Takvim
Nisan 2012
P S Ç P C C P
« Mar   May »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

TARİHTEN KAÇMAK !…

TARİHTEN KAÇMAK SEVDASINA, 28 MAYIS 1927 TARİH VE 1057 SAYI İLE ÇIKARTILAN KANUN…

(“Tarihimizi çöp tenekesine atma” kanunu. O kadar şedit, o kadar garabet, o kadar hunharca!)

Osman Öndeş’in “Vahdeddin’in sırdaşı Avni Paşa Anlatıyor” kitabının 16’ncı sayfasında yine çıktı karşıma.

Hazır yeri gelmişken söyleyeyim; bu kitabı mutlaka okuyun.

Milli Mücadele’yi başlatması için Mustafa Kemal Paşa’yı Anadolu’ya gönderenin kim olduğunu esas kaynağından öğrenin. Ve görün kimmiş vatan haini, kimmiş sahte kahraman?

Lafın dümenini biraz daha bu tarafa kırarsak hiç çıkamayız; iyisi mi biz mahut kanuna dönelim.

TBMM tarafından 1927’de kabul edilen, “Türkiye Cumhuriyeti Dahilinde Bulunan Meban-i Resmiye-i Milliye Üzerinde Tuğra ve Methiyelerin Kaldırılması Hakkındaki 1057 nolu kanun”dur bu. Binaların üzerinde bulunan Osmanlı tuğraları ve kitabeleri sökülecek yahut gizlenecekti.

Hulasa, tarihimiz, kanun namına kazınacaktı. Kazındı da! Osman Öndeş’e kulak vermenin tam vaktidir:

“Neticede İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki tabyalara, günümüzdeki İstanbul Valiliği olan Babıâli’nin giriş kapılarının iki yanındaki saçakları altındaki tuğralara, sıbyan okullarına, her biri ecdad yadigarı ve kent yaşamının mimari süsü ve değeri olan çeşmelere, maksemlere değin ne kadar eser varsa birçoğunun tuğraları ve kitabeleri demir raspalarla kazınmak suretiyle yok edilmiştir…”

Atilla’nın atlarından daha beterdi elleri.

Eyüp Sultan’daki Ebussuud İlköğretim Okulu’ndaki kitabeden İstanbul Üniversitesi’nin kapısındaki (büyük hattatlarımızdan Mehmet Şefik Efendi marifeti) tuğra ve kitabeye kadar uzandıkları her yeri tarumar ettiler.

Ebru ve hat sanatı deyince akla gelen isimlerden Prof. Uğur Derman, “Dünyada bizden başka ülkelerde de yeni cumhuriyetler kurulmuş” demişti, “Geçmişleriyle bağlarını bu kadar koparmamışlar…”

Hocamız bir bilim adamına yakışır soğukkanlılıkla böyle konuşuyor; biz daha dik konuşacak, “Geçmişimizle bağlarımız demir raspalarla kazındı” diyeceğiz.

Yeryüzünün en tuhaf tarihi eser kaçakçılığıdır bu! Sadece tarihimizi unutturmak için yapılmıştır çünkü.

Tarihten kaçmak sevdasına dilimiz (alfabemiz) de değiştirildi. Cemil Meriç üstadımız “Argo kanundan kaçanların dili, uydurma dil tarihten kaçanların” demişti.

Dinden kaçmak için de ellerinden gelse tarihimizi topyekûn imha edeceklerdi.

Korkunçtu korkunç!

 O kadar ki, Kazım Karabekir, Fethi Okyar ve Gazi Paşa’ya, “Türk milleti ne dinsiz olur ne de Hıristiyan(…) Bizi silah kuvvetiyle parçalayamayan düşmanlarımız görüyorum ki artık fikir kuvvetiyle mahvedecekler…” demek zorunda kalmıştı.

Alıntı: Salih Tuna

Yanıt Yazın