Takvim
Temmuz 2017
P S Ç P C C P
« Haz    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

‘GENEL’ Kategorisi Arşivi

“KİMSE” ÜZERİNE SÖYLENMİŞ GÜZEL SÖZLER..

“KİMSE”…

Kimse göründüğü kadar iyi, anlatıldığı kadar kötü değildir…
Kimse bana kendini kanıtlama çabasına girmesin. Çünkü herşey ortada, yeni maskeler üretmenin bir lüzumu yok…(Robın Sharma)
Kimse beni, kendimden iyi tanımaz…(Diderot)
Kimse bile bile kötü değildir, her kötülük bilgi sanılan bir bilgisizlikten gelir…(Socrates)
Kimse bizi aldatamaz, biz ancak kendi kendimizi aldatırız…(Van Goethe)
Kimse bizi sevmezse, kendimizi sevmeyi bırakırız…(Madame de Stael)
Kimse boğulma ihtimalinden dolayı yemek yemeyi bırakmaz…(Kızılderili Atasözü)
Kimse elindekinin değerini bilmez sahip olduğu sürece; ama bir gün onu kaybettiğinde geç kalınmış tek bir söz “Keşke”…
Kimse ile kavga etmeden, dayak atmadan ve dayak yemeden yaşamak mümkündür…
Kimse karıncalardan iyi vaaz veremez. Karıncalar bir şey söylemezler de ondan…(Benjamin Franklin)
Kimse kendini sanmasın; Hint kumaşı. Bir gün birisi vurur makası…
Yazının Devamını Oku »

MAKSAT SAFIM BELLİ OLSUN !

HZ. İBRAHİM VE KARINCANIN HİKAYESİ !…

Nemrud İbrahim peygamber’in ateşte yakılması emrini verdikten sonra meydan yere odunlardan büyük bir yığın yapilmış.
Odunları tutuşturmuşlar sonra. Alevler o kadar yükşelmiş ki bulutların tutuşacağını sanmış çocuklar. Korkmus kaçmış bütün hayvanlar.
İbrahim peygamber’i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış askerler.
Atacaklarmış ki Nemrud’un bir kral olduğunu anlasın, görsün; bir daha ona karşı gelmesin İbrahim peygamber.
Yazının Devamını Oku »

SUÇLUSUN RECEP TAYYİP ERDOĞAN SUÇLU !…

00009399124a0038d78a0038d79bySUÇLUSUN RECEP TAYYİP ERDOĞAN SUÇLU !…
 
* IMF kapısında 500 milyon dolar krediyi alabilmek için el pençe divan duran bir iktidardan teslim alıp 27 milyar IMF borcunu ödeyip , IMF’ye 5 milyar dolar borç verelim dedin suçlusun…
 
* Deprem vergileriyle maaş ödenen bir dönemden memurların 1 yıllık maaşını peşin ödeyecek bir ekonomiye sahip olduk suçlusun…
 
* Enflasyonu tek haneye indirdin suçlusun…
 
* Türkiye’ye 200 bin derslik kazandırdın suçlusun
 
* Memurların Konut edindirme paralarını ve nemalarını ödedin suçlusun…
 
* Üniversite olmayan şehir ve Havaalanı bırakmadın suçlusun…
 
* Anası, bacısı başörtülü diye haddi bildirenleri ; askeri okullara , polis okullarına alınmayan Anadolu evlatlarına bu kapıları açtın suçlusun…
 
* Milletin iradesini başörtülü diye Meclisten kovanların al aşağı ettiği inançlı ve mütedeyyin insanlara başörtüsü ile Meclisin kapılarını açtın suçlusun…

Yazının Devamını Oku »

“YA” İLE BAŞLAYAN DERLEME SÖZLER…

YAZI YAZMA“YA……”

