Takvim
Aralık 2014
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Kas    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

‘Yaşam Ve Hayatla İlgili Karışık Yazılar’ Kategorisi Arşivi

GÜNDEM ÇORBASI (8. ARALIK. 2013)

GÜNDEM ÇORBASI ..(8. ARALIK. 2013)
Senin dünyaya bakan penceren kirli ise, benim çiçeklerim sana çamur görünür..

 

GENÇLİK HAYALLERİ….
Gençken kışkırtılan UCU bucağı olamayan hayaller, 30′lu yaşlarda asla gerçekleşemeyecek projelerin çöplüğüne dönüşfu.
Herkesin dizleri yara bere içinde, çünkü hayallerinin peşinde koşanların çoğu yere kapaklanıyor.

 

NE DERSİNİZ?…
Okuduğum bir makalede yazarın, “Kendinize bir iyilik yapın, hayallerinizi yatak odanızda bırakın” başlıklı bir yazısı dikkatimi çekti.
O da çocuklarına “istersen, olur!” diyen ebebeyinlerden gına getirmiş. İstemenin sonu yok çünkü ama yapmak bambaşka bir şey!
Yazar şunu öneriyor: “Hayallerinizin değil, yetenek ve imkanlarınızın peşine düşün, başaracaksınız!”
Yazının Devamını Oku »

HALİ PÜR-MELAL’İMİZ…

HALİ PÜR-MELAL’İMİZ…
Osmanlıca; içerisinde bulunduğu acı durumun özeti.
(Bir şeyin can sıkıcı, dertli ve biraz da utanılması gereken durumunu ifade etmek, gözler önüne sermek için kullanılır)

“DOSTLUK” tatile çıktı…
“AŞK” sizlere ömür…
“SABIR” tükendi…
“ANLAYIŞ” sıfır…
“MUTLULUK” yok…
“AHLAK” bitik…
“AHLAKSIZLIK” moda!…
Yazının Devamını Oku »

HAYAT NE GARİP BU GÜNLERDE!…

Hayat ne garip bugünlerde; Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı !..
Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz..! 
Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı !..
Diplomamız bol ama sağduyumuz az..! 
Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı !..İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı..! 
Sorumsuzca para harcıyoruz ama az gülüyoruz..! 
Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz !..
Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz..! 
Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz !..
Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik..! 
Yazının Devamını Oku »

KADER UTANSIN!…

 KADER UTANSIN!…

Sizde duymuşsunuzdur, kimileri yapıp ettiklerinden ötürü kaderi suçluyorlar..

“Kötü kader”…”Kader mahkûmu”…”Kader utansın” gibi laflar ediyorlar…

Size bununla ilgili bir anımı anlatayım da dinle…

Zor zamanlardı. Musibetler  yoldaşımız olmuştu. Kaygılarla, korkularla doluydu yüreklerimiz. Ufukta ışık görünmüyordu. Bir çıkış yolu arıyor, bulamıyorduk.

Üst üste toplantılar yapıyor, ileri sürülen çözüm önerilerini tartışıyorduk.

Bir arkadaşımız, neredeyse her konuşmasını, “Kader utansın!” diyerek bitiriyordu.

Kendi kendime sorular sorarak bu sözün anlamını inceden inceye düşünmeye başladım.

Utanması istenen “kader” ne demekti? Bu söz kimi suçluyordu?

Tehlikeli bir sözdü bu, kuşkusuz. Her söyleyişinde içim titriyordu adeta.

Onun adına endişe ediyordum. İyi bir insandı, severdim kendisini.

Konuşmak için uygun bir fırsat bulunca, “Dostum!” dedim, “Demin bir söz söyledin. Bu sözü daha önce de defalarca söylemiştin. Senin adına üzüldüm.”

Şaşırdı.

“Ne dedim ki?”

“Kader utansın” dedin.

Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER …(4. OCAK. 2013)

İNANÇLARA KÜFREDEREK DÜNYADA BİRŞEY OLDUĞUNU SANMAK!…

Bazılarının tek sermayeleri, insanların inançlarına hakaret ederek, küfrederek dünyada birşey olduklarını sanmak..

