Takvim
Ekim 2018
P S Ç P C C P
« Eyl    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

‘GENEL’ Kategorisi Arşivi

“3. HAVA LİMANININ ADI NE OLSUN ?”

YENİ GÜNDEMİMİZ …”3. HAVA LİMANININ ADI NE OLSUN ?”

Bir kısım “”Atatürk Havaalanı olsun”, diğer bir kısımda “Abdulhamit Han Havalimanı” olsun diyor..
Daha evvel 3.cü köprüye “Yavuz Sultan Selim” ismi verildiğinde de bazı kesim rahatsız olmuş, hükümeti “Atatürk düşmanı” ilan etmişti acımasızca..
Bir araştırma yaptım ve “ATATÜRK” isimi verilen yerleri belirledim..
Hemen hemen “Atatürk” ismi verilmeyen hiçbir yer, ve cisim kalmamış.
İşte “ATATÜRT” isimleri verilen yerler..
Atatürk Anıtı,
Atatürk Antolojisi,
Atatürk Barajı,
Atatürk Bulvarı,
Atatürk Büstü,
Atatürk Caddesi,
Atatürk Camisi,
Atatürk Çiçeği,

Yazının Devamını Oku »

40 YIL ÖNCE AK PARTİ YOKTU ..

40 yıl önce AK Parti yoktu.
Recep Tayyip ERDOĞAN yoktu.Sadece Futbol oynayan Recep vardı.
Ama 40 sene önce CHP vardı.
Kemalistler vardı.
MHP vardı.
Ülkücüler vardı.
Komünistler vardı.
PKK vardı.
Bugünkü HDP’liler vardı.
Sade 1994 Yılında 1300 ŞEHİTİMİZ vardı.
30’ar 30’ar şehit cenazelerimiz,
Emekli maaşı kuyrukları,
Hastane kuyrukları,
Yoksulluk,
Yolsuzluk,
Elektriksizlik vardı.
Bırakın ınternetı telefonu fesboku tv bıle yoktu.
Hastaneye düşmeden 1 sene önce randevu almanız gerekiyordu.
Ameliyat olacaksınız, bıçak parası vermeniz gerekiyordu.
Çocuğunuz mu oldu?
Doğum parası vermeden çocuğunuzu alamazdınız.
İlaç yok!
Şurup yok!
Merhem yok!
Allah’tan gün görmüş “Ebe Hatunlar” vardı da,
Ufacık mavi bir leğende güç bela doğardık anamızdan.
O mavi leğen aynı zamanda banyomuz olurdu bizim.
Yazının Devamını Oku »

ŞİMDİLERDE HERKES “FOTOĞRAFÇI !”…

TÜFEK İCAT OLDU MERTLİK BOZULDU MİSALİ,

DİJİTAL FOTOĞRAFÇILIK İCAT OLDU, FOTOĞRAF SANATI BİTTİ!…

ŞİMDİLERDE HERKES “FOTOĞRAFÇI”

 

Elli beş yıllık fotoğraf sanatçısıyım. Yıllarca yaptım bu mesleği..

ODTÜ si  Hidrolik ve Kıyı Liman Laboratuarının fotoğraf atölyelerini kurup binlerce fotoğraf çektim.

Benim fotoğrafa başladığım dönemlerde hep siyah beyaz fotoğraflar çekilirdi. Renkli fotoğrafla henüz tanışmamıştık henüz o yıllarda…

Renkli slayt filmlerini ülkemizde  yıkayacak fotoğraf stüdyosu yoktu. Yurt dışına gönderirdik çektiğimiz filmlerini

Siyah beyaz fotoğrafları suluboya ile boyayıp “renkli fotoğraf” diye  müşterilerine sunardı fotoğraf stüdyoları..

Piyasadan aldığımız filmleri  takardık fotoğraf makinelerimize…

Şimdi ki gibi dijital makineler, akıllı telefonlar yoktu henüz..

