En Son Yorumlar
    Takvim
    Nisan 2014
    P S Ç P C C P
    « Şub   Haz »
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    282930  

    HANELER!…

    HANELER 2

     

     

    HANELER…..

    TÜRKÇE’nin zenginlikleri arasında “bileşik kelimeleri  teşkil eden “hane”li sözler…

    Her ne kadar, bütün kuvvetimizle Farsça bir kelime olan bu “hane” sözünü, dilimizden ve lügat kitaplarından atmak istesek,

    yine de bir çoğu dilimizde bırakılmış duruyor ve her şeye rağmen duruyor.

    Ben bu “hane”li kelimelerin, aklıma gelenlerini sıralayacağım…

    Bunların bir kısmı, yaşayan dilde dipdiri duruyor.

    Bir kısmı tarihi terim olarak, bir kısmı semt veya şehir adı olarak, hala yaşıyor.

    Bilmem hepsini toparlayabilecek miyim? Önce, IV. Murat’ın şeyhülislamı meşhur şair Yahya Efendi’nin:

    “Mescid de ria-pişler etsun ko riyayı; Meyhaneye gel kim, ne riya var, ne mürayi” beytinden,

    Dil Kurumu mensuplarının diline kadar yerleşmiş, “meyhane”den başlayalım ve devam edelim:

    Abdesthane (ayakyolu),

    Ameliyathane (malum),

    Aslanhane (saltanat devrinde beslenen aslanların konulduğu yer),

    Aşhane (fukaraya yemek pişirilen yer),

    Bahane,

    Bahane,

    Balıkhane (balık saklamaya mahsus depo),

    Baruthane (eskiden barut yapılan yer),

    Baruthane (İstanbul’da bir semt],

    Basmahane (İzmir’de meşhur semti),

    Batakhane (adam soyulan kumar yerleri),

    Bekârhane,

    Bendehane (tevazu ifadesiyle evim manasına),

    Berhane (büyük ve meskûn ev),

    Boyahane (arabaların boyandığı yer),

    Bozahane (boza içilen yeri),

    Buzhane (soğuk hava deposu),

    Cambazhane (sirkin eski ismi),

    Çamaşırhane,

    Çayhane (çay’ içilen dükkan),

    Çiftehane (küçük kuşların yetiştirildiği büyük kafes),

    Çilehane (eski dervişlerin çile doldurmak için girdikleri hücreler),

    Çilehane (Küçük Çamlıca doğu yamacında bir mahallin adı),

    Çuhahane (İzmit’te bir kumaş fabrikasıydı, İstanbul’un işgali sırasında İngilizler yaktılar),

    Darphane (para basılan yer),

    Defterhane (tapunun eski adı),

    Demirhane (demir işlenen yeri),

    Dershane (bazı imtihanlara talebeyi hazırlayan hususi ders yerleri),

    Dershane (ders okutulan yer, sınıf),

    Dikimhane (askeri dikim evi),

    Divanhane (büyük konaklardaki geniş salonlar, divan kurulan yer),

    Divanhane (eski Bahriye Bakanlığı, Kasımpaşa’da9,

    Doğumhane,

    Dökümhane (madenden çeşitli aletler dökümü yapılan yer),

    Eczahane (malum),

    Fakirhane (tevazu ifadesiyle evim manasına),

    Ferhane (İstanbul’da bir semt – kumaş fabrikası),

    Feshane (fes yapım evi),

    Fetvahane (eski devirde fetva emininin oturduğu bina),

    Fotoğrafhane (fotoğraf çekilen hususi yer),

    Gasilhane (ölü yıkanan yer),

    Gazhane (Kadıköy taraflarında bir semt adı),

    Gusülhane (eski evlerdeki banyo yeri), 

    Gülhane (meşhur bir askeri hastanenin adı),

    Gülhane (Topkapı Sarayı bahçesinde, Marmara’ya bakan kısma verilen isim, 1830’da Tanzimat Fermanı burada okunmuştur),

    Gümüşhane (Anadolu’da şehir),

    Haddehane (maden tel çekilen yer),

    Hahamhane (haham başının yeri),

    Hane [alaturka musikide peşrevlerin bölümleri, birincihane, ikincihane gibi),

    Hapishane (cezaevi),

    Hastahane,

    Hayalhane (hayal kurma yeri, eski tabirle muhayyile),

    Islahhane (yaramaz çocukların konulduğu bir nevi hapishane),

    İbadethane (her nevi ibadet yeri),

    İmalathane (küçük fabrika), gazhane (havagazı deposu),

    İmarethane (vakıf ve hayrat, bedava yemek verilen yeri),

    Kademhane (tuvalet)