Çünkü zihinlerindeki arızayı ancak böyle tedavi edebiliyorlar!…

Siz hiç, büyük eserlarin altına imza atmış, mesela büyük müzisyenlerin, öncü bilim adamlarının, büyük şairlerin, ünlü mimarların, filozofların dinlere hakaret ettiğini gördünüz mü?…..

Çünkü, onların zihninde “ırkçılık” mikrobu yok…

Çünkü, onların zihni pislik çukurundan beslenmiyor..

Yazının Devamını Oku »

BEŞİKTAŞLI OLMAK!…

BEŞİKTAŞ’LI OLMAMIN SEBEPLERİİ!…

Ben çocukken mahallemizdeki abilerimiz “Delikanlı adam renkli takım tutmaz” derdi .. Belki de ondandır Beşiktaş’ı tutmamın nedeni….

Asaleti ve masumiyeti simgeleyen renklerdir SİYAH VE BEYAZ…

 

Bilinen bir hikayedir..

Çocuğun amcası gelir Fenerli olursan bisiklet alacağım der…

Çocuk saf saf Feneybahçe Feneybahçe der… Amcası bisiklet almaz…

Sonra çocuğun dayısı bırak Feneri cimbomlu ol sana futbol topu alacağım der…

Çocuk yeyeye yayaya Gassaray Gassaray cimbombom diyerek mahalleyi inletir ama dayı da sözünü tutmaz..

Çocuk biraz büyüdüğü zaman alayına isyan Beşiktaşlıyım der ve bir daha da Beşiktaşı bırakmaz…

Hatta çarşı bunun bestesini yapmıştır.

Amcam istedi Fenerli olayım, dayım istedi Cimbomlu olayım, alayına isyan Beşiktaş’lıyım, amcamın dayımın… diye devam eden bir bestesi var…

 

Yazının Devamını Oku »

ÖMRÜMÜZ!…

ÖMRÜMÜZ…

 Tüketmek için bunca acele ettiğiniz ömrümüz takvim yapraklarına onca hızla çevirdiğiniz akreplere yelkovanlara, içine gönüllü daldığınız o insafsız rutin çarkına şöyle bir uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz?

 “Ne kadarı benim hayatım” diye soruyor musunuz? Ne Kadarını başkaları yaşamış benim yerime….

Ya da ben başkalarının?..

 “Aynadakinin ne kadarı ben’im, ne kadarı oynadıklarım?

Sevgiyi koydum kum saatinin dolu dizgin akıp giden kumlarının her bir zerresine….

Çünkü bir tek sevgi var elimizde; yaradan sevgisi bunca yıldan damıtılıp gelen..

Yine bir tek o kalacak, yaşanacak yıllarından geriye…  

Yazının Devamını Oku »

BİRAZ PAYLAŞIMCI OL YAHU !…

BİRAZ PAYLAŞIMCI OL YAHU !…
Aç mısın, sefil misin, fakir misin, miskin misin, yoksul musun, gelirin haysiyetli bir hayat sürmeye yetmiyor mu, doymuyor musun, iyi ısınmıyor musun, sıkıntılar içinde misin?
Çok kötükmser, çok karamsar, çok ümitsiz olma…
Bak iyi şeyler de var.
Onlara bak, onlar seni sevindirsin, açlığını doyurmasa da gönlünü doyursun, dıştan ısıtmasa da içten ısıntsın seni.