Öyle her  gördüğümüz kişi ve nesneye deklanşör basmazdık.. Yazının Devamını Oku »

İNCELTME İŞARETİ (ŞAPKA) !…

İNCELTME İŞARETİ (ŞAPKA) !…
Yeni nesil inceltme işaretini bilmiyor…
Oysa Türkçede ki inceltme işaretinin eksikliği kelime yapısını çok değişik manalarda anlamamıza sebep olur..
İnceltme işaretini koymazsanız cümleleriniz ve sözcükleriniz karmakarışık bir koyun sürüsüne benzer. Hiç birini diğerinden ayıramazsınız.
Yazılışları bir, anlamları ve söylenişleri ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine mutlaka inceltme işareti (şapka) konması lâzım dır…
İnceltme işaretini koymazsak;
 
-adem (yokluk), âdem (insan);
-adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık);

Yazının Devamını Oku »

MİLLETİM, UYAN!.. UYANMAZSAN, YOK OLACAKSIN!..

28 MİLLETİM, UYAN!.. UYANMAZSAN, YOK OLACAKSIN!..

Şubat’ta bu ülke nasıl soyuldu biliyor musunuz?!..
Önce, pavyonda konsomatrislik yapan bir bayanı bulup, tesettüre soktular…
Sonra, onu sarık, sakal, cübbesi ile, kaportası uygun bir sahtekarın koynuna soktular ve canlı yayında bastılar… Oyuncular, Fadime Şahin ve Müslüm Gündüz..
Fadime Şahin, her gün ekranlarda gözyaşı döküyordu…
Bir yandan da, gerçekte esrar satıcısı bir uyuşturucu müptelası olan Ali Kalkancı’ya sakal bıraktırılıyor, cübbe giydiriliyor, ekranlarda “Cinci Hoca” diye kafa sallarken gösteriliyor, sonra da bir kadını tuzağa düşürürken gazete ve televizyonlara yansıtılıyordu…
Bizler ekranlarda Fadime’nin gözyaşlarını, Ali Kalkancı’nın kafa sallamasını, Ankara’nın ortasında, toplu kafa sallayan sahtekarları izlerken, birileri 26 bankanın içini boşaltıyor, bir yanda Hazine soyuluyor, Hükümet devriliyor, bir yanda da faizler %70’e dayanıyor, birileri malı götürüyor ve enflasyon almış başını gidiyordu…

Yazının Devamını Oku »

MESSENGER’ DE “BU MAİLİ HERKESE GÖNDERİN” YALAN VE KANDIRMACALARI !..

“ZİNCİR”..

Mesenger ve Whats-App gibi mesajlaşma servislerinde telefon ile mesajlaşmada bazen hurafe ve şirk dolu şeyler bir anda yayılıveriyor.

İnsanlar bu kandırmaca  nın, Saadet Zincirinin bir versiyonu olduğunu;

Bu tip paylaşımların içeriğini bilmeden veya anlamadan arkadaşlarıyla paylaşım yaparak, e mail adreslerinin bilgisayar korsanlarının eline geçtiğini ve bilgisayarlarına her an virüs bulaşabileceğini bilmiyorlar?..

 

İşte bu kandırma zincirlerinin bazıları;

“Bayrak zinciri”…

“Fetih Suresi zinciri”..

“Salavat-ı Şerife zinciri”..

“Fatiha zinciri”…

 

Bazen de,“Bu mesajı göndermezsen belalara yakalanırsın” gibisinden tutun da “bu mesajı 10 kişiye gönderirsen duan kabul olur” gibi saçmalıklara varıncaya kadar hurafeler de olabiliyor. Yazının Devamını Oku »

İBRİK !..

İBRİK !..
“Bazı insanlara yetki verilir; bazıları da yetkiyi kendileri ararlar ve üstlenirler. “
“Ben bugün yetkiyi kendi arayıp bulanlardan söz edeceğim…
Ve size bana intikal eden bir hikâyeyi anlatacağım.”
“Adamın biri yabancı olduğu bir kasabada dolaşırken büyük abdesti gelir.
Fena halde sıkışmıştır. Oraya-buraya seyirtir. Tuvalet arar, bulamaz.
Sonra aklına gelir. Burası bir müslüman kentidir. Ve her caminin müştemilatında mutlaka bir umumi tuvalet olması gerekir. Gözlerini havaya çevirir ve bir minare görür. O yana doğru seyirtir ve tuvaleti bulur. Boş iki kabin; kapılarında birer su ibriği ve çubuğunu tüttüren; bir sandalyenin üstüne adeta tünemiş bir tuvaletçi görür.
Yazının Devamını Oku »

“KİMSE” ÜZERİNE SÖYLENMİŞ GÜZEL SÖZLER..

