En Son Yorumlar
    Takvim
    Nisan 2011
    P S Ç P C C P
     123
    45678910
    11121314151617
    18192021222324
    252627282930  

    TEMEL FIKRALARI…Derleme: Haluk Cangökçe


    TEMEL HASTABAKICI…
    Doktor, hastabakıcı Temel’i çağırdı…
    ‘Yarın ava gidiyorum, ama muayenehane kapansın istemiyorum.
    Sen hastalarla ilgilen. Arada arar, kontrol ederim” dedi..
    “Merak etmeyin” dedi, Temel.
    Doktor ertesi gün akşama doğru telefon etti..
    ‘Ne var ne yok?..’
    ‘Üç hasta geldi bugün..
    İlkinin başı ağrıyordu, ASPiRiN içirdim.’
    ‘Harika” dedi, doktor..
    ‘İkincisinin midesi yanıyordu.. TALSiT verdim..’
    ‘Bravo.. Bravo Temel.. Harikasın!.. Ya üçüncü?..’
    ‘Doktor, masada oturuyordum. Kapı çarparak açıldı, içeriye bir kadın girdi..
    Hızla soyundu, sonra muayene masasının üzerine yattı ve bağırdı:
    ‘Lütfen bana yardım et ! Beş yıldır erkek yüzü görmedim !..’
    ‘Eee.. Sen ne yaptın, Temel?..’
    ‘Gözüne ViSiNE damlattım doktor!..’

    İDDİA..
    Temel oynadığı bir maç iddiasından 50 lira kaybetmiş?
    Maçtan 25, akşam banddan tekrarından da 25 lira..

    OKADAR DÜŞÜNDÜKTEN SONRA BENDE OYNARIM..
    TEMEL bir arkadaşının daveti üzerine İzmir’e gitmiş. Orada arkadaşıyla dolaşırken, bir de bakmışlar ki birkaç efe zeybek oynuyor.
    Kendilerine özgü ağır hareketlerle kol vurup diz büken efeleri seyrederlerken, arkadaşı Temel’e dönüp sormuş;
    – Ne güzel oynuyorlar değil mi?
    Temel dudak bükmüş;
    – O kadar düşündükten sonra ben de oynarım!..

    TEMEL ECZANEDE…
    Temel Reis bir eczaneye girmiş:
    -Hey uşağum da, niyegara ya da viyagora ilacı var midur sende, diye sormuş.
    Eczacı:
    -Var emice, demiş.
    -Kaç paradur da?
    -40 lira emice.
    -Ha uşağım 10 liraluk verepilur musun pana?
    -Emice 10 liraluk verurum da, öyle çok bir işe yaramaz.
    -Yok uşağım yok; pen çok bişey istemeyrum; şöyle rahat işeyacak kadar elime gelsun yeter…

    NİÇİN YUTMUŞ?
    SORU : Küçük Temel, babasının verdiği parayı niçin yutmuş?
    YANIT : Babası parayı verirken “Bu senin öğle yemeğin” dediği için!..

    TEMEL VE İNGİLİZ BEBEK…
    Temel, bir İngiliz bebeği evlat edinmiş. Niçin?
    – Büyüyünce, kendisine İngilizce öğretsin diye.

    TEMEL ÇIPLAKLAR KAMPINDA…
    Temel annesi ve babası seyahate gider. Fakat otelde boş yer yoktur. Otelci
    onlara ilerde bulunan çıplaklar kampını tavsiye eder. Başka çareleri olmayınca
    oraya giderler. Birazdan Temel koşa koşa gelirve annesine sorar:
    – Anne neden bazı kadınların goğüsleri büyük bazılarının küçüktür?
    – Oğlum büyük göğüslüler aptaldır, küçük göğüslüler akıllıdır ondan.
    Temel gider vebirazdan koşarak gelir:
    – Anne neden bazı erkeklerin organı büyük bazıların küçüktür?
    – Oğlum organı büyük olanlar akıllıdır, küçük olanlar aptaldır.
    Temel biraz düşünür ve annesine cevap verir:
    – Biraz önce babamı aptal bir kadınla oynarken gördüm ve git gide akıllanıyordu.

    ÖDEŞMEK…
    TEMEL ile Tursun her gün mendirekte balık tutarlarmış.
    Bir gün Tursun, “Ula Temel” demiş, “Haçan sen boyle paluk tutarken, pen senun eve sızsam,
    senin Fadime’yla aşna-fişna edup, hamile piraksam, penden çocuğu olsa, senle pen ne olurduk?”
    Temel sakin, yanıtlamış: “Ödeşmiş olurduk…”

    SENİN İRADENİ SEVİYORUM..
    Temel ile dursun gece yarısı yolda yürüyorlarmış.
    Temel çırılçıplak dursun ise donlu.
    Temel dursuna diyorki,
    Ben senun neyini seviyom biliymisun?
    Dursun: “Neyimu daa?”
    Temel: İradeni, kumarda nerde duracağını biliyorsun..

