Takvim
Eylül 2017
P S Ç P C C P
« Haz    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

‘Hikayeler’ Kategorisi Arşivi

ZENGİNLİK VE FAKİRLİK…

XENGİNLİK YARIŞIZENGİNLİK VE FAKİRLİK…

Çok güzel bir hikâye..
Kendisini fakir gören insanların, aslında ne kadar zengin olduklarını da gösteriyor okuyacaklarınız. 
Her şey hangi zaviyeden bakıldığına bağlı. 
Hepimiz başkalarının servetine göz koymaktansa, sahip olduğumuzun farkına varsak, belki daha aydınlık bir dünyada ve daha mutlu yaşayabiliriz.
Yazının Devamını Oku »

DOĞU GEZİSİNDE YAŞADIĞIM BİR OLAY!…

10481582_10152265244172842_1590089797750368565_n (1)BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM.. 

Gruplarla yapılan gezilerde keyif almanız için bazı seçeneklerin bir arada olması lazımdır.

Bu seçeneklerden bir tanesi bile olmazsa o gezi sizin için tam bir kabus olur..

Bu seçenekleri şöyle sıralamak doğru olacaktır..

1- İyi ve konforlu bir araç

2- Bilgili ve tecrübeli bir rehber

3- Uyumlu yolcular..

Şayet bunlarda birisi aksarsa o gezi size tam bir kabus yaşatacaktır..

Yazının Devamını Oku »

ESKİDEN VERESİYE DEFTERLERİ VARDI..

VERESİYE DEFTERLERİ..

Koca bir yılın,

Koca bir mahallenin,

Küçücük bir bakkal dükkanında,

defteri olurdu.. “VERESİYE”..

 

Eskilerin bu veresiye defterlerinin yerini  şimdi kredi kartı hesap ekstreleri aldı. Aradaki fark, bir zamanlar yazdırırdık, şimdi okutulan olduk…

 

Küçükken rahmetli babam beni bakkala sıkça yanında götürürdü.

Yazının Devamını Oku »

CENAZE KONVOYUNUN ARKASINDAN GİDERKEN!…

SİZİNLE DE DALGA GEÇEN BULUNUR İNŞALLAH!…
Dün, rahmetli halamın kızının cenaze arabasına konan naaşının arkasından mezarlığa giderken, geçmiş senelerin bir muhasebesini yaptım…
Hatıralarım canlandı birden bire..
Yıllar önce, 91 yaşında ölen, ihtiyar anneannemin ellerindeki buruşmuş derileri tutar sıkardım..
Suyu çekilmiş deriler birbirlerine yapışır o vaziyette dururdu bir müddet..
Çok komiğimize gider, ablamla dakikalarca gülerdik..
Bizim kendimizden geçercesine gülmemize karşın, anneannem tatlı bir tebessümle bizi izlerdi…
Bir gün yine aynı oyunu! oynadık kendisiyle…
Ama hiç gülümsemedi bu sefer. Yüzünde acı bir tebessüm vardı.
Ağzından şü sözler döküldü.
“Aaah oğlum ah…İnşallah sizler de ihtiyarlarsınız da, sizinle de dalga geçenler olur!…
Anlamamıştım bu cümledeki derin manayı o sıralar..
Yazının Devamını Oku »

KARTAL OLARAK DOĞUP, TAVUK GİBİ ÖLMEK !…

KARTAL OLARAK DOĞUP, TAVUK GİBİ ÖLMEK !…
27.01.2011
Haluk Cangökçe


Bilinen bir hikayedir; KARTAL OLARAK DOĞUP, TAVUK GİBİ ÖLMEK…

Ancak bu hikayeden çıkarılması gereken çok büyük dersler vardır.

Duymamış olanlar için, hikayeyi bir daha hatırlatalım…


Bir zamanlar, büyük bir dağda kartallar yuva yaparlarmış.

Bir kartal’da 4 tane yumurtası ile bu dağda yaşıyormuş.

Bir gün bir deprem olmuş ve yumurtalardan bir tanesi dağdan yuvarlana yuvarlana, vadide yer alan bir çiftliğe kadar düşmüş.

Bu çiftlik bir tavuk çiftliğiymiş.

Çiftlikteki tavuklar, bu değişik ve normalden büyük yumurtayı sahiplenmeye karar vermişler.

Yaşlı bir tavuk bu yumurtayı ve içinden çıkacak yavruyu, koruması altına almış.

