Takvim
Eylül 2017
P S Ç P C C P
« Haz    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

‘EDEBİYAT’ Kategorisi Arşivi

700 YILLIK ALTIN ÖĞÜT…

OSMAN GAZİ VE ŞEYH EDİBALİŞEYH EDEBALİ’NİN, OSMANLI DEVLETİNİN KURUCUSU ve
DAMADI OSMAN GAZİ’YE VASİYETİ….

Ey oğul, artık Bey’sin!
Bundan sonra öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana.
Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize, hoşgörmek sana.
Anlaşmazlıklar bize, adalet sana.
Haksızlık bize, bağışlamak sana…

Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma; insanı yaşat ki devlet yaşasın. Yazının Devamını Oku »

ZENGİNLİK VE FAKİRLİK…

XENGİNLİK YARIŞIZENGİNLİK VE FAKİRLİK…

Çok güzel bir hikâye..
Kendisini fakir gören insanların, aslında ne kadar zengin olduklarını da gösteriyor okuyacaklarınız. 
Her şey hangi zaviyeden bakıldığına bağlı. 
Hepimiz başkalarının servetine göz koymaktansa, sahip olduğumuzun farkına varsak, belki daha aydınlık bir dünyada ve daha mutlu yaşayabiliriz.
Yazının Devamını Oku »

DUYGULARI GEÇERSİZ KILAN YAKLAŞIMLAR..

ERKEK VE KADINFARKLI BİR ŞEKİLDE HİSSETMENİZ İÇİN ZORLAMA….

Aşağıda verilen örneklerin hepsi kişinin duygularını ifade etmesine karşı geliştirilen “Geçersiz Kılma” çabalarıdır.

1-Gülümse

2-Mutlu ol

3-Neşelen

4-Unut artık

5-Büyü artık

6-Ağlama

7-Üzülme

8-Endişelenme

9-Şikayet etme

10-Gülme

11-Kızma Yazının Devamını Oku »

“ASLINDA”….

YAZI YAZMA“ASLINDA”….
Aslında bazen, hayatına girenleri düşünmeyi bir kenara bırakıp, kimlerin çıkması gerektiğini düşünmek gerek..
Aslında düşünmeye bile gerek yok. Ben kendimi biliyorsam, kendini bilmezlerin hakkımda söylediklerinin ne önemi olabilir..
Aslında bir insana yeni hiçbir şey öğretemezsiniz. Siz ona yalnız kendi içinde bir şeyler keşfetmesine yardımcı olabilirsiniz…
Aslında bütün kadınlar tatlı sözleri sever; ama iltifatların yalan mı gerçek mi olduğunu anlayacak kadar da zekiler…
Aslında büyük sevgi, sevilen şey hakkında bilgi sahibi olunmasıdır…
Aslında en zoru, kayıp oyunu kazanmaktır…
Aslında hayat, ondan bıkılamayacak kadar renklidir: Ama insan ille de siyah-beyaz görme eğilimindedir…
Aslında hayatın en güzel anı; her şeyden vazgeçtiğinde, seni hayata bağlayan birinin olduğunu düşündüğün andır…
Aslında herkes sevdiği insana bakarmış gibi hayata baksa; Belki de hayat, bu kadar acı vermekten vazgeçerdi insanlara… Yazının Devamını Oku »

DOĞU GEZİSİNDE YAŞADIĞIM BİR OLAY!…

10481582_10152265244172842_1590089797750368565_n (1)BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM.. 

Gruplarla yapılan gezilerde keyif almanız için bazı seçeneklerin bir arada olması lazımdır.

Bu seçeneklerden bir tanesi bile olmazsa o gezi sizin için tam bir kabus olur..

Bu seçenekleri şöyle sıralamak doğru olacaktır..

1- İyi ve konforlu bir araç

2- Bilgili ve tecrübeli bir rehber

3- Uyumlu yolcular..

Şayet bunlarda birisi aksarsa o gezi size tam bir kabus yaşatacaktır..

Yazının Devamını Oku »

ESKİDEN VERESİYE DEFTERLERİ VARDI..

VERESİYE DEFTERLERİ..

Koca bir yılın,

Koca bir mahallenin,

Küçücük bir bakkal dükkanında,

defteri olurdu.. “VERESİYE”..