    TEMEL VE SENET..
    * Temel yolda bir senet bulunca ne yapmış?
    – Hemen bankaya gidip ödemiş.
    * Temel, vadesi geçen bir senet bulunca ne yapmış?
    – Protesto çekmiş.
    * Temel, tutarı çok yüksek bir senet daha bulunca ne yapmış?
    – Yurtdışına kaçmış.

    FADİME’NİN KEDİSİ…
    Temel, Fadime’nin kedisinden nefret etmektedir.
    Birgün kararını verir ve Fadime evde yokken kediyi yakalayıp, arabasına koyar. 1-2 kilometre
    kadar ileride, bir köprünün yanına bırakıp evine döner. Kapıyı açıp eve döndüğünde bir de bakar ki, kedi sepetinde oturuyor.
    Ertesi gün, Fadime’nin evden çıkmasını bekleyip, kediyi yine arabaya atar.
    Bu kez 5-6 kilometre ötedeki bir kasabada, bir çöp konteynerinin içine bırakır.
    Eve döner, kapıyı açar, kedi yine baş köşeye kurulmuş,
    Temel’e kötü kötü bakıyor… Ertesi gün işi iyice inada bindirir,
    kediyi yakaldığı gibi 10-15 kilometre direksiyon sallar, bulduğu her tali yola girer, kedi yönünü kaybetsin diye çeşitli şaşırtmaca yollara girer, daireler çizer.
    Sonunda yaptığı işten iyice emin olunca, arabayı durdurur ve kediyi bırakır. Arabasına atlayıp, evinin yolunu tutar.
    Saatler sonra Temel, Fadime’ye telefon açar;
    – Uy Fadime, kedi yaninda mi?
    – Evde, niye soriysun da?
    – O ib…..’yi ver telefona, Kayboldum!..

    YAZAR TEMEL….
    Temel bir gün bi kitap yazmaya karar verir ve hemen Orhan Pamuk’a koşar.
    -“Sevgili ustad, ben bi kitap yazmaya karar verdim ama çok satsın istiyorum ne yapmalıyım” der.
    -Pamuk, “Bak oglum, Türkiye’de tutan üç sey vardır. Birincisi sex, ikincisi asalet, sonuncusu da gizem.
    Sen kitaba bunları içeren bir başlık koyarsan kitabın en az on bin satar”.
    Temel hemen başlamış kitabı yazmaya, 3 ay sonra geri gelmiş.
    Orhan Pamuk kitabının adını sormuş.
    -Temel de ‘”Kontesi kim becerdi?”demiş.
    -Orhan Pamuk, “Aferin, çok güzel olmuş, kontes ile asaleti, becermekle sex’i vurgulamışsın, kim de gizemle ilgili.
    Ama sana söylemeyi unuttuğum bir şey daha var, Türkiye’de en çok tutan şey aslında dindir.
    Bir de onu koyarsan, o zaman bestseller olursun.”
    Temel yine çıkmış ve kitabı değiştirmeye baılamış.
    1 ay sonra tekrar geri gelmiş. Orhan Pamuk kitabın adını sormuş.
    Temel cevap vermiş: ‘Allah Allah, Kontesi kim becerdi ?…

    TEMEL BEYİN CERRAHI…….
    Temel tıp fakültesini bitirip, beyin cerrahisi ihtisasına başlamış.
     İlk yurtdışı konresinde, heyecanla farklı ülkelerden bir araya gelen doktorların arasına karışmış. Bir köşede, kalabalık bir grubun aralarında tartışmakta olduğunu görüp konuşmalarına kulak kabartmış.
    Aksanından İngiliz olduğu anlaşılan doktor şöyle diyormuş:
    Beyin cerrahisi bizde öyle ilerledi ki, beyin nakline başladık.
    Biz bir adamın beynini alırız, başkasına naklederiz ve onu
    altı haftada iş arayacak hale getiririz.
    Bunu duyan bir Alman cerrah, küstahça atılmış:
    Bu hiç birşey değil; biz bir adamın beynini
    çıkarıp, başkasına naklederiz ve onu dört haftada
    orduya katılıp, savaşacak hale getiririz.
    O ana kadar sessiz, sakin tartışmayı dinleyen Temel, yüksek sesle söylenmiş:
    Beyin nakli mi, ne kadar gereksiz!
    Bir anda bütün gözler kendisine dönerken eklemiş:
    Biz Kasımpaşa’dan bir beyinsizi aldik ve Başbakan yaptık.
    Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor.. .