Ya açar nazım-ı celilin bakarız yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına; İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin; Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için…(Mehmet Akif Ersoy)
Ya av olacaksın, ya da avcı. Ama asla avcıya götüren köpek olmayacaksın…
Ya başlamamalı, ya da bitirmeli…(Ovidius Publius Naso)
Ya bilgin ol, ya öğren, ya da dinleyen veya bilgiyi öğrenen veya öğretenleri sevenlerden ol. Beşinci gruptan olma helak olursun…(Hz. Muhammet)
Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil…(Mümin Sekban)
Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız…(Anibal) Yazının Devamını Oku »

MASAL MASAL MATİDAS !

masal2BİR ÇİN DARBI-MESEL’İ…..

Bir adam okçu olmak istiyormuş…
Bir okçu ustasının yanına çırak olmuş.
Beş yıl geçirmiş orada.
Bir gün ustası demiş ki “Benden öğreneceğini öğrendin, benim bildiğim bu kadar, var git artık sen de usta bir okçusun.”
“Yok” demiş adam, “ben daha fazlasını öğrenmek isterim.”
“Öyleyse falan yerde bir usta var, onun yanına git.”
Adam beş yıl da o ustanın yanında kalmış.
Sonunda o da “Bütün bildiklerimi öğrettim sana” demiş.
Adam “Bu bana yetmez” demiş.
Oradan başka bir ustanın yanına gitmiş… Oradan başka bir ustanın yanına daha…
Sonunda ülkedeki bütün ustalar ona “sen oldun” demişler, “her şeyi öğrendin.”
“Yok” demiş adam, “bu yetmez bana.”
“Peki öyleyse” demişler, “bir dağın başında yalnız yaşayan bir usta var, herkesten çoğunu o bilir, onun yanına git.”
Yazının Devamını Oku »

AHMET NECDET SEZER !..CUHMURİYET TARİHİNİN EN PASİF CUMHURBAŞKANLARINDAN BİRİSİ !..

ahmet_necdet_sezer_dusuncelAHMET NECDET SEZER !..

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 7 yıl 3 ay 12 gün görevde kaldı. Görev süresi boyunca 72 yasa, 7 KHK, 14 Bakanlar Kurulu Kararı, 769 müşterek kararname ve atamalara ilişkin 30 Bakanlar Kurulu Kararı’nı iade etti.

Cumhuriyet tarihinin en pasif Cumhurbaşkanlarından birisi oldu.

Çankaya dışına nadiren adım attı. Basına hiç mülâkat vermedi, fotoğraf ve görüntülerinin çekilmesinden haz etmedi. Zorunlu olmadıkça açılış törenlerine de katılmayan Sezer, ender olarak katıldığı açılış törenlerinde kurdele kesmek için eline makas bile almadı.

2004 yılında Çankaya Köşkü’nde oğlu Levent Sezer’i evlendirdi.

“Miraç Gecesi”ne denk gelen oğlunun düğününde davetlilere “içki servisi” yaptırdı. AK Parti karşıtı yayın yapan Kanaltürk’ün 5 yıldızlı otel resepsiyonuna katılırken, şehit cenazelerine ve Çanakkale kutlamalarına katılmamayı tercih etti.  Yazının Devamını Oku »

POKEMON DELİLİĞİ !..

pokemon
NAMAZA GEL DESEN CAMİYE GELMEZLER AMA POKEMON AVINA CAMİYE GİDİYORLAR !..
Akılla, zekayla, mantıkla, bağlarımızı kopardık..Telefonlarımız akıllı oldu, bizler aptallaştık!..
Bu toplum yavaş yavaş ortak bir deliliğin içine akıyor.
Adeta delirdik. Bu “delirme” hali katman katman dağılıyor toplumun içine.
POKEMON ÇILGINI OLDUK !..
Türkiye’de son günlerde çok sayıda genç sadece Pokemon karakterlerini yakalamak için sokağa çıkıyor..
Artık cami bahçelerinden AVM’lere ve deniz kenarlarına kadar her yer Pokemon avlamak için elinde cep telefonlarıyla yürüyen gençlerle dolmaya başladı.
Akıllı telefonlarla oynanan bu oyun çıkmadan önce, dakikada 3 tweet atılırken, oyun çıktıktan sonra ise dakikada yaklaşık olarak bin 400 tweet paylaşılmış..
***

Yazının Devamını Oku »

GEREKSİZ İNSANLAR!

