En Son Yorumlar
    Takvim
    Nisan 2011
    P S Ç P C C P
     123
    45678910
    11121314151617
    18192021222324
    252627282930  

    TÜRKÜM DOĞRUYUM!…

    TÜRK’ÜM DOĞRUYUM !…
     
    “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım”; “Varlığım Türk varlığına armağan olsun”;
    “Ne mutlu Türk’üm diyene”; “Türk öğün, çalış, güven”!…
    Benim çocukluk yıllarımda Türk eğitim sistemi, bunlara benzer sloganlar çerçevesinde bir hayat nizamı kurmaya çalışırdı.
    Bu yüzden sloganlar ve şiirler, hayatımızın vazgeçilmezleriydi.
    ilkokuldayken, nedense bizlere sadece hamasi manzumeler ezberletilirdi:
    “Türk’ün güneşleriyle dünya ufku ağardı,
    Türk olmasa tarihe yazılacak ne vardı?
    Gibi…
    Sürgümü demir gibi ellerimle kavradım,
    Şanlara zaferlere yürüdüm adım adım.
    Gibi…
    “Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan” derken şişinir, gerçek olup olmadığını sorgulamayı bile akıl edemezdik.
    Ama rahmetli babam, belli ki, sloganlarla şiirler arasında yaşamıyor, hayatın gerçekleriyle ilgileniyordu.
    Nihayet bir gün dayanamadı: “Nereyi örmüşsünüz?” diye soruverdi.
    “Örmedik mi?..” dedim hayretle.
    “Örmediniz. Sadece Ankara-Sivas arasına bir demir yolu yaptınız.
    Senin kitaplarının ‘Kızıl Sultan’ dediği Abdülhamid ise İstanbul’dan Medine’ye ve Bosna’ya demiryolu hattı döşedi, ona neden şiir okumuyorsun?”
    Şaşkın şaşkın baka kaldım. Sonra odama koşup haritaya baktım: Ankara-Sivas arası kısacıktı, oysa İstanbul Medine arası çok uzun bir yoldu.
    Sloganlarla gerçekler arasındaki farkı, o gün keşfettim. Ve o gün, birilerinin beni kandırmaya çalıştığını fark ettim.
    Bir gün de, “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım” diye dolanırken, babam, başını kitaptan kaldırdı, derin derin baktıktan sonra şöyle bir soru sordu:
    “Ben Laz’ım, tembel miyim yani, yalancı mıyım?”
    Sonra her insanın yanlışları ve doğruları olabileceğini, bir milletin ne tamamen yanlış, ne de tamamen doğru olamayacağını anlattı.
    Hele “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye coşkuyla bağırdığım gün, “Allah’ın armağanı olan varlığımız, ancak Allah’a armağan edilebilir” deyişini unutamıyorum.
    İyi ki o benim babamdı! Yoksa bizim kuşağın milyonlarca mensubu gibi yitip gidebilirdim.

    ALINTI: Yavuz Bahadıroğlu

    Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
    http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

    Yanıt Yazın