    Kağıthane (İstanbul’da semt),

    Kahvehane (kahve içilen dükkân),

    Kalhane [bakır dökülen izabe fırınları),

    Karantinahane (bulaşıcı hastalıklarda, bir yerden gelenlerin bekletildikleri yer),

    Karhane (eskiden mahallelerde süt işlenen süthaneler),

    Kayıkhane (kayıkların, kızağa çekildiği yer),

    Kerhane (genelev),

    Kıraathane,

    Kıyafethane (elbise müzesi, yeniçeri kıyafetleri),

    Kimyahane (tahlil laboratuarı),

    Klişehane (klişelerin yapıldığı yer),

    Konsoloshane (konsolosların kaldığı yer),

    Kumarhane (malum),

    Kuşhane (küçük yemek tenceresi),

    Kütüphane (kitap dolabı),

    Kütüphane (kitapların bulunduğu umumi kitap okuma yeri, Beyazıt Kütüphanesi, Üniversite Kütüphanesi gibi),

    Mapushane (halk dilinde cezaevi),

    Marangozhane (malum işyeri, ağaç işleme atölyesi),

    Mehterhane (eski ordu bandosu),

    Mehterhane (eskiden Sultanahmet’te yapılan meşhur hapishane),

    Memişhane (tuvalete verilen bir ad)

    Mevlevihane (Mevlevi dergâhı),

    Meyhane,

    Misafirhane (askeri sevkiyatında muvakkat yerler),

    Misafirhane (büyük fabrika ve müesseselerde misafirlerin kaldığı yer),

    Miskinhane (tembellerin toplandığı yer),

    Muayenehane (doktorların hususi klinikleri),

    Mumhane (eskiden mum dökülen yer),

    Mumhane (İstanbul’da bir iskele),

    Muvakkithane (cami saatlerini ayar eden kişinin olduğu yer),

    Mücellithane (büyük basım evlerinde cilt yapılan yer),

    Mürettiphane (yazı dizilen malum yer),

    Nekahethane (iyi olmuş hastaların dinlenme yeri),

    Pastahane,

    Patrikhane (daha ziyade Ortodoks patriğinin yeri),

    Postahane,

    Rasathane (malum),

    Resimhane,

    Sahilhane (yalı evi).

    Salhane (hayvan kesilen yer),

    Saraçhane (İstanbul’da semt),

    Sebilhane (umumi bedava. su içme yeri),

    Sefarethane (sefirlerin kaldığı yer),

    Semahane (tekkelerde zikir ve sema’ edilen yer),

    Silahhane (İstanbul’da eski bir askeri binanın ve bir caddenin adı),

    Silahtarhane,

    Simkeşhane (Beyazıt’tan Laleli’ye giderken enkazı görülen gümüş tel çekilen imalathane),

    Süthane (süt işlenen, peynir yapılan yerler),

    Şahane,

    Şaraphane (şarap yapılan yer),

    Şifahane,

    Şişhane (İstanbul’da semt),

    Tabakhane (deri işlenen yer),

    Tabhane (kitap matbaası),

    Talimhane (İstanbul’da bir semt),

    Tamirhane (daha ziyade otomobil tamir edilen atölye),

    Tebhirhane (bulaşıcı hasta eşyasının buğuyla temizlendiği yer),

    Telgrafhane,

    Terzihane (birkaç işçi ile çalışan terzi evi),

    Tesviyehane (demir düzeltilen yer),

    Teşrihhane (eski tabir, otopsi yapılan yer),

    Ticarethane (her nevi ticaret yeri).

    Tophane  (İstanbul’da bir semt),

    Tophane (İstanbul’da bir semt),

    Umumhane (genelev),

    Yağhane (zeytin. yağı çıkarılan yer),

    Yazıhane (büro, işyeri),

    Yazıhane (yazı masası),

    Yemekhane (yatılı okul ve pansiyonlarda yemek yenilen yer),

    Yetimhane (öksüzler evi),

    Ziyafethane,

     

    HALUK CANGÖKÇE..

     

     

     

     

     

     

     

    Yanıt Yazın