Takvim
Eylül 2017
P S Ç P C C P
« Haz    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

‘Hayata Yön Veren Öğütler’ Kategorisi Arşivi

ZENGİNLİK VE FAKİRLİK…

XENGİNLİK YARIŞIZENGİNLİK VE FAKİRLİK…

Çok güzel bir hikâye..
Kendisini fakir gören insanların, aslında ne kadar zengin olduklarını da gösteriyor okuyacaklarınız. 
Her şey hangi zaviyeden bakıldığına bağlı. 
Hepimiz başkalarının servetine göz koymaktansa, sahip olduğumuzun farkına varsak, belki daha aydınlık bir dünyada ve daha mutlu yaşayabiliriz.
Yazının Devamını Oku »

PARA ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER..

PARAPARA !..

“İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan korkulur” demiş üstat Necip Fazıl Kısakürek.

“Para her kapıyı açar” diyenlerin, para için çalmayacakları kapı yoktur” demiş bir diğeri

Ancak şu unutulmamalıdır ki, para her kapıyı açar ancak kilitleyemez.

Para ile insan ilişkisi aynen şöyledir: insan paranın sahtesini yapar, para da insanın. Para her şeyi yapar ama insanı yapamaz.

Para insanı değiştirmez, sadece maskesini düşürür..

Para her şey değildir. Ama önem sırasında oksijenin altında yer alır. Para her şey yapmaya teşvik eden bir melek ya da şeytandır.

Bir Türk Atasözü “Para mutluluk getirmez”  der. Gerçekten de, para sizi mutlu etmez, çünkü mutluluk da zengindir. Para ile satın alınan mutluluk daha fazla paraya venilir. Yazının Devamını Oku »

EVLENMEYİ DÜŞÜNENLER BU YAZIYI MUTLAKA OKUYUN…

EVLENMEYİ DÜŞÜNENLERE YOL GÖSTERECEK BİR YAZI…
İnsanların, uymak zorunda kaldığı bazı davranış biçimleri vardır. 
İster toplumsal miras deyin ister sorumluluk deyin; Evlenmek, aile olmak, çocuk sahibi olup, onları iyi yetiştirmek, onları hiçbir şeyden mahrum bırakmamak, topluma faydalı insanlar olarak yetiştirmek, gibi…..
Gençken, kendini yaşama öylesine kaptırıp gidiyorsun ki, ne zamanın ne de yaşamın nasıl hızla akıp gittiğinin anlayamıyorsun. 
Fakat, mutsuz bir evlilik yapmışsan, hayat çekilmez oluyor…
Ve bir an geliyor, balatalar patlıyor. İşte o zaman,”Peki ben ne olacağım?” diye soruyorsun….
Bu yüzden, kısa heyecanlara kapılıp, mantıktan yoksun, sadece duygularınla hareket edip, evlenmeye karar vermeden önce, doğacak sonuçları, mantık süzgecinden geçirmek ve öyle karar vermen lazım..
Evliliklerim boyunca karılarıma ve çocuklarıma karşı bütün sorumluluklarımı yerine getirmeme rağmen, ben mutlu olamadım. 

Yazının Devamını Oku »

DÜŞMANINI KENDİ SİLAHI İLE YEN!…

946987_624933277536653_824470650_nDÜŞMANINI KENDİ SİLAHI İLE YEN!…

Adamın biri Afrika´da safariye çıkarken, yanına minik köpeğini de almış.

Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş. Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyeceğini arıyor.

– Şimdi başım dertte, diye düşünmüş köpekcik . . .

Etrafına bakmış yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yere dönerek kemikleri kemirmeye başlamış, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çalışıyormuş.

Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmuş:

– Ne kadar lezzetli bir leoparmış. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mı?

Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca tırmanarak dalların arasına saklanmış:

Yazının Devamını Oku »

BUGÜN HAYAT ÇOK GÜZEL!….

BUGÜN HAYAT ÇOK GÜZEL!….

Hayata hiç isyan etmeyin.

Öncelikle şunu kabul edin, hayat adil değil.

Hiçbirimiz, hiçbir canlı eşit yaratılmadı. Başımıza gelenler de eşit değil.

Önce hayatın adil olmadığını kabul etmelisiniz.

 “Guguk Kuşu” filminde Jack Nichoson akıl hastanesinde; çok ağır bir mermer  havuzu kaldırabileceğine dair diğer hastalarla iddiaya girer.

 Yüklenir ve  havuzu kaldırmaya çalışır, kaldıramaz.