“KİMSE”…

Kimse göründüğü kadar iyi, anlatıldığı kadar kötü değildir…
Kimse bana kendini kanıtlama çabasına girmesin. Çünkü herşey ortada, yeni maskeler üretmenin bir lüzumu yok…(Robın Sharma)
Kimse beni, kendimden iyi tanımaz…(Diderot)
Kimse bile bile kötü değildir, her kötülük bilgi sanılan bir bilgisizlikten gelir…(Socrates)
Kimse bizi aldatamaz, biz ancak kendi kendimizi aldatırız…(Van Goethe)
Kimse bizi sevmezse, kendimizi sevmeyi bırakırız…(Madame de Stael)
Kimse boğulma ihtimalinden dolayı yemek yemeyi bırakmaz…(Kızılderili Atasözü)
Kimse elindekinin değerini bilmez sahip olduğu sürece; ama bir gün onu kaybettiğinde geç kalınmış tek bir söz “Keşke”…
Kimse ile kavga etmeden, dayak atmadan ve dayak yemeden yaşamak mümkündür…
Kimse karıncalardan iyi vaaz veremez. Karıncalar bir şey söylemezler de ondan…(Benjamin Franklin)
Kimse kendini sanmasın; Hint kumaşı. Bir gün birisi vurur makası…
Yazının Devamını Oku »

MAKSAT SAFIM BELLİ OLSUN !

HZ. İBRAHİM VE KARINCANIN HİKAYESİ !…

Nemrud İbrahim peygamber’in ateşte yakılması emrini verdikten sonra meydan yere odunlardan büyük bir yığın yapilmış.
Odunları tutuşturmuşlar sonra. Alevler o kadar yükşelmiş ki bulutların tutuşacağını sanmış çocuklar. Korkmus kaçmış bütün hayvanlar.
İbrahim peygamber’i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış askerler.
Atacaklarmış ki Nemrud’un bir kral olduğunu anlasın, görsün; bir daha ona karşı gelmesin İbrahim peygamber.
Yazının Devamını Oku »

SUÇLUSUN RECEP TAYYİP ERDOĞAN SUÇLU !…

00009399124a0038d78a0038d79bySUÇLUSUN RECEP TAYYİP ERDOĞAN SUÇLU !…
 
* IMF kapısında 500 milyon dolar krediyi alabilmek için el pençe divan duran bir iktidardan teslim alıp 27 milyar IMF borcunu ödeyip , IMF’ye 5 milyar dolar borç verelim dedin suçlusun…
 
* Deprem vergileriyle maaş ödenen bir dönemden memurların 1 yıllık maaşını peşin ödeyecek bir ekonomiye sahip olduk suçlusun…
 
* Enflasyonu tek haneye indirdin suçlusun…
 
* Türkiye’ye 200 bin derslik kazandırdın suçlusun
 
* Memurların Konut edindirme paralarını ve nemalarını ödedin suçlusun…
 
* Üniversite olmayan şehir ve Havaalanı bırakmadın suçlusun…
 
* Anası, bacısı başörtülü diye haddi bildirenleri ; askeri okullara , polis okullarına alınmayan Anadolu evlatlarına bu kapıları açtın suçlusun…
 
* Milletin iradesini başörtülü diye Meclisten kovanların al aşağı ettiği inançlı ve mütedeyyin insanlara başörtüsü ile Meclisin kapılarını açtın suçlusun…

Yazının Devamını Oku »

“YA” İLE BAŞLAYAN DERLEME SÖZLER…

YAZI YAZMA“YA……”

Ya açar nazım-ı celilin bakarız yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına; İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin; Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için…(Mehmet Akif Ersoy)
Ya av olacaksın, ya da avcı. Ama asla avcıya götüren köpek olmayacaksın…
Ya başlamamalı, ya da bitirmeli…(Ovidius Publius Naso)
Ya bilgin ol, ya öğren, ya da dinleyen veya bilgiyi öğrenen veya öğretenleri sevenlerden ol. Beşinci gruptan olma helak olursun…(Hz. Muhammet)
Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil…(Mümin Sekban)
Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız…(Anibal) Yazının Devamını Oku »

MASAL MASAL MATİDAS !

masal2BİR ÇİN DARBI-MESEL’İ…..