    TEMEL’İN “PAN AM” KOTLAMASI..
    Temel Amerika’dan İstanbul’a PAN AM’la geliyor…
    Ama zamanın parazitli telefonundan kendisini karşılayacak Dursun’a uçağı bir türlü anlatamayınca kotlamış..
    “Panama’nın Pan’ı.. Ananın…….”

    GURUR KURBANI….
    Temel at yarışı oynamaktadır..
    Temel bir arkadaşından çok iyi tüyo veren bir adamın adını öğrenir.
    Hemen koşar:
    – Bugun yapılacak yarışta hangilerine oynamalıyım? der.
    Adam şöyle bir bakar:
    – Sen kaç yaşındasın? diye sorar.
       28  der Temel. Adam da;
    ‘ Tamam, git 2 ve 8′ e oyna.’
    Gerçekten adamın verdiği tüyo yarışlar sonunda tutmuştur.
    Temel ikinci hafta yine gider.
    Yine soru aynıdır.
    Adam:
    ‘Sen kaç kilosun? ‘ der.
    Temel ‘ 76 kiloyum.’ deyince;
    ‘ Bu hafta da git 7 ve 6′ ya oyna.’ der.
    Bu yarışın sonuçlarını da adam doğru tahmin etmiştir.
    Arkadaşları da şaşkınlık içinde izlemektedirler.
    Bu kez Temel neyi var neyi yok satar.
    Parasını cebine koyar, yine aynı adamın yolunu tutar.
    Adam bu kez başka bir soru sorar (onu siz tahmin edin)
    Temel şaşkınlık içinde ‘ 25 cm. ‘ deyince adam da ‘Bu sefer de 2 ve 5’e oynayacaksın’ der.
    Arkadaşları yarışın sonuclarını çok merak etmektedirler.
    Ertesi gün hemen Temel’ in yanına koşarlar,
    Temel’in morali çok bozuktur.
    Hemen sorarlar ne oldu diye.
    Temel’ in verdiği yanıt iseşudur:
    ‘ Gururumun kurbanı oldum. 1 ve 3 kazandı.’

    VİAGRA…
    Temel, Nataşa”yı almış bir otel odasına atmış..
    Atmış ama ne etse teşkilatta tık yok..
    Viagra, miagra hikâye..
    Eğilmiş aşağı…
    Ulan, kafanı kaldır da bi bak..
    Eğer Fadime”yse tekrar yatarsın..

    TÖVBE…..
    Temel bir gün haca gitmeye karar verir. Fadime’ye gelir
    -‘Hakkını helal et ben hacca gidiyorum’ der. Fadime de
    -‘Bir şartla der beni  de götürürsen’.
    Temel ikna edemez Fadimeyi
    -‘Tamam gel,o zaman annelerimizle helalleşelim’ der. Temel’in annesine giderler
    -‘Anne hakkını helal et biz Hacca gidiyoruz’ der annesi de
    -‘Bir şartla der beni  de götürsen’. Temel Onuda ikna edemez
    -‘Tamam’ der. Hep birlikte Fadime’nin annesine giderler.
    -‘Hakkını helal et biz hacca gidiyoruz’ der. Kayınvalide aynı şekilde
    -‘Bir şartla beni götürürsen’ der. Temel çaresiz üçünü  de alıp hacca gider.
    Haccın gereklerini yerine getirler.  Dönecekleri gün herkes son
    İbadetlerini ve tövbelerini  yapmak için odalara geçer. Temel odasına giderken annesinin tövbesini duyar.
    -‘Allahım beni affet temelin babasını 4 kez aldattım’.
    Temel inanmıyorum diyerek odasna doğru yürür. İkinci odada kayınvalidesinin tövbesini duyar
    -‘Allahım beni affet Fadimenin Babasını 8 kez aldattım’. Temel duyduklarına inanamaz.
    Son odada Fadime’nin tövbesini duyar
    -‘Allahım beni affet Temel’i 1 kez aldattım’.
    Temel büyük bir şok içerisinde odasına kapanır dizlerinin üstüne çökerek başlar tövbe etmeye:
    -Allahım sen onları boşver esas beni affet senin huzuruna bu kadar orospuyu getirdiğim için..

    SİNEMA….
    Temel, Fadime’yle sinemaya gitmiş. Gişedeki görevliye;
    – Bize iki bilet lütfen
    – Leyla ile Mecnun için mi?
    – Hayır, Fadime’yle benim için!.

    EN KISA TEMEL FIKRASI…
    Fadime Temel’e: Akşam bize gelsene evde kimse olmayacak demiş
    Akşam Temel gitmiş çalmış zili, kimse açmamış.