Diğer hastalar onunla alay ederken bir şey söyler:

  Yazının Devamını Oku »

“KORKU” ÜZERİNE BİR DERLEME…

“KORKU” ÜZERİNE SHAKESPEARE’DEN BİR HİKAYE…


Korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır.

Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.

Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar.

Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar.

Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür.

Ve der ki,”Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardim edemem.”..

Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor :

İnsanların çoğu…

Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için..

Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

Yazının Devamını Oku »

HAYAT ÇÖPLERLE UĞRAŞMAYA DEĞMEZ…

ÇÖP KAMYONU KANUNU…

Kadın taksiye binmiş ve havaalanına gitmek istediğini söylemişti.

Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önlerine çıktı.

Taksi Şoförü önüne aniden çıkan siyah arabaya çarpmamak için sert şekilde frene bastı.

 Taksi kaydı, ama diğer arabaya çarpmaktan kıl payı farkla kurtuldu.

Siyah arabanın sürücüsü camdan başını çıkararak bağırıp çağırmaya hatta küfretmeye başladı.

Taksi şoförü ise gayet sakin bir şekilde ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı.

Kadın bütün bu olup bitenlerini şokunu yaşarken, taksi şoförünün tavrına daha da şaşırmıştı.

Yazının Devamını Oku »

“HAYAT” GÜZELLİKLERİ FARK ETME SANATIDIR…

GÜZELLİKLERİ KEŞFEDİN…

Hayat tümüyle “Güzellikleri fark etme sanatı”dır!

Bu insanı şükre götürür.

Zikre götürür… Duaya götürür…

Fark edip etmemek tamamıyla bizim elimizdedir…

“Ortam kötü ne yapalım” bahanesine sığınıp yan gelmek de mümkün, “kötü ortam” içindeki “iyiler”i bulmak için çabalamak da…

Mutsuzluk tablolarına bakıp mutsuz, umutsuzluk pompalayan gelişmelere kapılıp umutsuz olmak ve hem mutsuz, hem umutsuz olarak kenara çekilmek de mümkün, mutsuz ve umutsuz tablolardan mutlulukla umut çıkarmak için çalışmak da…

Yazının Devamını Oku »

ÖMÜR!…

YAŞLANIYORUM GALİBA!…
Ömür, parmaklarımın arasından akıp giden kum taneleri gibi akıp gidiyor.
Oysa nefsim çılgın bir at gibi..
Ruhum ve bedenim dünyanın ihtiraslarından uzak bir sükûneti özlüyor.
Yaşlanıyorum galiba?…

ÖMRÜMÜZ…
Tüketmek için bunca acele ettiğiniz ömrümüz takvim yapraklarına onca hızla çevirdiğiniz akreplere yelkovanlara, içine gönüllü daldığınız o insafsız rutin çarkına şöyle bir uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz?
Yazının Devamını Oku »

“AĞLAMAK” VE “GÜLMEK!”…

“AĞLAMAK” VE “GÜLMEK!”…
Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son gücün çığlığıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o gücün de yok olduğu zamanlardır ki, onun yerine geçen etkili sessizlik, en şiddetli acının yarattığı gözyaşlarından daha yakıcıdır. Fakat ağlamak bir şeyi değiştirmiyor dostlarım. Onun için bol bol gülünüz. Bakın Karacaoğlan ne güzel söylemiş,”Ağlayanlar bir gün güler, gamlanma gönül gamlanma”..Yüzünüzden tebessüm ve gülücük hiç eksik olmasın..Mutluluk gölgeniz olsun…

“AĞLAMA VE AĞLAMAK” ÜZERİNE SÖYLENMİŞ GÜZEL SÖZLER..
Ağlama! Ağlat ki; kıymetini bilsinler…
Yazının Devamını Oku »

MUTLULUĞU KAF DAĞININ ARKASINDA ARAMAK!…

MUTLULUK ARAYIŞI…
Huzuru ve mutluluğu çoğumuz Kaf Dağı’nın (masallardaki dağın adı) ardında ararız…
Gözümüzü ve gönlümüzü çok uzaklara diktiğimiz için de mutluluğu çoğunlukla ıskalarız.
En büyük hatamız ise, mutluluğu büyük işlerde, önemli şeylerde aramamız…
Onu lüks otomobillerde, görkemli villalarda, pahalı başarılarda aramak yerine, gözden kaçırdığınız küçücük ayrıntılarda arayın.
Bunu şöyle özetleyebilirim: Mutluluk, kazandıklarımızda, yahut kaybettiklerimizde değil, kendi içimizdedir.

