi sizi?
Çekindiğiniz kimlerdi ya da neydi?
Hangi şeydi, şike noktasında bir araya getiren hepinizi?
Yoksa şike yasası, sizin için yalnızca bir fantezi miydi?
Operasyonlar başlayınca çiçeği burnunda yasayı, vicdanınızla aynı klozete fırlatıp sifonu çektirtecek kadar hayati olan şey neydi?
Siz değil miydiniz daha nisan ayında bu yasayı onaylayanlar, ne değişti?
Yazının Devamını Oku »

HAKSIZ KANUN ÇIKARILAMAZ!…

HAKSIZ KANUN ÇIKARILAMAZ!…
Fenerbahçe’yi, özellikle de Başkan “Aziz Yıldırım’ı kurtarma kanunu” beni eski devirlere götürdü…
Eskiden de arada bir böyle haksızlıklar olur, ama hocaların uyarısıyla derhal o yoldan dönülürdü.
“İbret-i âlem için” birini paylaşmak istiyorum.

Bir gün Kanuni’nin süt kardeşi Şeyh Yahya Efendi (Beşiktaşî) tekkesine gitmektedir…
Nereden çıktığı belli olmayan bir papaz, atının yularına yapışıp durdurur Şeyh Efendi’yi:
“Bu da adalet mi yani?” diye bas bas sorar;
“doğru düzgün defter bile tutulmuyor, ölülerimizden dahi haraç isteniyor.
Sen ne biçim Padişah hocasısın bre koca kavuklu?”
“Nedir, ne oldu?”
Yazının Devamını Oku »

KÖŞE YAZILARINDAN ALINTILAR…

“KOMİNİST” ZEKERİYA SERTEL’İN  ANILARINDAKİ ZULÜM ÇEMBERİ…
Gülhane Parkı’nda eşi ve çocuğuyla piknik yapan Zekeriya Sertel’in karşısına bir polis dikiliyor ve emniyete götürülüyor.
Eşi Sabiha Hanım’la birlikte çıkardığı “Resimli Ay” Dergisi’nde yayınladığı yazılar sebebiyle o da “itaatsızlar” safında sayılmış ve defteri dürülmek üzere gözaltına alınmıştır.
Sertel ailesinin Gülhane’de yaptığı piknik yarım kaldı. Zekeriya Bey’i alıp Ankara’ya götürdüler.
İstasyonda arkadaşı Cevat Şakir’le (Halikarnas Balıkçısı) karşılaştı. Onu da almışlardı.
Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI!…(2 ARALIK 2011)

BİRAZ PAYLAŞIMCI OL YAHU!…
Aç mısın, sefil misin, fakir misin, miskin misin, yoksul musun, gelirin haysiyetli bir hayat sürmeye yetmiyor mu, doymuyor musun, iyi ısınmıyor musun, sıkıntılar içinde misin?
Çok kötümser, çok karamsar, çok ümitsiz olma…
Bak iyi şeyler de var. Onlara bak, onlar seni sevindirsin, açlığını doyurmasa da gönlünü doyursun, dıştan ısıtmasa da içten ısıtsın seni.
Bak senede kaç gün geceleri şenlikler yapalıyor, maytaplar atılıyor semaya. Pat küt çat pat aaaa bir maytap gökte patlıyor şemsiye gibi rengarenk ışıklar dört bir yana saçılıyor.
Hah hah ha hoh hoh hih hih hih…
İstanbul’daysan geceleyin Boğaz köprülerine bir bak. Lazer ışıklarla gelin tacı gibi ışıl ışıl. Bak da gönlün doysun, için ısınsın, biraz mutlu ol.
Yine İstanbul’da bir cumartesi akşamı Beşiktaş’tan Ortaköy’e git, yollar nasıl tıkalı, lüks arabalar peş peşe… Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI…(28 KASIM 2011)

CHP’NİN VUKUATLARI SORGULANIYOR!…
Yıllardır kurdukları ve korudukları sistem sallanmaya başladı.
Dokunulmazlar, tabular oluşturulmuş ve onların etrafına kalın zırhlar örmüşlerdi.
Küçük çocukların kafası, daha 5-6 yaşlarındayken uydurulmuş tarihi bilgilerle dolduruluyor, sistem kendi doğrularını her yerde herkese dayatıyordu.
Koruma kanunları adı altında düzenlemeler yapılıyor, birçok insan bu gerekçe ile eziyete uğratılıyordu.
Ama şimdi Dersim üzerinden çok şeyler tartışılıyor, çok şeyler sorgulanıyor.
“İstiklâl Mahkemeleri” sorgulanıyor, “İskilipli Atıf Hoca cinayeti” sorgulanıyor, “Şeyh Said’in idamı” sorgulanıyor.
Kısacası, “devleti kuran parti” olmakla övünen CHP’nin “vukuat”ları sorgulanıyor!..

Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI!…(24 KASIM 2011)

DERSİMİ YAPAN ANLAYIŞ HER ŞEYİ YAPAR!…
Dersim’de gerçekleşen açıkça bir insanlık suçudur.
Çünkü ortada propagandası yapıldığı gibi büyük bir isyan yoktur. İsyan, katliamı kılıfına uydurmak için yaratılmış bir yalandır.
Bugün bile CHP’nin sahip çıktığı, okullarda okutulmaya devam eden bir yalan.
Devletiniz sizi hem öldürdü, hem de yalanlarla büyüttü.
Bugün çok kızdığımız Beşar Esad’ın Suriye’de yaptıkları Dersim’le kıyaslanamaz bile.
Aslında Dersim bir halkın kökünü kurutmak amacıyla yapılmıştır.
Kocaları dağa çıkmak zorunda kaldığı için mağaralara sığınan kadınlar ve çocuklar, ya bu mağaraların ağzına briket örülerek veya mağaralarda dumanla boğularak vahşice öldürülmüştür, bu muameleden kurtulanlar ise süngü ucunda can vermiştir.
Tek tip insan yaratma çabasının akıl ve insanlık dışı bir uygulamasıdır ve ısrarla üstü örtülmüş, halktan gizlenmiştir.
Yazının Devamını Oku »

HADİ SÖYLEYİN ŞİMDİ YERLERİNİ YURTLARINI!…

HADİ SÖYLEYİN ŞİMDİ YERLERİNİ YURTLARINI!…
Tümgeneral Mustafa Bakıcı firar etti ya..
Ergenekon sempatizanı medyanın bu durumu nasıl açıklayacağını çok merak ettim…
Ama hala tık yok…
Ergenekon, Balyoz ve Andıç Davaları’na karşı savaş açan o cengaverlerin sesi soluğu çıkmıyor…
Zamanında az kafa ütülememişlerdi!…
Davaları değersizleştirmek, kafaları bulandırmak için can havliyle mücadele ettiler… Ve bu mücadeleyi en saçma sapan argümanlarla, akıllara ziyan açıklamalarla yaptılar…
Hatırladıkça gülerim…
Ne diyorlardı;
“Koskoca general, koskoca profesör, koskoca gazeteci, koskoca bilmem ne..!…, toplumun en saygın kişileri, en üst makamlarda yıllarca görev yapmış koskoca bilmem kim.., nasıl olur da…..”
Yazının Devamını Oku »

OSMANLI KADAR TEPENİZE TAŞ DÜŞSÜN!…

OSMANLI KADAR TEPENİZE TAŞ DÜŞSÜN!…
Bazı tosunlar genellikle İslâmiyeti de Osmanlılığı da küçük düşürmeye gayret etmekden marazî bir zevk alırlar ve işte tam bu yüzden bizzat küçük düşdüklerini fark etmezler.
Efendim, Sultan Vahîdeddîn Kasımın bilmem kaçında İstanbul’dan kaçmış, bu sempozyumcular ise toplantıyı işte tam o güne koyarak gizlice Osmanlıya hayranlıklarını ve monarşiyi geri getirme hayallerini çaktırmadan ifâde etmişler.
Fakat bizim CHP’li “Zehir Hafiyeler” elbet kül yutmamışlar. Ne yazık ki o târih Vahîdeddîn’in kaçdığı târih bile değilmiş, ama olur artık o kadar.
Behey Tokmak Kafalılar, eğer maksad bu idiyse o zaman sempozyumu 10 Kasıma denk getirip Atatürk’ün can verdiği gün o sarayda Osmanlıyı tekrar diriltmek daha “sembolik” olmaz mıydı?
Yazının Devamını Oku »

ŞİKE VE KİRLENEN FUTBOLUMUZ!…

ŞİKE VE KİRLENEN FUTBOLUMUZ!…
Türkiye’de hâlâ eski Türkiye alışkanlıklarının sürdürülmesi canımı fena halde sıkıyor…
Nüfuzlular geçmişte Türkiye’de her badireden kurtarıldılar.
Başları ne zaman kanunla derde girse, o kanunlar delindi, esnetildi, değiştirildi.
Nice nüfuzluların kanunun pençesinden kurtarıldığına şahit oldu bu topraklar.
Herkesin kanun önünde eşit olduğu bir döneme doğru gidilirken, dört parti birden anlaşıp, Şike yasasını değiştiriyorlar.
Yasa öngörülen şekilde değiştirilirse Aziz Yıldırım hapisten yırtacak.
Şike suçu normal suçlardan daha ağır olmalı.
İçinde hem hırsızlık hem de dolandırıcılık var.
Puanlar çalınıyor, buna bağlı yayın gelirleri, federasyon gelirleri çalınıyor.
Bahis ve benzeri olaylara bunun yansıması ise dolandırıcılık.