Bir adam okçu olmak istiyormuş…
Bir okçu ustasının yanına çırak olmuş.
Beş yıl geçirmiş orada.
Bir gün ustası demiş ki “Benden öğreneceğini öğrendin, benim bildiğim bu kadar, var git artık sen de usta bir okçusun.”
“Yok” demiş adam, “ben daha fazlasını öğrenmek isterim.”
“Öyleyse falan yerde bir usta var, onun yanına git.”
Adam beş yıl da o ustanın yanında kalmış.
Sonunda o da “Bütün bildiklerimi öğrettim sana” demiş.
Adam “Bu bana yetmez” demiş.
Oradan başka bir ustanın yanına gitmiş… Oradan başka bir ustanın yanına daha…
Sonunda ülkedeki bütün ustalar ona “sen oldun” demişler, “her şeyi öğrendin.”
“Yok” demiş adam, “bu yetmez bana.”
“Peki öyleyse” demişler, “bir dağın başında yalnız yaşayan bir usta var, herkesten çoğunu o bilir, onun yanına git.”
Yazının Devamını Oku »

AHMET NECDET SEZER !..CUHMURİYET TARİHİNİN EN PASİF CUMHURBAŞKANLARINDAN BİRİSİ !..

ahmet_necdet_sezer_dusuncelAHMET NECDET SEZER !..

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 7 yıl 3 ay 12 gün görevde kaldı. Görev süresi boyunca 72 yasa, 7 KHK, 14 Bakanlar Kurulu Kararı, 769 müşterek kararname ve atamalara ilişkin 30 Bakanlar Kurulu Kararı’nı iade etti.

Cumhuriyet tarihinin en pasif Cumhurbaşkanlarından birisi oldu.

Çankaya dışına nadiren adım attı. Basına hiç mülâkat vermedi, fotoğraf ve görüntülerinin çekilmesinden haz etmedi. Zorunlu olmadıkça açılış törenlerine de katılmayan Sezer, ender olarak katıldığı açılış törenlerinde kurdele kesmek için eline makas bile almadı.

2004 yılında Çankaya Köşkü’nde oğlu Levent Sezer’i evlendirdi.

“Miraç Gecesi”ne denk gelen oğlunun düğününde davetlilere “içki servisi” yaptırdı. AK Parti karşıtı yayın yapan Kanaltürk’ün 5 yıldızlı otel resepsiyonuna katılırken, şehit cenazelerine ve Çanakkale kutlamalarına katılmamayı tercih etti.  Yazının Devamını Oku »

POKEMON DELİLİĞİ !..

pokemon
NAMAZA GEL DESEN CAMİYE GELMEZLER AMA POKEMON AVINA CAMİYE GİDİYORLAR !..
Akılla, zekayla, mantıkla, bağlarımızı kopardık..Telefonlarımız akıllı oldu, bizler aptallaştık!..
Bu toplum yavaş yavaş ortak bir deliliğin içine akıyor.
Adeta delirdik. Bu “delirme” hali katman katman dağılıyor toplumun içine.
POKEMON ÇILGINI OLDUK !..
Türkiye’de son günlerde çok sayıda genç sadece Pokemon karakterlerini yakalamak için sokağa çıkıyor..
Artık cami bahçelerinden AVM’lere ve deniz kenarlarına kadar her yer Pokemon avlamak için elinde cep telefonlarıyla yürüyen gençlerle dolmaya başladı.
Akıllı telefonlarla oynanan bu oyun çıkmadan önce, dakikada 3 tweet atılırken, oyun çıktıktan sonra ise dakikada yaklaşık olarak bin 400 tweet paylaşılmış..
***

Yazının Devamını Oku »

GEREKSİZ İNSANLAR!

01testere_dGEREKSİZ İNSANLAR!

Gereksiz insanlar vardır, kimi zaman hayatımızda, ne haz verirler, ne zevk alırlar.

Merhabasından hayır gelmeyen merhabası bile zarar olan insanlardır. Çevreye bir tutam serpilmiş ama ayarı fazla kaçmıştır.

İstenmeyen tüy (bildiğin kıl) gibidirler, her yerde numunelik bulunur.

Kendisini her haltı bildiğini zanneden varlıklardır.

Aslında unların ne kendisine, ne çevresine, ne de ülkesine bir hayrı yoktur…

Kibirlenen, kendini bir şey sanan insan türüdür.

Yüzünüze bile bakmayan ama işi düştüğünde ananızdan babanızdan daha yakınmışçasına hareketler sergileyen insanlardır.