01testere_dGEREKSİZ İNSANLAR!

Gereksiz insanlar vardır, kimi zaman hayatımızda, ne haz verirler, ne zevk alırlar.

Merhabasından hayır gelmeyen merhabası bile zarar olan insanlardır. Çevreye bir tutam serpilmiş ama ayarı fazla kaçmıştır.

İstenmeyen tüy (bildiğin kıl) gibidirler, her yerde numunelik bulunur.

Kendisini her haltı bildiğini zanneden varlıklardır.

Aslında unların ne kendisine, ne çevresine, ne de ülkesine bir hayrı yoktur…

Kibirlenen, kendini bir şey sanan insan türüdür.

Yüzünüze bile bakmayan ama işi düştüğünde ananızdan babanızdan daha yakınmışçasına hareketler sergileyen insanlardır.

Çoğunlukla insanın karşısına iş hayatında çıkarlar. Gereksizlik adeta üzerlerinden akmakta olduğu için, selam, günaydın vb. muhabbetlere girmek bile gereksiz olur.

Dünyaya ya da ülke hiçbir faydası yoktur ve hiçbir şeyi de beğenmez. Klavyenin başında herşeyi eleştrir. Teknolojiyi , ekonomiyi, diğer insanları.. Yazının Devamını Oku »

“İÇKİ” ÜZERİNE DERLEMELER…

içki....“İÇKİ”…

Önce siz bir içki alırsınız.

Sonra içki bir içki alır.

Sonra da içki sizi alır.

 

“İÇKİ” ÜZERİNE SÖYLENMİŞ GÜZEL SÖZLER…

İçki bütün kötülüklerin anasıdır…(Hz. Muhammed)

Sarhoşluk kusur yaratmaz, kusurları açıya vurur…(Seneca)

İçkinin üstesinden gelirim sanırsan, içki senin hakkından gelir…(Amerikan sözü)

Keçi şarap içmiş, dağda kurt aramaya çıkmış…(Türk sözü)

İçki dolu her kadeh lanetliktir, içindeki de şeytan…(William Shakespeare)

Yazının Devamını Oku »

DUYGULARI GEÇERSİZ KILAN YAKLAŞIMLAR..

ERKEK VE KADINFARKLI BİR ŞEKİLDE HİSSETMENİZ İÇİN ZORLAMA….

Aşağıda verilen örneklerin hepsi kişinin duygularını ifade etmesine karşı geliştirilen “Geçersiz Kılma” çabalarıdır.

1-Gülümse

2-Mutlu ol

3-Neşelen

4-Unut artık

5-Büyü artık

6-Ağlama

7-Üzülme

8-Endişelenme

9-Şikayet etme

10-Gülme

11-Kızma Yazının Devamını Oku »

 “AKYAR BARAJINDA BİR BALIK AVI”

 _DSC0014“AKYAR BARAJINDA BİR BALIK AVI”

 

Senelerce denizlerde zıpkınla av yapmış, oltayla balık tutmuştum ancak tatlı su avcılığı hakkında pek malumatım ve tecrübem yoktu.

Bu nedenle dostum Macit Kurtuluş’un hafta sonu yapacakları balık avı davetini büyük bir heyecanla kabul ettim..

Gideceğimiz yer, Ankara’ya 101 km, Kızılcahamam ilçesine 23 km uzaklıkta bulunan Akyar Barajı’ydı.