    KUŞ BEYİNLİ…..
    Fadime kumar oynuyormuş. Temel de arada sırada gidip soruyormuş:
    -Nasıl gidiyor kanaryam?
    -Kaybediyorum.
    Bir müddet sonra yine:
    -Nasıl gidiyor güvercinim?
    -Kaybediyorum
    Bu konuşma bülbülüm, serçem diye devam edince Cemal sormuş:
    -Neden karına hep kuş isimleriyle hitap ediyorsun?
    -Bu kadar kişinin içinde kuş beyinli diyemem ya!’ diye fısıldamış Temel.
     
    TAMAMEN KAZA……..
    Temel arkadaşı ile kahvede otururken “Bu sabah son derece çirkef bir adamla tanıştım..” diye sohbete başlamış..
    “Gerçek bir bela.. Bana birden hakaret etmeye başladı, müthiş de küfürbaz.. Beni tehdit etti ya..!”
    “Nasıl tanıştın ki bu herifle?..” diye sormuş arkadaşı..
    “Tamamen kazara..” demiş Temel, “Karşıdan karşıya geçerken adama arabamla çarptım..!”

    ÖNEMLİ ŞEYLER….
    Temel’e sormuşlar.
    – Karadenizliler neden hep bıyıklıdır?
    – Bizde önemli olan şeylerin altı çizildiği için…

    ANASINDAN DOĞDUĞU GİBİ….
    Uzun  zamandır birbirlerini görmeyen Dursun ile Temel kahvede karşılaşmışlar. Dursun başlamış anlatmaya;
    “Ula Temel artık yaşlanduk. Ayaklarum, kollarum, başum anlayacağun her tarafum ağriyi.
      Bu yaşliluk ne kötü bişeydur. E sen nasilsun bakalum”?
    Temel cevap verir,
    “Eyiyum eyiyum. Anamdan doğduğum ilk günkü gibiyum. Başumda saçum yok. Ağzumda dişum yok. Altuma yapayrum haberum yok”…

    AMERiKANIN KEŞFi ! ….
    Siz şimdi sanıyorsunuz ki, Amerika’yi Christophe Colomb keşfetti, değil mi?
    Dinleyin…. .
    Ekip toplanıyor Idris, Ilyas, Temel, Süreyya, Fadime…v.s. ..
    Biniyorlar takaya.. İstanbul Bogazı, Çanakkale Bogazı, Cebelitarık. .
    Derken günler, haftalar, aylar, sular, seller sonra çıkıyorlar bir karaya.
    “Ula..Daaa biz nereye celduk”derken…. ‘Tam Tam’ sesleri arasında yerliler karşılıyor bizim ekibi.
    Yerlilerin reisi bir hoşgeldin meyvası olarak kocaman bir Erik Uzatıyor.
    Temel böylesine bir Erik ne yemiş, ne de görmüş; ve ısırıyor.
    Sonra diyor ki… “AmmaERIKYa” , işte, kıtaniın adı burada konuluyor… “AMERİKA”
    Yerliler bizimkilere bir yer tahsis ediyor, burada takılın, bakın başınızın çaresine diyorlar.
    Bizimkiler bildikleri bütün tarım tekniklerini, mısır, patates, tütün, fındık, ayçiçeği deniyorlar, ama tutmuyor.
    En sonunda ve sadece karalahana başarılıoluyor ve Kara lahana ticareti başlıyor ve gittikçe çoğalıyorlar.
    Temelin bu arada çok gıcık kaptığı bir şey var, yerlilerin tam tam sesleri.
    Bıçak kemiğe dayanınca, “çıkarın ha uşaklar”diyor, ve kemençeleri çıkarıyorlar. …
    Gıy gıdı.. gıy gıdı… gıy gıdıı….
    Bu sefer yerliler çok gıcık kapıyor ve hepsini yere yatırıp kemençeleri kıçlarına sokuyorlar.
    Neticede, hepsi kıçında bir kemençe ile dolaşınca bölgenin adı oluyor “ARKANSAZ’
    Bu işten çok gıcık kapan Temel, başlıyor kuzeye doğru ekibi yürütmeye.
    Ekibin bir kısmı, bu yöne itiraz edince başlıyor güneye yürümeye.
    Gittikleri yerlerde yine karalahana ekimine devam ettikleri için bir taraf oluyor “KUZEYKARALAHANA” ve diğeri de “GÜNEYKARALAHANA”
    Sonrasında vardıkları ilk yerde Temel ‘Arkadaşlar, Bu sazlarI ne yapıp edip kıçımızdan çıkartacağız’ diyor.
    Hepsi Birbirininkini çekip çıkartıyor, ammmaaa ne ettilerse Temel’in ki çıkmıyor. Bölgenin adı oluyor, ‘TEKSAZ’
    Sinirlenen Temel, bir sonraki bölge de “Benim sazı da mutlaka çıkartacağız”diyor.
    Uğraşıp didişip, çekip çıkartıyorlar amma, ortalık oluyor kan revan….Bölgenin adı oluyor “KANSAZ”
    Temel, “uşaklar hadi şöyle bir  etrafa bakalım, ne var ne yok ” diyor…Bölgenin adı oluyor “NEVYORG”
    Sular dağlardan o kadar gürültülü akıyormuş ki, Temel diyor ‘bu ne yaygara, ne yaygara’ oluyor orası “NEYAYGARA”
    Irmak boyu yürüyorlar va ırmağın karşısında bir kedi görüyorlar ve hep bir ağızdan kediyi çağırıyorlar..Pisipisi..Oranın adı oluyor,”MİSİSİPİ”
    O kadar kemençe kıçlarına girip çıkınca, o kadar da kara lahana yiyince, Lazlar çıkartıyor gaz, bir sonraki bölgenin adı oluyor,”LAZVEGAZ”.
    Fakat Temel, kan kaybindan dolaylı zayıflamaya başlıyor ve dal gibi kalıyor. Bu yüzden bir sonraki bölgenin adı oluyor “DALLAZ”
    Bir sonraki bölge de ise, iplik gibi kalan Temel Için bir insan, bundan daha zayif olamaz deniyor….Aha iste orasi ‘LAZENCILIZ’
    HERİF DÖRT DİL BİLİYOR…
    Temel ve Dursun, Sultanahmet Meydanındaki parkta bir banka oturmuşlar, sohbet ediyorlarmış.
    Yanlarına yaklaşan bir turist onlara bir adres sormak istemiş.
    Önce İngilizce sormuş. Bizimkilerden tık yok.
    Sonra Fransızca sormuş, yine kapı duvar.
    Almanca’yı denemiş, bizimkiler duvara bakar gibi bakıyor.
    İtalyanca tekrarlamış, hala aval aval bakıyorlar.
    Sonunda pes etmiş gitmiş turist.
    Çekmiş gitmiş.
    Dursun Temel’e dönmüş:
    “Pak uşağum, hiç olmazsa ha pir yabancu dil pilseydik ne iyi olurdu…”
    Temel gülümsemiş:
    “Neye yarar uşağum, bak herif dört dil piliyor, işinu halledebildi mu ?”
    TEMEL İÇİN KIZ İSTEMEYE GİDERLER..
    Temel’in babası kızı istedikten sonra kız babası sorar:  
    “Oğlunizun sigara , içki , kumari var midur”?
    Temel’in babası cevap verir :
    “Hepsi var, bir tek karı eksik” !