Mesela, mutluluk, sıcak bir “merhaba” sesidir…

Yazının Devamını Oku »

SAADET ZİNCİRİ KANDIRMACASI!…

Bir çoğumuz, “Satranç tahtası ile buğday taneleri “hikayesini duymuştur. Şöyledir o hikaye…

ŞAH VE MAT…
Satrancın ilk kez m.s.570 yıllarında Hindistan da oynandığını biliyoruz. Daha önce Çin’de de bu oyunun oynandığı rivayet ediliyor.
Rivayet olunur ki bunu bulan Brahman rahibi şah’a bir ders vermek istemiş.
“sen ne kadar önemli bir insan olursan ol, adamların, vezirlerin, askerlerin olmadan hiçbir işe yaramazsın” demek istemiş.
Şah bu durumdan memnun görünmüş, “peki, oyunu ve dersini beğendim. Dile benden ne dilersen” demiş.
Rahip bu olay üzerine şah’ın alması gereken dersi hala almadığını düşünerek “bir miktar buğday istiyorum” demiş.
“Sana bulduğum bu oyunun birinci karesi için bir tane buğday istiyorum. Yazının Devamını Oku »

HAYATA YÖN VEREN ÖĞÜTLER…

İYİ DÜŞÜN!…
Huyu kötü kokanı, ya pakla ya da uzak tut.
Zira öyle durdukça, zamanla mekânı kokutur.
Her suçun cezası kendi cinsinden olacak diye bir şey yok.
Bazen, olmadık yerde başın derde girer, adın kötüye çıkar da, yahu ben ne ettim ki dersin.
İyi düşün!
Ilâ ki vaktiyle bir yerlerde, birini mahzun etmiş, birinin canını yakmışsındır.
İşte bu yüzden, ah alma da, ne alırsan al!
Dikkat et de, “evin yıkılsın sebep!” türküsünü, kimse senin için söylemesin…

İnsaf et. Sen bile senden zuhur eden pisliğin kokusuna dayanamıyorsun.
Başkaları ne yapsın!
Gül gibi, nergis gibi kokmak dururken, gidip lâşeye bulaşıyor, sonra da herkes sana gülümsesin ve herkes seni özlesin diye umuyorsun. Yazının Devamını Oku »

ZORLAR VE KOLAYLAR…

ZORLAR VE KOLAYLAR…
“Yıkmak, herkesin işi olabilir;  yapmak yalnız gücü ve aklı olanların işidir…

Hayatta zor işler, kolay işler var,
Bunları ayıran insan olmak zor.
Bilgiçlik taslamak, konuşmak kolay,
Az ve öz konuşup susan olmak zor.
Akıl vermek kolay, iş bozmak kolay,
Bozuğu onaran insan olmak zor.
Niyet etmek kolay, başlamak kolay,
Bir işi bitiren insan olmak zor.
Almak kolay, benlik, bencillik kolay,
Alan insan değil, veren olmak zor.
Merak kolay, olay seyretmek kolay,
Bakan insan değil, gören olmak zor.
Kazanç kolay, servet, zenginlik kolay,
Vicdanlı, namuslu patron olmak zor.
Yazının Devamını Oku »

İNSANLIK..“Hep masanızda olması gereken bir yemek”

İNSANLIK..“Hep masanızda olması gereken bir yemek”

Bir bardak dolusu gülümseme ile başlayın,
Bir kap dolusu dostluk ilave edin…
Bir tutam yumuşaklık, biraz da nezaket tozuyla kabartın…
Bir kaşık ümit, bir büyük porsiyon yardımlaşma,
Çok miktarda ılım, bir tutam alçak gönüllülükle çırpın…
Kuvvetlendirmek içi,n bir çorba kaşığı güvene ihtiyacınız olacak..
Bir sadakat kasesi içinde, bir ölçü inanç, iki ölçü aklıselim ve, Bir kaç damla hoşgörüyü azar azar ilave edin, sevgi ile karıştırın…
İki kaşık gülücük, bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ekleyin…
Şevk ile hiç durmadan karıştırın ve şükran ile tatlandırın…
Yemeğin adı mı?
İnsanlık !…