Yazının Devamını Oku »

BİR MUMUN HAYAT HİKAYESİ!…

BİR MUMUN HAYAT HİKAYESİ!…

 Önce bir teneke de idim adım parafindi…

Sonra uzunca bir süre bir depoda diğer parafinler ile beklemede kaldım,

Sonra bir hareketlilik oldu ,

 Teneke bir arabaya yerleştirildi , yanımda benim gibi onlarca teneke vardı,

 İşyerine geldim burada tenekemin kapağı açıldı ,

 Etraf ne kadar güzel ,

Mis gibi kokuyor her yer ,

Rengarenk şeyler dolu her yer, çok güzeller,

Birisi tenekeden bir parça mı aldı,

Korkmadım değil, İçime renkli toz kattılar, biraz koku ve uzunca bir sicim yerleştirip beni bir kaba yerleştirdiler…

  Yazının Devamını Oku »

AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA…

 27 Ekim 2011 Perşembe

AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA…

ÇİN VERSİYONU…..

Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.

Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın yazı geçirir.

Ve kış gelir…

Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken, ağustos böceği açlık ve soğuktan iki gün sonra ölür.

FRANSA VERSİYONU…

Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder. Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, Vur patlasın çal oynasın yazı geçirir..

Ve kış gelir…

Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde sıcacık kışı geçirmeye hazırlanırken kapı çalar.

Yazının Devamını Oku »

BÜYÜKLERE MASALLAR…

DENİZ KIZLARI…(Oscar Wilde’ın hikayesi)….

Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. Dönüşünde sorarlarmış:

“Ne gördün?”

“Dünya güzeli deniz kızları gördüm, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı”, dermiş hep.

Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli deniz kızları görmüş, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış.

Döndüğünde yine sormuşlar:

“Ne gördün?”

“Hiç” demiş… “Hiç bir şey”…

Evet…”Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı bir şey yokmuş”…

Oscar Wilde’in yukarıdaki harika öyküsünü ilk okuduğumda ortaokuldaydım ve ne demek istediğini anlamamıştım.

Yazının Devamını Oku »

KOCA YUSUF’UN HAZİN SONU…

KOCA YUSUF…Ülkemizde, güreş denildimi akla: “Koca Yusuf” gelir.
Güçlü ve kuvvetli insanları tanımlamak için de, Koca Yusuf’un adı kullanılır.
Türk insanının şuuraltına kadar işleyen bu insan; 1857 yılında, Şunnu’da dünyaya gelir.
İyi ustaların elinde, küçük yaşta pehlivan olur. Ülkede; yenemediği pehlivan kalmaz. Devrin modasına uyarak; Avrupa ve Amerika turnesine çıkar.
Önce; Fransa ve İngiltere. Buralarda yaptığı güreşlerde; Fransızların ve İngilizlerin, ihtirasla karşısına çıkardıkları tüm rakiplerini ezerek yener.
Sonra; Amerika’ya geçilir. Burada da; yeni dünyanın, insan azmanı rakiplerini; birer ve bazende ikişer ikişer yener. Sırtı yere gelmez.
Günümüzde; güreş sporunu yapan ve sırtı yerden kalkmayan sporcularımız, umarım güreş sporunun bu şanlı geçmişindeki kahramanı tanıyorlardır.
Yazının Devamını Oku »

BİZİM ZAMANIMIZDA…

MASALLARIMIZ ÇALINDI ÖNCE…
Maviye çıkardı çocukluğumuz.
Ne yana dönsek umut, kime tutunsak vefa…
Çaldılar ceplerimizden çocukluk ruhumuzu.
Öksüz kaldı saksıda çiçek, bedende ruh, şiirde kelime…
Attila İlhan’ın “o eski heyecan ölür” dediği dizeye sarılıyorum sımsıkı.
Ölmemeliydi heyecan. Profesyonelleşmemeliydi insan.
Amatör kalmalıydı sevgi.
Düzene alışmaktı çünkü profesyonellik, eyvallah çekmekti her şeye.
Oysa amatörlük sıkı işçilik demekti.
Yazının Devamını Oku »

EFLATUN’A SURMUŞLAR…

EFLATUNA SORMUŞLAR…

“Dünya nasıl düzelir?

” Cevap: “Filozoflar (başkanlar, cumhurbaşkanları, başbakanlar) kral ya da krallar filozof olunca…”

Tekrar sormuşlar:

“İnsanların sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir?”