Yazının Devamını Oku »

HİÇBİR KONUDA ANLAŞAMAYAN PARTİLER, ŞİKE’DE ANLAŞTILAR!…

HİÇBİR KONUDA ANLAŞAMAYAN PARTİLER, ŞİKE’DE ANLAŞTILAR!…
‘Şike’de anlaştılar!
Meclis’te grubu bulunan 4 siyasi parti, bir uzlaşmaya varıp, sporda şike yapanların cezalarının azaltılması yönünde kanun değişikliği teklifi vermişler..
Gıpta ettim kendilerine..
Aynı partiler, yıllardır TBMM çatısı altında birlikte görev yapıyorlar..
Ne komik ihtilaflara imza attılar. Ne kadar basit konularda uzlaşma sağlayamadılar..
Başörtü yasağını kaldırmak mı dersiniz..
Yüksek yargıyı; bir mezhebin mensuplarının lokali haline getiren seçim sistemini değiştiren Anayasa değişikliği mi dersiniz..
Yazının Devamını Oku »

İNTERNET GAZETELERİNDEN BAŞLIKLAR…

İNTERNET GAZETELERİNDEN BAŞLIKLAR…
Şok şok şok!..
Flaş flaş flaş…
Şamar gibi cevap…
Tokat gibi soru…
Polemik kızışıyor…
En iyi ve taze lüferi hangi lüks lokantada yiyebilirsiniz?..
Külde pişmiş kremalı ve kekik ballı ayva tatlısı…
Elmalı puding…
Ballı tavuk…
Portakallı Pekin ördeği…
Yazının Devamını Oku »

MAAŞININ BENİM PAYIMA DÜŞENİ BOĞAZINDA KALSIN!…

MAAŞININ BENİM PAYIMA DÜŞENİ BOĞAZINDA KALSIN!…

Besili teknik direktör Hiddink’in naylon aslanları, Türk milletine ekran başında kahır çektirdiler.
Bu milletin milyonlarca euro’sunu alıp da iki yıl süresince Türkiye’de sadece 2 ay kalan göbekli teknik direktör hayallerimizi çöpe attı.
Utanmaz adam.
O aldığı maaştan benim payıma düşeni kendisine helal etmiyorum.
Haram olsun.
Dünyanın bilmem neresinde o paraları yerken, benim payıma düşen kısmı inşallah boğazında kalsın.
Bir çift söz de futbolculara…
Bu Arda, Volkan, Emre, Gökhan’a yıldız demek, Hakan Şükür, Lefter, Cemil Turan, Turgay Şeren gibi bu ülkenin gerçek yıldızlarına yapılan büyük bir haksızlık değil midir?

YAPILANLARI GÖRMEK İÇİN İNSAFLI OLMAK YETERLİ!…

YAPILANLARI GÖRMEK İÇİN İNSAFLI OLMAK YETERLİ!…
Dünya, içinde girdiği küresel ekonomik kriz komasından hala çıkabilmiş değil. Komşumuz Yunanistan, belki de etkisini uzun yıllar üzerinden atamayacağı ağır bir ekonomik bunalım yaşıyor. Öyle ki, batarsa bütün Avrupa’yı da kendisiyle birlikte batırabilir. Ayrıca, diğer Avrupa ülkelerinin durumu da hiç iç açıcı değil.
İşte böyle bir dünyada, Türkiye ekonomik anlamda Avrupa’yı kıskandıran bir performans sergiliyor. Büyüme hızıyla, ihracat artışıyla, yabancı yatırımcılar için bir cazibe merkezi oluşuyla parmakla gösterilen bir ülke haline geldi.

Yazının Devamını Oku »

KURUFASULYA!……

KURUFASULYA!……
Gençlik yıllarımızda iade gazetelerin Seka’nın yanında bir başka müşterisi daha var idi… Kesekağıdı sanayii…
Bakkallar, manavlar ve pazarcılar gazete kağıdından mamul kesekağıtlarına koyar idiler, sattıkları nevaleleri…
Biraz derli toplu satıcılar ise, el sürülmemiş Seka kağıdından yapılmış kesekağıtlarını kullanır idiler…
Bizim gençlik ve çocukluk yıllarımızın insanları günümüzdeki soydaşlarına, ülküdaşlarına, vatandaşlarına ve dindaşlarına nisbet daha asil, daha saygılı, kibar ve tokgözlü idiler…. Çarşı pazardan satın aldıkları yiyecek ve içeceklerinin başkaları tarafından dışarıdan görülmesini, insanlıkla telif edemez idiler…
Zenbillerine, pazar torbalarına ve filelerine koyar idiler, kağıtla örtülenmiş ıvır zıvırlarını…
Yazının Devamını Oku »

ZİYAN OLDUK…

ZİYAN OLDUK…
Bugün gerek ailevî, gerek kişisel, gerekse toplumsal problemlerimizin çoğunun temelinde medeniyet dâvâsı yatar…
Çünkü biz kendi medeniyetinden koparılıp taklide yönlendirilmiş talihsiz bir milletiz.
Her millet başka medeniyetlerden etkilenebilir. Bu son derece doğal bir etkileşimdir. Özünde kendi medeniyetini inkâr yoktur.
Bizde maalesef böyle olmadı. Hem şekil hem de muhteva (içerik) olarak farklı bir medeniyet (Batı) dayatıldı.
Özendirme olarak dayatma hâlâ devam ediyor.
Yazının Devamını Oku »