Yazının Devamını Oku »

HEP ÇOCUK KALIN…

BİZİM ZAMANIMIZDA- YILBAŞI KUTLAMALARI…
Televizyonun olmadığı zamanları hayal meyal anımsıyorum.
Ahşap kutularda lambalı radyolarımız vardı.
Orhan Boran, Halit Kıvanç’ın sunduğu yılbaşı programları dinlenirdi.
Türkülerle başlar, gece ilerledikçe Türk sanat müziğinin en güzel şarkıları çalınırdı.
Saat, 24.00 olduğunda kutlamalar ve milli piyango çekilişi heyecanla beklenirdi.
Büyük ikramiye çıkan numara beklenir, ‘Tüh be! Bize çıkmadı,’ sözleri ile yılbaşı gecesi sona ererdi.
O günlerin en büyük yıl başı eğlencesi tombalayı unutmamak gerek.
Heyecanla sayılar takip edilir; ben tombala dedim, sen dedin kahkaları ile zamanın nasıl geçtiği anlaşılmazdı.
Yetmişli yılarda televizyonlar evlerimize girdi. Tombalalar tarihe karışmadı ama az oynanır oldu.
Yazının Devamını Oku »

KAZANAN MI, KAYBEDEN Mİ OLMAK İSTERSİNİZ?

KAZANAN MI, KAYBEDEN Mİ OLMAK İSTERSİNİZ?

KAZANAN her zaman çözümün bir parçasıdır,
KAYBEDEN her zaman problemin bir parçasıdır.

KAZANANın her zaman bir programı vardır,
KAYBEDENin her zaman bir özürü vardır.

KAZANAN “Bu işi senin için yaparım” der,
KAYBEDEN “Benim işim değil ki” der.

KAZANAN her sorunda bir çözüm bulur,
KAYBEDEN her çözümde bir sorun görür.

KAZANAN “uzak ama yolu biliyorum” der,
KAYBEDEN “yakın ama yolu bilmiyorum” der.

KAZANAN çakılların yanındaki çimeni görür,
KAYBEDEN çimenin yanındaki çakılları görür.

Yazının Devamını Oku »

İYİ Mİ, KÖTÜ MÜ?…

İYİ Mİ, KÖTÜ MÜ?…
*BİR ülkenin, bir devletin, bir halkın ne halde olduğunu, iyi mi kötü mü olduğunu, notunun 10 üzerinden kaç olduğunu anlamak için:
*Okullarına, eğitim sistemine,
*Adliye binaların büyüklüğüne, hapishanelerin çokluğuna, mahpus sayısının fazlalığına,
*Trafik kazalarının az veya çok oluşuna,
*Medyanın kalitesine,
*Yaz aylarında piknik yerlerinde akşamleyin çöp ve pislik yığınları olup olmamasına,
*Ormanların, bitki örtüsünün korunmasına veya tahrip edilip durmasına,
*Uluslar arası temizlik ve şeffaflık rapor ve anketlerinde o ülkeye verilen nota,
*Rüşvetin yaygın, yoğun ve genel olup olmamasına,
*Orada terör olup olmamasına,
*Politikacıların yalan söyleyip söylemediğine, sözlerini tutup tutmadığına,

Yazının Devamını Oku »

ŞAŞIRTICI GERÇEKLER!…

ŞAŞIRTICI GERÇEKLER!…

*Güneş yerden 149 milyon 600 bin km. mesafededir. Hacmi yerküreden 1300 defa büyüktür.

*Yunuslar bir gözü açık uyurlar.

*Bir sineğin hızı saatte 8 km.dir. Yazının Devamını Oku »

ÇOCUKTUM BÜYÜDÜM…

ÇOCUKTUM BÜYÜDÜM…

ÇOCUKTUM : Hep ölümsüz aşkları okurdum masallarda.
BÜYÜDÜM : Ne aşklar satıldı o körkütük masalarda..
ÇOCUKTUM : Şerefti itibardı bütün kapıları açan anahtar..
BÜYÜDÜM : Hiç bir güç tanımadım para kadar..
ÇOCUKTUM : Saçlarından yakalardım ümitleri..
BÜYÜDÜM : Ezberledim bütün ihanetleri..
ÇOCUKTUM : Yaşam bir yağmur gibi düşerdi avuçlarıma..
BÜYÜDÜM : Şimdi hep çocukluğum geliyor aklıma…

 