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

FAYDASI OLMAZ…

FAYDASI OLMAZ…
Günah ve harama düşme endişesiyle şüpheli şeylerden uzak durmadıkça; Aklın faydası olmaz…
İlmin olmadıkça; Erdemin faydası olmaz…
Allah’a karşı alçak gönüllü bir duyarlılık sevgi ve ürperti duyguları taşımadıkça; Kurtulmanın faydası olmaz…
Edep olmadıkça.; Asaletin faydası olmaz…
Cömertlik olmadıkça; Zenginliğin faydası olmaz…
Güven oladıkça; Sevincin faydası olmaz…
Adalet oladıkça; Yönetimin faydası olmaz…
Kanaat olmadıkça; Fakirliğin faydası olmaz…
Alçak gönüllülük olmadıkça; Yükselmenin faydası olmaz…
Allah’ın başarıya ulaştırması olmadıkça; Çalışmanın faydası olmaz…

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

YÜREĞİ EBEDİYETE DÖNÜK ÇOCUK YETİŞTİRMEK…

YÜREĞİ EBEDİYETE DÖNÜK ÇOCUK YETİŞTİRMEK…
 
Öyle bir çocuk yetiştirelim ki, tuttuğunu koparsın!.. Hakkını söke söke alsın!.. Kendini kimseye ezdirmesin…
Yerine göre de vurdu mu oturtsun! Ki, kurtlar sofrasından pay kapsın, kurnazlar dünyasında ayakta kalsın, ezilip büzülmesin, silinip yok olmasın! Böyle düşünür çoğumuz… Bir bakıma haklı da sayılırlar.
Ne var ki bu proje tümüyle dünyevi. İçinde dünya ötesinden behre (pay, nasip, kismet) yok.
Ezilmemeyi öğrettiğimiz çocuğa ezmemeyi de öğretmeli değil miyiz?..
Allah sevgisi kaynaklı insan sevgisini içine zerk etmeli değil miyiz?..
Adil olmayı beynine nakşetmeli değil miyiz?
Gerçek şu: Tüm hayat fani dünyadan ibaret olmadığı halde, fani dünyayı öğretmeye harcadığımız emeğin binde birini ebediyeti öğretmeye harcamıyoruz.
Eskilerimiz bizim tam tersimizdi. Onlar “Ebediyete dönük insan” yetiştirmeye çalışırdı. Temel kriterler şunlardı:
Yazının Devamını Oku »

ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKMAK!…

ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKMAK!…
Hani, “haddini aşan” insanlar için “çizmeden yukarı çıkma” deriz ya, bu sözün “hikâye”sini bilir misiniz…
Her “deyim”in, her “atasözü”nün bir hikâyesi olduğu gibi, “çizmeden yukarı çıkma” sözünün de bir hikâyesi vardır ve şöyledir:
19. yüzyılda, “Fransız ressam”larından Delacroix, Paris’te bir resim sergisi açmıştı.
Sergiyi gezenlerden bir kişi, büyükçe bir “şövalye tablosu”nun önünde uzun süre durarak, yakından-uzaktan ciddi ciddi seyreder, beğenmediğini belirten bir biçimde de başını sallarmış.
Bu durum, “ressam”ın ilgisini çekmiş, vatandaşın yanına gelerek sormuş;
“Bu tablo ile çok ilgilendiğiniz belli oluyor.”
“Evet” demiş adam;
Yazının Devamını Oku »

Hz. MEVLANA’DAN…

Sevgisiz Zeka bizi Küstah yapar..
Sevgisiz Hukuk bizi Dizginsiz yapar..
Sevgisiz Diplomasi bizi İkiyüzlü yapar..
Sevgisiz Başarı bizi Kibirli yapar..
Sevgisiz Zenginlik bizi Haris yapar..
Sevgisiz Uysallık bizi Hizmetkar yapar..
Sevgisiz Yoksulluk bizi Mağrur ve Aksi yapar..
Sevgisiz Güzellik bizi Gülünç yapar..
Sevgisiz Kudret bizi Zorba ve Despot yapar..
Sevgisiz Çalışma bizi Köle yapar..
Sevgisiz Sadelik bizi Değersiz yapar..
Sevgisiz KuraL bizi Tutsak yapar..
Sevgisiz Siyaset bizi Bencil yapar..
Sevgisiz İnanç bizi Bağnaz yapar..
Sevgisiz Hayat ANLAMSIZDIR….

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

ÜÇ GRUP İNSAN …

 

ÜÇ GRUP İNSAN VARDIR…
Bir şeyi yapan ve yaratan bir grup.
Bir şeyin yapılmasını seyreden bir grup.
Ne olduğunu bilmeden yaşayan önemli bir kalabalık…

Küçük adamların gözünde küçük işler büyür, büyük adamların gözünde ise büyük işler küçülür…

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”