 

Eskilerin bu veresiye defterlerinin yerini  şimdi kredi kartı hesap ekstreleri aldı. Aradaki fark, bir zamanlar yazdırırdık, şimdi okutulan olduk…

 

Küçükken rahmetli babam beni bakkala sıkça yanında götürürdü.

Yazının Devamını Oku »

CENAZE KONVOYUNUN ARKASINDAN GİDERKEN!…

SİZİNLE DE DALGA GEÇEN BULUNUR İNŞALLAH!…
Dün, rahmetli halamın kızının cenaze arabasına konan naaşının arkasından mezarlığa giderken, geçmiş senelerin bir muhasebesini yaptım…
Hatıralarım canlandı birden bire..
Yıllar önce, 91 yaşında ölen, ihtiyar anneannemin ellerindeki buruşmuş derileri tutar sıkardım..
Suyu çekilmiş deriler birbirlerine yapışır o vaziyette dururdu bir müddet..
Çok komiğimize gider, ablamla dakikalarca gülerdik..
Bizim kendimizden geçercesine gülmemize karşın, anneannem tatlı bir tebessümle bizi izlerdi…
Bir gün yine aynı oyunu! oynadık kendisiyle…
Ama hiç gülümsemedi bu sefer. Yüzünde acı bir tebessüm vardı.
Ağzından şü sözler döküldü.
“Aaah oğlum ah…İnşallah sizler de ihtiyarlarsınız da, sizinle de dalga geçenler olur!…
Anlamamıştım bu cümledeki derin manayı o sıralar..
Yazının Devamını Oku »

KİBRİT ÇÖPÜ !…

KİBRİT ÇÖPÜNÜN HİKAYESİ…

Ben kibrit çöplerini insanların yaşantılarına benzetirim.
Kibrit kutusu insanın yaşadığı toplumu ifade eder bir bakıma.
Bazı kibrit çöpleri vardır, bir amaç için yanarlar, kimi bir sigara yakar, kimi bir ocak…
Kimi boş yere yanıp tükenir hiçbir işe yaramadan.
Kimi ise bir ormanı, bir evi, büyük bir alanı yakar, kül eder kendisiyle birlikte.
Kibrit kutusunu açıp baktığınızda hepsi aynı gibi görünse de birbirinden farklı kibrit çöpleri vardır.

*Bazıları yanamayacak kadar incedir. Yakarken kırılır zannedersiniz ama bilir misiniz? En iyi onlar yanar.

*Bazıları da epeyce kalın… Zannedersiniz ki yanınca yeri göğü yakacak ama yakınca bir bakarsınız foss diye bir ses çıkarır, kendisini bile yakamaz.
Sadece ucundaki kimyasal madde alev bile almadan kararır gider.

Yazının Devamını Oku »

KARTAL OLARAK DOĞUP, TAVUK GİBİ ÖLMEK !…

KARTAL OLARAK DOĞUP, TAVUK GİBİ ÖLMEK !…
27.01.2011
Haluk Cangökçe


Bilinen bir hikayedir; KARTAL OLARAK DOĞUP, TAVUK GİBİ ÖLMEK…

Ancak bu hikayeden çıkarılması gereken çok büyük dersler vardır.

Duymamış olanlar için, hikayeyi bir daha hatırlatalım…


Bir zamanlar, büyük bir dağda kartallar yuva yaparlarmış.

Bir kartal’da 4 tane yumurtası ile bu dağda yaşıyormuş.

Bir gün bir deprem olmuş ve yumurtalardan bir tanesi dağdan yuvarlana yuvarlana, vadide yer alan bir çiftliğe kadar düşmüş.

Bu çiftlik bir tavuk çiftliğiymiş.

Çiftlikteki tavuklar, bu değişik ve normalden büyük yumurtayı sahiplenmeye karar vermişler.

Yaşlı bir tavuk bu yumurtayı ve içinden çıkacak yavruyu, koruması altına almış.