    TEMEL’İN KARISI NATAŞA..
    Temel karısı Nataşa’ya gerdek gecesi sormuş:
    “Birlikte uyuduğun ilk erkek ben miyum”?
    Nataşa kikirdemiş..
    Uyursan evet!

    YABANCI…
    Temel ile Dursun GS-Arsenal maçını izliyorlarmış.
    Temel GS’yi tutuyor, onlar gol attıkça coşuyormuş.
    Dursun GS’yi küçümsemek için
    “Eee tabii ki yenecekler baksana; 5 oyuncularu yabancudur” demiş.
    Temel de cevap vermiş;
    “Noolcak ki, Arsenal’dekilerün hepisü yabancu!..”

    ALDATMA..
    Temel’e, ” Karınızı aldatmak nasıl bir duygu?”
    “Onu aldatınca, suçluluk duymuyormusunuz”?,diye sormuşlar,
    Temel’in verdiği cevap ilginç.
    “Onlar da kari diye yillarca bizi aldatmişlardur!..
    (ALDATMA-2)
    Şehri saran ‘Nataşa’lara ölümüne düşkün Temel’e sormuşlar.
    “Bunca yıl sonra karınızı aldatmak nasıl bir duygu acaba?..
    “Hiç suçluluk duymuyor musunuz?..”
    “Aa?.. Niye duyayım?..” diye şaşırmış Temel,
    “Onlar da ‘Karıyız’ diye yıllarca bizi aldatmadı mı?..”

    GEMİNİN TÜM MÜRETTEBATI….
    KUZEY Irak sorunu yüzünden bir Amerikalı ile kapışan Temel,
    “Siz Irak’ı haksız yere işgal eden ve teröristlere yardım eden zorbalarsınız” diye bağırmış.
    Amerikalı, hemen karşı saldırıya geçerek şu karşılığı vermiş:
    “Siz Türkler, borç para yemekten başka bir şey bilmeyen insanlarsınız. Teknolojiden filan da hiç anlamazsınız.
    Oysa bizim işimiz teknolojidir. Bana bir kalıp çelik yolla, sana koca bir gemi yapayım.”
    Temel’in kafası iyice atmış ve “O da bir şey mi” demiş:
    “Sen bana kız kardeşini yolla, sana geminin bütün mürettebatını yapayım.