 

Bir saatlik bir yolculuktan sonra baraj gölündeydik..Barajın suları bir hayli çekilmişti. Dik bir yamaçtan aşağıya yürüyerek inip kampımızı kurduk.

Suların çekilmesiyle, daha önce baraj suları altında kalıp sadece temelleri kalan evlerin temel taşları masamız oldu.

Odun ateşinde demlenen çayımızla yaptığımız kahvaltıdan sonra, dostlar oltalarını, ben ise fotoğraf makinemi alıp çevreye dağıldık..

İlk dikkatimi çeken şey, baraj sularının altında kalmayan evleri ile yamaçta bulunan köy oldu.. Yazının Devamını Oku »

SANAL ORTAM, ARKADAŞLIK VE CAN DOSTLAR…

5708936_largeSANAL ORTAM, ARKADAŞLIK VE CAN DOSTLAR… 

Arkadaşlarımız, dostlarımız: Kendimizi emanet ettiğimiz kişiler… 
Önce arkadaşlıktan başlayalım…
Rivayet ne kadar doğrudur bilinmez ama: eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış. 
Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş.
Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi arka-taş olarak söylenmeye başlamış. Ve bundan, arkadaş şeklinde dilimize yerleşmiş….
Bugün bile güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir “ARKADAŞ”..…
Günlük hayatımızda çok önemlidir…
Paylaşacağımız, konuşacağımız belki de tartışacağımız kişilerdir arkadaşlarımız…
Yakınlıkları ise derecelendirilir. Ve sonunda can-dostlar oluşur…
Hani hastanız olur, hastalanırsınız. Dara düşersiniz. Şaşırırsınız. Gecenin bin yarısında arar yada kapısını çalarsınız. İşte can-dostlardır bunlar…
Hani bazen, başınıza gelen bir olaydan dolayı “Tanrı tarafından imtihan oldum” deriz. Arkadaşlık ve dostluk konusunda da böyledir.
Gerçek dostlar darda ortaya çıkar. Zira diğerleri kaçmıştır…
Zamanın değişimine ayak uydururken; sanal ortamda da arkadaşlar ediniriz. Arkadaşlıklar kurarız…
Ve hepimizin bir çok arkadaşı olduğu gibi hiç tanımadığımız kişilerle de arkadaş oluveririz…
Bu sıradandır. Sıradanlıktır. Sıradan arkadaşlıktır…
Elbette ki bundan bahsederken kötü niyetli kişilerin, sapıkların, dolandırıcıların da bazen arkadaş kıvamında sizinle yakınlık kurabileceğini unutmayın…
Çarşıda karşılaştığımız kişilerin bir kısmına selam verip geçerken bir kısmıyla da tokalaşır ayaküstü sohbet ederiz…
Sanal ortam da böyledir. Arkadaşlarınızın bir kısmının paylaşımlarını okuyup geçerken diğer kısmıyla iki satır sohbet edip hal hatır sorarsınız…
Birinci grubu (yani selamlaşıp yada paylaşımlarını okuyup geçtiklerimizi) çıkarırsak diğer kısımda kalan (o sohbet ettiğimiz) arkadaşlıkların da bir kısmıyla zamanla da olsa bir ilerleme olmadığı gibi bir selam ve paylaşımları için iki satır yorumdan sonrasına gerek görmeyiz…
Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi…Zira ortak yanlar çok azdır…
Bir de ukalalıktan vazgeçmeyenleri de bu kategoriye alıveririz…
Dolayısıyla kalan kısım iyi arkadaşlarımız yada “dost” dediklerimizdir…
Elbette bu da zamanla farklılaşabilir. Yani dostlarımız da daha sonra kategorilere ayrılır.
Politik olsun, edebi olsun, iş konusunda olsun, okuldan olsun, sevgi olsun, inanç olsun vs.. bir noktada buluşmak yeterli…
İşte bunlara “dostum” demekten onur duyarız…
Sıradan dostluklarda ise bir gün umursamazlık başlar… Her ne kadar görüşüldüğünde özlem, sitem ve sevgi dolu sözcükler sarf edilmiş olsa da:
Zamanla arayıp sorulmaz ve birkaç cümle hatta hal hatır bile esirgenir…
Günlük hayatta görmezden gelindiğinizi, sanal ortamda ise MSN listesinden silindiğinizi görürsünüz… (Bu bence aynıdır.) Hatta, MSN listesinden silmek “seni arkadaşlıktan sildim” demektir.
Buradan silindiğinizi görmek “Başkasıyla konuşuyorum/görüşüyorum sana zaman ayıramam” – “Benim girdiğimi ve girdiğim saati görme” – “Şu an sana tahammül edemem” – “Sana güven sorunu yaşıyorum” Vs.. Demek değil midir?
Tıpkı arkadaşlarınız ve dostlarınız tarafından görünmezden gelmek gibi…
Bu kişileri de çıkardığımızda arkadaşlıktan can-dostluğa giden yolun listesinde sanırım geriye ya tek kalıyorsunuz yada bir kişi. Hadi olmadı can dostum dediğin 3 – 5 kişi… (Hani dişi ağrıdığında dişinizin ağrıdığı!)
Yazının Devamını Oku »