Çoğunlukla insanın karşısına iş hayatında çıkarlar. Gereksizlik adeta üzerlerinden akmakta olduğu için, selam, günaydın vb. muhabbetlere girmek bile gereksiz olur.

Dünyaya ya da ülke hiçbir faydası yoktur ve hiçbir şeyi de beğenmez. Klavyenin başında herşeyi eleştrir. Teknolojiyi , ekonomiyi, diğer insanları.. Yazının Devamını Oku »

“İÇKİ” ÜZERİNE DERLEMELER…

içki....“İÇKİ”…

Önce siz bir içki alırsınız.

Sonra içki bir içki alır.

Sonra da içki sizi alır.

 

“İÇKİ” ÜZERİNE SÖYLENMİŞ GÜZEL SÖZLER…

İçki bütün kötülüklerin anasıdır…(Hz. Muhammed)

Sarhoşluk kusur yaratmaz, kusurları açıya vurur…(Seneca)

İçkinin üstesinden gelirim sanırsan, içki senin hakkından gelir…(Amerikan sözü)

Keçi şarap içmiş, dağda kurt aramaya çıkmış…(Türk sözü)

İçki dolu her kadeh lanetliktir, içindeki de şeytan…(William Shakespeare)

Yazının Devamını Oku »

DUYGULARI GEÇERSİZ KILAN YAKLAŞIMLAR..

ERKEK VE KADINFARKLI BİR ŞEKİLDE HİSSETMENİZ İÇİN ZORLAMA….

Aşağıda verilen örneklerin hepsi kişinin duygularını ifade etmesine karşı geliştirilen “Geçersiz Kılma” çabalarıdır.

1-Gülümse

2-Mutlu ol

3-Neşelen

4-Unut artık

5-Büyü artık

6-Ağlama

7-Üzülme

8-Endişelenme

9-Şikayet etme

10-Gülme

11-Kızma Yazının Devamını Oku »

 “AKYAR BARAJINDA BİR BALIK AVI”

 _DSC0014“AKYAR BARAJINDA BİR BALIK AVI”

 

Senelerce denizlerde zıpkınla av yapmış, oltayla balık tutmuştum ancak tatlı su avcılığı hakkında pek malumatım ve tecrübem yoktu.

Bu nedenle dostum Macit Kurtuluş’un hafta sonu yapacakları balık avı davetini büyük bir heyecanla kabul ettim..

Gideceğimiz yer, Ankara’ya 101 km, Kızılcahamam ilçesine 23 km uzaklıkta bulunan Akyar Barajı’ydı.

 

Bir saatlik bir yolculuktan sonra baraj gölündeydik..Barajın suları bir hayli çekilmişti. Dik bir yamaçtan aşağıya yürüyerek inip kampımızı kurduk.

Suların çekilmesiyle, daha önce baraj suları altında kalıp sadece temelleri kalan evlerin temel taşları masamız oldu.

Odun ateşinde demlenen çayımızla yaptığımız kahvaltıdan sonra, dostlar oltalarını, ben ise fotoğraf makinemi alıp çevreye dağıldık..

İlk dikkatimi çeken şey, baraj sularının altında kalmayan evleri ile yamaçta bulunan köy oldu.. Yazının Devamını Oku »