    BİR AY GECİKTİM….
    Temel akşam eve gelmiş. Fadime boynuna sarılarak karşılamış onu.
    “Temel’um harika bir haberim var. Bir ay geciktim.
    Herhalde bir bebeğimiz olacak,
    Doktor bu sabah test yaptı. Sonucunu alana kadar lütfen kimseye söylemeyelim!” demiş heyecanla.
    Ertesi sabah elektrik idaresinden bir görevli son faturayı ödemedikleri için kapıyı çalmış
    “Siz Fadime misiniz? Biliyor musunuz bir aylık gecikmeniz var.”
    “Bir aylık gecikmem olduğunu siz nereden biliyorsunuz?” demiş Fadime hayretle.
    “Bu dosyalarımızda açıkça görünüyor.”
    “Ne? Dosyalarınızda mı?”
    “Kesinlikle!”
    “Beyefendi, lütfen bu gece eşimle görüşmeliyim!” demiş Fadime korkuyla olanı biteni Temel’e anlatmış
    Temel  ertesi sabah kızgın bir boğa gibi elektrik idaresine dalmış
    “Neler oluyor burada? Karım bir dosyadan bahsetti. Aylık gecikmesi ile ilgili!” diye bağırmış. Temel.
    “Sakin olun. Ciddi birşey değil!” demiş memur.
    “Bu gecikme için bize borçlusunuz!”
    “Size mi borçluyum? Ya ödemezsem?”
    “O zaman sizinkini kesmek zorunda kalacağız!”
    “Ama o zaman karım ne yapacak?”   
    “Bilmiyorum!” demiş memur.
    “Hanımefendi artık mumla falan idare eder! “

    PUL KOLLEKSİYONU…
    Temel çok güzel bir kadını gözüne kestirmiş..
    “Eve nasıl götürürüm” diye düşünüyor.
    Klasik usullerden biri geliyor aklına..
    – Hadi bize gidelim, sana pul koleksiyonumu göstereyim.
    Kadın şaşırıyor, bozuntuya vermiyor..
    – Peki, ya beğenmezsem?.
    – O zaman giyinir gidersin.

    TEMEL TARİKATDA…
    Temel, tarikata girmek için müracaat etmiş.
    Tarikat şeyhi “Bize katılabilmen için bir dizi sınavdan geçmen gerek.
    işte ilk sınavın, kadınlara üç hafta yaklaşmayacaksın ! …
    Dayanabilirsen, üç hafta sonra gel görüşelim” demiş…
    Temel, üç hafta sonra gelmiş şeyhin huzuruna…
    Süklüm püklüm:
    İlk hafta kolay geçti, ikinci hafta biraz zorlandum. Son hafta Fadime ile Migrosa citmiş iduk…
    Fadime üst raftaki konservelere uzanınca, içum citti.
    Derken yere düşen konserveyi almak içun eğillnce de kendumi tutamadum…
    Olmadı, bu durumda seni tarikata katiyyen alamayız…
    Ula ne tarikati? Tarikattan vazgeçtum, beni artuk Migros’a da almayiler…

    TEMEL YOLDA..
    Temel, arabasıyla yola çıkmış…
    Bir gölün kenarından geçerken, kırmızı elbiseli bir adam elini kaldırıp, durmasını işaret etmiş.
    Temel, arabasını durdurmuş…
    Kırmızı elbiseli adam, “Merhaba, ben ormanın kırmızı ibnesiyim, karnım çok aç… Bana yiyecek bir şeyler verir misin?” demiş…
    Temel bir parça ekmek vermiş, teşekkürleri kabul edip yola etmiş…
    Dağlık bir bölgeden geçerken bu kez karşısına sarılar içinde bir adam çıkıp “Ben bu dağın sarılı ibnesiyim..Çok susadım, suyun var mı?” demiş…
    Temel bir şişe su verip yola devam etmiş…yol asfalta çıkmış…
    Bir zaman geçtikten sonra mavi elbiseler içinde bir adam el kaldırıp, durmasını işaret etmiş…
    Temel sinirlenmiş:
    – Söyle bakalım asfaltın mavili ibnesi, ne istiyorsun?
    – Ehliyet ve ruhsat.

    BENİ DENİZE GÖMÜN..
    Yolculuktan dönen İdris, kahvede oturanlara sormuş:
    – Yahu pizüm Temel, nasil öldi?
    – Kalpten citti, dediler.
    – Vasiyetu filan var miydu?
    – Var idu. “Penu denize gömun” temiş idu.
    – Cömdünüz mü?
    – Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk.