HER SEÇİM SONUCU YAYINLADIĞIM DEĞİŞMEZ YAZIM..

SEÇİM SANDIKLARIHER SEÇİMDE NAL TOPLAYACAKSINIZ…

 

Çok partili düzene geçtiğimiz 1950 yılından bu yana CHP hemen her seçimden yenik çıkmayı başarabilmiş, böylece de “yenilen pehlivan güreşe doymaz” sözünün ne kadar doğru olduğunu kanıtlamış bir siyasi partidir?
Dünyada da sürgit ana muhalefet olarak kalmayı becerebilmiş tek siyasi kuruluştur!

Ve her yitirdiği seçim sonrası artık ezberlediğimiz mazeretleri birbiri ardına sıralar durur:

İŞTE O MAZERETLERDEN BAZILARI…

“Hatay’ı Suriye’lilerle doldurdular, AKP’ye ve Tayyip’e oy versinler diye!..”

“Dağdaki çoban da oy kullanacak!…”

“Araştırma yaptım Tayyip ancak %35 alır!..” Yazının Devamını Oku »

RUZNAMEM DEN SEÇMELER…

imagesCAGGBL8M

NE KADAR APTALMIŞIM Kİ…!..

Her sakallıyı dedem sanmışım…
Yıllarca kendime çekerek açmaya çalıştığım kapı, meğer iterek açılıyormuş…
Allah’a sığınmak gibi mükemmel bir duygu var iken, sana sığınmaya çalışmışım…
Zamanında sevmemem gereken insanları sevip gözyaşı dökmüşüm…
Sevdigin kadar sevilirsin sözüne çok inanmışım…
Onun da beni sevdiğini sanmışım…
Bazı hayvanları insan sanmışım…
Herkesi kendim gibi sandım…,
Yine aynı hatayı yaptım. Birdaha asla ‘gerçekten’ inanmam güvenmem derken İnan dedi İNANDIM güven dedi GÜVENDİM…
Her karşıma çıkanı insan sanmışım…

FARZET Kİ!..
Farz et ki yazdıklarımı anlayabildin.
Ya anlayamadıkların?
Ya yazıp da sildiklerim?
Ya yazamadıklarım? …

BİZİM ZAMANIMIZ DA SİYAH ÖNLÜK VARDI!…
İlkokulda önlüklerimiz siyahtı.
Yazının Devamını Oku »

TÜRKİYE’NİN GERİ VİTESİ BİR PARTİ “CHP”…

Bp2KRFLCMAAo-G1CHP’DEN TARİHE DÜŞÜLEN NOTLAR…
Cumhuriyet Halk Partisi kuruluşunun 89. yılında gazetelere tam sayfa ilanlar vermiş.