Eflatun tek tek sıralamış:

1. “Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ama büyüyünce çocukluklarını özler, geri dönmek isterler…

2. “Para kazanmak için durup dinlenmeden çalışır, bu uğurda sağlıklarını yitirirler. Sonra, yitirdikleri sağlıklarına tekrar kavuşmak için, eskiden sağlıklarını kaybetme pahasına kazandıkları tüm paralarını doktora, ilâca, kaplıcalara, yatırırlar…

3. “Yarınlarından öyle derin endişeler duyarlar ki, bugünü yaşamayı unuturlar. Dolayısıyla hem bugünü, hem de yarını kaçırırlar…

Yazının Devamını Oku »

“BEN SENİN CEMAZİYELEVVELİNİ BİLİRİM”…

“BEN SENİN CEMAZİYELEVVELİNİ BİLİRİM” SÖZÜ NEREDEN GELİYOR ?…
‘Ben senin cemâziyelevvelini bilirim’ deyimini sık sık duyarsınız.
Gördüm ki bu meşhur deyimin anlamının bilen pek yok. Sizin için araştırdım:

Cemaziyulevvelin halk arasındaki kullanımıdır. Bir kişinin geçmişiyle ilgili olumsuzluklarını anlatmak anlamını içerir.
Özellikle kişinin geçmişteki kötü hallerine bu deyimle vurgu yapılır.
Bu deyim; ben senin geçmişini bilirim, anlamında kullanılır.
Bu meşhur deyimin bir de hikayesi vardır:
Osmanlılarda arşivciliğe büyük önem verilir ve devlete ait her belge titizlikle saklanırdı.
Şimdiki gibi dosyalama düzeninin olmadığı o dönemde devlet dairelerinde bu iş için çuvallar kullanır ve her aya ait biriken belgeler bir torbaya doldurarak korunur üzerine evrakların ait olduğu ayın adı yazılırdı. Sene sonunda on iki tane olan evrak torbaları arşive kaldırılırdı.
Arşive kaldırılan belgelerin birbirine karışmamasının ve arandığı zaman kolay bulunabilmesinin sağlanması için torbaların üzerine iri yazı ile ait olduğu ayın adı yazılır, bundan sonra torbalar mahzene indirilip, orada sıraya konulurdu.
Yazının Devamını Oku »

EY GÜZEL ALLAH’IM !…

KÖPEKCİ SAVCI
 Korkudan herkesi titreten bir savcıydı. O devir öyle bir devirdi.
Tek parti CHP devri. Hukuk CHP ileri gelenlerinin söylediği şeylerdi. Onlar herşeyi bilir, her şeyi doğru yaparlardı.
CHP il başkanları aynı zamanda o ilin valisi idiler.
İşte böylesine hukukun yerlerde süründüğü günlerde Ankara’dan sırtı pek bir savcı İzmit’te kendi çapında hüküm sürüyordu.
Astığı astık, kestiği kestik bir savcı olarak ün salmıştı yörede. İstediği kişiyi adliyeye çeker, eşşek sudan gelinceye kadar döverde yine de kimsenin gıkı çıkmazdı, çıkamazdı.
Bir pazar günü, şehrin eşrafından üç-beş kişiyi etrafına topladı. Bir çay bahçesinde sohbete daldılar. Daha doğrusu o savcı sohbete daldı.
Yazının Devamını Oku »

BURAYA NASIL DÜŞTÜN?…

BURAYA NASIL DÜŞTÜN?
Geneleve gitmişti. Odaya girdiğinde kadına acıyan gözlerle baktı ve sordu:
– Sen buraya nasıl düştün?
Bu defa acıma sırası kadında idi, muhatabına baktı, baktı ve:
– Benim hikayem uzundur dedi. Sen buraya nasıl düştün?.
*
Doğrusu tuhaf bir hoca idi. Çevresinde ilmine güvenilir ve dini konularda görüşüne başvurulurdu. Ama aynı zamanda da kahveden çıkmaz, oyun oynardı.
Yine bir gün okey oynadığı bir sırada bir grup insan gelerek bir konuda görüş almak istediler.
Yazının Devamını Oku »

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(6. GÜN)