    ÖĞRETMEN..
    Temel tahtaya kalk ve haritada Amerika’nın yerini göster.
    Temel: İşte burada!
    Öğretmen: Doğru. 
    Şimdi söyleyin bakalım çocuklar!
    Amerika’yı kim buldu?
    Sınıf:Temel!!!!!!!

    169 POZİSYONU….
    Temel günlerden bir gün eve yanında  Nataşa ile gelmiş,  Fadime “ne la bu” demiş, “bu da mı başıma gelecekti?”.
    Temel “sakin ol Fadime, senin için  getirdim oni, hani  belki fantazi filan yaparız diye” demiş,
    Saf Fadime’de, “iyi   bari” diyerek, Temel’in tarifine göre  soyunup yataga sırtüstü yatmış.
    Zaman geçmiş, Fadime bakmış kendisi ile ilgilendigi yok yandaki iklinin, mızmızlanmış :
    “Ula Temel,  emun misun, 169 diye bi pozisyon olduğundan ?

    FİDYE….
    Dursun fena halde sıkıntıya düşmüştü..
    Bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar verdi..
    Doğru, Yıldız Parkı’na gitti..
    Orada kendi kendine oynayan bir çocukla ahbap oldu..
    Trilyoner Temel’in oğlu olduğunu öğrenince, planını yaptı..
    Çocuğu hemen bir kalın çınar ağacının arkasına çekti..
    Cebinden çıkardığı kağıda fidye notunu yazdı:
    “Temel Bey, Oğlunu kaçırdım.
    Yarın sabah yedide, Yıldız parkmdaki büyük çınar ağacının içindeki kavuğa, sarı bir çanta içinde 10 bin dolar bırak.. Dursun!.”
    Notu çocuğun iç cebine itina ile yerleştirdi ve “Şimdi doğru eve git, baban bu notu okusun’ dedi…
    Ertesi sabah yedi buçukta parka gittiğinde, çınarın kovuğunda sarı bir çanta içinde 10 bin dolan buldu.
    Yanında bir de not vardı:
    “İşte paran. Ama gene de bir Karadenizlinin kendi hemşerisine bunu yapabileceğine inanamıyorum.
    Temel!..”

    SEKS DÜŞKÜNÜ…
    Temel, sekse çok düşkünmüş..
    Gece hangi saatte gelirse gelsin Fadime’yi uyandırırmış..
    Fadime yine bir gece yarısı uyandırılınca,
    “Bak ula Temel” demiş…
    “Haçan Cemal sigarayı biraktı, Dursun kumarı bıraktı, sen de cel bu işi bırak..”
    Temel, Fadime’nin bu lafından çok alınmış..
    O günden sonra, bir başka odada yatmaya başlamış…
    Aradan birkaç hafta geçmiş… Bir gece Fadime, Temel’irı kapısını tıkırdatmış:
    “Sana bi şey diyeceğum Temel…
    Cemal yeniden sigaraya, Dursun da kumara başladi pilesun..”

    KEPEK EKMEĞİ…
    Yıllardan beri İstanbul’a yerleşmiş ihtiyar Temel’le, Dursun kahvede oturuyorlardı..
    Dursun, müsaade isteyip doğrulurken, Temel az daha kalması için ısrar etti..
    Dursun “Olmaz” dedi.. “Eve gidip karımla sevişeceğim şimdi”
    “Sevişmek mi’ dedi, Temel
    “Sen de benim kadar yaşlısın.. En az 90 olmalısın.. Bu yaşta ne sevişmesi”
    “Ooo..” dedi, Dursun.. “Benim harika bir seks yaşamım var. Günde üç defa bile seviştiğim olur..”
    “Günde üç defa mı” diye yineledi, Temel “Üç defa ha..
    Bu işin bir sırrı olmalı.. Bana da öğret”
    “O kadar uzun boylu bir sır değil canım ’dedi, Dursun..
    “Kepekli ekmek.. İşte bütün sır bu…”
    Sonra fırladı gitti, evine..
    Ardından Temel de fırladı, kahveden..
    Soluğu ilk şarküteride aldı..
    Tezgahın arkasında genç ve güzel bir kadın vardı..
    Temel “Kepek ekmeği var mı” diye sordu..
    “Var.. Kaç tane.”
    “Sizde kaç tane var” dedi, Temel
    Kadın saydı..
    “Yedi tane var.. Kaçını istiyorsunuz..”
    “Hepsini paket et” dedi Temel
    “Yedisini de mi” dedi, genç kadın..
    “Ama yarın kazık gibi olur!..”
    “Allah Allah” diye mırıldandı Temel..
    “Bu nasıl iştir ki, herkes biliyor, bir ben bilmiyorum!..”