Başlık şu: “Tarihe not düşüyoruz.” Oturmuş, masa başında bir sürü güzel şeyi alt alta sıralamışlar.
İyi de eğer böyle kağıt üstünde yazıp millete sunulan iyi vaatlerle iktidar olunsa şu anda 54 siyasi parti iktidara gelirdi.
Mevcut siyasi hayatımızın vazgeçilmez unsuru olan 54 partimiz var ve her biri de üç aşağı beş yukarı oturup iyi bir şeyler çiziktirebilirler masa başında.
Kendileri yazamıyorsa bir reklam ajansına da bu işi sipariş edebilirler. Peki şansları ne olur? Tabii ki sıfır.
Siyasette en büyük handikap iktidara gelebilmektir. Yani milletten onay alamıyorsanız çabalarınız beyhudedir.
Bütün bu partilerden daha da şanssız olanı ise CHP.
Neden mi? Anadolu halkının çok güzel bir benzetmesi ile konuşalım, bu partinin geçmişi çakıldaklı.
Yazının Devamını Oku »

“LATİFE HANIMIN BİLİNMEYENLERİ KEŞKE BİLİNMESEYDİ”

fft16_mf548610“ATATÜRK’Ü KULLANMAK”….

Bazıları, öğrencilik yıllarında kendilerine Tarih diye anlatılan  masalları gerçek sanıp, şimdi doğruları söyleyenlere düşman gözü ile bakıyorlar.

Kendi fikirlerini doğru kabul edip, karşı görüşte ki insanların fikirlerini çürütme adına, verebilecekleri hiç bir bilgi birikimi olmayanlar genelde Atatürk kültünü kullanıyorlar…

Ancak bilmiyorlar ki böyle yapmakla en çok Atatürk’e zarar veriyorlar..

 

Dini değerlere hakaret et, ardından bir Atatürk fotoğrafı ve onun bir sözünü paylaş!..

Osmanlıya ve ecdadımıza ağıza alınmayacak en galiz küfürleri et, yanına bir Atatürk fotoğrafı ve onun bir sözünü paylaş!…

Tayyip Erdoğan’a küfret saldır, yanına bir Atatürk fotoğrafı ve onun bir sözünü paylaş!..

Ama güneş balçıkla sıvanmıyor, gerçekler yalanlarla gizlenemiyor..

 

Bu sabah kütüphanemi karıştırırken, yıllar önce okuduğum bir makale geçti elime..

Başlıkta “Latife Hanım’ın bilinmeyenleri keşke bilinmeseydi!” başlığını taşıyordu..

Pegasus Yayınları’ndan çıkan ‘Latife Hanım’ın Kâğıtları’ isimli derleme çalışma,

o günlerde çok konuşulmuştu..

Yazının Devamını Oku »

VAHDETTİN HAN…

vahdettin han

VAHDETTİN HAN…

* Otuzaltıncı ve Son Osmanlı Padişahı

* Yüzbirinci İslam Halifesi

* Saltanat Süresi: 1918-1922

* Babası:Sultan Abdülmecid Han
* Annesi: Gülistu Kadın Efendi

* Doğumu: 2 Şubat 1861

* Vefatı: 16 Mayıs 1926

Sultan Abdülmecid Han’ın en küçük oğludur. Küçük yaşta anne ve babasını kaybettiğinden, ağabeyi II. Abdülhamid’in himayesinde yetişti. Çok zeki olup fıkıh bilgisinde pek ileriydi. 4 Temmuz 1918’de ağabeyi Sultan Reşad’ın vefat ettiği gün padişah ve halife oldu. Saltanata geçtiğinde I. Dünya Savaşı’nın korkunç neticeleri alınmak üzereydi. Nitekim 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imza edilerek, Birinci Dünya Harbi mağlubiyetimizle bitti. Vahideddin Han bu mütarekeye imza koyan delegeleri kabul etmedi.

