En Son Yorumlar
    Takvim
    Kasım 2011
    P S Ç P C C P
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    282930  

    ŞİKE VE KİRLENEN FUTBOLUMUZ!…

    ŞİKE VE KİRLENEN FUTBOLUMUZ!…
    Türkiye’de hâlâ eski Türkiye alışkanlıklarının sürdürülmesi canımı fena halde sıkıyor…
    Nüfuzlular geçmişte Türkiye’de her badireden kurtarıldılar.
    Başları ne zaman kanunla derde girse, o kanunlar delindi, esnetildi, değiştirildi.
    Nice nüfuzluların kanunun pençesinden kurtarıldığına şahit oldu bu topraklar.
    Herkesin kanun önünde eşit olduğu bir döneme doğru gidilirken, dört parti birden anlaşıp, Şike yasasını değiştiriyorlar.
    Yasa öngörülen şekilde değiştirilirse Aziz Yıldırım hapisten yırtacak.
    Şike suçu normal suçlardan daha ağır olmalı.
    İçinde hem hırsızlık hem de dolandırıcılık var.
    Puanlar çalınıyor, buna bağlı yayın gelirleri, federasyon gelirleri çalınıyor.
    Bahis ve benzeri olaylara bunun yansıması ise dolandırıcılık.

    Üstelik bu statlara giden, Lig TV’ye parayla abone olan, bahis oynayanları topladığınızda milyonlarca insan demek bu.
    Dolandırıcılık ve hırsızlık bu kadar büyük bir kitleyi ilgilendiriyorsa, yani kitlesel ve kamusal bir durum sözkonusuysa cezası çok ağır olmalı.
    Oysa yasa öyle bir yumuşatılıyor ki marketten çikolata çalma cezası gibi adi hırsızlık seviyesine indiriliyor.
    İşin bir boyutu da “gasp” olayı.
    Şike belgelerinden görüldüğü gibi olayın içinde mafya ciddi biçimde var ve bazı futbolcular “tehditle” ve “şiddete uğrama korkusuyla” önerilen şike teklifini kabul ediyorlar.
    Olayın içine zorlama girdiği an bu gasp kapsamına da bir biçimde girer.
    Ama gelin görün ki, içerideki Aziz Yıldırım olunca yine alttan alta birileri kulisler kuruyor, siyasileri bir araya getiriyor, anlaşıyorlar ve üçüncü dünya ülkelerine özgü yöntem işletiliyor:
    “Kişiye özel düzenleme.”
    Şu memleketin insanlarına yazık.
    Kanunlar kesin biçimde hep onlara mı uygulanacak?
    “Ünlüler”, “Saygınlar”, “Unvanlılar” hep kurtarılacak mı?
    Neredesin Ömer’in adaleti?
    Masumca evde maç izlerken bile, bir yalan izliyormuşuz, her şey önceden kurgulanmış, dolandırılıyormuşuz…
    Evimizin içinde de mi bu zulme maruz kalacağız?
    Medyadan da tepki yok bu işe.
    Dün, Milli Takım’ın başına Hiddink ismi gündeme geldiğinde “yerli hoca” vurgusu yapanları “faşistlikle” suçlayıp, bugün “Hiddink gitsin kampanyası”na ise ilk önce imza çakanlar da bunlar.
    Oysa bir noktadan sonra “hoca” ne yapsın?..
    Böylesine kirlenmiş bir futbol dünyası olan; azimle, gayretle, çalışmayla işlerin yürümeyip masa başında bittiği, olduğu bir ortamda oyuncu mu yetişir, maç mı kazanılır?

    ALINTI: Yener Dönmez

     

    Çeşitli Makale ve Yazılarım için:

    http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

    Yanıt Yazın