    MISIR EKMEĞİ…
    Temel yaşlı ama yatak performansı çok iyi birisine işin sırrını sormuş.
    İyi dinle evladım demiş adam. Bu işin sırrı mısır ekmeğidir…
    Temel hemen fırın a koşmuş
    – 15 tane mısır ekmeği isteyrum
    fırıncı;
    – 15 tane yi ne yapacağusun ula taş gibi olur
    Temel
    – Uy! ula benim dışımda herkes biliyormuş.

     

    TEMEL ADRES YAZDIRIYOR…
    Temel, İstanbullu
    arkadaşına telefonda adresini yazdırıyordu..
    “Aydun Sitesu.. C-2”
    “Tamam” dedi,
    İstanbullu “Aydın Sitesi
    “Hayır’ diye yineledi Temel. “C-2 değil.. C-2..”
    “Eee. Biz ne dedik. C2..”
    “C değil yahu” diye gene bağırdı Temel “C değil.. C.. Ciresun’un c’si!..

    TEMEL NÖBETTE…
    Nöbetçi subayı, Temel ile Dursun’u nizamiye nöbetinde dalga geçer görünce çıldırdı.
    Dursun’un kulaklarında pamuk tıkaliydı ve elindeki kağıttan Temel’e bir şeyler okuyordu:
    “Nedir bu rezillik” diye bağırdı komutan..
    “Temel’e yavuklusundan mektup gelmiş. Okuması yok, ben okuyorum ona..”
    “Peki kulakların niye tıkah” diye hayretle sordu komutan.
    “Temel sevgilisinin ona yazdıklarım benim duymamı istemiyor da..”

    OTOBÜS…..
    Yolcu otobüsü Diyarbakır-Urfa arasındaki yolda bir virajı alamayıp devrilmiş.
    Birkaç dakika içinde jandarma olay yerine gelmiş.
    Manzara kötü… Otobüsün devrilmesi sırasında can veren üç beş kişi yerde serilmiş yatıyor.
    Geri kalanlar yaralı yerlerini tutarak inliyor.
    Karadenizli jandarma çavuşu ne yapacağını düşünürken, burkulan ayak bileğini tutarak,”aaah vaaah” eden bir köylü yanına yaklaşmış:
    – Oooffff agam çabuk bize bir çare bulisen…Oooofffffff.
    Derken çavuşun tepesi atmış:
    -Senin de canIn amma tatliymuş be adam, demiş, bak orda adam ölmüş hiç sesini çıkartmayu, sen ortalığı birbirine kataysun…

    TEMEL BALAYINDA…
    Temel, nişanlısı Fadime’yi gezdirmek için arabasına bindirir, vitese takarken elinin hafif Fadime’nin bacağına değmesiyle Temel utancından kıpkırmızı olmuş..
    Birkaç ay sonra evlenmişler, balayına çıkmışlar..
    Marmaris’te bir otele gelmişler,
    Temel el frenini çekerken, yine elinin Fadime’nin bacağına değmesiyle, yüzü kıpkırmızı kesilmiş..
    “Ne oluyorsun?..Evlendik artık..” demiş Fadime…
    “Daha ileri gidebilirsin..”
    “Tamam “ demiş Temel..
    Arabayı çalıştırmış ve Datça’ya doğru yola çıkmışlar…

    TEMEL BARDA..
    Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İran’lı, Holanda’li, bir de bizim Temel…
    Barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini övmeğe..
    İngiliz,
    “Arkadaşlar..” demiş “Bizim biramız çok meşhurdur..
    Harika biralar üretiriz içmeğe doyamazsınız..”
    Fransız hemen girmiş konuya..
    “Bizim kızlarımız meşhurdur..” demiş, “Öpmeye kıyamazsınız..”
    Alman, içini çekip,   
    “Hey gidi memleketim..” demiş,
     “Biz öyle arabalar üretiriz ki, binmeğe doyamazsınız..”
    Holandalı hemen atılmış,
    “Evlerimiz..” demiş,
    “Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur..”
    Bizim en meşhur şeyimiz övüncümüz KGB’dir..” demiş Rus,
    “Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır!..”
    Söz ona gelince İranlı..
    “Halılarımız..” demiş,
    “Yumuşacıktır ve çok meşhurdur..”
    Sonra hepsi birden, suskun oturan Temel’e dönmüşler..
    Temel, sakin sakin bakmış onlara ve gülerek başlamış söze..
    “Arkadaşlar bizim delikanlılarımız meşhurdur!..” demiş..
    “Öyle ki, alır Fransız’ın kızını, içer İngiliz’in birasını, atar Alman’ın arabasına, götürür Holanda’lının evine, yatırır İran halısının üzerine, çatır çatır öper, değil kocasının, KGB’nin bile ruhu duymaz..”

    ÇIPLAKLAR KAMPINDA…
    Temel: “Seni seviyorum!..”
    Kız: “Görüyorum!..”

    Yanıt Yazın