Yazının Devamını Oku »

HANELER!…

HANELER 2

 

 

HANELER…..

TÜRKÇE’nin zenginlikleri arasında “bileşik kelimeleri  teşkil eden “hane”li sözler…

Her ne kadar, bütün kuvvetimizle Farsça bir kelime olan bu “hane” sözünü, dilimizden ve lügat kitaplarından atmak istesek,

yine de bir çoğu dilimizde bırakılmış duruyor ve her şeye rağmen duruyor.

Ben bu “hane”li kelimelerin, aklıma gelenlerini sıralayacağım…

Bunların bir kısmı, yaşayan dilde dipdiri duruyor.

Bir kısmı tarihi terim olarak, bir kısmı semt veya şehir adı olarak, hala yaşıyor.

Bilmem hepsini toparlayabilecek miyim? Önce, IV. Murat’ın şeyhülislamı meşhur şair Yahya Efendi’nin:

“Mescid de ria-pişler etsun ko riyayı; Meyhaneye gel kim, ne riya var, ne mürayi” beytinden,

Dil Kurumu mensuplarının diline kadar yerleşmiş, “meyhane”den başlayalım ve devam edelim:

Yazının Devamını Oku »

“SİZ KAÇ PUAN VERİYORSUNUZ ?”

“SİZ KAÇ PUAN VERİYORSUNUZ ?”

Bir dostumun, Avusturyalı Oryantalist Ressamlardan Ludwig Deutsch’tin (1855 – 1935), “MEKTUBU OKUMA” adlı tablosunu Facebook da paylaştığı gün, resmin muhteşemliği beni etkilemiş ve kendisine “Bu eserleri gördükten sonra ben kendime “ressam” diyemiyorum” demiştim.

Kendisi de bana “Abi bu adam ödüllü bir sanatçıymış…ne yapacaksın, sende kendi çapında karala bişeyler” diye cevap vermişti…

Biz dostumla mesajlaşırken, bir başka arkadaşımız, “bizler sana ödül verelim eşitliği sağlayalım…Ancak eserini bir görelim” diyerek tartışmaya dahil oldu..

Bunun üzerine bende yağlıboya çalışmalarımdan birkaç örnek verdim..

Ancak dostum, “Portre çalışmalarınızı görelim sayın Hocam” deyince de, koleksiyonumdaki tek portre çalışmam olan bu yağlıboya resmimi facebooka koydum..

Yazının Devamını Oku »

BAZAN TUTTUĞUN İPİ BIRAKMAN GEREKİYOR!…

BAZAN TUTTUĞUN İPİ BIRAKMAN GEREKİYOR!…
Rivayete göre, belediyeye ait şantiyelerin birinde bir kaza meydana gelmiş…

Kazada lâkabı “Lâz”, adı Osman olan, Karadenizli bir duvarcı ustası, feci şekilde yaralanmış…

Tam anlamıyla ölümden dönmüş…

Yarı ölü vaziyette hastaneye kaldırmışlar…

Yaralarını sarmışlar, sarmalamışlar, ellerinden geleni yapmışlar…

Lâz Osman biraz iyileşir iyileşmez, kalem-kâğıt istemiş. Başına bu kazanın nasıl geldiğini kendi mantığı ve şaşmaz dürüstlüğüyle ayrıntılı olarak yazmış…

Buyurun: Duvarcı ustası Lâz Osman’ın âmirlerine mektubu…

Muhterem büyüklerim…

İş kazası tutanağı tutanlara, “plânlama hatası” olduğunu söylemiştim. Artık bunu yeterli görmüyor, olayı tüm ayrıntısıyla siz büyüklerime anlatmak istiyorum…

Feci şekilde yaralanmama sebep olan kaza, aynen aşağıdaki gibi cereyan etmiştir…

Yazının Devamını Oku »