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(6. GÜN)
Bugünkü program yine çok güzel..
6.Gün: OF UZUNGÖL- TRABZON: Sabah kahvaltımızın ardından Of Çaykara üzerinden1300m yükseklikte bulunan Uzungöle varış. Göl etrafında yürüyüş sonrasında yöresel öğle yemeği Yol üzerindeki kiremitli köprüde fotoğraf molası sonrasında Trabzon a hareket.. 13.yy Bizans kilisesi olan Ayasofya Müzesi`ni ve fresklerin gezilmesi. Fatsa’ya varış.. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde
————————————————————————————————————————————————
“UZUN GÖL”..
Trabzon’a 99 km ve Çaykara ilçesine 19 km uzaklıkta, deniz seviyesinden 1090 m yükseklikte bulunuyor Uzungöl…Dik yamaçları ve muhteşem orman örtüsü ile Alplerin güzelliğini geride bırakmıyor Uzungöl inanın.
Vadinin ortasında bulunan ve yamaçlardan düşen kayaların Haldizen deresinin önünü kapatmasıyla oluşmuş…Gölün”Uzungöl” olarak anılmasından sonra, çevreye de aynı ad verilmiştir. Özellikle yakınındaki “Şerah” köyünün yöreye uygun tarzda yapılmış eski ahşap evler, doğanın güzelliğini tamamlar özellikte..

“AYASOFYA MÜZESİ”..
Trabzon Ayasofya Kilisesi İstanbul’un Latinler tarafindan işgal edilmesinden sonra kaçan ve Trabzon’da 1204 yılında yeni bir devlet kuran Kommenos ailesinden Kral I. Manuel (1238- 1263) tarafından 1250- 1260 yılları arasında yaptırılmış olan manastir kilisesi. Ayasofya adı “Kutsal Bilgelik” anlamina geliyormuş. 1868 I. Dünya Savaşı yıllarında Ruslar tarafından işgal edilen Ayasofya, askeri karargah, hastane, depo ve savaştan sonra yine cami olarak kullanılmış. Kuzey, batiı ve güneyinde revakli üç kirişi bulunmaktadir. Yapı ana kubbenin üzerine degişik tonozlarla örtülmüş ve çatıya farklı yükseltiler verilerek kiremitle örtülmüş..
Üstün bir işçiliğin görüldüğü taş plastiklerde Hıristiyan sanatının yanı sıra Selçuklu Dönemi İslam sanatının da etkileri görülüyor..
Binanın en görkemli cephesi güneyi.. Burada Adem’le Havva’nın yaratılışı kabartma olarak bir friz halinde anlatılmış..
Trabzon Ayasofya Müzesi, Trabzon’un Yenimahalle semtinde bulunan tarihi müze..Fatih Sultan Mehmed’in 1461 yılında Trabzon’u fethiyle camiye çevrilmiş ve vakıf eseri olmuş..

ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR  (6.GÜN) ………RESİMLER
http://www.facebook.com/media/set/?set=a.10150290336197842.342905.787072841

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ DEVAM EDECEK…

Çeşitli Makale ve Yazılarım için:
http://www.turklider.org/TR/DesktopDefault.aspx?tabid=1583 da ” Haluk Cangökçe Gözüyle”

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ ..(7. ve SON GÜN)

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ ..(7. ve SON GÜN)
Bir haftalık “Şehir Şehir Karadeniz ve Yaylalar” Turunun bugün son günü..Ankara’ya dönüş yolculuğuna başlıyoruz..Turun ikinci günü Samsun’ un simgesi sayılan, Atatürk heykelini görecek ve toplu resim çektireceğiz…
Bugünkü program şöyle…
7.Gün: AMASYA-ÇORUM-ANKARA-: Sabah kahvaltımızın ardından Amasya’ya hareket. Amasya’ya varış. Öğle yemeği- saraydüzü kışlası. Amasya Müzesi Hazeranlar Konağı II. Beyazıt Külliyesi’nin gezilmesi. Amasya minyatürünün gezilmesi  Efsanelere konu olan Ferhat ile Şirin Su Kemerleri’nin görülmesi Çorumda leblebi alışverişi için mola. Ankara’ya hareket. Gerekli molalarla Ankara’ya varış.
———————————————————————————————-“AMASYA”…
Amasya şehrini ilk kuranlar Amazonlar’mış. Amazon kraliçesi Amasis, Karadeniz kıyılarından aşağı inmiş, Amasya’nın bulunduğu yeri beğenerek bir şehir kurmuş, adına ” Amasis şehri” demek olan “Amaseia” demişler. Bir söylentiye göre de, bir zamanlar buradaki dağlarda elmas madeni işletilirmiş, bundan dolayı şehre “Elmasiye” denmiş, bu ad zamanla Amasya olmuş. Şehrin adının Amasya’yı fetheden Danişmend Ahmed Gazi’nin karısı “Ümmü Asiye” den geldiğini, Ümmü Asiye’nin Amasya’da oturduğunu söyleyenler var. Fakat, Amasya, Danişmend Gazi’nin burayı fethinden önce de “Amasea” adıyla tanınan, bilinen bir şehir… Yazının Devamını Oku »

