En Son Yorumlar
    Takvim
    Şubat 2014
    P S Ç P C C P
    « Oca   Nis »
     12
    3456789
    10111213141516
    17181920212223
    2425262728  

    “SİZ KAÇ PUAN VERİYORSUNUZ ?”

    “SİZ KAÇ PUAN VERİYORSUNUZ ?”

    Bir dostumun, Avusturyalı Oryantalist Ressamlardan Ludwig Deutsch’tin (1855 – 1935), “MEKTUBU OKUMA” adlı tablosunu Facebook da paylaştığı gün, resmin muhteşemliği beni etkilemiş ve kendisine “Bu eserleri gördükten sonra ben kendime “ressam” diyemiyorum” demiştim.

    Kendisi de bana “Abi bu adam ödüllü bir sanatçıymış…ne yapacaksın, sende kendi çapında karala bişeyler” diye cevap vermişti…

    Biz dostumla mesajlaşırken, bir başka arkadaşımız, “bizler sana ödül verelim eşitliği sağlayalım…Ancak eserini bir görelim” diyerek tartışmaya dahil oldu..

    Bunun üzerine bende yağlıboya çalışmalarımdan birkaç örnek verdim..

    Ancak dostum, “Portre çalışmalarınızı görelim sayın Hocam” deyince de, koleksiyonumdaki tek portre çalışmam olan bu yağlıboya resmimi facebooka koydum..

    Yıllar önce,  “SES DERGİSİ” nin açtığı, “1968 SİNEMA ARTİSTİ YARIŞMASI”NA katılmak için gönderdiğim fotoğrafımın tuvale  yansıttığım ilk ve son örneği idi..

    (O yarışmaya 7.329 kişi katılmıştı..Ben gönderdiğim bu fotoğrafla tüm elemeleri geçip, İstanbul’da yarışma jürisinin karşısına çıkmış ve son elli kişi den birisi olmuştum)

    Dostumun bu çalışmama verdiği puandan 9 du…Tabloda kulak çizimlerimden kırmıştı o bir puanı..

    Derken başka dostlar karıştı  bizim tartışmamıza..

    Bu tartışmaya başka dostlarımı da dahil edebilmek adına ben de;

    “BU YAĞLIBOYA TABLOMA, DOSTLAR PUAN VERDİ…

    BAKALIM SİZLER KAÇ PUAN VERECEKSİNİZ ?..

    ELEŞTİRİLERİNİZİ BEKLİYORUM” diyerek ortalığı kızıştırdım..

    Sayısız cevap geldi dostlardan..

    Kimi , “Gözlerini aynı hizada resmetseydin” dedi..

    Kimisi,  “Gözlere sürme sürüp, kalem çekmeseydin daha güzel olurdu dedi..

    Kimisi, “Resim güzel olmuş…Saçlar biraz daha kabarık olsa bence daha güzel görünürmüş, 10 üzerinden 9” dedi..

    Kimisi, “Kulak…Kulak olmamış…Ben böyle kulak görmedim” dedi..

    Kimileri beni Kartal Tibet’e, kimileri Ayhan Işık’a, kimileride Orhan Gencebay’a benzetti…

    Kimileri 7, kimileri 9, kimileri 10, kimileri de “Bu resmi sen mi yaptın, eğer öyleyse 10 puan az gelir 15 puan veriyorum” dedi..

    Kimisi, “Haluk’çuğum işin tekniğini pek bilmem, hatlar çizgi olarak güzel fakat saçlar bana peruk intibağı verdi. Bir de gözler aynı istikamete bakmıyor gibi geldi eğer not istiyorsan 8” dedi…

    Kimisi, “Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler tek bir söz söylemeye hakkım yok” diyerek tartışmaya şiirsel bir boyut kattı…

    Kimisi, ” Abi, birgün Başbakanımız RTE’ nin tablosunu da çizer paylaşırsanız çok güzel olur” dedi..

    Kimisi, ” Puanlamadan anlamam ama yağlı boya olduğu halde harika olmuş. Elinize emeğinize sağlık” dedi..

    Kimisi, “Alın geniş ve biraz büyük, çene küçük olmuş” dedi…

    Kimisi, “Süper yaaa” dedi..

    Kimisi, “Emeğinize saygılarımla üstad..Fırçanız ve kaleminiz kurumasın” dedi…..

    Kimisi, “Üstadın kabiliyetine puan vermek bize düşmez ” dedi..

    Kimisi, “Çok güzel olmuş sanırım, böyle bir puan vermek ne haddimize , resim üstadısınız” dedi..

    Kimisi, “Sen resmi bırak” dedi….

     

    Bu yağlıboya çalışmama puan veren herkese sonsuz teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum..

    Hepiniz sağ olunuz var olunuz..

    Yazıyı güzel bir hikayeyle bitirelim..

    Belki birçoğunuz bu hikayeyi biliyorsunuz, ancak bilmeyenlerin okuması  için bir kez daha hatırlatalım.

     

    “ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKMA”

    19.yüzyılda, Fransız ressamlarından Delacroix Paris’te bir resim sergisi açmıştı.

    Sergiyi gezenlerden bir kişi, büyükçe bir şövalye tablosunun önünde uzun süre durarak, yakından uzaktan ciddi ciddi seyreder, beğenmediğini belirten bir biçimde de başını sallarmış.

    Bu durum ilgisini çeken ressam yanına gelerek sormuş. 

    “Bu tablo ile çok ilgilendiğiniz belli oluyor”. 

    “Evet” demiş adam.

    “Şövalyenin çizmesindeki körük kıvrımlarında hatalar var”. 

    “Pekiyi nasıl anladınız, işiniz bu mu?” 

    “Ben kunduracıyım, çizme dikerim” deyince ressam hemen tuvalini ve boyalarını getirerek adamın söylediği biçimde çizmeyi düzeltmiş ve gerçekten daha iyi olduğunu görmekten memnun olarak adama teşekkür etmiş.

    Fakat adam yine tablonun başından ayrılmadan, bu kez de şövalyenin pantolonunda ve kemerinde de hatalar olduğunu belirtince bu çok bilmişliğe dayanamayan ressam, 

    “Bak dostum demiş, sen kunduracısın, çizmeden yukarı çıkma”

     

    HALUK CANGÖKÇE   24. 02. 2014

    Eğer söylenecek sözünüz varsa ekleyin..
    Eğer söylenecek sözünüz yoksa sözleri okuyun..
    Okumaya da zamanım yok diyorsanız..
    O zaman PAYLAŞ ın birileri mutlaka okur…


    Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
    http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

    NÜVE FORM Köşe yazıları için:
    http://www.nuveforum.net/2031-haluk-cangokce/

    Yanıt Yazın