Yazının Devamını Oku »

BİR MUMUN HAYAT HİKAYESİ!…

BİR MUMUN HAYAT HİKAYESİ!…

 Önce bir teneke de idim adım parafindi…

Sonra uzunca bir süre bir depoda diğer parafinler ile beklemede kaldım,

Sonra bir hareketlilik oldu ,

 Teneke bir arabaya yerleştirildi , yanımda benim gibi onlarca teneke vardı,

 İşyerine geldim burada tenekemin kapağı açıldı ,

 Etraf ne kadar güzel ,

Mis gibi kokuyor her yer ,

Rengarenk şeyler dolu her yer, çok güzeller,

Birisi tenekeden bir parça mı aldı,

Korkmadım değil, İçime renkli toz kattılar, biraz koku ve uzunca bir sicim yerleştirip beni bir kaba yerleştirdiler…

  Yazının Devamını Oku »

AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA…

 27 Ekim 2011 Perşembe

AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA…

ÇİN VERSİYONU…..

Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.

Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın yazı geçirir.

Ve kış gelir…

Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken, ağustos böceği açlık ve soğuktan iki gün sonra ölür.

FRANSA VERSİYONU…

Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder. Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, Vur patlasın çal oynasın yazı geçirir..

Ve kış gelir…

Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde sıcacık kışı geçirmeye hazırlanırken kapı çalar.

Yazının Devamını Oku »

BİR GÜN DE, KİTAP OKUDUM DESELER DİŞİMİ KIRACAĞIM !…

BİR GÜN DE, KİTAP OKUDUM DESELER DİŞİMİ KIRACAĞIM !…

Benim öteden beri “bilmek” ve “anlamak” konusunda derin endişelerim var…

“Bilgi” bahsinde o kadar gerilerdeyiz ki, bazılarımızın hayatı, hayatın farkına varamadan bitiriyor!

Kendimizi eğitip hayatı algılar hale gelelim dediğim zaman ise, vakitsizlikten, parasızlıktan şikâyetler başlıyor.

İş tümüyle “duyumlar”a kalıyor…

“Duydum”dan, “işittim”den, “söyledi”den geçilmiyor!

“Duyumlar” hemen her alan için geçerli…

Dini bilgimiz “duyumlar”dan ibaret!..

Tarih bilgimiz “duyumlar”dan ibaret!..

Yazının Devamını Oku »

BÜYÜKLERE MASALLAR…

DENİZ KIZLARI…(Oscar Wilde’ın hikayesi)….

Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. Dönüşünde sorarlarmış:

“Ne gördün?”

“Dünya güzeli deniz kızları gördüm, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı”, dermiş hep.

Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli deniz kızları görmüş, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış.

Döndüğünde yine sormuşlar:

“Ne gördün?”

“Hiç” demiş… “Hiç bir şey”…

Evet…”Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı bir şey yokmuş”…

Oscar Wilde’in yukarıdaki harika öyküsünü ilk okuduğumda ortaokuldaydım ve ne demek istediğini anlamamıştım.

Yazının Devamını Oku »

ŞİİRSEL GÜZEL SÖZLER…

ŞİİRSEL GÜZEL SÖZLER…

İnancı kıt insanın dini, imanı olmaz,

Sallanan uçaklarda dinsiz imansız kalmaz!..

Başı darda kalmayan Allah adını anmaz,

Siperlerde Allahsız askerlere rastlanmaz!…

 ———————————————–

Hidrojen yanıcıdır, oksijense yakıcı,

Birleşir su olurlar, şırıl şırıl akıcı…

———————————————–

Her eserin ardında bir büyük usta vardır,

Bestekârı belirsiz besteyi düşün hele.

Bir toplu iğne bile ustasız yapılmazken,

Kâinatı yaratan ustayı düşün hele….

Yazının Devamını Oku »

“KİN DORUĞA VARMADAN 1” BALLI PARMAK…

Sevgili arkadaşım M. Yener Yurtsever’in geçenlerde “KİN DORUĞA VARMADAN 1” BALLI PARMAK adlı bir kitabı çıktı…

Bu bir şiir kitabı değil. Dostum bu kitabına (Şiirimsiler) demiş..

Kitabın Önsözü ruh dünyasının kısa bir özeti adeta…

 Önsözüne de “KISACA” diye başlıyor…

 ————–

KISACA;

Keyifli bir yaşam geçiremedim.

Özellikle çalışma hayatı hiç hoşuma gitmedi.

