Takvim
Temmuz 2017
P S Ç P C C P
« Haz    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

‘HAYAT VE YAŞAM’ Kategorisi Arşivi

SAHTE GÜLÜŞLER ARDINDAN “DOST” SANILANLAR !…

1118821GERÇEK DOSTLAR SEVEN KALPLERDEDİR !…
Dost dediklerimiz vardır, “bittiğimizde” biten…
Arkadaşlar vardır umulmadık anda “omuz veren”..
Bir telefon görüşmesi, bir yorum, bir yazı ile “tanıdıklar” vardır dosttan ileri gönül tahtımıza yerleşen,
Ve “zavallılar” vardır kariyeri, parayı, şöhreti her şey zanneden…
Sahte gülüşlerin ardında ki yüzleri görmek için ya ekonomik olarak mağdur, ya hasta ya da işe ihtiyacınız olacak !
Bir kez sorar sonra kaybolurlar.
Dönüp yaşanmışlıklara bakarsınız, kurulan sofralarda ki kahkahalar gelir aklınıza, yatağınızı verdiğiniz günlerinizi anımsarsınız.

Yazının Devamını Oku »

ZENGİNLİK VE FAKİRLİK…

XENGİNLİK YARIŞIZENGİNLİK VE FAKİRLİK…

Çok güzel bir hikâye..
Kendisini fakir gören insanların, aslında ne kadar zengin olduklarını da gösteriyor okuyacaklarınız. 
Her şey hangi zaviyeden bakıldığına bağlı. 
Hepimiz başkalarının servetine göz koymaktansa, sahip olduğumuzun farkına varsak, belki daha aydınlık bir dünyada ve daha mutlu yaşayabiliriz.
Yazının Devamını Oku »

PARA ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER..

PARAPARA !..

“İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan korkulur” demiş üstat Necip Fazıl Kısakürek.

“Para her kapıyı açar” diyenlerin, para için çalmayacakları kapı yoktur” demiş bir diğeri

Ancak şu unutulmamalıdır ki, para her kapıyı açar ancak kilitleyemez.

Para ile insan ilişkisi aynen şöyledir: insan paranın sahtesini yapar, para da insanın. Para her şeyi yapar ama insanı yapamaz.

Para insanı değiştirmez, sadece maskesini düşürür..

Para her şey değildir. Ama önem sırasında oksijenin altında yer alır. Para her şey yapmaya teşvik eden bir melek ya da şeytandır.

Bir Türk Atasözü “Para mutluluk getirmez”  der. Gerçekten de, para sizi mutlu etmez, çünkü mutluluk da zengindir. Para ile satın alınan mutluluk daha fazla paraya venilir. Yazının Devamını Oku »

EVLENMEYİ DÜŞÜNENLER BU YAZIYI MUTLAKA OKUYUN…

EVLENMEYİ DÜŞÜNENLERE YOL GÖSTERECEK BİR YAZI…
İnsanların, uymak zorunda kaldığı bazı davranış biçimleri vardır. 
İster toplumsal miras deyin ister sorumluluk deyin; Evlenmek, aile olmak, çocuk sahibi olup, onları iyi yetiştirmek, onları hiçbir şeyden mahrum bırakmamak, topluma faydalı insanlar olarak yetiştirmek, gibi…..
Gençken, kendini yaşama öylesine kaptırıp gidiyorsun ki, ne zamanın ne de yaşamın nasıl hızla akıp gittiğinin anlayamıyorsun. 
Fakat, mutsuz bir evlilik yapmışsan, hayat çekilmez oluyor…
Ve bir an geliyor, balatalar patlıyor. İşte o zaman,”Peki ben ne olacağım?” diye soruyorsun….
Bu yüzden, kısa heyecanlara kapılıp, mantıktan yoksun, sadece duygularınla hareket edip, evlenmeye karar vermeden önce, doğacak sonuçları, mantık süzgecinden geçirmek ve öyle karar vermen lazım..
Evliliklerim boyunca karılarıma ve çocuklarıma karşı bütün sorumluluklarımı yerine getirmeme rağmen, ben mutlu olamadım. 

Yazının Devamını Oku »

DÜŞMANINI KENDİ SİLAHI İLE YEN!…

946987_624933277536653_824470650_nDÜŞMANINI KENDİ SİLAHI İLE YEN!…

Adamın biri Afrika´da safariye çıkarken, yanına minik köpeğini de almış.

Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş. Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyeceğini arıyor.

– Şimdi başım dertte, diye düşünmüş köpekcik . . .

Etrafına bakmış yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yere dönerek kemikleri kemirmeye başlamış, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çalışıyormuş.

Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmuş:

– Ne kadar lezzetli bir leoparmış. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mı?

Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca tırmanarak dalların arasına saklanmış:

Yazının Devamını Oku »

GÜNDEM ÇORBASI (8. ARALIK. 2013)

GÜNDEM ÇORBASI ..(8. ARALIK. 2013)
Senin dünyaya bakan penceren kirli ise, benim çiçeklerim sana çamur görünür..

 

GENÇLİK HAYALLERİ….
Gençken kışkırtılan UCU bucağı olamayan hayaller, 30’lu yaşlarda asla gerçekleşemeyecek projelerin çöplüğüne dönüşfu.
Herkesin dizleri yara bere içinde, çünkü hayallerinin peşinde koşanların çoğu yere kapaklanıyor.

 

NE DERSİNİZ?…
Okuduğum bir makalede yazarın, “Kendinize bir iyilik yapın, hayallerinizi yatak odanızda bırakın” başlıklı bir yazısı dikkatimi çekti.
O da çocuklarına “istersen, olur!” diyen ebebeyinlerden gına getirmiş. İstemenin sonu yok çünkü ama yapmak bambaşka bir şey!
Yazar şunu öneriyor: “Hayallerinizin değil, yetenek ve imkanlarınızın peşine düşün, başaracaksınız!”
Yazının Devamını Oku »

HALİ PÜR-MELAL’İMİZ…

HALİ PÜR-MELAL’İMİZ…
Osmanlıca; içerisinde bulunduğu acı durumun özeti.
(Bir şeyin can sıkıcı, dertli ve biraz da utanılması gereken durumunu ifade etmek, gözler önüne sermek için kullanılır)

“DOSTLUK” tatile çıktı…
“AŞK” sizlere ömür…
“SABIR” tükendi…
“ANLAYIŞ” sıfır…
“MUTLULUK” yok…
“AHLAK” bitik…
“AHLAKSIZLIK” moda!…
Yazının Devamını Oku »

HAYAT NE GARİP BU GÜNLERDE!…

Hayat ne garip bugünlerde; Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı !..
Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz..! 
Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı !..
Diplomamız bol ama sağduyumuz az..! 
Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı !..İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı..! 
Sorumsuzca para harcıyoruz ama az gülüyoruz..! 
Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz !..
Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz..! 
Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz !..
Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik..! 
Yazının Devamını Oku »

KADER UTANSIN!…

 KADER UTANSIN!…

Sizde duymuşsunuzdur, kimileri yapıp ettiklerinden ötürü kaderi suçluyorlar..

“Kötü kader”…”Kader mahkûmu”…”Kader utansın” gibi laflar ediyorlar…

Size bununla ilgili bir anımı anlatayım da dinle…

Zor zamanlardı. Musibetler  yoldaşımız olmuştu. Kaygılarla, korkularla doluydu yüreklerimiz. Ufukta ışık görünmüyordu. Bir çıkış yolu arıyor, bulamıyorduk.

Üst üste toplantılar yapıyor, ileri sürülen çözüm önerilerini tartışıyorduk.

Bir arkadaşımız, neredeyse her konuşmasını, “Kader utansın!” diyerek bitiriyordu.

Kendi kendime sorular sorarak bu sözün anlamını inceden inceye düşünmeye başladım.

Utanması istenen “kader” ne demekti? Bu söz kimi suçluyordu?

Tehlikeli bir sözdü bu, kuşkusuz. Her söyleyişinde içim titriyordu adeta.

Onun adına endişe ediyordum. İyi bir insandı, severdim kendisini.

Konuşmak için uygun bir fırsat bulunca, “Dostum!” dedim, “Demin bir söz söyledin. Bu sözü daha önce de defalarca söylemiştin. Senin adına üzüldüm.”

Şaşırdı.

“Ne dedim ki?”

“Kader utansın” dedin.

Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEMDEN SEÇMELER …(4. OCAK. 2013)

İNANÇLARA KÜFREDEREK DÜNYADA BİRŞEY OLDUĞUNU SANMAK!…

Bazılarının tek sermayeleri, insanların inançlarına hakaret ederek, küfrederek dünyada birşey olduklarını sanmak..

Çünkü zihinlerindeki arızayı ancak böyle tedavi edebiliyorlar!…

Siz hiç, büyük eserlarin altına imza atmış, mesela büyük müzisyenlerin, öncü bilim adamlarının, büyük şairlerin, ünlü mimarların, filozofların dinlere hakaret ettiğini gördünüz mü?…..

Çünkü, onların zihninde “ırkçılık” mikrobu yok…

Çünkü, onların zihni pislik çukurundan beslenmiyor..

Yazının Devamını Oku »

BEŞİKTAŞLI OLMAK!…

BEŞİKTAŞ’LI OLMAMIN SEBEPLERİİ!…

Ben çocukken mahallemizdeki abilerimiz “Delikanlı adam renkli takım tutmaz” derdi .. Belki de ondandır Beşiktaş’ı tutmamın nedeni….

Asaleti ve masumiyeti simgeleyen renklerdir SİYAH VE BEYAZ…

 

Bilinen bir hikayedir..

Çocuğun amcası gelir Fenerli olursan bisiklet alacağım der…

Çocuk saf saf Feneybahçe Feneybahçe der… Amcası bisiklet almaz…

Sonra çocuğun dayısı bırak Feneri cimbomlu ol sana futbol topu alacağım der…

Çocuk yeyeye yayaya Gassaray Gassaray cimbombom diyerek mahalleyi inletir ama dayı da sözünü tutmaz..

Çocuk biraz büyüdüğü zaman alayına isyan Beşiktaşlıyım der ve bir daha da Beşiktaşı bırakmaz…

Hatta çarşı bunun bestesini yapmıştır.

Amcam istedi Fenerli olayım, dayım istedi Cimbomlu olayım, alayına isyan Beşiktaş’lıyım, amcamın dayımın… diye devam eden bir bestesi var…

 

Yazının Devamını Oku »

ÖMRÜMÜZ!…

ÖMRÜMÜZ…

 Tüketmek için bunca acele ettiğiniz ömrümüz takvim yapraklarına onca hızla çevirdiğiniz akreplere yelkovanlara, içine gönüllü daldığınız o insafsız rutin çarkına şöyle bir uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz?

 “Ne kadarı benim hayatım” diye soruyor musunuz? Ne Kadarını başkaları yaşamış benim yerime….

Ya da ben başkalarının?..

 “Aynadakinin ne kadarı ben’im, ne kadarı oynadıklarım?

Sevgiyi koydum kum saatinin dolu dizgin akıp giden kumlarının her bir zerresine….

Çünkü bir tek sevgi var elimizde; yaradan sevgisi bunca yıldan damıtılıp gelen..

Yine bir tek o kalacak, yaşanacak yıllarından geriye…  

Yazının Devamını Oku »

BUGÜN HAYAT ÇOK GÜZEL!….

BUGÜN HAYAT ÇOK GÜZEL!….

Hayata hiç isyan etmeyin.

Öncelikle şunu kabul edin, hayat adil değil.

Hiçbirimiz, hiçbir canlı eşit yaratılmadı. Başımıza gelenler de eşit değil.

Önce hayatın adil olmadığını kabul etmelisiniz.

 “Guguk Kuşu” filminde Jack Nichoson akıl hastanesinde; çok ağır bir mermer  havuzu kaldırabileceğine dair diğer hastalarla iddiaya girer.

 Yüklenir ve  havuzu kaldırmaya çalışır, kaldıramaz.

Diğer hastalar onunla alay ederken bir şey söyler:

  Yazının Devamını Oku »

“KORKU” ÜZERİNE BİR DERLEME…

“KORKU” ÜZERİNE SHAKESPEARE’DEN BİR HİKAYE…


Korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır.

Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.

Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar.

Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar.

Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür.

Ve der ki,”Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardim edemem.”..

Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor :

İnsanların çoğu…

Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için..

Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

Yazının Devamını Oku »

HAYAT ÇÖPLERLE UĞRAŞMAYA DEĞMEZ…

ÇÖP KAMYONU KANUNU…

Kadın taksiye binmiş ve havaalanına gitmek istediğini söylemişti.

Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önlerine çıktı.

Taksi Şoförü önüne aniden çıkan siyah arabaya çarpmamak için sert şekilde frene bastı.

 Taksi kaydı, ama diğer arabaya çarpmaktan kıl payı farkla kurtuldu.

Siyah arabanın sürücüsü camdan başını çıkararak bağırıp çağırmaya hatta küfretmeye başladı.

Taksi şoförü ise gayet sakin bir şekilde ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı.

Kadın bütün bu olup bitenlerini şokunu yaşarken, taksi şoförünün tavrına daha da şaşırmıştı.

Yazının Devamını Oku »

“HAYAT” GÜZELLİKLERİ FARK ETME SANATIDIR…

GÜZELLİKLERİ KEŞFEDİN…

Hayat tümüyle “Güzellikleri fark etme sanatı”dır!

Bu insanı şükre götürür.

Zikre götürür… Duaya götürür…

Fark edip etmemek tamamıyla bizim elimizdedir…

“Ortam kötü ne yapalım” bahanesine sığınıp yan gelmek de mümkün, “kötü ortam” içindeki “iyiler”i bulmak için çabalamak da…

Mutsuzluk tablolarına bakıp mutsuz, umutsuzluk pompalayan gelişmelere kapılıp umutsuz olmak ve hem mutsuz, hem umutsuz olarak kenara çekilmek de mümkün, mutsuz ve umutsuz tablolardan mutlulukla umut çıkarmak için çalışmak da…

Yazının Devamını Oku »

YAŞAM VE HAYATA BAŞKA BİR AÇIDAN BAKMAK…

YAŞAM TAKVİMİ…
Bu yaşam takvimine ne dersiniz?
Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir.
Yaşamı, tersten yaşamaya ne dersiniz?
Nasıl mı?
Bir gün cami avlusunda uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içersinde, herkes karşınızda saf tutmuş; iyiliğinize dua ediyorlar.
Ve, bütün haklar ‘helal edilmiş’ vaziyette..
Tabuttan doğruluyorsunuz; yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda; büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
‘Doğar doğmaz’ devlet size maaş bağlıyor.
Ne güzel; hazır maaş ve ev..
Altmışlı yaşlara kadar her şey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Yazının Devamını Oku »

BİRAZ PAYLAŞIMCI OL YAHU !…

BİRAZ PAYLAŞIMCI OL YAHU !…
Aç mısın, sefil misin, fakir misin, miskin misin, yoksul musun, gelirin haysiyetli bir hayat sürmeye yetmiyor mu, doymuyor musun, iyi ısınmıyor musun, sıkıntılar içinde misin?
Çok kötükmser, çok karamsar, çok ümitsiz olma…
Bak iyi şeyler de var.
Onlara bak, onlar seni sevindirsin, açlığını doyurmasa da gönlünü doyursun, dıştan ısıtmasa da içten ısıntsın seni.

Yazının Devamını Oku »

“DÜN”…”BUGÜN”…”YARIN”…

SENELER BİRBİRİ ARDINA DEVRİLİP GİDİYOR…
Çok zaman önceydi.
O kadar zaman önceydi ki, zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar, güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Derken, zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına, “DÜN” dedi, diğer parçasına “BU GÜN”, öteki parçasına da “YARIN”.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telâşlandı; ama işin ilginç tarafı, tüm telâş ve pişmanlıkları, güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bugününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor; dün de, bugün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi.
Yazının Devamını Oku »

YENİ YILINIZ MÜBAREK OLSUN !…

YENİ YILINIZ MÜBAREK OLSUN !…
Şimdi ben size yılbaşında;
“Kafada konik şapka, ağızda öttürürken uzayan kaynana dili düdükle, ‘düürt zaart zuurt..’ sesleri çıkararak, sinek avlayan kurbağa misali eğlenmek şart mıdır?!..” desem…
“Neden tombala?.. Bütün bir yıl okey, tavla, pişti..vs, oynanır..
Lakin neden yılbaşı akşamı tombala oynamak şarttır?..” desem…
“Neden yeni yıla dansözle girilir?..
Ve bütün gece dansözün çıkacağı o an heyecanla beklenir?..
Yazının Devamını Oku »