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(5. GÜN)

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(5. GÜN)
Yine görselliğin bol olduğu bir gün bizi bekliyor. Program şöyle…
5.Gün: FIRTINA VADİSİ-TAR DERESİ-PALOVİT-ZİLKALE-RAFTİNG-ÇAMLIHEMŞİN-AYDER:
Sabah kahvaltımızın ardından Fındıklı’da Çağlayan Köyünün ziyareti ve sonrasında Ardeşen üzerinden dünyada korunması gereken 200 ekolojik bölgeden bir tanesi olan Fırtına Vadisine giriş. Yolumuz üzerindeki Ülkemizin en çok yağmur alan ve çay üretim merkezi olan Rize’ye hareket Çamlıhemşin’de(VİCE) verilecek kısa molanın ardından Fırtına Vadisi’ne varış. Şen yuva(Çinçiva).  Kemer Köprüsü Sarp kaya kütlesi üzerinde kurulu olan ve konumu ile insanı hayretler içerisinde bırakan Zil kale’nin ve akabinde Köprüsünün görülmesi, Sarp yamaçları ile şelaleler Vadisi olarak bilinen Palovit Vadisinin takiben Palovit şelalesinin görülmesi… Fırtına deresi kenarındaki restoranda Öğle yemeği akabinde rafting yapmak için serbest zaman. Tar Deresi’ne varış. Yörenin en yüksekten akan Göksu (Bulut) şelalesinin görülmesi deniz seviyesinden 1450m yüksekte bulunan Ayder Yaylasına varış. Gelintülü Şelalesi, Kalegon mevkiinin gezilmesi ve serbest zamanın ardından Otelimize hareket. Akşam yemeği sonrası otelde yöresel bir çalgı olan tulum eşliğinde horon.
————————————————————————————————————————————————
“FINDIKLI ÇAĞLAYAN KÖYÜ”…
Çaglayan Köprüsü (Fındıklı), Köyün merkezinden geçen Abu Deresi üzerinde kurulmuş. Bölgedeki yaygın taş köprülerden birisi.. Tek bir kemer gözünden oluşuyor. Son yillarda kullanılmayan köprünün korkulukları yıkılmış. Yapıldığı tarih bilinmemektedir. (1901 yılında inşa edildiği söylenmektedir)…
Eski adıyla Çinçiva Köprüsü bölgenin en eski taş köprülerinden birisi imiş Tek bir kemerle Fırtına Deresini geçyor. Köyün yaşlıları 1699 tarihli bir kitabenin, 1946 yılındaki bir selde kaybolduğunu söyledi bana. Yazının Devamını Oku »

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(4 GÜN)

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” TURU HİKAYESİ…(4 GÜN)
4.Gün: Programımız şöye…ÇAYELİ-HOPA-SARP-BORÇKA-KARAGÖL: Sabah kahvaltımızın ardından Ulu Önder Atatürk`ün vasiyetinin bir kısmını yazdığı Atatürk Köşkü `nü ziyaret ve sonra yol üzerinde geleneksel tahta tezgâhlarda dokunan bir Rize Bezi Fabrika Satış Mağazası`nda alışveriş imkânı. Sürmene’de ünlü Sürmene bıçakları hakkında bilgilendirme ve alışveriş ve Arhavi, Hopa üzerinden hareketle Sarp Sınır Kapısının görülmesi. Buradan Borçka’ya hareket Minibüslerle Karagöl’e hareket. Göl etrafında yürüyüş ve fotoğraf çekimi Borçka’ya hareket. Borçka’da bekleyen aracımızla otelimize hareket. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde.
————————————————————————————————————————————————
“ATATÜRK KÖŞKÜ”…
Trabzon’un Soğuksu tepesinde(merkezden 8 km) çam ağaçlarıyla çevrili bir bahçe içerisinde yer alıyor. Art Nouveu tarzındaki zarif konak kentin ileri gelenlerinden Konstantin Kapogiannidis için yapılmış..
Yapının inşaatı 1903 yılında tamamlanmış. Avrupa mimari tarzında inşa edilen köşk bodrum katıyla beraber 4 katlı taş bir bina…
Cephe özellikleri ve mekan düzenlenmesi modern. İç bölmelerde tuğla malzeme kullanılmış.. Ahşap doğramaların işçliği iyi. İç tesisatında o zaman için yeni sayılabilecek kalorifer, lavabo, ve banyo gibi tesisat kullanılmış.. Döşemeler karo mozaik, tavanlar ampir tarzda alçı süslemeli . İçerisinde orjinal Çin, Japon ve Austurya vazoları, o zaman son derece modern bir müzik dolabı, Osmanlı usulü sedef kakmalı sehpa, Avrupadan getirilmiş mobilyalar, heykeller v.s bulunmakta…
Sahibi ailesiyle birlikte mübadele zamanı (1923) Yunanistan’a gitmiş..1923 den sonra hazineye kalmış.
Atatürk ilk kez 15-17 Eylül 1924 tarihinde Trabzon’u ziyaretinde Belediye ve Genel müfettişliğe uğradıktan sonar Soğuksu çevresine otomobille kısa bir gezintide bukunmuş  ve bu gerzinti sırasında , Köşkü görüp orada bir sure dinlenmiş ve köşkü çok beğenmiş… Yazının Devamını Oku »