SANAL ORTAM, ARKADAŞLIK VE CAN DOSTLAR…

5708936_largeSANAL ORTAM, ARKADAŞLIK VE CAN DOSTLAR… 

Arkadaşlarımız, dostlarımız: Kendimizi emanet ettiğimiz kişiler… 
Önce arkadaşlıktan başlayalım…
Rivayet ne kadar doğrudur bilinmez ama: eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış. 
Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş.
Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi arka-taş olarak söylenmeye başlamış. Ve bundan, arkadaş şeklinde dilimize yerleşmiş….
Bugün bile güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir “ARKADAŞ”..…
Günlük hayatımızda çok önemlidir…
Paylaşacağımız, konuşacağımız belki de tartışacağımız kişilerdir arkadaşlarımız…
Yakınlıkları ise derecelendirilir. Ve sonunda can-dostlar oluşur…
Hani hastanız olur, hastalanırsınız. Dara düşersiniz. Şaşırırsınız. Gecenin bin yarısında arar yada kapısını çalarsınız. İşte can-dostlardır bunlar…
Hani bazen, başınıza gelen bir olaydan dolayı “Tanrı tarafından imtihan oldum” deriz. Arkadaşlık ve dostluk konusunda da böyledir.
Gerçek dostlar darda ortaya çıkar. Zira diğerleri kaçmıştır…
Zamanın değişimine ayak uydururken; sanal ortamda da arkadaşlar ediniriz. Arkadaşlıklar kurarız…
Ve hepimizin bir çok arkadaşı olduğu gibi hiç tanımadığımız kişilerle de arkadaş oluveririz…
Bu sıradandır. Sıradanlıktır. Sıradan arkadaşlıktır…
Elbette ki bundan bahsederken kötü niyetli kişilerin, sapıkların, dolandırıcıların da bazen arkadaş kıvamında sizinle yakınlık kurabileceğini unutmayın…
Çarşıda karşılaştığımız kişilerin bir kısmına selam verip geçerken bir kısmıyla da tokalaşır ayaküstü sohbet ederiz…
Sanal ortam da böyledir. Arkadaşlarınızın bir kısmının paylaşımlarını okuyup geçerken diğer kısmıyla iki satır sohbet edip hal hatır sorarsınız…
Birinci grubu (yani selamlaşıp yada paylaşımlarını okuyup geçtiklerimizi) çıkarırsak diğer kısımda kalan (o sohbet ettiğimiz) arkadaşlıkların da bir kısmıyla zamanla da olsa bir ilerleme olmadığı gibi bir selam ve paylaşımları için iki satır yorumdan sonrasına gerek görmeyiz…
Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi…Zira ortak yanlar çok azdır…
Bir de ukalalıktan vazgeçmeyenleri de bu kategoriye alıveririz…
Dolayısıyla kalan kısım iyi arkadaşlarımız yada “dost” dediklerimizdir…
Elbette bu da zamanla farklılaşabilir. Yani dostlarımız da daha sonra kategorilere ayrılır.
Politik olsun, edebi olsun, iş konusunda olsun, okuldan olsun, sevgi olsun, inanç olsun vs.. bir noktada buluşmak yeterli…
İşte bunlara “dostum” demekten onur duyarız…
Sıradan dostluklarda ise bir gün umursamazlık başlar… Her ne kadar görüşüldüğünde özlem, sitem ve sevgi dolu sözcükler sarf edilmiş olsa da:
Zamanla arayıp sorulmaz ve birkaç cümle hatta hal hatır bile esirgenir…
Günlük hayatta görmezden gelindiğinizi, sanal ortamda ise MSN listesinden silindiğinizi görürsünüz… (Bu bence aynıdır.) Hatta, MSN listesinden silmek “seni arkadaşlıktan sildim” demektir.
Buradan silindiğinizi görmek “Başkasıyla konuşuyorum/görüşüyorum sana zaman ayıramam” – “Benim girdiğimi ve girdiğim saati görme” – “Şu an sana tahammül edemem” – “Sana güven sorunu yaşıyorum” Vs.. Demek değil midir?
Tıpkı arkadaşlarınız ve dostlarınız tarafından görünmezden gelmek gibi…
Bu kişileri de çıkardığımızda arkadaşlıktan can-dostluğa giden yolun listesinde sanırım geriye ya tek kalıyorsunuz yada bir kişi. Hadi olmadı can dostum dediğin 3 – 5 kişi… (Hani dişi ağrıdığında dişinizin ağrıdığı!)
Yazının Devamını Oku »

HER SEÇİM SONUCU YAYINLADIĞIM DEĞİŞMEZ YAZIM..

SEÇİM SANDIKLARIHER SEÇİMDE NAL TOPLAYACAKSINIZ…

 

Çok partili düzene geçtiğimiz 1950 yılından bu yana CHP hemen her seçimden yenik çıkmayı başarabilmiş, böylece de “yenilen pehlivan güreşe doymaz” sözünün ne kadar doğru olduğunu kanıtlamış bir siyasi partidir?
Dünyada da sürgit ana muhalefet olarak kalmayı becerebilmiş tek siyasi kuruluştur!

Ve her yitirdiği seçim sonrası artık ezberlediğimiz mazeretleri birbiri ardına sıralar durur:

İŞTE O MAZERETLERDEN BAZILARI…

“Hatay’ı Suriye’lilerle doldurdular, AKP’ye ve Tayyip’e oy versinler diye!..”

“Dağdaki çoban da oy kullanacak!…”

“Araştırma yaptım Tayyip ancak %35 alır!..” Yazının Devamını Oku »