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

ACI OLAYLARIN İÇİNDE Kİ SEVGİ VE MUTLULUK…

ACI OLAYLARIN İÇİNDE Kİ SEVGİ VE MUTLULUK…
On yaşındaki dünyalar tatlısı kızını toprağa teslim eden bir anne tanıdım.
Ağlarken, bir yandan da “İyi ki vardı, iyi ki doğdu, iyi ki bana anneliği tattırdı, evlât sevgisini öğretti” diye şükrediyordu.
Gıpta ettim.
Kimi acı olayların içinde bile sevgi ve mutluluk saklı olduğunu o zaman fark ettim.
O zaman öğrendim, acıyla bitebilecek sevgilere ulaşmanın erdemini…
Çeşitli kuşkular ve korkular yüzünden hiç sevmemekten, sevememekten, sevip kaybetmenin daha doğru olduğunu…
O zaman idrak ettim.

“Bazı sevgiler insanı pişman eder”miş…
Eder, doğrudur; buna rağmen, sevgiden gelen pişmanlıklar sevgisizlikten gelen pişmanlıklardan daha azdır…
Yani, sevmeye devam!

*Sevgimizi belirtmekten asla bıkmamalıyız, tıpkı onun bize söylendiğini duymaktan asla bıkmadığımız gibi…

*

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

YARIM KİLO BAL İÇİN!…

YARIM KİLO BAL İÇİN!…
Bildiğimiz balarısı, sadece yarım kilo bal yapabilmek için, meğer tam üç milyon 750 bin çiçeği ziyaret ediyormuş.
Ayrıca, balarıları bir peteği doldurabilmek için yüz milyon civarında çiçeğin nektarını emiyor ve yüz bin kilometre kanat çırpıyorlarmış.

DÜN; BUGÜN; YARIN…

DÜN; BUGÜN; YARIN….
İnsanlar, güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Derken, zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına, “dün” dedi, diğer parçasına “bugün”, öteki parçasına da “yarın”.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telâşlandı;
Ama işin ilginç tarafı, tüm telâş ve pişmanlıkları, güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bugününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor;
Dün de, bugün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi.
Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bugünü eline yüzüne bulaştırdı…
Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki, yarının telâşını da,dünün pişmanlığını da,
Hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın, ne de dün! Yazının Devamını Oku »

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR TURU…

BİR TAVSİYE….”ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR TURU” …Yazan : HALUK CANGÖKÇE

Bu yıl alışkanlık haline getirdiğimiz Akdeniz ve Ege kıyılarını bırakıp, kendimizi Karadeniz’in en güzel yaylalarına attık.
Dokuz günlük Ramazan bayramı tatilinde, Sarp sınır kapısına kadar gidip, tüm Karadeniz’i şehir şehir görme fırsatı bulduk.
Uğruna nice şarkıların yazıldığı, aşıkların, nefretle sevgi ile yazdığı türkülerin her yerde tınladığı, ‘Sikinti yok’ lafını her yerde işiterek…

Benim çocukluğum ve gençliğim Sansun’da geçti..Giresun’a kadar olan sahil şeridini biliyordum.
Ancak Giresun’dan sonrasını sadece resimlerden ve televizyon ekranlarından görmüştüm.
O zamanlarda bana; Karadeniz’in Giresun’dan sonra başladığını söylerlerdi de de inanmazdım… Yazının Devamını Oku »

HAYAT, SEVGİ, KORKU, UMUT, DOST !…

HAYAT…

Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev hayattır.
Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye;
Bir anlık eğlence için servetini tüketmeye;
Bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye;
İnsanları ezip geçmeye;
Günlük menfaatler için, onurunu terk etmeye;
Bir kısım insanlara kızıp, tüm insanlara düşman olmaya değmez bu hayat…

HAYATIN TARİFİ…

Sormuşlar bir bilgine: HAYAT ne? Diye;
Demiş bilgin; iki yönlü bir yol, devam eder bilinmeze.
Sen görmemezlikten gelsen de vardır bir yoldaş her köşesinde.
Bazen çıkarsın zorlukla dar bir yokuştan,
Bazen de aşarsın dertleri, sanki uçuyormuş gibi inerek buradan…

Yazının Devamını Oku »