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR TURU” HİKAYESİ…(3. GÜN)

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR” Turumuzun bugün üçüncü günü..Şansımızdan yağmur yok. Zigana’ları tırmanıp, “KARACA” Mağarasını ziyaret edeceğiz. Daha sonra da Sumela Manastırını göreceğiz.
3.GÜN Programı şöyle…
SUMELA MANASTIRI-ZİGANA-GÜMÜŞHANE KARACA MAĞARASI: Sabah kahvaltımızın ardından Giresun’a hareket  açık olması durumunda Giresun Kalesi’nin görülmesi Yolumuz üzerinde bulunan eşsiz güzelikteki Harşit Vadisi manzaralarını fotoğraflayarak Kürtün üzerinden Göz kamaştırıcı zengin oluşumların bulunduğu ve oluşum yoğunluğu bakımından dünyanın en güzel 2. Mağarası Karaca Mağarası’nın ziyaret edilmesi.Zigana bir zamanlar ülkemizin en uzun karayolu tüneli olan Zigana tünelini görülmesi. Öğle yemeği sonrası ve Hamsi köy manzarası eşliğinde devam eden yolculuğumuz sonrası Altındere Milli Parkındaki Sümela Manastırı`na(Meryem Ana Manastırı) hareket. 300m orman içerisinden zigzaglar çizen yoldan manastıra varış isteyen konuklarımız medivenlerden isteyenlerde dolmuşlarla(ekstra) manastıra çıkabilirler Akşam yemeği ve konaklama otelimizde . Yazının Devamını Oku »

“ŞEHİR ŞEHİR KARADENİZ VE YAYLALAR TURU” HİKAYESİ…(2. GÜN)

Gezimizin 2. gün programı şöyle…

2.Gün: SAMSUN-TERME-BANDIRMA-FATSA-ORDU-YASON-BOZTEPE: Sabah kahvaltımızın ardından Samsun’a hareket. Samsun’da ilk adım Anıtı, Bandırma Vapuru, görüldükten sonra termede öğle yemeği sonrasında Ordu’ya hareket. Yason Burnunu gezileri sonrası Perşembe ilçesini takiben Ordu’ya varış Ordu Boztepeden muhteşem ordu manzarasını izledikten sonra Otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde

———————————————————————————————

*SAMSUN “İLK ADIM ANITI”…
İlk İlkadım Anıtı 19 Mayıs 1919’de Atatürk’ün Samsun’a ilk ayak bastığı yerde 19 Mayıs 1969 yılında yapılmış.
Anıtın öndeki üçlü figürü, Atatürk ve beraberindekilerin Samsun’a, Bandırma Vapurundan inerek kıyıya ilk ayak basışlarını simgelerken Kurtuluş Mücadelesinin buradan başlatıldığını ifade etmekte..
“İlk Adım” anıtı. Mustafa Kemal’in Milli Mücadeleyi başlatan ve bir ülkenin kaderini değiştirecek olan, Samsun şehrine ilk adımını temsil ediyor bu anıt. Meydanda Atatürk’ün Samsun halkıyla ilgili görüşlerinin yazılı olduğu tabelalar var.

Yazının Devamını Oku »