Kendi bakışıma. mizacıma, tarzıma uymadı çalıştığım yerler ve insanlar…

Yazının Devamını Oku »

KOCA YUSUF’UN HAZİN SONU…

KOCA YUSUF…Ülkemizde, güreş denildimi akla: “Koca Yusuf” gelir.
Güçlü ve kuvvetli insanları tanımlamak için de, Koca Yusuf’un adı kullanılır.
Türk insanının şuuraltına kadar işleyen bu insan; 1857 yılında, Şunnu’da dünyaya gelir.
İyi ustaların elinde, küçük yaşta pehlivan olur. Ülkede; yenemediği pehlivan kalmaz. Devrin modasına uyarak; Avrupa ve Amerika turnesine çıkar.
Önce; Fransa ve İngiltere. Buralarda yaptığı güreşlerde; Fransızların ve İngilizlerin, ihtirasla karşısına çıkardıkları tüm rakiplerini ezerek yener.
Sonra; Amerika’ya geçilir. Burada da; yeni dünyanın, insan azmanı rakiplerini; birer ve bazende ikişer ikişer yener. Sırtı yere gelmez.
Günümüzde; güreş sporunu yapan ve sırtı yerden kalkmayan sporcularımız, umarım güreş sporunun bu şanlı geçmişindeki kahramanı tanıyorlardır.
Yazının Devamını Oku »

“ÖFKE” ÜZERİNE DERLEMELER…

ÖFKE NEDİR ?…
Öfke, doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen, son derece doğal, evrensel ve insani bir duygusal tepkidir.

Öfke Nedir ve Ne İşe Yarar?

· Öfke, son derece normal ve yaşamın sürdürülmesi için gerekli bir duygudur.
· Öfke duygusal bir tepkidir.
· Öfke uyarıcı bir işarettir.
· Öfke kişiyi tehditlere karşı uyarır ve kendisini korumasına olanak sağlar.
· Öfke, yeni öğrenmeler için motivasyon kaynağıdır.
· Öfke sınırlandırılabildiği sürece sağlıklıdır ve işe yarar.
Yazının Devamını Oku »

BİZİM ZAMANIMIZDA…

MASALLARIMIZ ÇALINDI ÖNCE…
Maviye çıkardı çocukluğumuz.
Ne yana dönsek umut, kime tutunsak vefa…
Çaldılar ceplerimizden çocukluk ruhumuzu.
Öksüz kaldı saksıda çiçek, bedende ruh, şiirde kelime…
Attila İlhan’ın “o eski heyecan ölür” dediği dizeye sarılıyorum sımsıkı.
Ölmemeliydi heyecan. Profesyonelleşmemeliydi insan.
Amatör kalmalıydı sevgi.
Düzene alışmaktı çünkü profesyonellik, eyvallah çekmekti her şeye.
Oysa amatörlük sıkı işçilik demekti.
Yazının Devamını Oku »

EFLATUN’A SURMUŞLAR…

EFLATUNA SORMUŞLAR…

“Dünya nasıl düzelir?

” Cevap: “Filozoflar (başkanlar, cumhurbaşkanları, başbakanlar) kral ya da krallar filozof olunca…”

Tekrar sormuşlar:

“İnsanların sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir?”

Eflatun tek tek sıralamış:

1. “Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ama büyüyünce çocukluklarını özler, geri dönmek isterler…

2. “Para kazanmak için durup dinlenmeden çalışır, bu uğurda sağlıklarını yitirirler. Sonra, yitirdikleri sağlıklarına tekrar kavuşmak için, eskiden sağlıklarını kaybetme pahasına kazandıkları tüm paralarını doktora, ilâca, kaplıcalara, yatırırlar…

3. “Yarınlarından öyle derin endişeler duyarlar ki, bugünü yaşamayı unuturlar. Dolayısıyla hem bugünü, hem de yarını kaçırırlar…

Yazının Devamını Oku »

“RUZNAMEM”DEN SEÇMELER…(5)

”İNSAN İNANDIĞI ŞEYLER UĞRUNA MUHTEŞEM HATALAR YAPABİLİR” …
Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz.
Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında…
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.
Gözyaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak…
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır.
Sınırsız ve nihayetsiz;”Ölmek var, dönmek yok”tur.
Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını…
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya…
Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz:
“Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa…”
Başkalarını örnek göstermeye, “Bak onlar nasıl yaşıyor” demeye başlarsınız.
Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız.
Yazının Devamını Oku »